277 kez görüntülendi.

Tahayyülü Kavramak: Felsefe ve Sanat

Felsefe düşünmenin sürecidir. Eşyanın hakikatini aklın yettiği ölçüde kavrama faaliyeti. Sanat ise hissetmek. Aklın ötesine geçip ortaya bir şey koymak. Belki bu yüzden sanatçı toplumun genel yapısının dışındadır. Aklın hükmünü bir yerden sonra kenara bırakmış hayal aleminde raks etmenin tadına varmıştır. Felsefe ve sanat aklın gücüyle muhayyilenin ortaya çıkardığını birleştirmekte ve insana bütüncül bir yapı […]

Felsefî Gök Kubbemiz | Prof.Dr. İlhan Kutluer

Felsefî Gök Kubbemiz yazarın klasik tefekkür dünyamızı anlamaya çalışan yazılarının bir devamı ve açılımı niteliğinde. İslam entelektüel geleneğimizin ana akımlarına, ele aldığı meselelerin müsaade ettiği kadarıyla, bakmayı sürdürüyor yazar. Bu meselelere bakarken de felsefî perspektifi nispeten öne çıkardığı görülüyor. Ancak bu bakış açısıyla yer yer kelam ve tasavvuf alanlarını da tarıyor. Yazarın gözlemlerine bakılırsa ülkemizde […]

Anlamsızlığın Anlamı Üzerine Yazılar 02

Bir önceki yazımda ”anlamlı” dediğimiz şeyin aslında anlamsız parçalardan oluştuğunu ve insanın bir şeyleri önce anlamsız kıldığını,  daha sonra ise bazıları arasında ilişki kurmak suretiyle ”anlam” denilen mefhumlar yarattığını ifade etmiştim. Şimdiki yazımda ise ”anlamsız” diye bir şeyin varolmadığını ve bunun sebeplerini açıklayacağım. ”Anlamsız”, anlam kelimesine olumsuzluk, eksiklik anlamı veren ”-sız” sonekiyle üretilmiş Türkçe bir […]

İçimizdeki Özü Yazılımına Uygun Kullanmak: Fıtrat

Günümüzün en büyük sorunlarından biri, kuşkusuz bir manasızlık deryasında boğulup hayatı anlamsız şekilde yaşamaktır. Çoğu şeyi maddiyatla kolayca elde edebilen insanlar, güçleri her şeye yettiği halde neden hala mutsuzlar? Veya çok nitelikli bir üniversitede okuyan, geleceğini daha erken bir yaşta belki de garanti altına alan ve maddi açıdan hiçbir sıkıntısı olmayan bir öğrenci neden hâlâ […]

Kindî ve Gerilim

İslâm felsefesi geleneğinin başlatıcısı kabul edilen Kindî (ö.252/866[?]) birçok kişinin başarmakta güçlük çektiği şeyi yapmış ve birbirinden farklı iki geleneği kendi potasında eriterek özgün bir düşünme tarzının ortaya çıkmasına öncülük etmiştir. Kelam ve fıkıh geleneklerinden farklı bir felsefe cemaatinin oluşmasına vesile olmuş, erken İslâm medeniyetinde “filozof” olarak anılan ilk kişi olmuştur. “Kindî’nin bu başarısının altında […]

Anlamsızlığın Anlamı Üzerine Yazılar

”Öngörüldü birimselleşmeler etnik dinsel yapılanmış etrafında iktidar politik.” Yukarıdaki cümleden ne anladınız? Tahmin ediyorum hiç bir şey anlamadınız çünkü bu cümleyi bir kitabın rastgele açtığım sayfalarındaki ilk kelimelerini bir araya getirmek suretiyle oluşturdum. Hatta buna cümle bile denemez çünkü bir anlamı yok. Dense dense kelimeler yığını denilebilir belki. İnsanlar anlam arayan canlılardır. Bizi diğer canlılardan […]

İnsanın Varlık Düalizminin Benlik Kavramı Üzerinden Değerlendirilmesi

Ezelden aşk ile biz yâne geldik Hakikat şem’ine pervâne geldik Tenezzül eyleyip vahdet ilinden Bu kesret âlemin seyrâna geldik (Aziz Mahmud Hüdâi Hz.) İnsanın bu dünyaya ait olmadığı insana çok belli edilmiş; gerek fiziki özellikleri sebebiyle gerekse düşünce ufkunun dünya sınırını aşmasıyla. İnsanı alıp belli bir yere koyduğunuzda ne kadar eğreti durduğunu göreceksiniz. Alın çöllere […]

Kitap Değerlendirmesi: Dahi ve Dindar: Isaac Newton

Din ve bilim arasında ne tür bir ilişki olduğu, modern dönemin en önemli tartışmalarından biri gibi görünmektedir. Bu tartışmayı bu kadar önemli yapan hususun, tartışılan mevzunun entelektüel boyutuna ilave olarak halk kitlesinin de gündelik yaşantısında ciddi tezahürleri haiz olması olduğu söylenebilir. Nitekim modern toplumlar arasında giderek artan bir ivme ile yayıldığı düşünülen seküler-laik yaşam tipi […]

Sünnî Kelam Düşüncesinde “Kadîm” Kavramının İbn Sinacı Dönüşümü

Erken dönemlerden itibaren kelamcılar, ontolojik ve epistemolojik açıdan tutarlı bir teori ortaya koymak için Tanrı alem ilişkisi üzerine yoğunlaşmışlardır. Bilindiği üzere alem, Tanrı ve diğer her şey şeklinde bir ayrıma tabi tutulmuş ve bu ayrım da kadîm ve hâdis kavramları ile açıklanmıştır. Bu manada Tanrı kadîm diğer her şey ise hâdis olmak durumundaydı. Erken dönemde […]

No98-Ic

Felsefeyi Tanımları Üzerinden Yeniden Okumak

Herhangi bir şey üzerine düşünmeye başladığımızda onun ne olduğunu belirlememiz gerekir. Yani üzerine düşüneceğimiz her ne ise onu bilmeliyiz. Bilme işleminin ilk adımı tanımlamaktır. İbn Sînâ: “Tanım, şeyin mahiyetine delalet eden sözdür. Hiç kuşkusuz o, şeyin kaim kılanlarını bütünüyle kapsar”[1] demektedir. Bu tarif ile ne kastedildiğini anlamamız için bir de mahiyetin ne olduğuna bakmamız gerekir. […]

Mantık ve Metafizik

Mantığın kurucusunun Aristoteles olduğu kabul edilir. Ancak “kurucusu olmak” ifadesi zaman zaman yanlış anlaşılmış bir ifadedir. Örneğin Aristoteles mantığına karşı çıkan bazı düşünürler, eğer mantığı Aristoteles kurmuşsa ondan önce insanların mantık kullanmayıp, mantıksızca mı felsefe yaptıkları sorusunu ortaya atmıştır. Bunun en önemli örneklerinden biri Hicri IV. yüzyılın başlarında önemli bir dilci ve kelamcı olan Ebu […]

Bilgi, Dil-Düşünce ve Vahiy Üzerine Bir Deneme

Lafız ve mana arasındaki ilişki çok farklı yansımaları olan ve bu sebeple farklı itibarlar ile ele alınabilecek oldukça felsefî bir mevzudur. Söz gelimi, mananın ontik yapısı, lafzın manaya nasıl delalet ettiği, manadan lafza geçiş süreci gibi pek çok farklı husus, lafız ve mana ilişkisi söz konusu olduğunda incelenebilecek konular arasındadır. Öte yandan lafız ve mana […]

Gettier Sorununa Yönelik Çözüm Önerilerinden Biri Olan L. Zagzebski’nin Erdem Epistemolojisinin Bir Tasviri

Çağdaş epistemolojinin en tartışmalı konularından biri olan ve “Gettier Sorunu” olarak adlandırılan Edmund L. Gettier’in 1963 yılında yazdığı “Gerekçelendirilmiş Doğru İnanç Bilgi midir?” başlıklı makalesi, sadece üç sayfa olmasına rağmen, büyük tartışmalar başlatmıştır. Bu yazıda Gettier sorununa karşı sunulan pek çok çözüm önerisinden L. Zagzebski’nin erdem epistemolojisine değinilecektir.   Tartışmaya geçmeden önce epistemoloji tarihine kısaca […]

Felsefi Düşüncede Kurucu/Bütünleştirici Boyut: Platon Felsefesi’nin Oluşumunda Kurucu/Bütünleştirici Bakış Açısının Etkileri

  Thales ile başlatılan felsefenin tarihsel süreçleri içerisinde, belli dönemleri temsil eden felsefi yaklaşımlar olmuştur. Genel itibariyle üç ana boyutta incelenen bu formlar belli dönemlere tekabül eden kurucu/bütünleştirici boyut, analitik boyut ve eleştirel boyut olarak zikredilebilir. Bu yazıda bu formlardan kurucu/bütünleştirici boyutun ne anlama geldiği açıklanacak ve bu formun ilk temsilcilerinden birisi olarak zikredebileceğimiz Platon’da […]

Dünya İçinde Varolma

‘Dünya dışına çıkabilmenin imkanı nedir?’ sorusu ilk bakışta tuhaf görülse de hayatî önem taşıyan bir sorudur. Metafizik tam da dünyanın dışına çıkmanın, dilselliğin aşıldığı bir alana ulaşmanın, tarihüstü konuşmanın imkanını bize açar. Yalnızca imkanından söz etmekle de yetinmez, böyle bir dünyanın bilfiil mevcut olduğunu da haber verir. Varlık ve Oluş’un gerilimi, Dionysos ve Apollon’un çekişmesi, […]

Gerçekten Bireyselleştik mi?

Zaman her daim olduğu gibi arkasından bakanlara aldırmadan geçip gitti. Bekleyenler konumunu koruyamadığı gibi noktalar sürekli süreksizliğe doğru hareket etti. Başlangıç ve son olmadan yaptığını başaramayacak olan zaman üzerinde oynadıklarıyla değil etkisiyle meşhur oldu. Peşi sıralıklar ve deneyimi olmasa sanılara katılabilecek yargı tevekkeli olmayı çoktandır reddetti. Sonradan gelen öncekiyle yan yana konduğundan değişim tartışmasız kabul […]

İnsan Tasavvuru Bize Ne Verir?

Felsefe tarihinde ontoloji ile epistemoloji her zaman karşılıklı bir ilişki içerisinde olmuştur. Hangisinin öncelikli olduğu ve diğerini belirlediği konusunda tartışmalar olsa da kesin olan bir şey var ki; varlık düşüncesi ile neyi bilebiliriz ya da nasıl biliriz sorularının cevabı her daim aynı ilkelerden hareketle oluşturulmuştur. Şüphesiz felsefe tarihinde birbirinden oldukça farklı ontoloji ve epistemoloji kabulleri […]

Bir İsmet Özel Denemesi: Müslüman Medeniyete İhtiyaç Duyar Mı?

Medeniyet (civilization) mefhumu, geçmişten günümüze değin ma’mur dünyada tartışılan bir kavram olagelmiştir. Bu kavram üzerine birçok düşünür eser kaleme almış ve muhtelif teorilerle bu mefhumun pratiğe dökülebilirliğini irdelemişlerdir. Bu mütefekkirlerden birisi de İsmet Özel’dir. Yazımız, Özel’in Bir Medeniyet Kurmak başlığına haiz yazısını konu edinmektedir. Özel, kendini “Müslüman” olarak tanımlayan toplumların Kur’an ve Sünnet’in öngördüğü davranışları […]

İnsan Nedir? İslam Düşüncesinde İnsan Tasavvurları | Prof. Dr. Ömer Türker, Dr.Öğr.Üyesi İbrahim Halil Üçer (ed.)

İnsanın verili bir anlamdan yoksun bir şekilde dünyaya geldiği ve gözlerini açtığı andan itibaren yüklendiği işlevler veya rollerle tanımlandığına ikna edildiğimiz andan beri, insandan bir şey beklemek giderek zorlaştı. Dahası bu türden beklentiler, daima özgürlük talepleriyle karşı karşıya getirildi. Bu kitap “Özgür bir insandan ne bekleyebiliriz?” sorusunun hâlâ anlamlı bir şekilde sorulabileceğine ilişkin güçlü bir […]

Aşk ve Matematik

Varlık ve Dili Üzerine Matematik, insan aklının ürettiği -ya da farkına vardığı- en büyük illüzyon olsa gerek. İnsan, şeylerden oluşmuş büyülü bir kompozisyonun ortasında, anlamak için ne esrârengiz yollara başvuruyor. İşte Matematik bu yolların en akla yatkını gibi durmaktadır. Ama gerçekten insanın ısrarla arzuladığı bu rasyonelliğin karşılığı Matematikte mevcut mudur? Muhakkak insan, karşılaşmalarını anlamlandırmak ve […]