108 kez görüntülendi.

Var Olmanın Duacası

Var olmak, nefes alıp vermenin ötesinde bir hâl. Bu öteliğin yaşamın her alanında pek çok sonucu var. Mesela kendimizi var hissettiğimiz yerlerde daha fazla bulunmak istememiz varlığımızın bir sonucu. Yine varlık düşüncemiz, kendimizi var hissetmenin ötesinde,  varlığımızı başkalarına hissettirmek ve bizden sonraki insanların bizim varlığımızdan haberdar olmasını istemek gibi eylemleri içerisinde barındırıyor. İşte buraya dikkat etmeli. Çünkü hepimiz istisnasız bir şekilde bu kadar varken ve varlığı bu kadar isterken ölümün bizi yok etmesi mümkün mü? Yani biz insanlar epeyce bir şey olmak isteyip yok olmak istemezken, hatta yokluğa tahammül bile edemezken, yok olmamızın akıl ve gerçeklikle bağdaşır bir tarafı olabilir mi? Belki de bu sebeple dualarımızda “bizleri yoktan var eden, varlığından haberdar eden Rabbimize hamd olsun” diyoruz.

Varlığa dair farkındalığımızın hayatlarımıza ne kadar yansıdığı ise başka bir soru. Çünkü farkındalıklarımızın sürekliliği konusunda çeşitli problemlerimiz var. Bu bağlamda hakikatlerin varlığını bilip her an onlara uygun şekilde yaşamanın imkânı ve/veya hakikatlerin işimize gelmemesi bizleri rayımızdan çıkartıyor olabilir. Belki de yoldan sapışlarımız aynı zamanda insan olmamızın doğal bir gereği. Tüm bu gelgitler içerisinde bizlere düşen ise Allah’tan bizleri “göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa nefsimizin eline bırakmaması”nı dilemek ve bunun için gayret etmekten başka bir şey olmayabilir.

Var olmak aynı zamanda kalabalıklar içerisinde kendi derûnumuzla ve tek başımıza bir hayat sürmemizdir. Çünkü ne kadar birlikte yaşasak da bilişimiz ve duyuşumuz tekildir. Ortak varlığımız ise tekil varlıklarımızın çeşitli nedenlerle dışa vurduğu veya dışardan aldığı ortak duygu ve düşüncelerle meydana gelir. Aslında bu ortak birliktelikten doğan varlığın, en başta ifade ettiğimiz “varlığımızı başkalarına hissettirmek” ihtiyacımız ile doğrudan ve döngüsel bir ilişkisinin olduğu söylenebilir. Çünkü toplumsallaştıkça varlığımızı başkalarına hissettirme ihtiyacımız artar ve bizler var oldukça toplum denen şey var ederiz.

Son olarak, var olmanın özellikle öldükten sonra Allah’la bizim aramızda meydana gelen bir ilişkiyi ve eylemi ifade ettiğini söylemeliyiz. Çünkü ölüm aslında bizim dışımızdakilerden kopuşumuzu ifade eder. Bu kopuş hem kendi bedenimizden hem de dışımızdaki tüm âlemdendir. Ancak ölümle birlikte yaşadığımız bu kopuş bir yok oluş değil, bir yeniden oluştur. Nerede olacağımız ise hakikatlere uygun şekilde ne kadar yaşayıp yaşamadığımızla, yani raydan çıkıp çıkmadığımızla ilişkilidir. Konu hakkında söyleyeceğimiz son söz ise Feridü’d-Dîn Attâr’ın şu güzel duasıdır:

“Son kerpiç de mezara kondu mu, bütün ümitler kesilir. Ey tertemiz olan Rabbim! Toprağın altında bütün kâinattan ümidim kesilince, son kerpiç de yüzümü kapatınca, sen lütuf ve ihsan yüzünü benden çevirme.” Amin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir