385 kez görüntülendi.

Ya Mana Ya İnfiâl

Medeniyet, her daim tanımlanmaya çalışılmış bir kavram, bir mefhum olarak karşımıza çıkmaktadır. Mefhum diyoruz çünkü medeniyetin çok katmanlı anlamsal bir yapısı vardır. Medeniyet; fikri, eylemi ve bu ikisinin inşa ettiği değerleri kapsar. Bu yapı, medeniyetin bir cümle ile tanımlanmasını güç hâle getirmektedir. Nitekim tarih boyunca yapılan medeniyet tanımları, başka düşünürler tarafından ya eksik bulunmuş ya da hiç kabul edilmemiştir.

Yazımızın amacı medeniyetin metafizik bir temeli olduğunu; yalnız maddi bir kavrayıştan müteşekkil olmadığını savunmak ve eğer böyle vazedilirse ne gibi infiallere yol açacağını göstermektir.  

Medeniyet kelimesi İngilizce “civilization” kelimesinin karşılığıdır. Kelime, şehir manasına gelen Latince “civitas” sözcüğünden türemiştir ve nezaket, iyilik, incelik ve kibarlık gibi manaları da karşılar. Yunanca şehir manasına gelen “polis” kelimesi de bu gibi manaları taşır. Bizim kullandığımız kelimenin kökü Arapça şehir anlamına gelen “medîne”den türemiştir. 19. yüzyıldan sonra dilimize giren medeniyet kelimesi de sözcüklerde “te’dîb-i ahlak- zariflenme” olarak tercüme edilmiştir.  Kelimenin kökünde de bu gibi manaların bulunduğunu hadislerden anlıyoruz.[1] Yemen Hadisi olarak bildiğimiz hadisin şerhlerinde Hz. Muhammed’in (s.a.v) Yemenlileri övmesinin nedeni, onların güzel huyları ve yumuşak yapıları olarak izah edilir. Bu halleri ise şehir hayatı yaşamalarına bağlanır. Kelimenin farklı dillerdeki ortak manası zarafet, ahlak, iyilik gibi yüce vasıflardır. Manevi yönlere vurgu yapan bu kelimenin maddeye indirgenmesi olanaksızdır.

Medeniyet maddeden, şehirleşmeden ve teknolojik ilerlemeden öte; mana, insan-tabiat ilişkisi ve muayyen bir varlık tasavvurunu ifade eder. Bir estetik duyar, yaşam biçimi ve dünya görüşüdür. Aleme karşı tutum meselesidir. Medeniyet, sahih bir varlık tasavvuru ile insan ve tabiat arasındaki ilişkiyi anlamlandırmak demektir. Fakat bu maddi alemden îtizal olarak anlaşılmamalıdır. İnsan, varlık tasavvuru ve dünya görüşü çerçevesinde tabiat ile olan ilişkisini düzenler. Şehir, teknoloji, teknik ve sanat belli bir dünya görüşünün tezahürleridir. Onlar medeniyetin tamamlayıcı unsurlarıdır. Ancak medeniyet onların bir toplamı veya bizatihi kendileri değildir. Onlara ahlakî olarak yaklaşmayı ifade eder. Medenilik, insanî ve ahlakî bir tutumu ifade eder; medeniyet ise bunların sonucu olarak ortaya çıkan fikri ve fiziki düzeni.[2]

Medeniyetlerin metafizik bir temele ve manaya ihtiyaçları vardır. Seküler bir medeniyet tasavvuru oluşturmak, ahlakî ve aklî öğeleri devre dışı bırakmak demektir. Bu da kavramın temelinden kopmasına ve anlamını yitirmesine sebep olur. Medeniyet seviyesi teknolojik ilerlemeyle ölçülür hâle gelir. Manevî yönü ağır olan bir kavram maddî aleme indirgenmemelidir.  

Batı, Aydınlanma sonrası dinden sıyrılırken daha üst bir kavram olarak gördüğü “medeniyet”e sığındı. Onu, dinin yerine kullanılan temel bir kavram olarak vazetti. İsmet Özel, Üç Mesele isimli eserinde bu zaviyeden medeniyet kelimesinin yüceltildiğini savunur.[3] Freud da kelimenin derin duyguları bastırmak için icat edildiğini söyler. İsmet Özel ve Freud’un yaklaşımı bize Batı medeniyet tasavvurunda bir yanlışlık olduğunu gösteriyor. Buradaki yanlışlık, bir metafizik boşluğun olmasıdır. Kavramı bu sebepten dolayı reddettiler. Biz reddetmiyoruz. Kavramın özündeki metafiziğe ve boşluğu halinde olabileceklere dikkat çekmek istiyoruz.

Avrupa, bu metafizik sıyrılmanın oluşturacağı boşluğu doldurmalıydı. Bununla beraber sömürgeciliğin de fikri altyapısı oluşturulmalı ve vicdanlara su serpecek bir yol bulmalıydı. Klasik Hristiyan düşüncesine ters olan bu sorunu medeniyet kavramını seküler hâle getirmekle çözdüler. 19. yüzyılda Avrupalı devletler teknik olarak kendileri kadar gelişmemiş halkları köleleştirirken medeniyet kavramına sığındı. Yaptıklarını bu şekilde meşrulaştırmaya çalıştılar. ABD de Irak’ı işgal ederken oraya demokrasi götürdüğünü söylemişti.  

 Medeniyetlerin gelişmişlik seviyesini modern ilerlemeye, hukuka ve sisteme indirgemek, bunlara sahip olmayan insanları vahşi varlıklar olarak görmeye sebep olur. Bu durum Batı toplumuna kendini üstün görme hakkı tanımıştır. Örneğin Jeremy Bentham gibi düşünürler Avrupa’nın geri kalmış toplumlardan üstün olduğunu savundu. Bu da ABD’nin Irak’tan, İngiltere’nin Hindistan’dan, Almanların da Yahudilerden üstün olduğu anlamına geliyordu. Böylece bu devletler gerek demokrasi gerekse hukuk ve düzen götürme gerekçesiyle emellerini yerine getirdiler.

Medeniyetlerin gelişmişlik seviyesini bilime indirgeme, Batılı olmayan toplumların medeni olabilmesi için Batılıya benzemesi gerektiği demekti. Çünkü bilim ve teknoloji orada ilerlemişti. Bunun dışındaki insanlar yüce ahlakî değerlere de sahip olsalar bilim ve teknolojiden uzak oldukları için yabani sayıldılar. Gerald Heard’ın “Medeni insanlar ile artık sanayileşmiş insanları, mekanize olmuş toplumları kastediyoruz” sözü bunun kesin delilidir.[4] Bu da Avrupa merkezcilik ve sömürge için medeniyet kavramının araçsallaştırılması anlamına geliyordu.  

Bu anlayışın sonuçlarını Irak Savaşı bize göstermektedir. Savaşta 115.000 civarında Iraklı sivil savaş nedeniyle hayatını kaybetti. Bu tahmini bir sayı olmakla beraber bu sayı başka 600.000’e kadar çıkarılmaktadır.[5] ABD sözde bu operasyonu bir medeniyet inşası için yapmıştı.

1781 yılında, Afrika’dan Amerika kıtasına köle olarak getirilmesi planlanan siyahîlerin doldurulduğu gemi yaklaşık 500 insanın üst üste istiflenmesiyle hazır hâle getirilmişti. Ancak geminin büyüklüğüne göre toplam yolcu sayısı fazlaydı. Yolculuğun sonuna doğru bir fırtına çıktı ve gemi rotasından çıktı. Geminin hem rotasına oturması hem de dengesinin sağlanması için yolculardan bir kısmını birbirlerine zincirleyerek okyanusa attılar. O dönemde ölen köleler için sigorta şirketleri meydana gelen zararları karşıladığı için kaptan ve mürettebat da hem sigortadan para almak hem de geminin güvenliğini sağlamak adına bu çözümü bulmuşlar ve tereddüt etmeden de uygulamışlardı. Gemi kıyıya vardığında gemide toplam 200 köle bulunuyordu. Yani 300 siyahî okyanusa atılmıştı. Sigorta şirketinden para almak için kapıyı çalan kaptan, 300 köle kaybının telafi edilmesini isteyince rakamı çok bulan şirket bir araştırma yapar ve işin aslı böylece ortaya çıkar. Ünlü İngiliz ressam William Turner bu manzarayı resmetmiştir.[6]

Batının kendini üstün görmesi tarihin bir başka kara lekesi olan “İnsan Bahçeleri”ni doğurmuştur. Bu bahçelerde “gelişmemiş” insanlar sergileniyordu ve özellikle ABD’de popüler bir faaliyetti. Fuarlarda bu insanlar sergileniyor ve ziyaretçiler büyük ilgi gösteriyordu. Özgürlük ve eşitliğin sembolü Fransız Devrimi’nin yüzüncü yılı hasebiyle Paris’te bir “Zenci Köyü” kurulmuştu. Bu faaliyetler Avrupa insanına neden üstün olduğuna dair bir gerekçe sunma çabasıydı.[7]

Ekonomik üstünlüğü bir medeniyet ve hatta ırk üstünlüğü olarak görmenin bir diğer neticesi hiç şüphesiz Holokost’tur. Milyonlarca insanının sırf Yahudi olduğu için öldürülmesi Avrupa’nın medeniyet tasavvurunun oluşturduğu bir sonuçtur.

İnancımız bize dünya hayatının bir eğlenceden ibaret olduğunu söyler. Fakat bu dünyadan sıyrılmamız manasına gelmez. Biz, alemden kaçmaz ve onu tahakküm altına almayız. Varlık tasavvurumuzda onu doğru yere oturtmaya gayret ederiz. Ona köle de olmadan onu insanlığın hayrına sunmaya çalışırız. Bu anlayış birçok vakfın kurulmasını sağlamış, dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlara umut olan devletler tesis etmiştir. Adalet sistemi ile haklıya hakkını vermek ve hakkı olmayandan da hakkı almıştır. Medeniyet, ancak mana ve alemin, fizik ve metafiziğin uyumu ile inşa edilebilir.


Notlar 

[1] Şahyar, Ayşe Esra, “‘İman Yemenlidir, Hikmet Yemenlidir’ Hadisi Üzerine Din, Şehir ve Medeniyet İlişkisi Bakımından Bir Değerlendirme”, Hadis Tetkikleri Dergisi, 2012.

[2] Kalın, İbrahim Barbar Modern Medeni, İstanbul: İnsan Yayınları, 2018, s. 29.

[3] Özel, İsmet, Üç Mesele: Teknik, Medeniyet, Yabancılaşma (İstanbul: TİYO, 2013) s. 109.

[4] Heard, Gerald Man the Master (New York: Harper and Brothers, 1941) s. 25

[5] http://www.aljazeera.com.tr/haber-analiz/irak-savasinin-degerlendirmesi

[6] https://www.tarihlisanat.com/william-turner/

[7] https://www.haberturk.com/gundem/haber/1016787-insan-hayvanat-bahceleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir