385 kez görüntülendi.

Tecvîd İlminin Müstakil Bir Disiplin Olma Serüvenine Dair Değerlendirme

  1.    KAVRAMSAL ÇERÇEVE

Tecvîd; sözlükte bir şeyi en güzel ve en iyi şekilde yapmak anlamlarına gelmekte, ıstılahta ise harflerin mahreç ve sıfatlarının araştırıldığı ilim olarak tanımlanmaktadır.[2] Tecvîd ilminin konusu ise telaffuz edilişi bakımından Kur’an-ı Kerim lafızlarıdır ki Kur’an-ı Kerim diğer kutsal kitaplardan farklı kılan hem ezberleniyor olması[3] hem de özel eda keyfiyetine sahip olmasıdır. Kur’an-ı Kerim’e has bu eda keyfiyeti Peygamber Efendimiz (sav) tarafından sahabeye bire bir öğretilmiştir. Daha sonra sahabe tarafından bu öğretim metodu devam ettirilmiş ve bu metot her dönemde tecvîd ilminin temel meselelerini, talim ve gayelerini elde etme hususunda ilk sırada yer almıştır.

Tecvîd kelimesi Kur’an-ı Kerim’de geçmemekle beraber asr-ı saadet, sahabe ve tâbiîn dönemlerinde de terim anlamıyla kullanılmamıştır. Bu dönemlerde tecvîdkelimesi yerine tertîl, tahsîn, tahbîr ve tezyîn kelimeleri tercih edilmiştir.[4] Zikri geçen kelimelerden sadece tertîl kelimesi Kur’an-ı Kerim’de (el-Müzzemmil 73/4) geçmektedir ve Hz. Ali’ye nispet edilen birtakım tanımları vardır. Bunlardan ilki “تجويد الحروف و معرفة الوقوف/harflerin doğru telaffuz edilmesi ve vakıf yerlerinin bilinmesi” şeklindeki tanımdır ki içerisinde tecvîd kelimesi geçmesi sebebiyle bu kelimenin ilk dönemlerde kullanıldığı zannedilmiştir. Ancak tertîl kelimesinin kaynaklarda yer alan ve yine Hz. Ali’ye nispet edilen “حفظ الوقوف و بيان الحروف/vakıflara riayet edilmesi ve harflerin doğru bir şekilde telaffuz edilmesi” şeklindeki diğer tanımın ona ait olması daha kuvvetli bir ihtimaldir.[5] Dolayısıyla Hz. Ali’ye nispet edilen ilk tanımdan yola çıkılarak tecvîd lafzının ilk dönemlerde kullanıldığı sonucuna ulaşmak yerinde olmayacaktır.

  1.    TEMEL TECVÎD ESERLERİ

Tecvîd ilmiyle alakalı çok sayıda eser kaleme alınmıştır.[6] Bütün bu eserleri burada zikretmemiz yazının kapsamını aşacaktır. Bunun için bu başlık altında tarih boyunca öne çıkan temel tecvîd eserlerine yer vereceğiz.

Müellif Eser
ابو مزاحم موسي الخاقاني (ö. 325/937) القصيدة الخاقانية
ابو الحسن علي بن جعفر السعيدي (ö. 410/1019) التنبيه علي اللحن الجلي و الخفي
مكي بن ابي طالب (ö. 437/1045) الرعاية لتجويد القراءة و تحقيق لفظ التلاوة
ابو عمرو عثمان بن سعيد الداني(ö. 444/ 1053) التحديد في الإتقان والتجويد
أحمد بن الحسن الهمذاني العطار (ö. 569/1174) التمهيد في التجويد
ابن الجزري ‏محمد بن علي بن يوسف (ö.833/1429) التمهيد في علم التجويد
ابن الجزري ‏محمد بن علي بن يوسف المقدمة فيما على قارئ القرآن آن يعلمه/‏المقدمة الجزرية
‏محمد بن سليم النوري الصفاقصي(ö. 1118/1706) ‏ تنبيه الغافلين و إرشاد الجاهلين
محمد بن أبي بكر المرعشي(ö. 1150/1737) جهد المقل
محمد بن أبي بكر المرعشي بيان جهد المقل

  1.    TECVÎD ALİMLERİNİN FONETİK ARAŞTIRMALARDA DAYANDIĞI TEMEL FİKİR

Hz. Peygamber’in vefatından sonra Müslüman coğrafyanın hızla genişlemesi Müslümanları karşılaştıkları yeni sorunlara çözüm üretmek amacıyla vahyi anlama ve yorumlamaya yönlendirmiştir. Aynı dönemde Müslümanlar arasında birtakım problemlerin yaşanması onların dini meselelerde derinleşmelerini gerekli kılmış, Kur’an ile aralarındaki bağı sürekli kılabilme çabasında olan Müslümanlar, İslamî ilimlerin ilk nüvelerini oluşturan tedvin faaliyetine başlamışlardır. Bunun neticesinde hicri II. yüzyıl boyunca kelam, tefsir, kıraat, hadis, fıkıh ve tasavvuf gibi dinî disiplinler ilk klasiklerini üreterek müstakil birer disiplin haline gelmişlerdir.[7] Fakat tecvîd ilmi diğer disiplinlere göre biraz gecikmiş ve hicri IV. yüzyılda yazılan ilk tecvîd eseri ile müstakil bir dinî disiplin haline gelmiştir.[8]

Hicri ilk asırlarda kaleme alınan dilbilim eserlerinde fonetik/ses bilim tahlillerine muayyen konular bağlamında yer verilmiştir. Örneğin dilbilim alimi Halil b. Ahmed (ö. 175/791) Kitâbü’l-‘ayn adlı eserinde izlâk[9] sıfatına sahip harflererubâî ve humâsîkelimelerin köklerini incelerken yani morfolojik bağlamda değinmiştir.[10] Tecvîd eserlerini fonetik tahliller açısından dilbilim eserlerinden farklı kılan şey, tecvîd eserlerinin salt fonetik tahlilleri içermesi ve bu bağlamda müstakil eserler kaleme alınmasıdır.[11] Dilbilim ve tecvîd eserleri haricinde fonetik tahlillere bir de kıraat farklılıklarında yer verilmiştir. Tecvîd ilmi her ne kadar kıraat ilminin bir alt disiplini olsa da fonetik konuların ele alınması hususunda tecvîd eserleriyle kıraat eserleri arasında yöntem farkı bulunmaktadır. Örneğin bir kıraat kitabının idgam bahsinde kıraat imamlarının eda keyfiyetindeki farklılıkları ele alınırken[12] tecvîd eserlerinde idgamın fonetik keyfiyeti tahlil edilir. Dolayısıyla tecvîd ilmi fonetik araştırmalarda kıraat ilminden yöntem açısından, dilbilimcilerden de amaç açısından ayrılmaktadır. Son olarak şu hususa da değinmek gerekir ki tecvîd ilminin bir disiplin olarak ilk asırlarda var olmayışı Kur’an-ı Kerim’in IV. yüzyıla kadar herhangi bir kurala dayanmadan yanlış okunduğu anlamına gelmez. Çünkü tecvîd ilminde esas olan öğretim bire bir eğitimdir. Bu öğretim yöntemi ise her dönemde olduğu gibi sahabe döneminden telif dönemine kadar da Kur’an eğitiminde ilk sırada yer almıştır.[13]

Tecvîd alimlerinin fonetik araştırmalarda dayandıkları temel fikir lahnolgusudur. Lahn, el-lahnü’l-hafîve el-lahnü’l-celîolmak üzere iki kısımda değerlendirilmektedir. Lahn-i celî, “Kur’an tilavetinde işlenen, okuyuşa halel getiren, mânâyı veya i’rabı, bazen de her ikisini bozan hataya”[14] denir. Lahn olgusunun bu kısmı tecvîd alimlerinden çok sarf ve nahiv alimlerinin ihtisas alanıdır.[15] Lahnolgusunun ikinci kısmı ve tecvîd alimlerinin ihtisas alanı olanLahn-i hafîise “harfi seslendirirken mahreç ve sıfat açısından hakkını vermemek/ترك اعطاء الحروف حقه من تجويد لفظه” olarak tanımlanır.[16] Lahn olgusunu bu bağlamda kullanan ilk kişi İbn Mücâhid (ö. 324/936) olmuştur.[17] Daha sonra Ali b. Cafer es-Saîdî et-Tenbîh ‘ale’l-Lahni’l-celî ve’l-hafîadlı eserini kaleme alarak lahn olgusunun yaygınlaşmasını sağlamış ve bu bağlamda kendinden sonraki dönemi etkilemiştir. Lahn olgusunun tecvîd alimlerinin fonetik araştırmalarda dayandığı temel fikir olması zamanla tecvîd kelimesinin tanımında da kendini göstermiştir. Aşağıda bazı eserlerden örnek olarak aktaracağımız tecvîd tanımları durumu daha net hale getirecektir:

  •      Ebû Amr ed-Dânî et-Tahdîdadlı eserinde tecvîd lafzını şöyle tanımlamıştır: “فتجويد القران هو اعطاء الحروف حقوقها ”[18]
  •      Sehâvî (ö. 643/1245) Cemâlü’l-Kurrâadlı eserinde tecvîd lafzını şöyle tanımlamıştır: “لان المراد بالتجويد اعطاء كل حرف حقه من مخرجه و صفته ”[19]
  •      İbnü’l-Cezerî’nin el-Mukaddimetü’l-Cezeriyyeadlı eserinde tecvîd lafzını şöyle tanımlamıştır: “ هو اعطاء الحروف حقها من صفة لها و مستحقها ”[20]

Temel tecvîd eserlerinin bazılarında yer verilen vakf ve ibtidâkısımları, tecvîd ilminin salt fonetik bir inceleme olması sebebiyle doğrudan tecvîd ilminin konusu sayılmamaktadır. Vakf veibtidâbölümlerinin tecvîd kitaplarında yer almasının sebebine gelince, bu tecvîd ilmini talep eden her bir kişinin Kur’an-ı Kerim’in anlam bütünlüğünü bozmadan lafızlar üzerinde nasıl vakfedeceğini, vakfettikten sonra nasıl başlayacağını bilmesiyle ve revm[21] ve işmâm[22] gibi vakfa taalluk eden konuların eda keyfiyetiyle alakalıdır. Vakf ve ibtidâve ayrıca Resmü’l-Mushafla[23] alakalı bölümlerin tecvîd kitaplarında düzenli bir şekilde yer almaya başlaması İbnü’l-Cezerî’nin el-Mukaddimeadlı tecvîd eserinde zikri geçen kısımlara yer vermesi sebebiyledir.[24]

  1.            TECVÎD ALİMLERİNİN FONETİK ARAŞTIRMALARDA KULLANDIĞI YÖNTEM

Tecvîd ilminin temel meseleleri; harflerin sıfat ve mahreçleri, harflerin terkibi ve dilin bu iki hususta bolca idmanı/talimi ve tekrarıdır. Bütün bu esasları İbnü’l-Cezerî şöyle özetlemektedir:

Kur’an-ı Kerim okumayı en iyi şekilde öğrenmek isteyen kişinin öncelikle her harfin kendine özel olan mahrecini, mahreç yakınlığı olan harflerden güzel bir şekilde ayırt etmesi ve daha sonra her bir harfin kendisini diğer harflerden ayıran sıfatlarını tam manasıyla yerine getirmesi gerekir. Tüm bunları elde etmek isteyen kişi bu hususta dil ve ağzıyla idman/talim veya temrin yapar ki bu talim sonucu kişi harflerin mahreç ve sıfatı hususunda daha yatkın bir yapıya ve mizaca sahip olur. Mahreçleri bir olan harfler birbirinden sıfatlar aracılığıyla, sıfatları bir olan harfler de birbirinden mahreçler vasıtasıyla ayrılırlar.[25]

Tüm bu esasların yanında sesin güzelliği, ağız yapısının düzgünlüğü ve dişlerin sıhhatli olması Kur’an-ı Kerim lafızlarının telaffuzunda en mükemmeli yakalayabilmek için ihtiyaç duyulan şeylerdir.[26]

Tecvîd ilminin temel meseleleri bire bir eğitimle elde edilir. Bunun için ilk olarak tecvîd ilmiyle alakalı temel meseleleri öğretecek bir hocaya ihtiyaç duyulur. Fakat öğrencinin sadece hocasından duyduğuyla yetinmemesi, tecvîd ilminin inceliklerine nüfuz edebilecek bilgi birikimine sahip olması gerekir. Ebû Amr ed-Dânî tecvîd ilmiyle iştigal edenleri bu bağlamda değerlendirmiş ve hocasından aldığı birikimi kitabî bilgilerle birleştiren ve böylece tecvîd ilminin inceliklerine nüfuz eden kişileri mahir/usta, hocasından öğrendiği ile kalan ve taklidin ötesine geçemeyenleri de öğrendiği şeyi dahi ifade etmeye gücü yetmeyen anlamında fehîh olmak üzere ikiye ayırmıştır.[27] Ayrıca öğrencinin kitabî bilgi birikimine sahip olması ona hocasından öğrendiği meselelerin sağlamasını yapma imkânı vermektedir. Dolayısıyla talebeden beklenen hocasından öğrendiği bilginin salt bir taklidi değil, naklin yanında kitabî bir bilgiye de sahip olmasıdır.

KAYNAKÇA

Bağdâdî, Ebü’l-Ferec Cemalüddin Abdurrahman b. Ali b. Muhammed. el-Hass ‘alâ hıfzi’l-‘ilm, 2. Baskı. Beyrût: Dârü’l-kütübu’l-‘ilmiyye, 1986.  

Dânî, Ebû Amr Osman b. Sa’îd. et-Tahdîd fi’l-itkân-i ve’t-Tecvîd. Ummân: Dâr Ammâr, 2009.

Hamed, Gânim Kaddûrî. ed-Dirâsâtü’s-savtiyye ‘inde ‘Ulemâi’t-Tecvîd,3. Baskı.Ummân: Dâr Ammâr, 2009.

Husarî, Mahmûd Halîl. Ahkâm-ü kıraati’l-Kur’ani’l-Kerim. Tkh. Muhammed Talha Bilâl Minyâr, 10. Baskı. Beytût: Dârü’n-neşri’l-İslâmî, 2011.

İbnü’l-Cezerî, Ebû’l-Hayr Muhammed b.Muhammed b. Ali b. Yusuf. Manzûmetü’l-mukaddime. Thk. Eymen Rüşdî Süveyd. Dımeşk: Dârü’l-gavsânî, 2013.

İbnü’l-Cezerî, Ebû’l-Hayr Muhammed b.Muhammed b. Ali b. Yusuf.en-Neşr fî’l-kıraati’l-‘aşr. Thk. Eymen Rüşdî Süveyd. Dımeşk: Dârü’l-gavsânî, 2018.

Mar‘aşî, Muhammed b. Ebî Bekr. Cühdü’l-mukill, Thk. Sâlim Kaddûrî el-Hamed. 2. Baskı.Dâr Ammâr: Ummân, 2009.

Şakaki, Rihab Muhammed Müfid. Kur’an Tilâvetinde Mükemmellik. Trc. Fatma Yasemin Mısırlı. 4. Baskı. İstanbul: Guraba Yayıncılık, 2014.

Temel, Nihat.Kırâat ve Tecvîd Istılahları. 3. Baskı. İstanbul: İfav Yayınları, 2013.

Türker, Ömer. İslam’da Metafizik Düşünce: Kindî ve Fârâbî.İstanbul: Klasik yayınları, 2019.

Kapak Fotoğrafı: https://islamansiklopedisi.org.tr/kuran

 

[1]Bu çalışma Gânim Kaddûrî el-Hamed’in ed-Dirâsâtü’s-savtiyye ‘inde ‘Ulemâi’t-Tecvîd adlı eserinin ilk bölümünün özeti mahiyetindedir.

[2]Muhammed b. Ebî Bekr el-Mar‘aşî, Cühdü’l-mukill, thk. Sâlim Kaddûrî el-Hamed, 2. Baskı(Ummân: Dâr Ammâr, 2009), 109.

[3]Ebü’l-Ferec Cemalüddin Abdurrahman b. Ali b. Muhammed el-Bağdâdî, el-Hass ‘alâ hıfzi’l-‘ilm, 2. Baskı (Beyrût: Dârü’l-kütübu’l-‘ilmiyye, 1986), 11-12.  

[4]Gânim Kaddûrî el-Hamed, ed-Dirâsâtü’s-savtiyye ‘inde ‘Ulemâi’t-Tecvîd, 3. Baskı(Ummân: Dâr Ammâr, 2009), 16.

[5]Hamed, ed-Dirâsâtü’s-savtiyye, 16 (1 no’lu dipnot kaydı).

[6]Detaylı bilgi için bkz. Hamed, ed-Dirâsâtü’s-savtiyye, 25-42.

[7]Ömer Türker, İslam’da Metafizik Düşünce: Kindî ve Fârâbî (İstanbul: Klasik yayınları, 2019), 11-15.

[8]Hamed, ed-Dirâsâtü’s-savtiyye,15.

[9]“Harfin telaffuzu esnasında dil veya dudağın kullanılması anlamına gelmektedir.” Bkz. Rihab Muhammed Müfid Şakaki, Kur’an Tilâvetinde Mükemmellik, trc. Fatma Yasemin Mısırlı, 4. Baskı (İstanbul: Guraba Yayıncılık, 2014), 112.

[10]Hamed,ed-Dirâsâtü’s-savtiyye, 45.

[11]Gânim Kaddûrî el-Hamed, ed-Dirâsâtü’s-savtiyye, 77.

[12]Hamed, ed-Dirâsâtü’s-savtiyye,67.

[13]Hamed, ed-Dirâsâtü’s-savtiyye,23.

[14]Müfid Şakaki, Kur’an Tilâvetinde Mükemmellik, 123.

[15]Hamed, ed-Dirâsâtü’s-savtiyye,47.

[16]Hamed, ed-Dirâsâtü’s-savtiyye, 17.

[17]Hamed, ed-Dirâsâtü’s-savtiyye, 17.

[18]Ebû Amr Osman b. Saîd ed-Dânî, et-Tahdîd fi’l-itkân-i ve’t-Tecvîd(Dâr Ammâr: Ummân, 2009), 68.

[19]Hamed, ed-Dirâsâtü’s-savtiyye, 55.

[20]Ebû’l-Hayr Muhammed b.Muhammed b. Ali b. Yusuf İbnü’l-Cezerî, Manzûmetü’l-mukaddime, thk. Eymen Rüşdî Süveyd (Dımeşk: Dârü’l-gavsânî, 2013), 3.

[21]“Üzerinde vakıf yapılan son harfin harekesinin üçte birini okumaktır.” Bkz. Mahmûd Halîl el-Husarî, Ahkâm-ü kıraati’l-Kur’ani’l-Kerim, tkh. Muhammed Talha Bilâl Minyâr, 10. Baskı (Beytût: Dârü’n-neşri’l-İslâmî, 2011), 233.

[22]“Mazmûm harften sonra herhangi bir ses olmaksızın dudakları ötreli bir harf okurmuşçasına öne götürmektir.” Bkz. Husarî, Ahkâm-ü kıraati’l-Kur’ani’l-Kerim, 234.

[23]“Kur’an tarihinde, Hz. Osman (r.a.) zamanında teşekkül eden istinsâh komisyonunun kullandığı hatta denir.” Nihat Temel, Kırâat ve Tecvîd Istılahları, 3. Baskı (İstanbul: İfav Yayınları, 2013), 114.

[24]Hamed, ed-Dirâsâtü’s-savtiyye, 70.

[25]Ebû’l-Hayr Muhammed b.Muhammed b. Ali b. Yusuf İbnü’l-Cezerî,en-Neşr fî’l-kıraati’l-‘aşr, thk. Eymen Rüşdî Süveyd (Dımeşk: Dârü’l-gavsânî, 2018), I:706.

[26]Hamed, ed-Dirâsâtü’s-savtiyye,57.

[27]Hamed, ed-Dirâsâtü’s-savtiyye,61.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir