762 kez görüntülendi.

XIII. Öğrenci Sempozyumu | 4. Oturum

Identität und Religion – Eine Umfrage über die Religiöse Identität Türkischstämmiger Jugendliche in Deutschland

Hümeyra Konuk


Nach dem Modell von Erik H. Erikson machen Jugendlich eine Identitätskrise durch, in der sie alte und neue Identifikationen synthetisieren und sich eine gelungene Identität schaffen. Jugendliche allerdings, die zwischen zwei Religionen, zwei Sprachen und zwei Kulturen aufwachsen, haben eine verstärkte Identitätskrise zu durchlaufen. Die Suche nach einer Identität ist insbesondere in der postmodernen Zeit deutlicher zu erkennen, und zwar nicht nur bei Jugendlichen mit einem Migrationshintergrund, sondern bei Menschen rund um den Globus. Die Religion allerdings bietet Antworten auf existentielle Fragen und gibt dem Menschen eine gewisse Weltanschauung, durch die er einen grundsätzlichen Grad von Vertrauen erlangt. Diese Arbeit behandelt die Beziehung von Identität und Religion der türkischstämmigen Jugendliche in Deutschland. Das Ziel ist es, das Niveau der Religiosität zu messen, Unterschiede zwischen den Geschlechtern festzustellen und die religiöse Identität anhand der Befunden zu erläutern. Es wurden dokumentarische und statistische Methoden angewandt. An der durchgeführten Umfrage nahmen 122 Personen teil, davon waren 60 Frauen und 62 Männer. Die Umfrage beinhaltete Fragen bezüglich der Religiosität, der Gebundenheit zur Religion und der religiösen Identität. Aus den Ergebnissen ist ein Unterschied zwischen Männern und Frauen in der Religiosität zu erkennen. Ein anderer Befund ist, dass diese Jugendlichen abgesehen davon, wie religiös sie sind, sich mit ihrer Religion identifizieren.

Schlüsselbegriffe: Religiosität, Identität, Identitätskrise, Migrationshintergrund, Postmoderne

LES ARGUMENTS DES ÉCOLES DU KALĀM SUR RU’YATULLAH EN CONTEXTE DE LEUR APPROCHE AUX VERSETS MUTASHĀBIH

Mustafa Boz

Dans cette thèse, j’ai analysé des arguments des écoles du kalām, en contexte de leur approche envers les versets mutashābih. J’ai suivi une méthode analytique et critique pendant mon travail. J’ai utilisé les sources primaires et secondaires. La terme mutashābih est un concept très important parce qu’il est une clé pour comprendre les versets anthropomorphiques comme ‘la main de dieu’ ou ‘le visage de dieu’ ou ‘le dieu s’est assis sur le trône’ etc. Donc, il est nécessaire pour attribuer les significations aux versets anthropomorphiques. En revanche, le concept ru’yetullāh est une question discutable dans l’histoire. Toutes les deux côtés ont des arguments différents. Dans mon travaille, j’ai analysé ces arguments en contexte de leur approche aux versets mutashābih.


MÜTEŞÂBİH ÂYETLERE YAKLAŞIMLARI BAĞLAMINDA KELAM OKULLARININ RU’YETULLAH KONUSUNDAKİ ARGÜMANLARININ ELEŞTİREL ANALİZİ

Söz konusu tezimde kelam ilminde çokça tartışılmış ve çok sayıda farklı fikir üretilmiş olan ru’yetullah konusu Sünni kelam okulları -Eşarîlik ve Maturîdîlik- eksen alınarak diğer kelamî okullarla -Mu’tezile ve Selefiyye- karşılaştırılarak ele alınmış ve müteşâbih kavramı bağlamında tartışılmıştır. Çalışmamızda her grubun argümanları özetle aktarılmış ve eleştiriye tabi tutulmuştur. Çalışma boyunca gerek birincil gerekse ikincil kaynaklara başvurulmuş ve eleştirel bir yöntem benimsenmiştir.

Müteşabih kavramı tarih boyunca çeşitli şekilde anlaşılmış ve bu kavramın çok sayıda farklı tanımı yapılmıştır. Müteşâbih kavramı,  özellikle kelam ilminde haberî sıfatlar olarak da bilinen yed, vech, Arş’a istivâ gibi Allah Teâlâ hakkında insanbiçimci ifadelerin anlaşılması ve yorumlanmasında anahtar bir konumu haizdir. Ehl-i Sünnet’i temsil eden Ehl-i Hadis, müteşâbihe karşı nasıllığıbilinemezcilik(bilâkeyf) metodunu benimsemiş ve söz konusu metod ile müteşâbih âyetlerin teşbîh ve tecsime gidilmeksizin inanılmasını ve hakkında yorum yapılmamasını salık vermiştir. Diğer tarafta ise müteşâbih ayetlerin Allah Teâlâ’nın zâtı ve sıfatlarına uygun bir şekilde yorumlanmasını benimseyen te’vîl savunucusu anlayış kendini göstermiştir. Te’vîlci yöntem ilk yüzyıllarda önce Cehm bin Safvan daha sonra ise Mu’tezile tarafından savunulmuş ve o dönemin Ehl-i Sünnet’i tarafından bid’atçi olmakla itham edilmiştir.

İlk Sünnî kelam okulları diyebileceğimiz Eşarîlik ve Maturîdîlik’in gelişmesi ile beraber te’vîl metodu Sünnî düşüncede müteşâbih ayetlerin anlaşılması bağlamında kendini göstermiştir. İlk olarak Eşari’nin zâtî ve fiilî sıfatlar ayrımıyla başlayan, İbn Fûrek ve Abdulkahir el-Bağdadî ile artarak devam eden te’vîl metodu Cüveynî ile zirveye ulaşmış ve kendisini Sünni düşünce içerisinde benimsetmiştir. Maturîdîlik de benzer bir gelişme seyri izlemiş, mezhep kurucusu Matürîdî’nin müteşâbih âyetleri lafzı üzerine bırakmayıp Allah’ın şânına uygun bir şekilde yorumlanması gerekliliği üzerinde ısrar etmesi, te’vîl metodunun benimsenmesine mezhep içinde kapı aralamıştır.

Ru’yetullah konusunda ise Ehl-i Sünnet ve Mu’tezile tamamen zıt görüşlerde bulunmuşlardır. Bir müteşâbih kavramı olmasına rağmen her iki mezhebin ru’yetullahı müteşâbih kategorisi altında incelememesi tüm tartışmanın temelini oluşturmaktadır. Söz konusu tezimde her iki tarafın argümanları eleştirel analize tabi tutulmuş ve bu argümanların artı ve eksi yönlerine işaret edilmeye çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Ru’yet, Müteşâbih, Te’vîl, Teşbîh, Bilâkeyf

RELIGIOUS AND ETHICAL PERSPECTIVE TO GENOME EDITING/CRISPR Cas9 SYSTEM

Zeynep Esra Düdükcü

With advances in genome editing methodologies, gene delivery and cell-based therapeutics targeted at treatment of genetic disease have become more essential in clinical practice in recent years. CRISPR technology is a simple yet powerful tool for editing genomes. It allows researchers to easily alter DNA sequences and modify gene function and has allowed for precision in correcting various disease mutations. CRISPR technology has also been applied in the food and agricultural industries to engineer probiotic cultures and to vaccinate industrial cultures against viruses. One other potential application is to create gene drives. These are genetic systems, which increase the chances of a particular trait passing on from parent to offspring. The many potential applications of CRISPR technology raise questions about the ethical and religious merits and consequences of tampering with genomes.

The nature of the human being accepted by many religions as honorable, the intervention of another human being has revealed many problems in moral and religious contexts. These technologies how will be affected people’s social rights, freedoms, moral and where will start and finish their freedom because of results. In order to illuminate this issue, very intensive studies were carried out from different disciplines such as sociologists, clergy, politicians and psychologists have been curious about this. My presentation will deal with these studies in terms of religious and ethical perspective.

Key Words: Genome editing, CRISPR, Ethic, Islam, Designer babies

Greko-Romen Dünyanın Gizem Kültleri

Hayriye Özlem Sürer


Hıristiyanlığın Roma’da devlet dini olarak kabul edilmesinden önce Roma’nın resmi dini imparatora tapım ritüellerinden oluşan imparatorluk kültü idi. Bu ritüellere tüm Roma halkının katılımı devlet tarafından zorunlu tutulmaktaydı. Ritüellerin eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesi, devletin birlik ve bütünlüğünün sağlanmasının yegâne şartı olarak kabul edilmekteydi. Bu kültün önemine binaen araştırmamızın ilk bölümünde imparatorluk kültünün kadim Roma inanışları ve Yunan inanç formları ile ilişkisini kurarak oluşum süreci hakkında açıklamalarda bulunduk.

Çalışmamızın ikinci bölümünde ise imparatora tapım ritüellerinin Romalıların dinsel gereksinimlerini karşılamaması sebebiyle diğer medeniyetlerin dini inanışlarına yönelme süreçlerini konu edindik. Bu bağlamda özellikle doğunun gizem kültlerinin Romalı vatandaşların arayışlarına cevap verir nitelikte oluşunun üzerinde durduk. Akabinde gizem kültlerinin Roma’ya devlet eliyle getirilme süreci hakkında bilgi vererek Roma İmparatorluğu’nun niçin gizem kültlerine ihtiyaç duyduğu sorusuna cevap aradık. Bu bağlamda araştırmamızın ana konusu olarak Roma’da etkin olan başlıca gizem kültlerinden Cybele, Bacchus, Ceres, Isis ve Mithras kültlerinin Roma’ya getiriliş serüvenleri, temel ritüelleri ve kültün özünü oluşturan tanrı hikayeleri (hymnos) ile ilgili açıklamalar yaparak bu kültlerin nasıl ve niçin ortadan kalktıkları hakkında değerlendirmelerde bulunduk.

Araştırmamızın amacı Hıristiyanlık öncesi Roma’nın farklı inanç motifleri hakkında bilgi vermek ve bu inanç biçimleri ile Hıristiyanlığın temel ritüelleri arasında büyük oranda paralellikler olduğuna dikkatleri çekmektir.

Anahtar Kelimeler: Gizem Kültleri, Greko-Romen, İmparatorluk Kültü, Hıristiyanlık, Mithras.

HAREZMÎ’NİN MEF TİHU’L-ULÛM ESERİNE GÖRE YAHUDİ MEZHEPLERİ

Merve Maden (Bülent Ecevit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Lisans Öğrencisi)

Yahudilik, İbrahimî geleneğe bağlı monoteist din ailesi içinde yer alır ve bu ailenin en eski halkasını teşkil eder. Yapısı gereği Yahudilik, bünyesinde hem milli hem de evrensel unsurlar barındırmaktadır. Böylece inanç sistemleri açısından bir din olmakla birlikte aynı zamanda bir hayat tarzını ve dinî-etnik kimliklerini ifade eder. Her dinde olduğu gibi Yahudilikte de gerek inanç gerekse ibadet ve dinî uygulamalarla ilgili farklı yorumlardan kaynaklanan çeşitli gruplaşma ve mezhepleşme hareketleri ortaya çıkmıştır. Söz konusu, bu mezhepler hakkında geniş bilgileri, Orta Çağda yaşamış olan Muhammed bin Ahmed el-Harezmî Mefâtihu’l-ulûm adlı eserinde ele almıştır. İki makale, on beş bab ve doksan üç fasıldan oluşan bu eserde, kelam sahası içerisinde yer alan itikadî fırkalar ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Harezmî sadece İslamî itikadî inançları değil aynı zamanda İslam dışındaki diğer dinlerin mezheplerine de değinmiştir. Harezmî’nin eserinde, Yahudi mezhepleri ile ilgili değerli bilgiler yer almaktadır. Eserin söz konusu bölümünde, VIII-IX. yüzyıllardaki mesihçi akımlardan ve taraftarlarından bahsedilmektedir.

Bu araştırma ile Harezmî’nin Mefâtihu’l-ulûm adlı eseri bağlamında Yahudiliğin VIII-IX. yüzyıllardaki mezhepleri ve taraftarlarından bahsedilerek geniş bilgiler vermek amaçlanmıştır.   Orta Çağda yaşamış diğer önemli düşünür olan Şehristani’nin el-Milel ve’n Nihal eseri ve Fahreddin er-Râzi’nin i’tikâdât eserinden karşılaştırma yapılarak Yahudi mezhepleri hakkında bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Çalışmada nitel araştırma paradigmasına dayanan literatür tarama tekniği kullanılmaktadır.

Anahtar kelimeler: Dinler tarihi, Yahudilik, Yahudi mezhepleri, Harezmî, Mefâtihu’l-ulûm

4. Oturum Fotoğraf Galerisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir