115 kez görüntülendi.

Kanonik İncillerde Hz. Meryem’in Hamileliğine Dair Naslar ve Bunların Kur’an Işığında Değerlendirilmesi

Hz. Meryem, Kur’ân’ın muhtelif pasajlarında zikri geçen, adı bir sureye verilen, Kur’ân’da ismi geçen tek kadın olan ve de birçok farklı sıfatla Allah’ın övgüsüne mazhar olmuş bir şahsiyettir. Hz. Meryem’in iffeti[1], dosdoğru oluşu[2] gibi kişilik özellikleri ve örnek yönleri Kur’ân’ın farklı yerlerinde zikredilmektedir.

Hz. Meryem, başta Hristiyanlık olmak üzere Yahudilik ve İslam’da önemli bir karakterdir. Şüphesiz hayatının en ilginç olayı, baba faktörü olmadan Hz. İsa’ya hamile kalmasıdır. Temel kaynak Kurân-ı Kerîm olmakla birlikte bu mucizevi hamileliğin ürünü olan Hz. İsa’nın Hristiyanlık açısından önemi nazar-ı itibara alındığında, bu konuda Kanonik sayılan İncillerin verileri de önem arz etmektedir.

Beşer olmanın ilk hasleti bir anne tarafından dünyaya getirilmektir. Bu anlamda İnciller Hz. İsa’nın Hz. Meryem’den olma olduğunu haber vermektedirler. İlk yazılı İncil olan Markos ile Hz. İsa’nın tanrısallığına vurgu yapan Yuhanna İncilleri’nde Hz. Meryem’in hamileliği ve doğumu ile ilgili hiçbir bilgi verilmemektedir. Diğer iki İncil olan Matta ve Luka’da ise konuya dair çok az bilgi bulunmaktadır. Matta ve Luka incelendiğinde Hz. Meryem’in hamileliği ve doğumu ile ilgili pasajlar şöyledir:

“İsa Mesih’in doğumu da şöyle oldu: Annesi Meryem, Yusuf’la nişanlanmıştı. Ama evlenip birleşmelerinden önce Meryem’in Kutsal Ruh’tan gebe kaldığı anlaşıldı. Meryem’in nişanlısı Yusuf, doğru bir adam olduğu ve onu herkesin önünde utandırmak istemediği için ondan gizlice ayrılmak niyetindeydi. Ama böyle düşünmesi üzerine Rab’bin bir meleği ona rüyada görünerek şöyle dedi: ‘Davut oğlu Yusuf, Meryem’i kendine eş olarak almaktan korkma. Çünkü onun rahminde oluşan, Kutsal Ruh’tandır. Meryem bir oğul doğuracak. Adını İsa koyacaksın. Çünkü halkını günahlarından kurtaracak olan odur.’ Bütün bunlar, Rabb’in peygamber aracılığıyla bildirdiği şu sözün yerine gelmesi için oldu: ‘İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak. Onun adını İmanuel koyacaklar.’ İmanuel, ‘Tanrı bizimle’ demektir. Yusuf uyanınca Rab’bin meleğinin kendisine buyurduğu gibi yaptı ve Meryem’i eş olarak yanına aldı. Ne var ki, Meryem oğlunu doğuruncaya dek Yusuf onunla birleşmedi. Doğan çocuğun adını İsa koydu.”[3]

“O günlerde Sezar Augustus tüm Roma dünyasında bir nüfus sayımının yapılması için ferman çıkardı. Bu ilk sayım, Kirinyus’un Suriye valiliği zamanında yapıldı. Herkes yazılmak için kendi kentine gitti. Böylece Yusuf da Davut’un soyundan ve torunlarından olduğu için Celile’nin Nasıra kentinden kalkıp Yahudiye bölgesine, Davut’un kenti olan Beytlehem’e gitti. Orada, hamile olan nişanlısı Meryem’le birlikte yazılacaktı. Onlar oradayken, Meryem’in doğum yapma vakti geldi ve ilk oğlunu doğurdu. Onu kundağa sarıp bir yemliğe yatırdı. Çünkü handa kendilerine yer yoktu.”[4]

“Elizabet’in hamileliğinin altıncı ayında Tanrı, melek Cebrail’i Celile’de bulunan Nasıra adlı kente, Davut’un soyundan Yusuf adındaki adama nişanlı olan bir kıza gönderdi. Kızın adı Meyem’di. Onun yanına giren melek, ‘Ey Tanrı’nın lütfuna erişen kız, selam! Rab seninledir’ dedi. Söylenenlere çok şaşıran Meryem, bu selamın ne anlama gelebileceğini düşünmeye başladı. Ama melek ona, ‘Korkma Meryem’ dedi, ‘Sen Tanrı’nın lütfuna eriştin. Bak, gebe kalıp bir oğul doğuracaksın, adını İsa koyacaksın. O büyük olacak, kendisine ‘en yüce olan’ın oğlu’ denecek. Rab Tanrı ona, atası Davut’un tahtını verecek. O da sonsuza dek Yakup’un soyu üzerinde egemenlik sürecek ve egemenliğinin sonu gelmeyecektir.’ Meryem meleğe, ‘Bu nasıl olur? Ben erkeğe varmadım ki’ dedi. Melek ona şöyle cevap verdi: ‘Kutsal Ruh senin üzerine gelecek, en yüce olanın gücü senin üstüne gölge salacak. Bunun için doğacak olana kutsal, Tanrı oğlu denecek. Bak, senin akrabalarından Elizabet de yaşlılığında bir oğula gebe kalmıştır. Kısır bilinen bu kadın şimdi altıncı ayındadır. Tanrı’nın yapamayacağı hiçbir şey yoktur. ‘Ben Rab’bin kuluyum’ dedi Meryem, ‘bana dediğin gibi olsun.’ Bundan sonra melek onun yanından ayrıldı.”[5]

Matta’da Hz. Meryem’in hamileliği ile ilgili zikredilen pasajda onun Yusuf adında bir nişanlısı olduğundan bahsedilir. Bu kişinin Hz. Meryem’in akrabalarından Davud’un oğlu Yusuf olduğu burada belirtilse de bu kişi ve Hz. Meryem ile aralarında geçen olaylar hakkında Kurân-ı Kerîmde herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak bu pasajın içeriği ile Kurân arasında bazı benzer noktalar bulunmaktadır:

Bu noktalardan ilki, Hz. Meryem’in hamileliğinin kaynağı yahut failidir. Matta’da geçen “Çünkü onun rahminde oluşan, Kutsal Ruh’tandır” ifadesindeki Kutsal Ruhun etkisi ile, Kurân-ı Kerîm’de Cebrail’in ona Allah’ın ruhundan üflemesi[6] ve böylece hamile kalması arasında benzerlik göze çarpmaktadır. Bir diğer husus ise Matta’da Yusuf’a hitaben doğacak çocuk için “adını İsa koyacaksın” haberi ile, Kuran’da meleklerin Hz. Meryem’i bir kelime ile müjdeleyip, adının İsa olduğunu söylemeleri[7] arasında isim anlamında mutabakat bulunmaktadır.

Yukarıda Luka 2:1-7’de verilen ilk pasajda câlib-i dikkat tek noktanın Hz. Meryem’in ilk oğlunu doğurduğu bilgisi olduğu söylenebilir. Bu ifadeden Hz. Meryem’in Hz. İsa’dan sonra başka çocuklarının da olduğu anlaşılabilmektedir. Zaten Matta 12:46; Markos 3:31; Luka 8:19-20; Yuhanna 7:3-5’te geçen ifadeler de Hz. İsa’nın kardeşlerinin olduğu hususundaki kanaati doğrulamaktadır. Nitekim ilk dönem önemli kilise babalarından Tertullian ve diğer bazı yazarlar da İsa’nın kardeşleri olduğuna inanmaktaydılar.[8]

Doğu kilisesinin hâlâ sahip olduğu kanaate göre buradaki “kardeşler” ifadesiyle kastedilen kişiler Yusuf’un Meryem’den önceki bir evliliğinden olmuşlardır. Başka bir kanaate göre ise “ilk doğan” (Protevangelium) kelimesini batıda tek başına ifade edecek bir deyim bulunmadığından onlar bundan İsa’nın akrabaları, çok muhtemel olarak da kuzenlerinin kastedildiğini kabul etmişlerdir. Yusuf’un erken ölmesi nedeniyle Meryem’in, en yakın akrabalarıyla beraber kaldığına ve onların İsa ile büyümelerinden dolayı bugün İncillerde böyle bir ifadenin kullanıldığına inanılmaktadır.[9]

Luka’dan alıntılanan ikinci pasajda Kurân-ı Kerîm ile içerik açısından birkaç mutabık nokta gözükmektedir. İlk olarak, İncil’de Hz. Meryem’e melek Cebrail’in gönderildiği haber verilirken, Kur’ân Kerîm’de Hz. Meryem’e gönderilen “melâike” (3/45) ve “rûhanâ” (19/17) ifadeleri de müfessirlerin çoğunluğu tarafından Cebrail olarak yorumlandığı için iki farklı kaynaktan alınan bu iki bilgi arasında mutabakat bulunmaktadır. Yine, doğacak çocuğun isminin bildirilmesi anlamında Âl-i İmrân 45 ile Hz. Meryem’in Cebrail’den çekinmesi açısından da Meryem 18 ile benzerlik vardır. 

Zikredilen ve zikredilmeyen daha birkaç husus açısından Kur’ân ile arasında veri uyumu bulunan Luka’nın, özellikle “O büyük olacak, kendisine ‘en yüce olanın oğlu’ denecek. Rab Tanrı ona, atası Davut’un tahtını verecek. O da sonsuza dek Yakup’un soyu üzerinde egemenlik sürecek ve egemenliğinin sonu gelmeyecektir” ifadeleri için Luka’nın Kur’ân-ı Kerîm’den hiçbir referans bulma şansı yoktur. 

 

Kaynakça

[1]- Kur’ân-ı Kerim. İstanbul:İFAV Yayınları, 2015.

[2]- İncil.İstanbul: Yeni Yaşam yayınları, 1995.

[3]-Tümer, Günay, Hristiyanlıkta ve İslam’da Hz. Meryem, Ankara: Diyanet Vakfı Yayınları, 1996.


[1]Âl-i İmrân 3/47.

[2]Mâide 5/75.

[3]Matta 1:18-25.

[4]Luka 2:1-7.

[5]Luka 1:26-38

[6]Enbiya 21/91 ve Tahrim 66/12

[7]Ali imran 3/45 

[8]Tümer, Günay, Hristiyanlıkta ve İslam’da Hz. Meryem, Ankara: Diyanet Vakfı Yayınları, 1996, s. 109.

[9]Tümer, Hristiyanlıkta ve İslam’da Hz. Meryem, s. 109.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir