186 kez görüntülendi.

Doğuşundan Günümüze Nesturi Kilisesi

 

Bu eseri daha iyi tanıyabilmek adına ilk başta yazar hakkında kısa bir bilgi vermenin gerekli olduğunu düşünmekteyiz:

1990 yılında İzmir’de doğan Talha Fortacı, lisans eğitimini 2016 yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde tamamlamıştır. Yine aynı yıl Necmettin Erbakan Üniversitesi Dinler Tarihi bölümünde yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2017 yılı Aralık ayında “Nesturi Kilisesi (Başlangıçtan Günümüze)” adlı teziyle yüksek lisansını tamamlamıştır. 2018 yılı Ocak ayında Uludağ Üniversitesi’nde Dinler Tarihi Anabilim Dalında doktora eğitimine başlamıştır. Şu an Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi’nde Dinler Tarihi alanında araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır. Yazar aynı zamanda çeşitli internet sitelerinde ve yerel gazetelerde yazılar yazmaktadır.

Talha Fortacı’nın inceleyeceğimiz bu eseri, 2017 yılında hazırlamış olduğu “Nesturi Kilisesi (Başlangıçtan Günümüze)” adlı 144 sayfalık yüksek lisans tezinin kitaplaştırılmış halidir. Tezin danışmanlığını Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde çalışmakta olan Doç. Dr. Ahmet Aras yapmıştır.  2018 Şubat ayında çıkan ilk ve tek baskısı, Eskiyeni Yayınları tarafından yayımlanmıştır. 2007 yılında yayın hayatına başlayan Eskiyeni Yayınları sosyoloji, tarih, felsefe ve dinler tarihi alanlarında birçok eseri yayın hayatına kazandırmıştır.

Hristiyanlık tarihinde Mezhepsel anlamda en büyük bölünme 1054 yılında doğu ve batı kiliseleri arasında gerçekleşmiştir. Ancak Hristiyanlığın ilk dönemlerinden itibaren özellikle ilk beş asırda teolojik konularda bir takım ihtilafların olduğu bilinmektedir. Hristiyanlık tarihinde ilk ihtilaf 318-321 yılları arasında İskenderiye’de ortaya çıkan Arius i’tizalidir. İsa’nın Baba ile aynı özden değil benzer özden meydana geldiğini, bunun neticesinde İsa’nın bir Tanrı olmadığını ancak yaratılanların en değerlisi olduğunu savunan Arius’un fikirleri 321 İznik Konsili’nde reddedilmiş ve Arius aforoz edilmiştir. Arius’un ardından Hristiyanlık tarihindeki en önemli ayrışma Nestorius’un öncüsü olduğu Nesturi hareketidir. 5. yüzyılda Nestorius’un fikirlerinden dolayı Hristiyanlık büyük bir bölünmeye maruz kalmış ve birçok kilise ana gövde Hristiyanlık’tan ayrılmıştır. Ancak bu bölünmede Nestorius’un fikirlerinden doğan kristolojik tartışmaların yanında siyasi sebepler de önemli bir rol oynamıştır. Sonuçta Ermeni, Süryani, Kıpti ve Nesturi Kilisesi gibi bağımsız kiliseler ortaya çıkmıştır.

Ülkemizde Nesturi Kilisesi’nin doğuşunu, gelişmesini, inanç esaslarını ve ayin usullerini ele alan sistematik bir eser bulunmamaktadır. Genel tarih alanında konuyla alakalı birtakım çalışmalar yapılmıştır. Ancak yapılan bu çalışmalar farklı bir alanda ve farklı bir bakış açısıyla kaleme alındığından Dinler Tarihi alanının ortaya koyacağı verilerden uzaktır. Bu sebeple tanıtımını yapacağımız bu eser ülkemizde Nesturi Kilisesi ile ilgili Dinler Tarihi alanında yapılan en kapsamlı araştırmadır diyebiliriz.

Eser üç ana bölümden oluşmaktadır. “Nesturiliğin Tarihi Seyri” adlı ilk Bölümde “nesturi” ifadesinin bu kiliseye neden verildiğinden ve “nesturi-keldani” ayrımından bahsedilmektedir. Bilindiği üzere Nesturi Kilisesi’nin isim babası 428 yılında İstanbul Patriği olarak atanan Nestorius’tur. Nestorius, 431 Efes Konsili kararlarıyla birlikte ana gövde tarafından heretik olarak kabul edilmiştir. Bu dönemden sonra kendi fikirleri etrafında bir kilise oluşmuş ve Nestorius’un ismi bu kiliseye verilmiştir. Ancak “Nestorius” isminin olumsuz bir imaj çağrıştırdığı gerekçesiyle Nesturiler; Doğu Kilisesi, İran Kilisesi, Asur Kilisesi, Doğu Süryani Kilisesi gibi isimlendirmeleri de kullanmışlardır. Roma Katolik Kilisesine bağlanan Nesturiler olan Keldanilerin eski inançlarını ve ritüellerini devam ettirdikleri ifade edilmiştir. Çünkü Nesturi-Keldani ayrışmasının teolojik konulardan ziyade patrik seçimindeki adaletsizlikten kaynaklandığı belirtilmektedir.

Bu bölümde ayrıca Nestorius’un hayatı, eğitim gördüğü Antakya İlahiyat Okulu ve Nestorius’un teolojisinden bahsedilmiştir. Bu kısım Nesturi Kilisesi’nin inanç esaslarının nasıl bir ortamda filizlendiğini göstermesi açısından önemlidir. Nestorius’un yaşadığı dönemde Antakya ve İskenderiye İlahiyat Okulu arasında çoğu konuda anlaşmazlık vardı. Antakya Okulu, kutsal kitabı yorumlamada literal bir yöntem takip ederken, İskenderiye okulu batıni, ruhani tarzda bir yorumlama geleneğine sahipti. Bu iki okulun farklılıklarından bahseden yazar, Nesturi Kilisesinin ayrılmasına sebep olan İsa’nın tabiatı hakkında, Antakya okulunun temsilcisi Nestorius’un fikirlerini ve İskenderiye okulunun temsilcisi Cyril’in fikirlerini ortaya koymuştur. Daha sonra İsa’da tek tabiat bulunduğunu ileri süren “monofizit akide”ye karşı -Nestorius’un da savunduğu- İsa’da çift tabiat bulunduğunu ileri süren “diyofizit akide” açıklanmıştır.

Birinci bölümün sonunda ise Nesturi Kilisesi’nin ana gövdeden ayrılış süreci ve bağımsız bir kilise olarak teşekkülü işlenmiştir. 431’de gerçekleşen Efes Konsili’nde İskenderiye Patriği Cyril’in konsilinin oldu bittiye getirdiğinden ve Nestorius’un kendi fikirlerini açıklayamadan aforoz edilmesinden bahsedilmektedir. Son olarak yazar, Nesturiler’in teslis, çarmıh ve diğer konulardaki inançlarını açıklamıştır. Özellikle çarmıhta ölenin İsa’nın insani yönü mü yoksa Tanrısal yönü mü olduğu açıklanmış ve Nestorius’un fikirleri okuyucuya daha net bir şekilde aktarılmıştır.

Kilisenin oluşum sürecinin ve inanç esaslarının anlatıldığı ilk bölümün ardından ikinci bölümde ise “Nesturi Kilisesinin İdari Yapısı, Uygulanan Ayin ve Törenler” başlığı altında Kilisenin yapısı anlatılmıştır. Doğu Kiliseleri’nde olduğu gibi Nesturilerde de kilisenin başındaki kişiye “patrik”  ünvanı verilmektedir. İlk dönemlerde patrik, piskoposların katıldığı bir seçimle belirlenmekteydi. Daha sonraki dönemlerde ise amcadan yeğene geçen bir veraset anlayışı ortaya çıkmıştır. Bu veraset anlayışı Nesturi Kilisesi’nin kendine has özelliklerinden biridir. Bu gelenek sebebiyle kilise içinde karışıklıkların çıktığından bahseden yazar, Keldanilerin de bu sebepten ötürü Roma Katolik Kilisesi’ne bağlandığını ifade etmektedir.

Bu bölümün devamında Nesturi litürjisini işleyen yazar bu litürjinin çok eski bir tarihe dayanmakta olduğundan ve orijinalliğini hala daha koruduğundan bahsetmektedir. Nesturi litürjisinin bozulmamasının sebebini ise Nesturilerin ana gövdeden tecrit edilmesine bağlamaktadır. Sakramentlerin anlatıldığı bölümde ise Nesturilerin diğer kiliselerden farklı bir anlayışlarının olduğu görülmektedir. Ana gövde kiliselerin (Katolik-Ortodoks-Protestan) sakramentlerinden farklı olarak Nesturiler’de konfirmasyon sakramentinin yerine “Malka” adı verilen bir sakrament bulunmaktadır. Malka ayini doğrudan Evharista ayini ile alakalı olsa da başlı başına bir ayin olarak görülmektedir. Malka sakramenti Evharista’da yapılan ekmeğin hamurunun bir sonraki Evharista ayini için saklanmasından ibarettir. Sakramentlerin dışında doğum, ölüm ve cenaze törenlerinde yapılan uygulamalardan bahsedilerek ikinci bölüm tamamlanmaktadır. Bu bölüm Nesturiler hakkında ileri okuma yapmak isteyenler için son derece önemli bir bölümdür.

“Kuruluşundan itibaren Nesturi Kilisesi’nin Yayıldığı Coğrafyalar ve Nesturilerin Bugünkü Durumları” adlı üçüncü ve son bölümde ise ilk olarak Nesturilerin tarih boyunca yayıldığı bölgeler belirtilmiştir. Sasani-Bizans çekişmesinin Nesturilere katkılarından bahsedilmiştir. Özellikle Orta Doğu, Orta Asya ve Uzak Doğu bölgelerinde yayılma alanı bulan Nesturilerin bu ülkelerdeki faaliyetleri anlatılmıştır. Nesturilerin faaliyet gösterdiği bu bölgeler kitabın sonundaki ekler kısmında haritalarla okuyucuya sunulmuştur. Haritaların kullanılması okuyucunun Nesturilerin yayıldığı coğrafyaları daha iyi kavrayabilmesi adına olumlu bir etkiye sahiptir.

Son olarak günümüzdeki Nesturilerden bahseden yazar Türkiye, Irak ve İran’da yaşayan Nesturilerin günümüzde çok az bir nüfusa sahip olduğunu belirtmektedir. Ülkemizde 1. Dünya Savaşı sırasında İngilizlerle işbirliği yapmaları Nesturilere olan güveni azaltmış ve bu savaştan sonra Nesturilerin büyük bir çoğunluğu başta Amerika olmak üzere değişik ülkelere göç etmiştir. Irak ve İran’da ise başa geçen yöneticilerin Nesturilere ve diğer etnik unsurlara karşı asimile politikası izlemesi de Nesturilerin bu bölgelerden Amerika’ya göç etmesine sebep olmuştur. Günümüzde Nesturilerin nüfuslarıyla ilgili bir çalışma yapılmaması hasebiyle Nesturilerin nüfusu tam olarak bilinememektedir.

Sonuç olarak incelediğimiz bu eser Nesturi Kilisesi hakkında ayrıntılı bilgiler elde etmek isteyenler için ülkemizde yapılan en kapsamlı çalışmadır diyebiliriz. Nesturiler hakkında farklı alanlarda çalışmalar yapılmış olsa da (örn. Aldatılan Bir Halkın Trajedisi) bu çalışmalar dinler tarihinin ortaya koyacağı verilerden uzaktır. Ülkemizde Nesturiler ile alakalı dinler tarihi alanında  yapılan çalışmalara Prof. Dr. Kürşad Demirci’nin “Nesturi Hristiyanlık ve Antakya Teolojisi”  adlı kitabı, Prof. Dr. Muhammet Tarakçı’nın “Nestorius ve Kristolojisi” adlı makalesi ve Prof. Dr. Kadir Albayrak’ın “Keldaniler ve Nasturiler” adlı çalışmaları örnek gösterilebilir. Bir tez çalışması için en önemli metinler ilk elden kaynaklardır. Ancak Nesturi Kilisesi ve Nestorius’la alakalı birincil kaynaklar birkaç istisna dışında günümüze ulaşmamıştır. Nestorius’un “The Bazaar of Heacleides” adlı kitabı bu istisnalardandır. Bu eser Türkçe’ye çevrilmemiştir. Kaynakçada genellikle yabancı kaynaklardan yararlanıldığı görülmektedir. Eserde eksikliğini hissettiğimiz tek husus Nesturilerin İsa’nın tabiatı ile ilgili diyofizit anlayışıyla, klasik Hristiyan diyofizit anlayış arasındaki farkın tam olarak okuyucuya aktarılmamasıdır. Nesturi Kilisesi’nin diğer kiliselerden farkını kavrayabilmek adına bu farkın okuyucuya aktarılmasını gerekli görmekteyiz. Bunun haricinde eserin dili gayet net ve anlaşılırdır. Doğu Hristiyanlığı ve özelde Nesturi Kilisesi alanında çalışma yapmak isteyen dinler tarihi araştırmacıları için önemli bilgiler ihtiva etmektedir. Bu sebeple kanaatimizce Doğu Hristiyanlığı ile alakalı derslerde istifade edilebilecek bir kaynaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir