293 kez görüntülendi.

Stalker ve Tarkovsky

Stalker, Andrey Tarkovsky’nin 1979 yapımlı bilim kurgu filmi. Filmde Stalker denen bir iz sürücü, bir yazar ve bir fizik profesöründen oluşan üç kişinin “Zona” olarak adlandırılan, içine girildiği vakit, kişinin acılarından doğan en içteki dileğinin gerçekleştiğine inanılan bir oda bulunduran yasaklı bölgede, odaya ulaşma çabaları esnasında yaşadıkları serüvenler anlatılır.

Stalker; ilk bakışta acıma hissi uyandıran, zayıf mizaçlı görünen, güçsüzlüğün gücünü yansıtan bir karakterdir. Gerçek dünya bir hapishanedir onun için. Kendini ancak Zona’da bulabilmekte, hakikat arayışı içinde, hayatını başkalarına kılavuzluk yaparak anlamlandırmaktadır. Stalker bir bakıma Tarkovsky’nin sanata ve sanatçıya yüklediği manevi misyonun temsilcisidir. Yazar ve profesör ise genel manada dış dünyadaki pozitivist sistemin şekillendirdiği, katı, kibirli, dünyanın renksiz gerçekliğine batmış, ilhamını kaybetmiş, maneviyatsız  kalmış umutsuz bireylerdir. Yolculuk ettikleri Zona bilinçli bir varlıktır. Yalnızca dilediklerinin odaya ulaşmasına izin verir. Burada en kısa yol en iyi yol demek değildir. Odaya yalnızca acziyetini kabul etmiş, kibrinden sıyrılmış, tabiri caizse tutunacak dalı olmayan umutsuzlar girebilmektedir. Odanın yolu envai çeşit tuzak ve tehlikelerle doludur. Stalker bilhassa sanatı temsil eden yazarı kazanmaya çalışır. Tarkovsky’ye göre sanatta umut vardır, bilim, sanat ve felsefeyi takip eder. Odanın eşiğine gelmelerine rağmen ne yazar ne de bilimi temsil eden profesör odaya girebilmişlerdir çünkü kibre ve gurura kapılarak inancı ve teslim olmayı hakir görmüşlerdir. Bunun sonucunda tekrar dış dünyaya itilerek gerçekliğin soğuk, kaskatı yüzüyle cezalandırılırlar.

Yönetmen senaryoyu ustaca ağ örer gibi metaforlarla çevirmiş, filmi çok katmanlı hale getirip, her türlü okumaya müsait duruma sokmuştur. Böylece pozitivizmi yerden yere vuran bu şaheser, her türlü dini söylemin yasak olduğu, o dönem için pozitivizmin kalesi kabul edilen Sovyet Rusya’nın bağrında devlet bütçesiyle çekilmiş, sansüre takılmadan yayımlanmıştır.

Tarkovsky kolay olanı seçerek sanatını hakim ideolojinin emrine amade kılarak konforlu hayat yaşamak yerine, sanatını hakikate adamış, her türlü baskıyı göze alıp, zor şartlara aldırmadan toplumuna ve entelektüel camiasına yol göstermeye, kılavuzluk yapmaya çalışarak bizatihi “Stalker”lık yapmıştır. Bu açıdan Tarkovsky  kendi özgün sinema üslubunu yaratmış, sanat tarihine adını kazımış olmakla birlikte bir yönetmenden çok daha fazlasıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir