348 kez görüntülendi.

Harikulade Yolculuklar | Kitap İnceleme

Harikulade Yolculuklar, Beytullah Mısır, Dava Adamı Yayınları, 2021.

Yazma uğraşının ne gibi güçlüklerle dolu bir yol olduğunu zannediyorum ki yazmaya cesaret eden herkes bilir. Bu güçlüklerin bir bir aşılması ve her an ortaya çıkacak yeni güçlülerin sindirici etkisine karşı dayanıklı olunması yazma uğraşının gerekleri arasında yer alır. Yazma edimi yalnızca görünür çıktıları olan bir yayın sürecine indirgenemeyecek kadar uzun bir zamansal akış çizgisini kapsar. Bu alanın temelinde üç unsurun varlığından söz etmek mümkün: yazar, metin ve okur. Yazar varlık karşısındaki etken ve edilgen bütün konumlarından faydalanarak dilin imbiğinden metni damıtmakla uğraşır. Metin ise sonsuz mümkün anlamlar sahasında belirlenmeye çalışılan bir anlamlar bölgesini içinde barındırır. Anlamlar bölgesinin belirlenmeye çalışıldığı anda okur devreye girer. Okur bu anlamı belirleme uğraşının işçisidir. Üzerine düşünüldüğünde metin ile okurun yüzleştiği anın anlam açığa çıkarmaktan çok anlamın peşinde koşmak, yakalamaya çabalamak olarak gerçekleştiğini görürüz. Anlam saklı ve örtük olanın kendini göstermesi belki hissettirmesi olarak okurun bu görüngü ve hislerine dayanan yorumuna indirgenemez muhakkak. Fakat okur kendi gördüğü ve hissettiği şeyin peşinde koşarak mümkün anlamlar alanının metin tarafından daraltılmış bölgesine bir yarık açarak yeni bir sonsuzluğun içine düşer. Bu düşüş yorumun geniş sahasınadır.

Okuma deneyimi her okur için biriciklik arz eder. Hangi kitap olursa olsun bu denli geniş bir deneyim alanı okura her zaman yeni yolculukların kapılarını araladığı için cazip gelmiştir. Okurun karşılaştığı güçlüklerin karşısındaki savaşı onu daha zor okuma deneyimleri için belki de güçlendirmektedir.

Günümüz Türk Edebiyatında her geçen gün daha da güçlenen bir tür olarak hikaye, yazın sahasında gittikçe büyüyen bir ilginin odağıdır. Hikaye hem hacim ve kurgu yönünden okura ağır yükler yüklememesi hem de okurun dimağında tat bırakarak bitivermesi sebebiyle genç kalemlerin sıkça başvurduğu bir yazın türü haline gelmiştir. Beytullah Mısır’ın ilk kitabı olan “Bir Kitapçı Çırağının Olağanüstü Hikayesi” ile “Harikulade Yolculuklar” adlı ikinci ve son yapıtı göz önünde bulundurulduğunda yazarın esin kaynakları ve yazın evreni hakkında çokça çıkarımda bulunmak mümkün gözükmektedir. Öncelikle bu iki eser birlikte mukayese edilerek incelenmeye muhtaçtır. Bunun öncelikli sebebi kurgu yönünden barındırdıkları benzerliklerdir. Yazarın son yapıtında yeni bir üslup ya da bir kurgu biçimi denemediğini görüyoruz. İki eser de birinci tekil şahıs ağzından anlatılmaktadır. Metnin kısa ve zaman bakımından geçmiş zamanın hikayesi ağırlıklı benzer çatılara sahip yüklemlerle inşa edildiğini görüyoruz. Bu cümlelerin metin içerisinde arka arkaya fazlaca yığılmasının her ne kadar okura bir kolaylık sağlasa da dilin çeşitli imkanlarından okurun mahrum kalmasına da sebep olduğunu söyleyebiliriz. Fakat iki hikayede de güçlü olan şeyin kurgu olduğunu görmekteyiz. Yazarın üslubunu geçmiş zaman kipiyle etken ve edilgen çatılarda dilbilgisi yönünden benzer cümleler belirlemektedir. Kelime seçiminde gündelik ve somut kelimeler ağırlıkla yer bulur.

Harikulade Yolculuklar kahramanın yaşadığı talihsizlikler üzerine kurguda Profesör adıyla geçen geçen doktora çözüm için başvurmasıyla başlıyor. Profesör karakteri yazarın önceki kitabının kurgusundaki Eşref amcayla benzerlik arz etmektedir. Profesör ve Eşref amca iki farklı kurguda da ana kahramanın mistik yolculuğunun giriş kapısını aralar. İki eserde de Doğu mistisizminin fazlaca etkileyici olduğunu ifade etmek gerekir. Belki Profesör ve Eşref amca da Doğu mistisizmindeki şeyh modeliyle benzer yönler taşımaktadır. Fakat iki karakteri de şeyh olarak nitelemek yanlış olacaktır. Yazarın bir tasavvufi hikaye kurgulamadığını görmekteyiz. Bu iki karakter sadece ana karakteri yolculuğa çıkarması sebebiyle bir tasavvufi hikayedeki şeyh rolü ile benzeşmektedir. İki kurguda da yazar bir yolculuk kurgular. İki ana karakter iki rehberin yol göstericiliğiyle iki yolculuğa çıkar.

Yolculukların karakteristiği ilk hikayede mekanlar üzerinden şekillenirken ikinci hikayede olaylar üzerinden şekillenir. Bir Kitapçı Çırağının Olağanüstü Hikayesi’nde İslam’ın kutsal mekanı olan Kabe veya diğer adıyla Beytullah’ta biten yolculuk İslam tarihi bakımından tarihsel öneme sahip diğer mekanlardan geçiyordu. Harikulade Yolculuklar ise Kur’an kıssalarından geçmektedir. Her kıssa ana karakterin, Profesör’ün yol göstericiliği ile çıktığı yolun uğrak noktasıdır. Her kıssanın ya da yolculuğun sonunda bir tarihsel kıssadan diğerine bir sembol ile karakterin geçmesi sağlanır. Bu semboller kıssalarda yer alan olaylara göre değişmektedir. Örneğin Korkusuz Düşünür bölümünde İbrahim peygamberin kıssasından diğer kıssaya geçiş balta sembolüyle gerçekleşmiştir. Bu semboller her bölümün başında da çizim olarak yer almaktadır. Belki İsa peygamberin sembolünün bir çarmıh olması daha etkileyici olabilirdi ama Hristiyanlık ile özdeşleşen bir sembole yazarın yer vermek istememesi tabi gözükmektedir.

Harikulade Yolculuklar’da ilk olarak Nuh peygamberin Kur’anî kıssasına konuk olur ana karakterimiz. Ardından sırasıyla İbrahim, Yusuf, Davut, Musa, İsa ve Muhammed peygamberlerin kıssalarına konuk olur. Bu kıssaların Kur’an’da yer aldığı şekliyle eserde yer bulduğunu görmekteyiz. İlgili ayetlerle mukayese edildiğinde açıkça yazarın bu hassasiyeti görülmektedir.

Eserin en sonunda Hakikat Güneşi kıssası Profesör tarafından anlatılmaktadır, bu kıssa tarihsel yolculuk olarak yer almaz.  Bu bölümden sonra Profesör’ün anlattığı şeylerden hareketle son sembolün Kur’an-ı Kerim’e atıfla bir kitap sembolü olduğunu anlıyoruz.

Hikayenin sonu hikayenin en başındaki alarmın çaldığı sahneyle birleştirilerek bütün bu yolculukların bir rüyada gerçekleştiği ifade edilmiştir.

Son olarak kurgunun farklı sanat dallarına da uygulanmasının mümkün olduğunu söyleyebiliriz. Sanat tarihi boyunca özellikle Batı sanatında kutsal metinlerde yer alan olayların resmedildiğini görmekteyiz. Yine aynı şekilde Türk-İslam sanatı içerisinde Miraç gibi hadiselerin miraciyelerle beraber kitaplaştırılan minyatür örneklerine rastlıyoruz. Mesnevi formunun içerik özelliklerinden bahsedilirken bir arayıştan, yolculuktan söz edilir. Yazarın yolculuklarının mesnevi edebiyatındaki arayışlarla en azından yazarın zihninde birleştiği kanaatindeyim. Belki de Harikulade Yolculuklar edebiyatımızın asırlardır muhafaza ettiği ve hala devam ettirdiği yol ve yolculuk hikayeciliğinin mütevazı bir sembolü olarak görülebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir