309 kez görüntülendi.

Tefsirde İsrâiliyyât’ın Kaynak ve Bilgi Değeri, Ertuğrul Döner

Tarih boyunca Müslümanlar farklı din ve milletlere mensup toplumlarla bir arada yaşamış ve onlarla olumlu ya da olumsuz bir ilişki içinde olmuşlardır. Başta İslam coğrafyasının genişlemesi ve çeşitli kültür ve milletlere mensup insanların İslamiyet’e girmesi gibi sebepler onları kaçınılmaz bir şekilde başka kültürlerle karşılaşmak durumunda bırakmıştır. İşte ilk dönemlerde yaşayan Müslümanların yani sahabenin söz konusu kültürlerle bilgi alışverişinde bulunmaları sonucunda İsrâiliyyât dediğimiz bu tür bilgiler İslam kaynaklarına girmiş; rivayet edile edile günümüze kadar ulaşmış; özellikle tefsir ve hadis kaynaklarına karışmıştır.

İsrâiliyyât kelimesi, tarihi süreç içinde terim olarak olumsuz bir değer kazanmıştır. İslam’ın ilk mensupları olan sahâbîler ve tâbîiler tarafından bir bakıma kaynak ve bir imkan mesabesinde görülen İsrâiliyyât’ın tefsirlerde yer almasıyla beraber tarihi süreçte olumsuz bir anlam kazanması onun bir çok araştırmacı tarafından çalışma konusu yapılmasına sebep olmuştur.

İsrâilliyyât’ın olumsuz bir anlam kazanması İbn Teymiyye ile İbn Kesîr ve İbn Kayyim gibi öğrencileri vasıtasıyla olmuştur. Bununla beraber müsteşriklerin konuyla ilgili çalışmaları İsrâiliyyat’ın zamanla tefsirin en büyük problemi gibi algılanmasına ve tanınmasına neden olmuştur. 

Elimizdeki eser İsrâiliyyât’ın tefsirdeki kaynaklık ve bilgi değerine dair bir araştırmadır. Bir giriş, dört bölüm ve bir de sonuçtan oluşmaktadır. Giriş kısmında araştırmanın konusu, kapsamı ve yöntemine dair bilgilere yer verilmiştir. Birinci bölümde İsrâiliyyâtın anlam çerçevesi ve terimleşme süreci, ikinci bölümde İsrâiliyyâtın nakli, üçüncü bölümde İsrâiliyyâtın kaynakları, dördüncü bölümde ise İsrâiliyyatın tefsirdeki yeri ve bilgi değeri ele alınmıştır. Sonuç kısmında ise konuyla ilgili genel tespitlere yer verilmiştir. Yazar ele aldığı meseleleri hadisler, sahabe kavilleri ve çeşitli alimlerden  nakillerde bulunarak zenginleştirmiş ve konuyu kapsamlı bir şekilde tahlil ederek okuyucuya sunmuştur. 

Şu ya da bu şekilde kaynaklarımıza giren İsrâiliyyât’ın nakli hususunda geleneğimizde başlıca iki yaklaşım söz konusudur. Bunlardan biri İsrâiliyyât’ın naklinin caiz olduğu, diğeri ise söz konusu haberlerin naklinin caiz olmadığı şeklindedir. Elimizdeki eser de buradan yola çıkarak, zikretmiş olduğumuz iki görüşü ve bunların delillerini hadisler ve sahabeden gelen nakiller çerçevesinde ele alarak incelemeye çalışmıştır.

Bugün İsrâiliyyâtin nakli meselesi kenara atamayacağımız bir vâkıa olarak karşımızda durmaktadır. Sahih olmadığını tespit ettiğimiz İsrâiliyyât zaten bilinmektedir. Burada temel ölçütümüz İslam’a ve onun ilkelerine zarar vermeyen İsrâiliyyat’ı ne tekzip ne tasdik etmektir. Yazar bu tür haberleri bir nevi İslam mirası olarak değerlendirmektedir. Bu bağlamda tefsiri İsrâiliyyattan tamamen arındırma teklifinin, söz konusu mirası önemli ölçüde yok saymak anlamına geldiğini ifade etmektedir. 

Son olarak Ertuğrul Döner’in ele almış olduğumuz bu kitabı İsrâiliyyât konusuyla ilgili önemli ve kapsamlı bilgiler sunmaktadır. Meseleler sırasıyla ele alınmakta ve rivayetlerle desteklenmektedir. Konuyla ilgili olarak rivayet edilen esas haberler zikredilip geçilmemekte tek tek ele alınarak incelenmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir