738 kez görüntülendi.

Vilfredo Pareto’da İnsan Davranışları ve Seçkinlerin Dolaşımı Teorisi

Önemli bir sistemci olarak görülmekle birlikte sosyoloji ile uğraşan bilim ve düşünce insanları tarafından tanınan, düşünceleri bugün tam olarak değerlendirilmiş olmayan İtalyan asıllı Vilfredo Pareto 15 Temmuz 1848 yılında Paris’te doğmuştur. Babasının cumhuriyetçi bir siyasetçi olması nedeniyle on yıl Fransa’da kalmışlar ardından 1858 yılında af yasası ile ülkelerine dönmüşlerdir. 1869 yılında teknik alanda doktorasını tamamlayan Pareto yaklaşık yirmi yıl İtalyan demir-çelik sanayisinde çalışmıştır. Seçkinler teorisini oluşturmasında bu sektördeki çalışma hayatının etkisi görülmektedir. 1894 yılında Lausane Üniversitesi Politik İktisat Kürsüsü’nde ordinaryüs profesör olan Pareto’nun iktisadi davranışı araştırmaya yönelme isteği ise onu toplum ve toplumla ilgili olaylarla ilgilenmeye yöneltmiştir.

1896 yılında “Cours d’Économie Politique”, 1902 yılında “Les Systèmes Socialistes”, 1906 yılında iktisadi ana eseri olan“Manuel d’Économie Politique”, 1916 yılında sosyoloji sorunları ile ilgili “Trattato di Sociologia Generale”, 1921 yılında “Fatti e Theorie” ve “The Transformation of Democracy” kitaplarını yazan Pareto 19 Ağustos 1923 yılında Cenevre’de ölmüştür.

Yöntemi ve Temel Görüşleri
Sosyolojisini saf tümevarım yöntemiyle işlenmiş soyut sosyoloji olarak kuran ve iktisatçı kimliği sosyolojisine de yansıyan Pareto’nun görüşleri bugün yeterince değerlendirilebilmiş değildir. Bu durum ise iktisatçı kimliğinin ön plana çıkması ve eserlerinin anlaşılmasındaki güçlükten kaynaklanmaktadır.

İktisatta olduğu gibi sosyolojide de formüller ile çalışan Pareto sosyolojinin doğa bilimlerinden geri kalmayacak şekilde gerçeğe uygun olması gerektiğini ifade eder. Pareto’ya göre sosyoloji deney ve gözleme dayandığı takdirde kesin bir bilim olabilir. Kendisinden önceki bütün sosyolojileri ise bu duruma tam olarak uyum gösterememeleri gerekçesiyle eleştirmek ile birlikte bütün bunların kültürün ilerlemesine ve toplumun gelişmesine olan katkılarını göz ardı etmez.

Sosyoloji ve iktisat bilimlerinin birbirleriyle olan bağlantılarını ve farklılıklarını ortaya koyan Pareto iktisat bilimini insanlar arasındaki ilişkileri ele alması nedeniyle toplumsal bir bilim olarak kabul eder. İktisat biliminin çalışmaya başlamadan önce soyutlamaya başvurarak yalnızca kazanç eğilimiyle belirlenen homo-economicus kurgusu ile bir insan örneği (typ) tasarladığını ifade eder. Gerçeğe daha yakın olan ancak daha karmaşık bir bilim olan sosyolojide ise iktisat bilimi gibi bir soyut insan modeli ile çalışılamayacağını ifade eder. Sosyoloji tamamıyla deneysel olmakla gerçekliğe sadık kalarak, öznel görüş ve dilekleri katmayarak, insanların eylem ve etkinliklerini gözlemleyerek oradaki kuralları, düzenlilik ve bütünlüğü belirtme yoluyla aynı amacı gerçekleştirebilir.

Pareto sosyal olayların açıklanmasında tek yönlü sebeplilik ilkesinin yeterli olmadığını ifade ederek işlev temeline dayalı karşılıklı bir ilişkisellik olması gerektiğini ifade eder. Bu ilişkileri ise genel olarak iktisadî, coğrafî, dinî ve siyasî olmak üzere dört temel sınıfa ayırır.

Pareto’ya göre sosyolojinin başlıca görevi toplumsal olayları incelerken insandaki bütün etkileyici güdüleri göz önünde bulundurmaktır. Toplumsal olaylarda etkili olan bütün güdüleri ise üç ana başlık altında toplar.

1. Arazi kuruluşu, iklim, bitkiler vb. gibi doğal etkenler.
2. Belirli bir toplumu dışarıdan etkileyen kültür etkenleri.
3.Toplumun kendi yapısında bulunan doğal etkenler.

Birincisinin konusunu coğrafya, ikincisinin konusunu ise tarih bilimine bırakarak sosyolojinin konusunu üçüncü başlık ile sınırlar.
Bu doğrultuda Pareto sosyolojinin konularını ise beş ana unsura ayırır.

1. Tortular/kalıntılar.
2. Kaymalar/sapmalar.
3. Toplumun tek tek üyelerinde, toplumsal tabaka ve sınıf gibi alt topluluklarda etkisi görülen iktisadî çıkarlar.
4. Bir toplumsal düzen içinde birleşen insanlar arasındaki farklardan çıkan iç etkenler.
5. Her toplumsal düzende olup biten iç etkenler.

Pareto bu beş esasın toplumsal olayların tamamını kapsamadığını belirterek ve bu sınıflandırmanın gerçeğe en yakın ve en önemli unsurları içeren bir sınıflandırma olduğunu ifade ederek kendisine yapılabilecek eleştirilere de cevap vermiştir.

Pareto söz konusu beş esastan ilk ikisini ve beşincisini detaylı olarak ele almıştır. Mantıklı hareket ve davranışların üçüncü unsur olan iktisadi çıkarlarda daha fazla olması nedeniyle onu tortulardan ayırarak farklı bir başlık altında incelemiş ve konuyu iktisadi nitelikteki eserlerinde ele alması nedeniyle sosyolojik eserlerinde konuya çok geniş bir yer ayırmamıştır. Dördüncü unsuru ise insanların fiziksel, zihinsel ve siyasal bakımdan birbirlerinden çok büyük farklılıklar gösterdiklerini ifade ederek açıklar. Beşinci unsur ise Pareto’nun seçkinlerin dolaşımı teorisi anlayabilmek için büyük bir önem arz etmektedir. Bu doğrultuda tortular/kalıntılar, kaymalar/sapmalar ve seçkinlerin dolaşımı kavramlarını bir zemine oturtabilmek adına Pareto’nun insan davranışları sınıflandırması incelenmelidir.

1. Pareto’ya Göre İnsan Davranışları
Pareto insan davranışlarını mantıklı olan ve mantıklı olmayan olmak üzere ikiye ayırır. Mantıklı deneyimlere ve düşünce esaslarına dayanan eylem ve işleri mantıklı davranışlar; böyle esaslara dayanmayan eylem ve işleri ise mantıklı olmayan davranışlar olarak vasıflandırır. Pareto iktisadi alanda diğer alanlara göre daha fazla mantıklı davranışların olduğunu belirtirken insan hayatında ise mantıklı olmayan davranışların mantıklı davranışlardan daha fazla olduğunu ifade eder. Pareto’nun anlayışına göre insanın ekonomik olarak güdülenmemiş eylemlerinin büyük bir kısmının kökeninde düşünce değil duygu yer alır. Ancak insan akıl dışı güdülerle hareket etse bile genellikle eylemlerini mantıksal olarak bazı ilkelere bağlamaktan hoşlanır. Bu doğrultuda Pareto her sosyolojik fenomenin gerçek nesneler arasındaki ilişkileri belirleyen bir nesnel formu ve psikolojik durumlar arasındaki ilişkiyi belirleyen bir öznel formu olduğunu ifade eder.

Pareto’nun sosyoloji anlayışının temelini mantıklı olmayan davranışların oluşturduğunu ifade edebiliriz. Pareto mantıklı olmayan davranışları dört başlık altında inceler.

Birinci Tür Mantıklı Olmayan Davranışlar: Bu türe göre aktörün davranışı ne gerçekte ne de bilinçte mantıklı değildir. Yani araçlar ve amaçlar arasında ilişki olmadığı gibi aktör kendi bilincinde de araçlar ve amaçlar arasında bir ilişki kuramaz. Pareto ne kadar saçma olursa olsun insanın davranışlarına bir amaç bulmaya çalışması nedeniyle bu türün seyrek görüldüğünü ifade eder.
İkinci Tür Mantıklı Olmayan Davranışlar: Pareto’ya göre bu tür en sık görülen davranış türüdür. Söz konusu türde davranış ortaya koyacağı sonuca mantıklı olarak bağlı değildir ancak aktör, yanlış bir biçimde kullandığı araçların istediği amacı yaratacak nitelikte olduğuna inanır. Örneğin insanlar yağmurun yağmasını istediklerinde Tanrı’ya kurban adarlar ve yağmurun yağması durumuyla bu davranışları arasında bir araç amaç ilişkisi kurarlar. Dolayısıyla bu davranış çeşidi için nesnel olarak araç-amaç ilişkisinin olmadığını, öznel olarak araç-amaç ilişkisinin olduğunu ifade edebiliriz.

Üçüncü Tür Mantıklı Olmayan Davranışlar: İkinci türün tam tersi olan bu davranış çeşidinde davranışta nesnel olarak araç-amaç ilişkisi bulunurken öznel olarak araç-amaç ilişkisi bulunmamaktadır. Bu türe örnek olarak refleksler verilebilir. İnsan gözüne bir toz zerreciği girmek üzere iken göz kapağını kapatır, bu davranış nesnel olarak mantıklıdır ancak öznel olarak mantıklı değildir.

Dördüncü Tür Mantıklı Olmayan Davranış: Kullanılan araçlarla mantıksal olarak bağlı bir sonucu olan ve aktörün araçlarla amaçlar arasında nesnel olarak belirli bir ilişki kurduğu ancak nesnel art arda gelişlerin öznel art arda gelişlere uygun olmadığı davranış türüdür. Bu davranış türünde Pareto toplumu, değiştirmek ve kötülükleri düzeltmek isteyenlerin, barışseverlerin, devrimcilerin davranışlarını düşünür. Örneğin devrimciler halkın özgürlüğünü güven altına almak için iktidarı ele geçirmek isterler. Şiddet kullanarak devrim yaptıktan sonra karşı konulamaz bir süreçle otoriter bir rejim kurmaya itilmişlerdir. Bu durumda davranış ile sonuçları arasında nesnel ve sınıfsız bir toplum ütopyası ile devrimci davranışlar arasında öznel bir ilişki vardır. Ancak davranışlara bakıldığında insanların yaptıkları şey yapmak istedikleri ile aynı değildir. Kullandıkları araçlar mantıksal olarak belirli bir sonuca götürür ancak nesnel art arda geliş ile öznel art arda geliş arasında bir uyumsuzluk bulunur.

2. Tortular ve Türemler
Pareto’ya göre insanın mantıklı olmayan iş ve davranışlarının güdüleri arasında insanların göreli değişmez eğilimleri bulunmaktadır. Bu eğilimlere tortular adını veren Pareto altı ana tortudan bahseder.

1. Uyuşma: Macera yaratma ve maceraya başlama eğilimi.
2. Korunma: Güvenliği oluşturma ve sağlamlaştırma eğilimi.
3. Anlamlılık: Hissedilenleri çeşitli semboller aracılığıyla açıkça gösterme eğilimi.
4. Sosyalleşme: Diğer insanlarla ilişki kurma eğilimi.
5. Bütünlük: Kişinin kendisi için oluşturduğu iyi imajı sürdürme eğilimi.
6. Seks: Sosyal olayları cinsel anlam kalıplarıyla değerlendirme eğilimi.

Pareto’ya göre tortular insanları eylemlere ve yapıp etmelere yönelten etken güçtür. Tortulardan yalnızca eylem ve davranışların değil bunların yanında sapmaların da türemektedir. Bir tortudan birden fazla sapma türeyebileceğini ifade eden Pareto sapmaları ise türemler olarak adlandırır. Aynı tortunun sağlayabileceği çeşitli giysi ya da örtüler olarak görülen türemler tortulara göre daha çok değişkenlik gösterirler. Türemler doğru ya da yanlış oldukları için değil eylemleri belirleyen tortularla uyuşup uyuşmamaları bakımından kabul veya ret edilirler. Dolayısıyla insanın davranışlarında temel etken tortular iken, türemler toplumsal düzenin korunmasında önem taşırlar. Örneğin “Sosyalleşme” tortusu insanın kendisini bir topluluğa ait hissetmesine neden olur. Bu tortuya sahip olan insan yaşadığı topluluğun üyelerinden birini öldürmekten çekinir. Ancak bu tortu bilinçte çeşitli ve birbirinden farklı sapmalar oluşturabilir. Örneğin; “insan öldürmemelisin çünkü ruhu senden öcünü alır” ya da “insan öldürmemelisin çünkü Tanrı yasaklamıştır.”

Tortuların ayrılığıyla birlikte ortaya çıkan ve seçkinlerin dolaşımı teorisinde büyük bir önem taşıyan iki ana insan örneği (typ) bulunur. Ancak yukarıda belirttiğimiz gibi sosyolojideki insan örneği iktisat bilimindeki gibi soyut değil somuttur. Birincisi uyuşma tortusundan ortaya çıkan vurgunculardır. Bu grup, tasavvurların, düşüncelerin ve görüşlerin düzenlenişini kolaylıkla yapabilen girişimci, kâşif, mucit ve reformcu kişilerdir. İkincisi ise korunma tortusundan ortaya çıkan rantiyelerdir. Bu grup ise mevcut fikirlerin ve gerçeklerin bağlanışına sadık olan muhafazakârlardır. Toplumda baskın olan tortunun değişmesi veya seçkin grubun sahip olduğu tortuyu kaybetmesi ile birlikte seçkinlerin dolaşımı meydana gelmektedir.

3. Seçkinlerin Dolaşımı Teorisi
Pareto, seçkinlerin dolaşımı teorisini 1901 yılında kaleme aldığı Seçkinlerin Yükselişi ve Düşüşü: Kuramsal Bir Sosyoloji Uygulaması isimli kitabında ele almıştır. Kitap Hans Zetterberg’in yazdığı önsöz ile birlikte altı bölümden oluşur. Pareto’nun bölüm başlıkları seçkinlerin dolaşımı teorisinin aşamaları hakkında bilgi verir. Bu bağlamda birinci bölüme “Bazı Sosyolojik Kurallar”, ikinci bölüme “Dini Krizlerin Yükselişi”, üçüncü bölüme “Eski Seçkinlerin Düşüşü”, dördüncü bölüme “Yeni Seçkinlerin Yükselişi”, beşinci bölüme “Öznel Fenomenler” adını vermiştir.

Pareto seçkin kelimesini her türlü değer yargılarından bağımsız fiili olarak egemenliği elinde bulunduran sınıf ve zümre olarak tanımlar. İnsanlar kısa aralıklar dışında her zaman seçkinler tarafından yönetilirler. Seçkinlerin dolaşımının ise yeni seçkinlerin eskilerinin yerini alması anlamına değil, seçkinlerde baskın olan tortunun değişmesi anlamına geldiğini ifade eder. Bu noktada Pareto insanlık tarihinin seçkinlerden birinin yükselirken diğerinin alçaldığı ve sürekli devam eden seçkinlerin yer değiştirme tarihi olduğunu ifade eder. Toplumun içinde bulunduğu durum ve zamana göre gerekli tortuya sahip olan grup hâkim seçkinleri oluşturur. Toplumun ihtiyaç duyduğu tortunun değişmesi veya seçkin sınıfın sahip olduğu nitelikleri kaybetmesi beraberinde seçkin sınıfın da değişmesini getirir. Pareto, yer değiştirme tarihini üç aşamada ele alır.

a. Krizin tırmanış döneminde olunduğunu gösteren dini duyguların yükselişi.
b. Eski seçkinlerin düşüşü.
c. Yeni seçkinlerin yükselişi.

3.a. Dini Krizlerin Yükseliş Dönemi
Pareto uygar uluslar içerisinde evrensel dinlerin yanında dini duygularda da bir artış olduğunu ifade eder. Fenomenlerin dini şekle girmesinde herhangi bir sınır olmadığı ve dini duyguların yükselişe geçtiği bu dönemde spiritüalizm, okültizm ve benzeri inançlar takipçi kazanıp yükselişe geçer. Eğer bir krizin çıkış döneminde bulunulmuyorsa böyle fanteziler bir grup insanın ötesinde kimseyi etkilemez ya da küçük bir etki yaratır. Fakat bir krizin yükseliş döneminde geniş alana yayılır ve genel hareketlenme başlatır. Pareto söz konusu dönemde pozitif bilimlerin bile dini duyguların saldırısına maruz kaldığını ifade eder. Dini krizlerin ve duyguların bu denli yükselmesi ise beraberinde eski seçkinlerin düşüşünü dolayısıyla da yeni seçkinlerin yükselişini getirir.

3.b. Eski Seçkinleri Düşüşü
Pareto hâkimiyetini sürdürmekte olan eski seçkinlerin çoğunlukla burjuvadan ve düşük bir oranda diğer seçkinlerin bakiyesinden oluştuğunu ifade eder. Pareto, dini krizler ve duyguların yükselmesinin ardından düşmeye başlayan seçkinin iki ana özelliğinin olduğunu belirtir.

1. Düşen seçkin daha yumuşak, ılımlı ve kendi gücünü kullanmaya daha az eğilimli olur. Güçlerini kullanmaya daha az eğimli olan eski seçkinler, pasif cesaretlerinin olması ancak aktif cesaretlerinin olmaması nedeniyle güçsüzleşirler. Bu duruma örnek olarak Fransa’daki seçkinlerin savaşarak değil giyotinle ölmeyi tercih ettiklerini gösterir.
2. Açgözlülüğünü ve başkalarının mallarına olan hırsını kaybetmeyen seçkin gayrimeşru yollarla mümkün olduğunca zimmete geçirme ve ulusal mirası gasp etme eğilimindedir.
Bu iki durumun seçkinlerin yok olacağı bir felakete yol açacağını belirten Pareto, seçkinlerin düşmemeleri halinde zimmete geçirecekleri malların artacağını ifade eder. Pareto seçkinlerin düşüşleri sırasında aldatıcı insani duygular ve merhamet sergilediklerini ifade ederek Fransa’daki bir arazi sahibinin hububat ve büyükbaş hayvancılık vergileri sayesinde yurttaşlarından binlerce tiret topladığı, yüz tireti ya da biraz daha fazlasını Halk Üniversitesi’ne bağışladığı ve bütün bunlara rağmen seçimlerde seçilmeyi umduğu örneğini verir.

Pareto seçkinlerin düşüşü esnasında toplumun durumunu şu şeklide ortaya koymuştur:
· Yargıçlar toplumun ve uygarlığın devamının bir avuç suçlunun korunmasından daha değerli olduğunu unutmuşlardır.
· Hâkim görevini yapmak istese bile ona güvensizlikle bakılır.
· Dürüst avukat kaybedeceğine emin olduğu için müvekkiline dava açmamasını tavsiye eder.
· Her gün hırsızlara ve suikastçılara yardım için yeni yasalar tasarlanır, yeni yasaların tasarlanamadığı yerde eski yasalar yeni duruma göre yorumlanır.
· Serseriler hiçbir baskı görmeden varoşların başına gerçek bir bela kesilirler.
· Tüm bunlar gerçekleşirken geçmişin asilzadelerinin ayrıcalıklarını miras alan işçiler kanunların üzerinde olmaya başlarlar. Hatta arabuluculuk mahkemeleri burjuvayı ve patronu suçlu bularak işçileri tamamen haklı çıkarır.
· Otorite ve burjuva tüm bunlara karşı pasif kalıp olanları izler çünkü görevlerini titizlikle yapmaları halinde ya parlamentodan gensoru alırlar ya da kabineleri yıkılır.

Gücü azalmaya başlayan yönetici sınıfı hileli uygulamalarını çoğaltır. Bu noktada kötü yolu terk edeceğine dair en ufak bir işaret yoktur. Yönetici sınıfların yolsuzluklarına insanlar şiddetle karşılık vermeye başlamışlardır. Bu şiddet, düzeni ve mülkü korumak için değil ayrıcalıkları korumak ve savunmak için adaletsizce baskılarla hafifletmeye çalışılsa da tam olarak ortadan kaldırılamaz. Pareto böylece son noktanın ciddi bir şekilde bozulmuş dengeyi yeniden kuracak şiddetli bir felaket olduğunu ifade eder.

3.c. Yeni Seçkinlerin Yükselişi
Pareto’ya göre yeni seçkinlerin politik liderlerinin neredeyse istisnasız burjuva olmaları ve ahlaki bakımdan karakterleri çökmüş olan ama zekâları öyle olmayan eski aristokrasi sınıflarından ortaya çıkmaları dikkat çekicidir. Pareto yeni egemen sınıfın öncüsünün halk değil halka dayanan yeni ve gelecek seçkinlerin bir kısmı olduğunu belirtir. Yani yeni seçkinler ve geri kalan insanlar arasında yine bir zıtlık bulunmaktadır. Ancak belirtmekte yarar vardır ki seçkinler ve seçkin olmayanlar arasındaki ayrım çok katı bir ayrım olmayıp seçkin olmayan sınıftan seçkin sınıfa geçiş mümkündür.

Pareto işçi sınıfının artık daha aktif, eğitimli ve güçlü olacağını böylece burjuva kökenli liderler ile yeni seçkine şekil veren işçi sınıfından doğan liderler arasındaki oranın değişeceğini ifade eder. İşçi sınıfının bir bölümünün yüksek maaş almaya başlamasıyla yeni seçkinlerin ilk çekirdekleri oluşur. İşçi sınıfının sayısı özellikle endüstrinin çok iyi derecede geliştiği yerlerde artış gösterir.

Dini krizle birlikte tam olarak ortaya çıkan atılgan, cesur, güç ve enerji dolu yeni seçkinler karşısında eski seçkinler artık çözülmüştür. Sınıf çatışmalarını açığa vuran yeni seçkinler karşısında eski seçkinler çocukça dayanışmayı methederek yumrukların karşısında başını eğer ve yumruklara karşılık vermek yerine teşekkür ederler. Yiyecek bulmakta güçlük çeken halk bile yeni seçkinleri desteklemek için kendi masraflarından kaçınıp onlara destek olurlar. Silahsızlanarak ve hümanistçe konuşarak gücünü kaybeden eski seçkinler için değişim kana ve gözyaşına mal olacaktır.

Yeni seçkinler başlangıçta kendi iyiliklerinin değil çoğunluğun iyiliği peşinde koşacaklarını ve mücadelenin sınırlı bir sınıfın hakları için değil bütün insanlığın hakları için yapılacağını belirterek sağlam bir disiplin ile kendi adamları arasında bir suçlu bulurlarsa onu derhal kovarlar. Bu noktada yeni seçkin esnek ve her şeye açıktır. Fakat zaferden sonra diğerlerinin başına gelen şey kaçınılmaz olarak onlarında başına gelecek, daha katı ve kendi içlerine kapalı hale geleceklerdir. Yeni seçkinler eski dostlarını ya buyrukları altına alacaklar ya da onlara bazı ayrıcalıklar sunacaklardır. Sonuç olarak yeni seçkinler her zamanki gibi yoksul ve zavallılara eğilmiş, onları her zamanki gibi kendilerine verilen sözlere inandırmışlardır. Yoksul ve zavallılar ise her zamanki gibi aldatılmışlardır.

KAYNAKÇA
Aron, Raymond. Sosyolojik Düşüncenin Evreleri. Korkmaz Alemdar (çev.). İstanbul: Kırmızı Yayınları, 2010.
Çelebi, Nilgün. “Vilfredo Pareto”. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi. No: 5, 1990, ss. 131-146.
Freyer, Hans. Sosyoloji Kuramları Tarihi. Tahir Çağatay (çev.). Ankara: Doğu Batı Yayınları, 2012.
Pareto, Vilfredo.Seçkinlerin Yükselişi ve Düşüşü: Kuramsal Bir Sosyoloji Uygulaması. Merve Zeynep Doğan (çev.). Ankara: Doğu Batı Yayınları, 2018.
Ritzer, George.Modern Sosyoloji Kuramları. Himmet Hülür (çev.). Ankara: De Ki Yayınları, 2012.
Sarp, Çağatay. “Pareto’yu Okumak Mantıklı Olmayan Davranış ve Seçkinler Teorisi”. Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. Vol. 3, No: 2, Temmuz 2013, ss. 91-113.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir