556 kez görüntülendi.

XIII. Öğrenci Sempozyumu | 3. Oturum

Yersizleşme Yurtsuzlaşma Çağında Afganistan’dan Türkiye’ye Göç: Zonguldak Örneği

Beyza Nur Tekin (Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi)

Ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitme işi” olarak tanımlanan göç kimi zaman isteğe bağlı bir şekilde meydana gelirken (sosyo-ekonomik kaygılar), kimi zaman da zoraki/icbari nedenlerden (savaş, doğal afet, siyasi baskılar vb.) dolayı meydana gelen bir süreci ifade eder. Zorunlu göçe kapı aralaması bakımından 1979 yılı ve sonrasında Rusya ve ABD’nin Afganistan’da gerçekleştirmiş olduğu siyasi ve toplumsal müdahale bu coğrafyayı oldukça güç durumlara sokmuştur. Savaş sonrasında Taliban’ın Afganistan’da güçlenmeye başlamasıyla birlikte dini, siyasi ve toplumsal kargaşa ortamı had safhaya ulaşmış, hem ekonomik hem de kültürel buhranları beraberinde getirmiştir. Afgan göçmenler, ülkelerinde var olan iç çatışma ortamından çıkarak ya da kaçarak kendilerine yeni bir “hayat” arayışına girmişlerdir. Bu bağlamda zorunlu göç ile Türkiye’ye gelen Afgan göçmenlerin yeni geldikleri ülkeyi yurt edinme sürecinde yaşadıkları zorluklar araştırmanın temel problemini oluşturmaktadır.

Çalışmanın amacı zorunlu göç kapsamında Afganistan’dan Türkiye’ye göç edenlerin hangi sebepler ile göç ettiklerini ve göçten sonraki yeni hayata uyum sürecinde karşılaştıkları zorlukları tespit etmek ve çözüm önerileri geliştirmektir.

Çalışma nitel araştırma yöntemine dayanan etnografik bir araştırma olacaktır.  Veriler araştırmacı tarafından uygulanacak olan görüşme/mülakat formları aracılığı ile elde edilecektir. Çalışmanın evreni Zonguldak’ta yaşayan Afgan göçmenler olup, örneklemini ise 20 Afgan göçmen oluşturmaktadır. Veri analizinde ise betimsel analiz tekniğinden yararlanılacaktır.

Anahtar kelimeler: Din Sosyolojisi,  Göç, Afgan göçmenler, Taliban, Zonguldak.

Disiplin Toplumundan Yorgunluk Toplumuna

Hatice Berber (Bülent Ecevit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Lisans öğrencisi)

On yedinci yüzyılda belirginleşen kapatma kurumları tarihte oldukça önemli bir yer kaplamaktadır. İlk olarak toplumda görülen ciddi bulaşıcı hastalıkları engellemek amacıyla uygulanan kapatma mantığı on sekizinci yüzyıldan itibaren toplumun diğer kesimlerine yönelmiştir. Zamanla evrimleşen bir yönetim mantığının genel ilerleyişiyle toplumun normal kesimlerinin de kapatma kurumları içerisinde uysallaştırılmasıyla panoptizm her alanda görülmeye başlamıştır. Panoptikon; Jeremy Bentham’ın görünmeden görme metaforuna tabi olan tekil bir mekânın içerisinde tüm bireyleri aynı anda gözetim altında tutmayı başarabilen yönetim tekniğidir ve tam manasıyla süreklileştirilmiş ve içselleştirilmiş denetimi amaçlar. Bununla birlikte konuyu Foucault bağlamında da ele aldığımızda sadece mekânın imalatı olmayıp; asıl niteliğinin özneyi üreten teknolojilerin zeminini yansıtması olduğu görülmektedir.

Çeşitli sosyologlar ve filozoflar tarafından bugüne dek yaşadıkları çağı tanımlama amacıyla türlü kavramlar geliştirilmiştir. Buna örnek olarak; Baudrillard’ın tüketim toplumu, Debord’un gösteri toplumu, Foucault’nun disiplin toplumu Lyotard’ın postmodern toplumu gösterilebilir.

Çalışmamızda Foucault’nun tasvir ettiği disiplin toplumundan Byung-Chul Han’ın yorgunluk toplumuna olan dönüşümünü ve disiplin toplumundaki itaatkâr öznelerin yerini performans (yorgunluk) öznelerinin aldığını ve onlardan farklı olarak artık öznelerin kendi kendilerinin müteşebbisi olduklarını örneklerle ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışmamızda karşılaştırmalı bir okuma yapılmıştır. Çalışmada nitel araştırma paradigmasına dayanan literatür tarama tekniği kullanılarak deskriptif bir yöntem belirlenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Disiplin Toplumu, Yorgunluk Toplumu, Panoptikon, Michel Foucault, Byung-Chul Han

Endülüs Medeniyeti Bağlamında Vakıfların İlmi Kalkınmadaki Rolü

Furkan Aktaş


İslam medeniyet geleneğinin önemli müesseselerinden olan vakıflar, İslamî toplumların ihya ve inşasında mihenk taşı mesabesindedir. Nevşünema bulduğu günden bugüne değin temel kaynakları vasıtası ile üzerinde ehemmiyetle durulan infâk ve cömertlik duyguları, İslamî toplumları vakıf müessesesini kurmaya ve geliştirmeye teşvik etmiştir. Vakıflar, var olduğu toplumlarda sosyal dengeyi korumaya çalışmış ve bu minvalde faaliyet göstermiştir.

İslam medeniyet tarihinin yitik halkası Endülüs, klasik doğu medeniyet tasavvurundan farklı olarak İspanya ve İber Yarımadasında gayr-i müslimlerle gösterdiği etkileşim açısından müstesna bir yere sahiptir. Bir zenginlik olarak görülen bu farklılık ve çeşitlilik, Endülüs İslam medeniyetinde sosyal hayatın inşasında vakıf tarzı kurumlara özel bir anlam yüklemiştir. Endülüs medeniyeti müslüman, hristiyan ve yahudiler başta olmak üzere çok katmanlı bir toplum yapısına sahipti. Bu açıdan vakıflar, söz konusu toplumsal yapıda bir nevi organizatörlük görevini yürütmekteydi. Zira vakıflar, dinî, kültürel, iktisadî ve içtimaî sahalarda en üst seviyede etkinlik göstermekteydi.

Bir vakıf medeniyeti olarak Endülüs, bilhassa toplumun mensubu olduğu Malikî mezhebinin diğer mezheplere kıyasla vakfedilebilecek eşyalara yönelik geniş bakış açısı sayesinde bünyesindeki vakıfları diğer toplumlara nazaran çok daha etkin ve işlevsel bir konuma getirmiştir. Hususen II. Hakem dönemi vakıfları sayesinde ilim erbabı başta olmak üzere topluma ilim öğrenme/öğretme adına sunulan fırsatlar, toplumun kültür seviyesini yükseltmiştir. Ayrıca çeşitli vasıtalarla desteklenen orta sınıf ulema sayesinde Endülüs ilmi hayatı, ileride ortaya çıkan siyasi ve sosyal problemlere rağmen sürekliliğini muhafaza etmiştir.

Anahtar Kelimeler: Endülüs Medeniyeti, II. Hakem Dönemi, Vakıf Müessesi, İlmi Kalkınma

Manevi Danışmanlığın Tarihsel Gelişimi Ve Hastanelerde Sunulan Manevi Danışmanlık Hizmetinin Hasta Ölçekli Değerlendirilmesi

Merve Nur Aksoy

Kutsala inanmak insana doğada kontrol edemediği durumlarda kendini güçsüz ve yetersiz hissettiği anlarda güven ve teselli verir. Dinin teselli etme gücü de burada devreye girmektedir. Dinin teselli etme gücünden yararlanarak insanlara danışmanlık hizmeti vermeyi planlayan bu oluşumu tarihsel gelişimi, ortaya çıkışı ve sunduğu hizmetler açısından incelemenin elzem olduğunu düşünerek bitirme tezim için bu konuyu belirledim. Yükselen refah seviyesi ve gelişen teknolojiye rağmen insanlar maddi olandan manevi olana daha fazla ilgi göstermeye başlayınca Manevi Danışmanlığın da nasıl bir alana hizmet ettiğini ve nasıl bir eksikliği gidermeye çalıştığı ziyadesiyle önem kazanmış ancak Türkiye’de muayyen bir konuma oturtulamayan birçok noktası müphem ve muallak olan bu alanın uygulandığı kadarıyla incelenmesini ilerleyen süreçler için gerekil görüyorum.


Bu konuyu çalışırken ilk olarak Manevi Danışmanlık hizmetinin ortaya çıkmasında etkili olan faktörleri ve bu hizmete duyulan ihtiyacın sebeplerini inceleyeceğim. Sonrasında bu hizmetin ilk olarak sunulduğu Batı ülkelerindeki tarihsel gelişimi sunup bu bağlamda ülkemizin Batı’daki bu çalışmalardan nasıl etkilendiğini ve manevi danışmanlık alanında Türkiye’de yapılan çalışmaları sizlere göstermeye çalışacağım. Küresel ve ülke çapında tarihsel gelişim ve yapılan çalışmaları inceledikten sonra Manevi Danışmanlık kapsamında hizmet veren kurumlara

ve verilen hizmetlere dair bir yaptığım araştırmaya da tezimin son kısmında yer vereceğim.

3. Oturum Fotoğraf Galerisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir