136 kez görüntülendi.

Bir Uyurgezerin Hikayesi

İçindeki karanlık gitgide büyüyor, büyüdükçe ruhunu sarıyor, sardıkça ruhunu sıkıyordu. Bu halet-i ruhiye bir iki haftadır Vacip’in içinde debelendiği fakat bir türlü yenemediği bir korku gibi etrafını sarmış onu derin bir eylemsizliğe sevk etmişti. Böylesi zamanlarda Vacip adeta, arzı bitmek tükenmek bilmeyen bir yol ve kendini büyük bir adım olarak telakki eder, düşmanından kaçarcasına yürümeye […]

Bir Nefes | Öykü

Zihni karmaşık düşüncelerle doluydu. Kendisine verdiği sözü tutamamış, binlerce düşünceyi zihnine davet etmişti. Bir yandan zihnindeki misafirlerle uğraşıyor diğer yandan cama değen yağmur damlalarını izliyordu. Damlalar dağıldığı vakit, buğulu camın ardındaki evlerin ışıklarına uzandı bakışları. Işık varsa hayat vardır; bir nefes, bir ses vardır, diye düşündü. Yeter ki “bir nefesi” olsun insanın, gerisi hallolurdu. Para […]

Kırk Adım | Öykü

Kaldırımın yola yakın tarafından göğe bakmak için başını kaldırdı Refik Bey. Bilinmez ki şu an kaç kişi Refik Bey gibi göğe bakmakta, aldığı soluğu bu kez de yukarı vermektedir. “Yılların eskitemediği gök, ne işler açtın başıma!” diye söylendi Refik Bey muhatabına yani göğe yönelerek. Bir yaş daha almıştı Refik Bey. Günyüzü göstermeyen Dünya, bir kez […]

Öykü | Babaannemin Evi

O dar, çıkmaz sokağa adım atmamla başlıyor her şey. Yer yer toprak ve çakılla, yer yer yaşlanmış bir insanın damarlarının belirginleşmesi gibi çatlakların dikkat çektiği betonla kaplı; zamanın yıpratıcılığından nasibini almış bu sokak, ürpertici bir geçmiş zaman hilkati gibi bir anda yükseliyor karşımda. Unutulmuş maziden, hafızanın kuytu köşelerinden, bilincin ışığının yıllarca uğramadığı izbe kıvrımlardan çıkıp […]

Cenneti Bulan Çocuk | Öykü

Güneşin en güzel doğduğu günlerden bir sabah vaktiydi. Etraf sonbahar sarılığında, toprak kızgın ateş gibi sıcaktı. Sokaklarda peçeli satıcıların bağırışları vardı. Evde ne ocak ne de bir kap sesi vardı. Anlaşılan bu sabah da birkaç hurma ile gün geçecekti. Fazıl bugün de dışarı çıkacak ve kervan develerinin aheste yürüyüşlerini seyredecekti. “Belki bir gün benim de […]

Kırmızıyken I Öykü

Yavaş yavaş iteklerdi arabasını. Sağ ayağı devamlı aksardı. Ağrısı, acısı da olurdu epeyce. Sağ eli okşardı, ovalardı aksayan bacağını. Bazen de soluk soluğa kalır, öksürmeye başlardı. Hemen bulduğu yere çöküp, ceketinin cebinden paketini çıkarırdı, kırmızı gülünü düşürmeden, bir sigara yakardı. Paketi özenle yerine yerleştirirdi. Ardından deri yeleğinin gözünden pamuk mendilini çıkarır, terini silerdi. Ha gayret […]

Kum Fırtınası I Öykü

Güneşin tepelerin üzerine kurulduğu bir vakitte, tüm benliğini kavuran sıcağa aldırmadan kızgın kumlara bata çıka ilerliyordu. Bütün bu meşakkatin arasında göğsünü ve ciğerlerini dolduran taşları düşününce durakladı. Bu kumların, içini dolduran taşların ufakları olduğu kanaatine vardı. İçerisinde birbirine çarpan taşların çıkardığı gürültüden uyuyamadığını bilen biri olsa bana gülerdi, dedi kendi kedine. Çünkü kaç insanın içinde […]