178 kez görüntülendi.

Julius Wellhausen’ın Belgesel Hipotezi

Wellhausen, 17 Mayıs 1844’te Almanya’da Protestan bir ailenin çocuğu olarak doğdu. 1865’de Göttingen Üniversitesi Teoloji Fakültesi’nden mezun oldu. Burada dinler tarihi ve teolojinin yanı sıra İbranice, Aramice ve Arapça öğrendi. 1870’de doçent, 1872’de profesör olarak atanan Wellhausen “Kilise ile bilimsel araştırmanın bağdaşmadığı” gerekçesiyle teoloji fakültesinden istifa ederek Felsefe Fakültesi’ne tayinini istedi. Biblikal Kritisizm alanında ilim dünyasında büyük yankı uyandıran Prolegomena to the History of Ancient Israel (Eski İsrail Tarihine Giriş) adlı eserini kaleme aldı. Uzun bir hastalık döneminin ardından 7 Ocak 1918’de Göttingen’de vefat etti. 

Wellhausen teoloji, tarih, filoloji gibi alanlarda uzmanlaşmış klasik şarkiyatçıların son temsilcilerinden biri olarak kabul edilebilir. Akademik hayatına Yahudilik Tarihi araştırmalarıyla başlamış ve çalışmalarını Eski Ahit, Yeni Ahit ve İslam Tarihi gibi geniş bir alana yaymıştır. Daha önce L. George, W. Vatke ve K. H. Graf gibi Eski Ahit araştırmacılarının öne sürdükleri tezleri, 19. yüzyıl tarihçilerinin tenkitçi tarih metodolojisine göre geliştirmiştir. Bu tezlere göre Tevrat tek bir dönemde ve tek bir kişi tarafından değil farklı dönemlerde farklı kişiler tarafından kompoze edilmiş derleme bir kitaptır. 

İlk olarak Jean Astruc, kendinden önceki araştırmacıların fikirlerinden istifade ederek Tevrat’ın asıl yazarını arama çabasına girmiştir. Araştırmaları neticesinde Tanrı için kullanılan isimlerden (Yahve ve Elohim) hareketle Tevrat metninin iki farklı yazarı olduğunu söyleyerek günümüz “belgesel hipotez”inin temellerini atmıştır. Ondan sonra gelen Karl David Ilgen ise Elohist metinler içerisinde farklı bir kaynağın daha olması gerektiğini iddia ederek bugün P olarak isimlendirdiğimiz kaynağa E2 demiş ve kaynak sayısını üçe çıkarmıştır.

Ilgen’in araştırmalarından etkilenen Alexander Geddes, Tevrat’ın birçok kaynaktan derlendiğini söyleyerek “parçalar hipotezi” isimli iddiasını ortaya koymuştur. Bunun üzerine Wilhelm de Wette, Tesniye kitabı üzerine yoğunlaşarak onun apayrı bir kaynak olduğunu savunmuştur. Böylece J ve E kaynaklarına bir de D kaynağı eklenmiştir. Hermann Hupfeld ise Ilgen’in öne sürdüğü E2 kaynağı üzerine yoğunlaşmış ve bu kaynağın E kaynağından tamamen farklı bir kaynak olduğunu söyleyerek ona P ismini vermiştir. Fakat Hupfeld daha sonra Graf tarafından çürütülecek bir iddia öne sürmüştür. Buna göre P kaynağı tüm bu kaynaklar arasında en eskisidir.

Graf ise yeni bir çalışma ortaya koyarak P kaynağının diğer kaynaklara nazaran daha geç bir tarihte oluşturulduğunu ispatlamıştır. Böylece Graf, onun izinden giden Wellhausen’ın öncüsü olmuştur. Zira Wellhausen da Hupfeld’in hipotezine karşı Graf ile benzer şüpheler taşıyordu. Elbette Graf, Wellhausen’ın etkilendiği tek kişi değildir. Wellhausen aynı zamanda üniversite hocası Ewald ve Kitab-ı Mukaddes araştırmacısı Vatke’den de etkilenmiştir. 

Tevrat’ın tek bir kaynaktan değil de dört farklı kaynaktan oluşturulduğuna dair çalışmalar bu şekildeydi. Nihai olarak bu dört kaynak, üzerinde çalışmayı kolaylaştırma amacıyla harflerle isimlendirildi. Tanrı’nın isminin Yahve olarak geçtiği metne J, Elohim olarak geçtiği metne ise E denildi.

Hukuki konuların yer aldığı ve yekün olarak en uzun metne İngilizce priest sözcüğünden hareketle P denildi. Son olarak içeriğinde Tesniye (İngilizce Deuteronomy) kitabının olduğu metne D denildi. Fakat buradaki tek sorun bu kitapları kimin yazdığı değildi. Neden dört farklı anlatım vardı? Yazarlar birbirlerinden haberdar mıydı? Bu metinler nasıl bir araya getirildi? gibi daha pek çok sorun vardı. Eski Ahit araştırmacıları ilk olarak bu metinlerin yazılış sırasını belirlemeye çalıştılar. K. H. Graf, Yahvist ve Elohist metinlerin tarihsel olarak en eski metinler olduğu sonucuna ulaştı. Çünkü bu metinlerde diğer metinlerdeki meselelere değinilmiyordu. Tesniye metni ise Yahvist ve Elohist metinden sonra yazılmıştı. Çünkü içeriğinde tarihsel olarak daha sonraki dönemlere değiniliyordu.

Son olarak P, yani Kahinler Metni ise en son yazılan kaynaktı çünkü Kitab-ı Mukaddes’in önceki kısımlarında bilinmeyen bir dizi konudan söz ediliyordu. Vatke de araştırmalarında Graf ile benzer sonuçlara ulaştı. Vatke’ye göre Tevrat metinlerini Musa’nın yazması şöyle dursun, Musa dönemindeki hayatın bir parçası bile olamazdı. Bu metinler olsa olsa Kitab-ı Mukaddes döneminin sonlarında yaşamış kişiler tarafından yazılmış olabilirdi. 

Hem gelenekçi hem de eleştirel bilim adamlarından bu düşünceye yönelik tepkiler gelse de Graf ve Vatke’nin düşünceleri yüz yıl boyunca Kitab-ı Mukaddes çalışmaları alanına egemen oldu. Bu görüşlerin unutulmayıp sürdürülmesi ise Julius Wellhausen sayesinde gerçekleşti. Wellhausen, Kitab-ı Mukaddes çalışmalarında etkili bir kişilik olarak karşımıza çıkar. Bununla beraber Kitab-ı Mukaddes’in yazarını tespit etmeye yönelik çalışmaların da başlangıcı değil sonudur.

Wellhausen kendinden öncekilerden çok farklı şeyler söylemese de onu özel kılan eski fikirleri kendisine ait pek çok araştırma ve çıkarımla destekleyerek açık ve düzenli bir sentez içerisinde sunmasıdır. Wellhausen, günümüzde “Dört Kaynak Teorisi” veya “Graf- Wellhausen Teorisi” olarak bilinen hipoteze kendinden önceki araştırmacılardan farklı olarak Tevrat’ın beş kitabına (Pentateuch) ilaveten Yeşu kitabını da dahil eder (Hexateuch).

Wellhausen’e göre Hexateuch’te, her biri kendine ait üsluba, ilgi alanlarına, olaylara bakış açısına, gramer yapısına ve kelime haznesine sahip dört ayrı edebi kaynak bulunmaktadır. Wellhausen da kendinden önceki araştırmacılar gibi Hexateuch’ün birçok yazar tarafından oluşturulmuş fakat tek bir kişi tarafından derlenmiş olduğunu kabul ediyordu. Buna göre Hexateuch’ü derleyen kişi J, E, D ve P metinlerini redakte edip kendi içerisinde uyumlu ve kronolojik tek bir metin haline getirmişti. Bu metinleri birbirinden ayıran başlıca özellikler üslup, konu ve en önemlisi Tanrı için kullanılan isimlerdi. 

Wellhausen 4 kaynağı kısaca şu şekilde açıklamıştır:

  1. J (Yahvist): Bu kaynakta Tanrı’nın ismi Yahve olarak kullanılmıştır. M.Ö. 950’lerde yazıldığı tahmin edilmektedir. Davud ve Süleyman’ın kurduğu krallık methedilir ve olaylar Güney Yahuda krallığı açısından değerlendirilir. Metin genelinde antropomorfizm dikkat çeker.
  2. E (Elohist): Bu kaynakta Tanrı’nın ismi Elohim olarak kullanılmıştır. M.Ö. 850’lerde yazıldığı tahmin edilmektedir. Yahvist metnin aksine, bu metinde antropomorfik unsurlara yer verilmemiştir. Bu metnin yazıldığı düşünülen tarihlerde hüküm süren Kuzey İsrail Krallığı M.Ö. 722 yılında düşünce güneye göç eden kuzeyliler Elohist metni yanlarında götürdüler. Kuzeyliler ve Güney Yahudalılar ileriki yıllarda metinlerini birleştirerek tek bir kaynak haline getirdiler.
  3. D (Deuteronist): Bu kaynağın yazarı, sadece Tesniye kitabını değil aynı zamanda Yeşu, Hakimler, Samuel ve Krallar kitaplarını da yazmıştır. Wellhausen’e göre bu kitap M.Ö. 622’de Kral Yoşiya döneminde yazılmıştır.
  4. P (Priestly Code): Babil sürgünü döneminde ve sonrasında kohenler tarafından yazıldığı düşünülmektedir. Yahudi cemaatinin yabancı topraklardaki sosyal ve dini hayatını düzene sokma amacıyla kaleme alınmıştır. Wellhausen’e göre tarihsel olarak en son yazılan kitap budur. M.Ö. 400’lü yıllarda bir kohen tarafından daha önceki kaynaklarla birleştirilmiştir.

 Sonuç olarak Kutsal Kitap Eleştiri geleneğini devam ettiren Wellhausen, ortaya koyduğu fikirler ve çalışmalarla bu alanda baş köşede yer almaktadır. Wellhausen’ın bu teorisi, sonraki Kitab-ı Mukaddes araştırmacıları tarafından da büyük kabul görmüştür. Eski Ahit Eleştirisi alanında çalışmalar yapan araştırmacıların çoğu, birkaç küçük farklılık dışında teoriyi olduğu gibi benimsemişlerdir. Dört Kaynak Teorisi ortaya çıktığı ilk günden bu yana bu alandaki egemenliğini sürdürmekte ve akademik çevrelerce de kabul görmektedir. 

 


 

Kaynakça 

[1] ADAM, Baki. Yahudi Kaynaklarına Göre Tevrat. Seba Yayınları, Ankara 1997.

[2] BAĞIR, Muhammed Ali. “Kutsal Kitap Eleştirisi: Eski Ahit Örneği ve Modern Dönem Öncüleri”, Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, S: 31 (Ocak-Haziran 2014), s. 279-310.

[3] FRIEDMAN, Richard Elliott. Kitabı Mukaddesi Kim Yazdı?. Çev.: Muhammet Tarakçı. Kabalcı Yayınevi, İstanbul 2004. 

[4] YETİM, Merve. Eski Ahit Eleştirisi ve Julius Wellhausen, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Sivas 2019. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir