75 kez görüntülendi.

Sihizm’de Guruluk ve Sih Guruları

Öz

Doğu Dinleri arasında İslam’a benzerliği dolayısıyla en dikkat çekeni şüphesiz Sihizm’dir. Ancak Türkiye’de “Sihizm” dendiğinde bu birçok kişiye hiçbir şey ifade etmemektedir. Halbuki Sihizm, Hint Coğrafyasını İngilizlerin işgaline kadar yönetiminde tutan Türk-İslam Devletleri’nin kucağına doğmuş senkretik bir dindir. İslam aleminde Hindularla, Batı’da ise Müslümanlarla karıştırılmaları nedeniyle Sihler, ayırt edilme imkanını pek elde edememişlerdir. Bununla beraber Sihler, Avrupa ve Amerika’da açtıkları misyonerlik merkezleri, kurdukları web siteleri, YouTube kanalları, yayınladıkları kitaplar, Batı’da yaptıkları “farkındalık” faaliyetleri ve özellikle Pencap bölgesinde faaliyete geçen üniversiteleri sayesinde Dünya medyasında yavaş yavaş dikkat çekmeye başlamışlardır. Bizim de bu makaledeki amacımız tanınmaya değer olduğunu düşündüğümüz bu beş asırlık dine ve dinin en önemli unsurları olan gurulara ve kutsal kitaba bir nebze de olsa ışık tutmaktır. Dünya’nın en büyük beşinci dini olan Sihizm’i ele alan makalemiz üç ana bölümden müteşekkildir. Birinci bölümde Sihizm’e göre gurunun tanımı nedir, özelde Hinduizm’deki genelde Hint geleneğindeki guru algısından farkları nelerdir gibi sorular cevaplandıktan sonra Sih kutsal metni Adi Granth’tan bazı alıntılar yapılarak Sihizm’in “guruluk”a bakış açısından bahsedilmiştir. İkinci bölümde bu dinin kurucusu Guru Nanak’tan başlayarak son beşerî guru olan Guru Gobind Singh’e kadarki tüm guruların biyografileri çok detaya inilmeden ana hatlarıyla verilmiştir. Son olarak üçüncü bölümde ise beşerî guruluğun sona erişinden, kutsal kitap Guru Granth Sahib’in Sihlerin son gurusu olma sürecinden bahsedilerek Guru Granth Sahib ana hatlarıyla tanıtılmış, akabinde sonuç bölümüne geçilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Sihizm, Sih, Pencap, Guru Nanak, Guru Granth Sahib, Adi Granth.

 

GİRİŞ

Sihizm[1], 16. yüzyılda Hint alt kıtasının Pencap[2] bölgesinde ortaya çıkmıştır. Bu dinin kurucusu olarak Guru Nanak (1469-1539) gösterilir. Dine adını veren “Sih” sözcüğü Sanskritçe’deki shishya[3] kelimesi ile ilişkili olup “mürit, şakirt, talebe” gibi anlamlara gelir. Bundan dolayı Sihler kendilerini “Tanrı’nın müridi” olarak tanımlarlar.[4]

Sihizm’in temeli, sekizinci asırdan itibaren Hint alt kıtasının tarımsal ve kültürel açıdan verimli olan bölgelerinde yayılmaya başlayan İslam dini ile geleneksel Hindu dinini uzlaştırma çabalarına dayanır.[5] Bu bağlamda, Sihizm öncesi senkretik ve reformist hareketlere de bakmak gerekir. Bunlara örnek olarak Nath Geleneği[6] ve Sant Hareketi[7]ayrıca Şeyh Ferid, Namdev, Ravidas ve Kabir (Kebir) gibi mistiklerin hayat ve düşünceleri örnek verilebilir.

Sihizm’in ortaya çıkışında, Guru Nanak’ın toplumsal ve siyasi etkilenmelerinin ve ruhsal tecrübelerinin yanı sıra Pencap bölgesinin coğrafi konumu ve Hint yarımadasında kurulan Türk-İslam devletlerinin faaliyetleri de önemli bir etken olmuştur. Bu faaliyetler döneminde İslam’ın Hinduizm karşısındaki berraklığı, bir taraftan Hinduların bir kısmının direkt Müslüman olmalarına sebep olurken, diğer yandan İslam’ın tesiri ile bir kısmının senkretik hareketlere teşebbüs etmesine yol açmıştır. İşte mensuplarının büyük çoğunluğunun başta Hindistan olmak üzere Amerika, Kanada, İngiltere ve Malezya’da yaşadığı, ayrıca yaklaşık 30 milyonluk nüfusuyla dünyanın en büyük beşinci dini olan Sihizm, bu teşebbüslerin bir sonucudur.

Sihizm, monoteist inanç etrafında oluşmuş bir dindir. Hinduizm’in karmaşık tanrı anlayışından bunalan Nanak; İslam’daki tanrı ve onun sıfatları ile ilgili konuların cazibesinden etkilenerek: “Allah birdir, tektir. O ikincisi olmayan Bir’dir. Bir Allah vardır. O’nun ismi mükemmel gerçektir. O her şeyin yaratıcısıdır; bütün ruhlara sinmiş olan, korkmayan, kin duymayan ve nefret etmeyendir; O sonsuzdur ve şekli olmayandır. O doğumun ve ölümün ötesindedir…” diyerek kendi tanrı inancını ortaya koymuştur. Sihizm’de tanrı; Ram, Mohan, Gobind, Allah, Hüda, Guru, Hari gibi isimlerle ifade edilir. Tanrı tecrübe edilebilir, ancak akılla bilinemez; çünkü o her türlü algının ötesindedir. Bununla beraber Nanak, Hinduizm’deki avatara[8] inancını da reddetmiştir (ajuni). Ona göre Tanrı, değişik bedenlerde dünyaya gelip müdahalede bulunmak yerine kutsal kişiler (gurular) görevlendirmiştir.

Bu çalışmada Sihizm’de belli bir süreç içerisinde sistemleşen guruluğun bu dindeki izdüşümleri ana hatlarıyla ele alınarak Sih Guruları kısaca tanıtıldıktan sonra beşerî guruluğun sona erişinden ve kutsal kitabın nasıl ebedi guru haline geldiğinden bahsedilecektir.

A) SİHİZM’DE GURULUK

Guru kelimesi Hint kültüründe o kadar popülerdir ki, Sihizm’deki “guru” kavramını anlamak için önce popüler guru algısından sıyrılmak gerekir. Guru kelimesi popüler anlamda Brahman, Yoga eğitmeni, hatta okul öğretmeni için bile kullanılır ve bu kullanımlar guru kelimesini basit hale getirmiştir.

Sih metinlerinde ise Guru kelimesi üç farklı bağlamda geçer. İlk olarak Tanrı’nın bizzat kendisi için, ikinci olarak on Sih gurusu için ve son olarak Adi Granth’ta yer alan ilahiler için kullanılmıştır.[9] Sihlere göre “guru” kelimesinin ilk hecesi “GU” karanlık, ikinci hecesi “RU” ise ışık anlamına gelir. Yani Guru, karanlığı dağıtan ışıktır. Bu yüzden Guru Nanak’ın, İlahi Işık (jot)’ın somutlaşmış hali olduğuna inanılır. Guru, Tanrı’nın ışığının tamamının gözle görülür bir şekilde parladığı mükemmel bir peygamber veya elçidir.[10]

Kurucusu Nanak ile başlayan ve onu izleyen dokuz guru ve kutsal yazılarının bir araya getirilmesinden oluşan Guru Granth Sahib isimli kanon Sihizm’deki dinsel otoritenin kalbini oluşturmaktadır. Sih inancına göre guru, aslında Tanrı’dır. McLeod’un da kaynakları baz alarak yaptığı açıklamaya göre Yaratıcı’nın kendisi insanoğluna kurtuluş mesajını iletmek için bir Guru gibi hareket eder.[11]

Adi Granth’a göre Tanrı, insanoğlunu özgür kılacak hakikatleri devamlı olarak ileten bir rahmet tanrısıdır. Tabi bu iletmenin mahiyeti bizim anladığımızdan farklıdır. Tanrı’nın sözü insanın içine gurular aracılığıyla fısıldanır. Yani aslında guru Tanrı’nın sesidir. Sih kaynaklarına göre Nanak kendisini tam bir teslimiyetle Tanrı’ya sunduğu için mükemmel bir aydınlanma elde etmiş ve Tanrı’nın sesinin bir nevi aracısı olmuştur. Nitekim aynı ilahi ruh tamamı kşatriya kastına[12]mensup olan Nanak’ın dokuz halefine de yerleşmiş ve onlar da yüce Guru/Satguru (gerçek Guru) unvanlarına nail olmuşlardır.

Guruların bu dindeki önemini anlamak için Sih kutsal metinlerinde yer alan şu ifadelere bakabiliriz:

Guru olmaksızın, yüzlerce ay ve binlerce güneş olsa bile yine de zifiri karanlıktır.” (Guru II, Asa Rag)

Gurunun lütfu sayesinde bütün karanlıklar ortadan kalkar, zihinler aydınlanır ve hakikat keşfedilir.” (Guru III, Mahj Rag) 

Gerçek guru ezeli ve ebedidir, o doğmamıştır ve ölmeyecektir.” (Guru IV, Suhi Rag)

B) SİHİZM’İN KURUCUSU GURU NANAK VE DİĞER GURULAR

  1. GURU NANAK DEV (1469-1539)

Baba Nanak, 15 Nisan[13] 1469 tarihinde Pencap eyaletinin Lahor şehri yakınlarında, bugün Nanakana Sahib diye bilinen Rai Bhoeki Talvandi köyünde doğmuştur. Babası bölgenin vergi tahsildarı olan Mehta Kalyan Chand Das Bedi,[14] annesi Mata Tripta Devi ve ablası Bibi Nanki’dir.[15] Ablasının Nanak’taki İlahi Işık’ı gördüğü ama bu sırrı kimseyle paylaşmayarak onun ilk müridi olduğu söylenir. Nanak’ın ataları Kşatriya kastının Solar (Güneş) Hanedanlığı’na mensup yöneticilerdi. Aynı zamanda Vedalar[16]’ı da çok iyi bilirlerdi. Bundan dolayı onlar, Vedi (Bedi)[17] olarak tanındılar.[18]

Janamsakhiler Nanak’ın doğumunu ve hayatını sıra dışı resmeden kaynaklardır. Doğumuyla ilgili anlatılan hikayelerden birinde Pandit Hardayal Bala, “Hem Hindular hem de Türkler ona saygı gösterecek. Onun ismi hem yerde hem de gökte yüce olacak. Okyanus, yeryüzü ve gökyüzü ona açılacak. O tek ve biçimsiz bir Tanrı’ya ibadet edecek ve bunu başkalarına anlatacak” der. Yine ilgili rivayetlerde Nanak’ın yedi aylıkken bir yogi gibi oturabildiği zikredilir.[19]

Nanak’ın zeki, yardımsever ve büyüleyici bir çocuk olduğu, oyun arkadaşlarıyla beraber olmayı çok sevdiği, yiyeceklerini ve parasını hep ihtiyaç sahiplerine verdiği, oyunlardan sonra tüm arkadaşlarını toplayıp onlara Tanrı’yla ve onun sınırsız lütfuyla ilgili hikayeler anlattığı ve onlardan Tanrıyı yüceltecek ilahiler söylemelerini istediği kaynaklarda zikredilir.[20] 1668 yılında, arkadaşlarıyla oynadığı noktaya bir Gurdvara[21] inşa edilmiştir.

Nanak, küçük yaşlarından itibaren Sanskritçe, Arapça, Farsça, Pencapça, Dinler Tarihi, Aritmetik ve Müzik eğitimi almış ve bunlarda oldukça başarılı olmuştur. Yedi yaşına geldiğinde Hindu bir rahipten ders almaya başlamış, Nanak’ın olağanüstü bir çocuk olduğunu fark eden rahip ona secde etmiş ve Nanak’ı babasına geri götürerek “Mehta Ji, … oğlunuz bir Avatar. … Benim ona öğretebilecek hiçbir şeyim yok.’”demiştir.  Tüm biyografiler (Janamsakhi) Nanak’ın bu rahiple uzun vakit geçirmediğinde müttefiktir. Daha sonra babası küçük Nanak’ı daha ileri bir eğitim alması için Müslüman bir mollaya götürür. Molla da Nanak’ın öğrenciliğinden çok etkilenir ancak sorularına cevap veremediği gerekçesiyle Nanak, onun yanında da uzun süre durmaz.

On yaşına geldiğinde Nanak, Hindu geleneğinde yapılması zorunlu olan upanayana[22] töreninin kendisi için yapılmasını reddetmiştir. Onun bu tavrı, içinde yetiştiği Hindu örf ve adetlerinden hoşnut olmadığı ve sürekli bir arayış içerisinde bulunduğu şeklinde yorumlanmıştır.[23]

Janamsakhiler Nanak’ın sürekli derin düşüncelere dalan bir genç olduğunu kaydeder. Nanak’ın yaşıtlarından farklı olarak gösterdiği olağanüstü haller, babasının onun sıradan bir çocuk olmadığını anlamasını sağlamıştır. Bu olağanüstü halleri ve meditasyona olan merakı nedeniyle, ailesi onun evden kaçıp bir münzevi olmasından endişelenir. Onu bu yoldan saptırmak ve dünyayla ilgilenmesini sağlamak için evlendirmeye karar verirler. Nanak 12-18 yaşındayken, Kşatriya kastından Batalalı Mul Chand’ın kızı Mata Sulakhni ile evlenmiştir.[24] Ancak babası kısa bir süre sonra, evliliğin bile onu ilahi misyonla ilgilenmekten alıkoyamadığını görmüştür.

Nanak’ın kız kardeşi Bibi Nanki, Nanak’a derinden bağlıydı. Jai Ram adında bir idare müdürüyle evlenip Sultanpur’a taşınan Nanki, her zamanki yıllık ziyaretleri için ailesinin köyü Talvandi’ye geldiklerinde babasının Nanak’a olan ilgisizliğini ve tahammülsüzlüğünü görüp kardeşini Sultanpur’a götürmeye karar verir. Babasının ve annesinin de onayını alan Nanak, daha sonra yanına almak üzere eşini geride bırakarak Sultanpur’a taşınır.

Nanak’ın eniştesi Jai Ram, Devlet Han Lodi’nin sarayında çalışan bir memurdu. Nanak’a da burada iş buldu ve Nanak Devlet Han Lodi’nin sarayında ambar memuru olarak çalışmaya başladı. Burada Müslüman alimlerle tanışma fırsatı bulan Nanak, merak ettiği soruları onlara da yöneltmiş ancak aldığı cevaplar genç Nanak’ı yine tatmin etmemiştir.

Bu süreç içerisinde Nanak, eşi Sulakhni’yi de Sultanpur’a getirir ve iki oğlu Sri Chand ve Lakhmi Chand burada doğar. Hayatının bu döneminde onun, sabahları nehirde yıkandığı ve sürekli kirtan (ilahi) söyleyip meditasyon yaptığı anlatılır.[25]

Rivayete göre Nanak, her gün yıkanmak için gittiği Kali Bein nehrinin kıyısında bir gün sessizce ortadan kaybolur. Elbiseleri nehrin kıyısında olduğu için insanlar onun nehirde boğulduğunu zannederler. Devlet Han’ın emriyle nehir aranır ancak hiçbir iz bulunamaz. Nanak üç gün sonra ortaya çıkar ve yok olduğu dönemde, İslam’daki miraç hadisesine benzer bir hal yaşadığını, Tanrı’nın huzuruna çıktığını ve peygamberlikle görevlendirildiğini söyler.[26] Yine o, bu yolculuk esnasında Tanrı tarafından kendisine bir içecek verildiğini ve “Bu Tanrı’nın ismine hürmet fincanıdır. Bunu iç! Seni yüceltiyorum. Benim ismimle mutlu ol ve bunu başkalarına öğret. İsmimi hediye olarak sana bahşettim. Bu senin çağrın olsun.”[27] diye seslenildiğini iddia eder. Bu olayın ardından hiç konuşmayan Nanak, sonunda şu sözleri söyler: “Na koi Hindu na Musalman”, yani “Gerçekte ne Hindu ne de Müslüman vardır.”[28]Ve Nanak, otuz yaşında aydınlanma tecrübesi yaşayarak Guruluk mertebesine erişmiştir. Artık bundan böyle o ve takipçileri kutsal isim olan “nam”ı ağızlarından düşürmeyecek, yardımseverlik, hayır ve hasenatla (dana) meşgul olacak, Tanrı için hizmet (seva) edecek, sadece O’na dua (simran) edecek ve her sabah boy abdesti (ishnan) alarak güne başlayacaktır.[29]

Bundan sonra Guru Nanak, öğretisini anlatmak için Hint alt kıtasının tamamına ilave olarak Batı’da Mekke, Doğu’da Bangladeş, Kuzey’de Tibet ve Güney’de de Sri Lanka’ya kadar gitmiştir. Hinduların tüm önemli mandirlerini[30], Budistlerin tüm önemli viharalarını[31] ve Müslümanların tüm önemli camilerini ziyaret etmiştir. Nitekim rivayete göre, Mekke’de akşam namazı sırasında ayaklarını Kabe’ye uzatmış otururken yanına gelip ona “Neden ayaklarını Allah’ın evine doğru uzatıyorsun?” diyen birine, “Benim ayağım Tanrı’nın evinin olduğu yönde değil” der. Devamında mezkûr kişinin onun ayaklarını döndürdüğünü ve o döndürdükçe Kabe’nin de döndüğü anlatılır.[32] Yine bir keresinde Hindu kutsal merkezlerinden Haridvar’da iken, Brahmin[33]lerin sabah ibadeti esnasında Ganj[34] nehrinde doğuya doğru su attıklarını görünce, kendisi de batıya doğru su atmaya başlar. Niçin böyle yaptığı sorulunca: “Eğer sizin attığınız sular atalarınıza ulaşacaksa, benim attığım sular da Lahor yakınlarındaki tarlalara ulaşacaktır.” şeklinde cevap vererek onları düşünmeye sevk eder.[35]

Tanrı üzerine düşünme, O’nu zikretme ve O’nu öven ilahiler söyleme; Guru Nanak’ın düşüncesinin temelini oluşturur. Ayrıca o, Hindu törenlerini ve keşişliği reddeder. Ona göre kurtuluş biçimde değil derundadır. Bununla beraber Guru Nanak, kast sistemini yıkmak ve kadınların statüsünü yükseltmek için de çalışmıştır.

Nasıl oluyor da sen Brahman, ben düşük kast oluyorum?

Yoksa benim damarlarımda kan seninkilerde süt mü var?” (Kabir)

Kimse doğduğu kastla böbürlenmesin. Bilin ki hepimiz aynı çamurdan yaratıldık.” (Guru Nanak)

Karnında büyüdüğümüz ve ondan doğduğumuz kişi kadındır. Kadın bizim soyumuzu devam ettiren hayat arkadaşımızdır. Büyük insanların doğmasına vesile olan kadını niye küçümseyelim ki?” (Guru Nanak)

Bilge ve güzel olan, (Tanrı) ne erkek ne kadın ne de kuştur.” (Guru Nanak) 

Dünyevi ve manevi bakış açısıyla kadın, erkeğin kurtulmasına yardımcı olan diğer yarısıdır.” (17. yüzyıl Sih teoloğu Bhai Gurdas) 

Guru Nanak elli yaşına ulaşınca seyahatlerini sona erdirir ve bu dönemden itibaren kendisini ziyarete gelenlere vaaz etmeye başlar. Bu Sihizm için bir yeni dönem demektir. Çünkü Guru Nanak 22 Eylül 1539’da Kartarpur’da öldüğünde geriye, öğretiye bağlı bir Sih topluluğu bırakmıştır. Ölmeden önce, Guru olmadan önceki adı Bhai Lehna olan Guru Angad’ı tahtına oturtmuş, önüne beş paise[36] ve Hindistan cevizi koymuş ve akabinde ona secde ederek ilahi ışık olan “jot”u ona aktarmış ve guruluğunu ilan etmiştir. Bu bir gelenek olarak tüm gurularda devam etmiştir.

  1. GURU ANGAD DEV (1539-1552)

Bhai Lehna, 31 Mart 1504’te Pakistan’ın Pencap eyaletinin Ferozepur şehrinde, Matae di Saran köyünde doğmuştur. Babası Baba Pheru Mal, annesi Mata Sabrai’dir. Babası tacirdir. Kşatriya kastının Trehan koluna mensuptur.[37] İlk öğrenimini köy okulunda dil, dini bilgiler ve aritmetik üzerine yapmıştır. Dindar bir Hindu olarak yetiştirilen Lehna, çocukluğundan beri Tanrıça Durga taraftarıydı. Her yıl, Jawalamukhi’deki Durga tapınağına hac ziyareti organize eder ve burada Hindu ateş törenini icra ederdi.[38] Tanrıça Durga’ya bağlılığı ve dindarlığı sayesinde köylerinin dini lideri olmuştu. On beş yaşına geldiğinde Sangarlı Devi Chand’ın kızı Mata Khivi ile evlendi. Bu evlilikten Baba Dasu ve Baba Dattu adında iki oğlu ve Bibi Amro adında bir kızı oldu.[39]

Bhai Lehna bir gün yürürken, Guru Nanak’ın ilahilerini söyleyen bir adamı işitir. İlahilerin sözlerinden çok etkilenir ve Joga isimli bu adamın yanına giderek ilahileri kimin yazdığını sorar. Joga da ona Guru Nanak’la ilgili bildiği her şeyi anlatır. Guru Nanak’ı çok merak eden Lehna, yine bir gün Jawalamukhi’ye hac ziyareti için gittiklerinde Guru Nanak’ın da yanına uğrar. Onun kişiliği ve konuşmalarından çok etkilenince hac için getirdiği köylülerden ayrılarak bir süre Guru Nanak’ın yanında kalır. Otuz yaşında Sihizm’e giren Lehna, Guru Nanak’ın en bağlı ve en itaatkâr müridi olmuştur. Guru Nanak, kendisine beş yıl hizmet ettirdikten sonra, 1539’da vefatından üç ay önce onu halefi tayin etmiştir. Gurmukhi alfabesini geliştirmesi, Guru Nanak’ın ilahilerini toplaması ve altmış iki yeni ilahi yazmasıyla tanınan Guru Angad Dev, 29 Mart 1552’de 48 yaşında Khadur’da ölmüştür. Vefatından önce de iki oğlu kendi yolunu benimsemediği için Amar Das’ı halefi tayin etmiştir.

  1. GURU AMAR DAS (1552-1574)

Amar Das, 4 Mayıs 1479’da Amritsar şehrinin Baserke köyünde doğmuştur. Babası Baba Tej Bhan, annesi Mata Lakho’dur. Kşatriya kastının Bhalla koluna mensuptur.[40] Geçimlerini marketlerinden ve tarlalarından sağlıyorlardı. İlk öğrenimini evinde din adamlarından almıştır.

Amar Das, 28 yaşında Baba Devi Chand kızı Bibi Mansa Devi ile evlenmiştir. Bibi Dani ve Bibi Bhani isimli iki kızı, Baba Mohan ve Baba Mohri isimli de iki oğlu olmuştur.

Amar Das’ın yeğeni, Guru Angad Dev’in kızı Bibi Amro ile evliydi. Bir gün Bibi Amro’yu ilahi söylerken duymuş ve söylediği ilahilerden etkilenmiştir. O da bu ilahileri öğrenerek her gün söylemeye başlamıştır. Gitgide bu öğretiye bağlandığını fark eden Amar Das, Bibi Amro’dan onu babasına götürmesini istemiştir. Kızıyla beraber damadının 61 yaşındaki amcasının geldiğini öğrenen Guru Angad Dev onları ayakta karşılayınca Amar Das, Guru’nun ayaklarına kapanarak “Ben senin müridin ve Guru Nanak’ın evi olan bu evin hizmetkarı olmaya geldim.” demiştir. Böylelikle Amar Das’ın Sihizm’deki serüveni başlamıştır.

Guru Angad Dev vefatından birkaç gün önce 29 Mart 1552’de, Amar Das’ı yeni guru olarak ilan etmiştir. Ancak Guru Angad Dev’in büyük oğlu Datu babasından sonra guru olmayı planladığı için babasının bu kararına karşı çıkmıştır ve kendisini guru ilan etmiştir. Guru Amar Das’ın evine gidip ona ağır hakaretler ederek sırtına tekme atmış, Guru Amar Das da onun ayağını tutarak: “Oğlum, özür dilerim. Yaşlı ve sert kemiklerim senin narin ayaklarını acıtmış olmalı. Lütfen beni affet.” demiştir. Bunun üzerine Datu, Guru Amar Das’ın tevazu ve nazikliğinden etkilenmiş ve onun ayaklarına kapanarak af dilemiştir. Böylelikle Amar Das yetmiş yaşında tüm sorunları bertaraf ederek Sihlerin üçüncü gurusu olmuştur.

Guru Amar Das, kadınların sosyal statüsünü yükseltmek için çok çalışmıştır. Takipçilerine sati[41] ve purdah[42]uygulamalarını yasaklamıştır. Kadın ve erkeğin eşit olduğunu söylemiştir. Dört kastın da eşit olduğunu, kastlar arası çapraz evliliklerin yapılabileceğini ve sosyal ilişkilerin kurulabileceğini belirtmiştir. Sih merkezleri kurmuştur. Guru Granth Sahib’de 907 ilahisi bulunan Guru Amar Das, 1 Eylül 1574’te 95 yaşında ölmüştür. Damadı Bhai Jetha’yı halef tayin etmiştir.

  1. GURU RAM DAS (1574-1581)

Bhai Jetha, 24 Eylül 1534’te Lahor’un Choona Mandi köyünde doğmuştur. Babası Bhai Haridas, annesi Mata Daya Kaur’dur. Kşatriya kastının Sodhi koluna mensuptur.[43] Yedi yaşında anne ve babasını kaybeden Bhai Jetha, anneannesi tarafından Basekay’da yetiştirilmiştir. Anneannesi çok yoksul olduğu için okula gidemeyen Jetha, dokuz yaşında sokaklarda haşlanmış nohut satarak anneannesine destek olmaya başlamıştır. On iki yaşına geldiğinde nohut satmayı bırakarak Goindval’a, Guru Amar Das’ı ziyaret etmeye gitmiştir. Guru Amar Das’ın en sadık müridi haline gelen Jetha, on dokuz yaşına geldiğinde Guru Amar Das’ın kızı Bibi Bhani[44] ile evlenmiştir. Üç oğulları olmuştur; Prithi Chand, Mahadev ve Arjan. Guru Amar Das ölmeden birkaç saat önce daha sonra Guru Ram Das olarak anılacak olan Bhai Jetha’yı halefi ilan etmiştir.

Guru Ram Das, guruluğu boyunca toplam 679 ilahi yazmıştır. En önemli ilahisi evlilik törenlerinde de okunan “evlilik ilahisi”dir. Hükümdar Ekber Şah ile olan yakın ilişkisi sayesinde Ramdaspur[45] şehrini kurmuştur. Kayınbabası Guru Amar Das’ın kurduğu merkezleri yeniden organize etmiştir. Kazancın 1/10’unun zekât olarak verilmesi uygulamasını getirmiştir.

Kırk yaşında guru olduktan sonra yalnızca yedi yıl yaşamasına rağmen, Guru Ram Das’ın Sihizm’e katkıları paha biçilemezdir. 1 Eylül 1581’de ölmeden önce yerine en küçük oğlu Arjan’ı bırakmıştır.

  1. GURU ARJAN DEV (1581-1606)

Arjan, 15 Nisan 1563’te Goindval’de doğdu. Babası Guru Ram Das, annesi Mata Bhani idi. Kşatriya kastının Sodhi koluna mensuplardı. Sih olarak doğan ilk gurudur ve guruluğun babadan oğula geçmesi ilk defa Guru Ram Das ve oğlu Arjun ile oldu. İlk öğrenimini Goindval’de, ileri öğrenimini ise dil, din, tarih ve müzik üzerine Amritsar’da gördü.

1579 yılında daha on altı yaşındayken Bhai Kishen Chand kızı Mata Ganga ile evlenmiştir ve Hargobind isimli bir oğulları olmuştur. Babası Ram Das, üç oğlunu da guruluk için test etmiş ve en küçük oğlu Arjan’ı guru olmaya layık gördüğü için onu on sekiz yaşındayken halefi tayin etmiştir.

Guru Arjan’ın yirmi beş yıllık guruluk hayatı boyunca Sihizm’e büyük katkıları olmuştur. O, hepsi vahiy ürünü olan 2218 ilahi kompoze etmiştir ki bu, Guru Granth Sahib’in %40’ı demektir. Ayrıca onun çalışmaları sonucunda Sihizm, Hinduizm’in sapık bir kolu gibi anlaşılmak yerine müstakil bir din olarak kabul edilmiştir.

O, Sihlerin kutsal kitabı Pothi Sahib’i[46] yıllar süren çabaları neticesinde derlemiştir. Babası Guru Ram Das’ın kurduğu Amritsar şehrine bugün Altın Tapınak olarak bilinen Sihlerin en önemli mabedi Harmandir Sahib’i[47]yaptırmıştır. Tapınağın dört bir yanında yer alan kapılar onun dört kasta veya her yönden gelen insanlara açık bir mabet olduğu şeklinde yorumlanmaktadır.[48] Sihizm’e daha pek çok katkısı bulunan Guru Arjan Dev, altıdan fazla dil biliyordu. Dedesi, babası ve annesinin elinde çok iyi bir eğitim alan Guru Arjan Dev, çok iyi bir şair ve tanınmış bir alimdi. Dini metinleri de çok iyi bilirdi.

Onun döneminde Sihizm bir dünya dini olma yolunda ilk adımlarını atmıştır. Ancak Guru Arjan Dev’in başarısına tahammül edemeyen beş büyük düşmanı vardı.  Büyük abisi ve yeğeni. Onlar guruluğu ele geçirmek için Guru Arjan Dev’i öldürtmek istiyorlardı.

Bugünün ekonomi bakanı gibi bir görevi olan Chandu Shah. Chandu Shah kızını Guru Arjan Dev’in oğlu Hargobind ile evlendirmek istemiş ancak o bu teklifi kabul etmemişti. Bu yüzden ona düşman olmuşlardı.

Babür İmparatorluğu’nda memur olan Sulahi Khan da Müslümanların Sih olmalarına karşıydı. Bu yüzden de Guru Arjan Dev’in ölmesini istiyordu. Müslüman tarikat lideri Şeyh Ahmed Faruki Sirhindi de Guru Arjan Dev’i kafir ilan etmiş ve ölümünü istemiştir.

Ekber Şah’ın ölümünden sonra yerine geçen oğlu Selim Cihangir Şah da Guru’nun büyük bir düşmanıydı. Çünkü Selim Cihangir Şah ve oğlu Hüsrev arasındaki iktidar mücadelesi sonucu Hüsrev öldürülmek üzereyken Guru Arjan Dev’e sığınmış ve ondan maddi destek almıştır. Bunu kendisine yapılmış bir hainlik olarak gören Şah Cihangir, Guru’yu cezalandırmak üzere yanına çağırmış ve ona önce Müslüman olmasını söylemiştir. Guru Arjan Dev bu teklifi reddederek ölmeyi kabul etmiş ve çeşitli işkenceler yapıldıktan sonra Ravi nehrine atılarak öldürülmüştür. Guru Arjan Dev, Sih tarihinin ilk şehidi olarak görülür. Yerine on bir yaşındaki oğlu Hargobind geçmiştir.

  1. GURU HARGOBİND (1606-1644)

Hargobind, 19 Haziran 1595’te Amritsar şehrinin Vadali köyünde doğdu. Babası Guru Arjan Dev, annesi Mata Ganga idi. Yukarıda ifade edildiği üzere babası, beşinci Sih gurusuydu. Kşatriya kastının Sodhi koluna mensuplardı.

Hargobind’in çocukluğu büyük zorluklarla geçti. Amcası Pritha Chand, guruluğun kendi ailesine geçmesi için birçok kez kardeşi Arjan’ın tek oğlu olan Hargobind’i öldürme girişiminde bulundu. Bu yüzden Hargobind, çocukluğu boyunca hep koruma altında yaşadı. Eğitimini de evinde aldı. Dil, din ve felsefe eğitiminin yanı sıra, at binme ve silah kullanma eğitimleri aldı.

Hargobind üç kez evlenmiştir. İlk eşi Mata Damodri, Bhai Narain Das’ın kızıydı. 1607’de evlendiği bu hanımdan Baba Gurditta, Bibi Viro ve Baba Ani Rai isimli üç çocuğu oldu. İkinci evliliğini 1613 yılında Baba Hari Chand’ın kızı Mata Nanaki ile yaptı. Bu evlilikten Baba Atal Rai ve Guru Tegh Bahadur isimli iki oğlu oldu. Son evliliğini ise 1615 yılında Baba Daya Ram Marwaha’nın kızı Mata Mahadevi ile yaptı ve bu evlilikten de Baba Suraj Mal adında bir oğlu oldu.[49]

Babası Guru Arjan Dev’in üzücü ölümünden sonra, Harimandir Sahib’in ilk din görevlisi ve Sihler için çok önemli bir figür olan Baba Budha, Guru Nanak’ın başlattığı geleneği devam ettirmek için Hargobind’in önüne beş paise ve Hindistan cevizi koyarak secde edip onu Sih tarihinin altıncı gurusu ilan etti.

Guru Hargobind, dünyevi ve uhrevi otoritesini temsilen iki kılıç kuşanmış ve bunlara piri[50] ve miri[51] demiştir. Guru Hargobind çok seyahat etmiş ve seyahat ettiği her yere bir Gurdvara inşa ettirmiştir. Sih toplumuna yavaş yavaş savaşçı bir nitelik de kazandırmak için uğraşmıştır. Sihlere göre o, aynı Hz. Muhammed ve Krişna gibi hem bir peygamber hem de bir savaşçıdır.[52] Bu saydıklarımız Guru Hargobind’in Sih toplumuna kattığı ve kazandırdığı niteliklerin yarısı bile değildir. Bu yüzden o, aynı babası Guru Arjan Dev gibi dikkatleri üzerine çekmiş ve neticede Şah Cihangir tarafından tutuklanıp iki yıl hapse mahkûm edilmiştir. Bunda başta amcası Prithi Chand olmak üzere düşmanlarının parmağı olduğu aşikardır. Ancak daha sonra Şah Cihangir bu sebepsiz tutuklulukla Guru Hargobind’e haksızlık ettiğini anlamış ve 1614 yılında onu serbest bırakmıştır.

1627 yılında Şah Cihangir ölmüş ve yerine oğlu Şah Cihan geçmiştir. Guru Hargobind, Şah Cihan yönetimindeki Babür İmparatorluğu ile yedi savaş yapmış ve hepsini kazanmıştır. Savaşların hiçbiri toprak kazanma amaçlı değil, tamamen savunma amaçlı yapılmıştır.[53] Bu savaşlardan yorgun düşen Guru Hargobind, hayatının son dokuz yılını Kiratpur’da geçirmiş, 3 Mart 1644 yılında 49 yaşındayken de ölmüştür. Yerine on dört yaşındaki torunu Har Rai’yi bırakmıştır.

  1. GURU HAR RAI (1644-1661)

Har Rai, 16 Ocak 1630 yılında Kiratpur’da doğmuştur. Babası Guru Hargobind’in en büyük oğlu Baba Gurditta, annesi Mata Nihal Kaur’dur. Kşatriya kastının Sodhi koluna mensuptur. O da aynı dedesi gibi eğitimini dil, din, felsefe, at binme, silah kullanma ve avcılık üzerine almıştır. Bizzat dedesi Guru Hargobind tarafından yetiştirilmiştir.

Har Rai avcılığın yanısıra hayvanları yakalayarak bahçesinde beslemeye önem vermiş, çeşitli hastalıklara iyi gelecek bitkiler yetiştirmiştir. Rivayet odur ki, Şah Cihan’in oğlunun hastalığına deva olan ilaç Har Rai’nin yetiştirdiği bitkilerden elde edilmiştir.[54] Yine diğer bir rivayete göre bir gün bahçeden geçerken uçuşan kıyafeti bahçedeki çiçeklere zarar vermiş ve çiçeklerin yaprakları kopmuş. Bu görüntü neticesinde çok üzülen Har Rai’nin gözleri dolmuş ve o günden sonra hiçbir zaman kıyafetini zapt etmeden bahçeden geçmemiştir.[55] Har Rai, hassas ve alıngan biri olarak görülmesine rağmen son derece kararlı bir kişiliğe sahiptir.[56] Har Rai 1640’ta on yaşındayken Baba Daya Ram’ın kızı Mata Krishan Kaur ile evlenmiştir. Ramrai ve Har Krishan isimli iki oğulları olmuştur.

Guru Hargobind’in beş oğlu vardı. Ancak bunların üçü, Guru Hargobind daha hayattayken ölmüştü. Geriye kalan iki oğlundan Suraj Mal, dışadönük, dünya hayatını seven dinle pek ilgisi olmayan biriydi, diğer oğlu Tegh Bahadur ise tam tersine içine kapanık, dindar bir münzeviydi. Bu yüzden Guru Hargobind oğullarının hiçbirini guruluğa uygun görmemiş ve torunu Har Rai’yi halefi tayin etmiştir.

Guru Har Rai, on dört yaşında guru olduktan sonra Sihizm’e günlük ibadetleri, langar[57]ın geliştirilmiş halini, yeni sağlık ocakları, hayvanları çok sevdiği için tedavi edilmiş yaralı hayvanlardan oluşan bir hayvanat bahçesi, misyonerlik merkezleri vb. birçok şey kazandırmıştır.

Guru Har Rai, kendisini Kartarpur’un gurusu ilan eden ve Adi Granth’ın orijinalini alıkoyan abisi Dhirmal ile karşılaşmamak ve büyük büyük amcası Prithi Chand’ın kendisini Amritsar’ın gurusu ilan eden oğlu Mehrban’ı savuşturmak için Nahan’a taşınmıştır.

Guru Har Rai, kendisini temsilen saraya gönderdiği oğlu Ramrai’nin Alemgir Şah’ın huzurunda mucize göstermesi[58] ve saraydakileri memnun etmek için Adi Granth’ın ilahilerinden bir kelimeyi değiştirmesi sebebiyle büyük bir üzüntüye kapılmış ve onu evlatlıktan reddetmiştir. Olanları bir türlü sindiremeyen Guru Har Rai 6 Ekim 1661’de, 31 yaşında, üzüntüsünden ölmüştür. Ölmeden kısa bir süre önce de yerine beş yaşındaki oğlu Har Krishan’ı bırakmıştır.

  1. GURU HAR KRISHAN (1661-1664)

Har Krishan, 7 Temmuz 1656’da Kiratpur’da Shish Mahal sarayında doğmuştur. Babası Guru Har Rai, annesi Mata Krishan Kaur’dur. Abisi Baba Ramrai, babası tarafından evlatlıktan reddedilmiştir. Kşatriya kastının Sodhi koluna mensuptur. Sadece sekiz yıl yaşayan Har Krishan’ın eğitimi annesi Mata Krishan Kaur ve Baba Budha’nın torunu Baba Gurditta tarafından verilmiştir.

Har Krishan ve abisi Ramrai ile ilgili rivayet edilen bir olaya göre bir gün abi kardeş meditasyon yaparlarken babaları Guru Har Rai müritlerinden birine oğullarına sırayla iğne batırmasını söyler. Bunun üzerine mürit iğneyi Ramrai’ye batırır batırmaz Ramrai yerinden sıçrar ve iğneyi vücudundan çıkarır. Ancak Har Krishan meditasyona o kadar yoğunlaşmıştır ki batırılan iğneyi fark etmez ve meditasyon yapmaya devam eder.[59] Bu rivayet Har Krishan’ın çok küçük olmasına rağmen guruluğa abisinden daha layık olduğunu ispatlamak için kullanılagelmiştir.

6 Ekim 1661’de Guru Har Rai ölmeden hemen önce, büyük oğlu Ramrai’yi evlatlıktan reddettiği ve küçük oğlu Har Krishan’ı bu makama daha layık gördüğü için daha beş yaşındayken onu Sih tarihinin sekizinci gurusu ilan etmiştir. Daha güvenli bir yer olduğu düşüncesiyle de Delhi’ye gönderilmiştir.[60]

Her ne kadar Sihler Guru Har Krishan’ın Delhi’deki insanların günahlarını yüklendiği için öldüğüne inansalar da o, 30 Mart 1664’te çiçek hastalığına yakalanarak ölmüştür. Yerine büyük büyük amcası Tegh Bahadur geçmiştir.

  1. GURU TEGH BAHADUR (1664-1675)

Tegh Bahadur, 1 Nisan 1621’de Amritsar’da doğmuştur. Babası Guru Hargobind, annesi Mata Nanaki’dir. Dört erkek kardeşi, bir de kız kardeşi vardır. İsmi ‘‘cesur kılıç’’ anlamına gelir.[61] Çocukluğu Amritsar’da geçmiştir. Üç erkek kardeşinin erken ölümüne çok üzülen Tegh Bahadur, içine çok kapanmış ve küçük yaşına rağmen kendisini meditasyona vermiştir. Dört buçuk yaşında mahalle okulunda başladığı eğitimine gurunun sarayında dil, din, felsefe, aritmetik, binicilik ve silah kullanma eğitimi ile devam etmiştir. 1632 yılında Mata Gujri ile evlenmiş ve bu evlilikten oğlu Gobind Rai doğmuştur.

1644’te babası Guru Hargobind ölmeden yerine oğullarından birinin yerine torunu Har Rai’yi bırakmıştır. 1661’de de Guru Har Rai ölmeden yerine küçük oğlu Har Krishan’ı bırakmıştır. Ancak Har Krishan çok küçük yaşında çiçek hastalığına yakalanıp yatağa düştüğü zaman Sih topluluğu ondan büyük büyük amcası Tegh Bahadur’u halef tayin etmesini rica etmişlerdir. Har Krishan’ın ağzından yalnızca iki kelime çıkmıştır: Baba Bakale. Burası Tegh Bahadur’un yirmi küsür yıl boyunca meditasyon yapıp yaşadığı bölgenin adıdır.[62] Ama Har Krishan kimsenin ismini vermeden öldüğü için bu durumdan faydalanmak isteyen ve gurulukta hak iddia eden tüm sülale Baba Bakale’ye toplanmış ve dokuzuncu gurunun kendileri olduğunu söylemişlerdir. Guru Har Krishan’ın annesi Mata Krishan Kaur da dahil olmak üzere Sih büyükleri Baba Bakale’ye vardıklarında toplam yirmi bir sahte guru ile karşılaşmış ama onların tüm hilelerine rağmen doğruca Tegh Bahadur’un evine giderek önüne beş paise ve Hindistan cevizi koyup secde ederek onu dokuzuncu guru ilan etmişlerdir. Guru Tegh Bahadur guruluk yaptığı 11 yıl boyunca Sihizm’e birçok şey kazandırmıştır.

Guru Tegh Bahadur, Sihizm’e jiwan mukti[63] kavramını sokmuştur. O, aynı kendinden önceki guruların yaptığı gibi bir şehir kurmuş ve bu şehre Anandpur ismini vermiştir. Ayrıca misyonerlik faaliyetlerini bizzat kendisi yürütmüştür. Onun Guru Granth Sahib’te 115 ilahisi bulunur. O Hinduları korumak için kendi canını feda etmiştir. Alemgir Şah Hinduları zorla Müslüman yapmak isteyince, onlar da Guru Tegh Bahadur’dan yardım istemiştir. Guru Tegh Bahadur kendinden yardım isteyen Hindulara, Alemgir Şah’a “Guru Tegh Bahadur’u Müslüman yaparsan hepimiz onun peşinden Müslüman oluruz.” demelerini söylemiştir. Onlar da bu durumu Alemgir Şah’ın elçisine aynen iletmişlerdir. Durumdan haberdar olan Alemgir Şah, derhal Guru Tegh Bahadur’u yanındaki müritleri Mati Das, Sati Das ve Dayal Das ile beraber tutuklatıp ev hapsinde tutmuş ve ona güç, para, kadın, saltanat gibi şeyler teklif ederek Müslüman olmasını istemiştir. Guru Tegh Bahadur bu teklifi kabul etmeyince, önce gözlerinin ödünde üç müridi işkenceyle öldürülmüştür. Tüm bunlardan sonra hala kararını değiştirmeyen Guru Tegh Bahadur 11 Kasım 1675’te halka açık bir alanda idam edilmiştir. Yerine oğlu Gobind Rai geçmiştir.

  1. GURU GOBİND SİNGH (1675-1708)

Gobind Rai, 22 Aralık 1666’da Patna’da doğmuştur. Babası Guru Tegh Bahadur, annesi Mata Gujri’dir. Gobind Rai ailesinin tek çocuğudur. Babası idam edildiğinde Gobind Rai daha dokuz yaşındaydı. Bu yüzden onun hayatı Babür devletiyle savaşmakla geçmiştir. O ilk öğrenimini Anandpur’da mahalle okulunda almıştır. Daha sonra Farsça, Sanskritçe, Arapça gibi yabancı dilleri çok iyi öğrenmiştir. Müslümanların, Hinduların ve Budistlerin kutsal ve dini kitaplarını da öğrenerek yorumlamıştır.[64] Tüm bu kitabi ilimlerin yanısıra, savaş sanatlarında da çok iyi bir eğitimi vardır ki o, döneminin en iyi komutanı olarak ünlenmiştir. Gobind Rai, 1677’de Mata Jito’yla, 1684’te Mata Sundri’yle ve 1780’de de Mata Sahib Devan’la evlenmiştir. Bu evliliklerden Ajit Singh, Jujar Singh, Zorawar Singh ve Fateh Singh isimlerinde dört oğlu olmuştur.

O, babasının erken ölümüyle daha çok küçükken, dokuz yaşında, guruluk sorumluluğunu almış ve hakkıyla yerine getirmiştir. Sihlere göre o, seleflerinin bütün üstün niteliklerini bünyesinde barındıran bir şahsiyettir.[65] Hatta o, Guru Nanak’tan sonraki en başarılı ve Sihizm’in gelişmesine en fazla katkı sağlayan guru olarak tanımlanır.[66] Guru Gobind’in Sihizm’e getirdiği yeniliklerin şüphesiz en önemlisi “Khalsa Teşkilatı”dır. Rivayete göre bir gün Guru Gobind o an içinde bulunduğu çadırdan çıkar ve inançları uğruna ölmeyi göze alabilenlerin bir adım öne çıkmasını ister. Sadece bir kişi öne çıkar. Öne çıkan adamı alıp çadıra girer ve biraz sonra tek başına dışarı çıkar. Kanlı kılıcını kaldırır ve aynı soruyu tekrar eder. Bu sefer yine sadece bir kişi öne çıkar ve onu da çadırına götürür. Biraz sonra tekrar dışarı çıkar ve kanlı kılıcını kaldırarak aynı soruyu tekrar eder. Bu sefer üç kişi öne çıkar. Onları da çadırına götürür. Son kez dışarı çıkıp aynı soruyu tekrar ettiğinde kimse ileri çıkmaz. Guru Gobind de çadırına geri dönerek bu beş kişiyle beraber dışarı çıkar ve onlarla Khalsa Kardeşlik Teşkilatı’nı kurar. Bundan böyle de her Khalsa mensubu Sih erkek isminin sonuna Singh yani aslan, her Khalsa mensubu kadın Sih ise Kaur yani prenses payesi alır. Konumuzun kapsamı dışında olduğu için Khalsa Kardeşlik Teşkilatı’nın detaylarına inilmeyecektir.

Guru Gobind Singh, Hindistan’ın doğusunda doğmuş, kuzeyinde yaşamış ve güneyinde ölmüştür. Bu onun öğretisini yaymak için ne kadar çok seyahat ettiğini gösterir. O 42 yıllık ömründe 20[67] savaş yapmıştır. Bu savaşların dokuzu Khalsa’dan önce, on biri Khalsa’dan sonradır.[68]

6 Ekim 1708’de Guru Gobind Singh müritlerini Nanded’de toplamış ve onlara artık beşerî guruluğun bittiğini, kendisinden sonrası için bir insanı guru tayin etmeyeceğini, bundan böyle kutsal kitap Guru Granth Sahib’in onlara rehberlik edeceğini bildirmiştir. Guru Gobind Singh’in bu sözleri durumun açık ifadesidir: “Sizi ebedi olan Tanrı’ya emanet ediyorum…Zihinsel ve bedensel ruhumu Guru Granth Sahib’e aktardım. Bundan sonra Khalsa, Guru Granth Sahib’e itaat etmelidir. Çünkü o, Guru’nun görünen bedenidir.” Guru Gobind Singh 1708’de Nanded’e öldüğünde, geride bıraktığı Sih toplumu, oturmuş bir sisteme ve belirli bir kutsal kitaba sahipti. Hatta Guru Gobind Singh’in kurduğu Khalsa Teşkilatı da Sihlere askeri bir nitelik kazandırmıştı. Bu yüzden artık onların beşerî bir guruya ihtiyaçları kalmamıştı. Sihizm de yeryüzündeki İslam, Budizm, Caynizm vb. diğer dinler gibi kutsal kitaplarının rehberliğinde ayakta kalmayı başarabilmiştir.

SON VE EBEDİ SİH GURUSU GURU GRANTH SAHİB (1708-~)

Yukarıda da belirtildiği üzere Sihizm söz konusu olduğunda Guru kelimesi, öğretmen, rehber veya herhangi bir insanı ifade etmek zorunda değildir. Guru karanlığı dağıtan ışık demektir. Dolayısıyla bu bir beşer olmak zorunda değildir. Bu bağlamda inceleyecek olursak, Sihizm’de de semavi dinlerde olduğu gibi peygamberlik (guruluk) sona ererek yerini kutsal kitaba bırakmıştır. Ancak Sihlerin kutsal kitaplarına yükledikleri anlam; Yahudilerin Tevrat’a, Hıristiyanların İncil’e, Müslümanların ise Kur’an’a yükledikleri anlamdan ziyadesiyle farklıdır ve bu Sihizm’in en dikkat çekici yönlerinden bir tanesidir.

Beşerî gurular ile başlayan süreç onuncu guru Gobind Singh’in ölümüyle sona ermiş, 1708 yılında Guru Gobind Singh kendisinden sonra beşerî bir gurunun gelmeyeceğini belirterek kutsal metin Adi Granth[69]’ı ebedi guru ilan etmiş ve Adi Granth insanlara rehberlik etmeye başlamıştır. Guru Granth Sahib olarak anılmaya başlanan kutsal kitap, beşerî bir gurunun sahip olduğu bütün yetki ve imtiyazlara sahip hale gelmiştir.

Adi Granth 1604 yılında Guru Arjan tarafından derlenmiş ve 1706 yılında Guru Gobind Singh’in kitaba Guru Tegh Bahadur’un da ilahilerini eklemesiyle son halini almıştır. Başta Guru Nanak’ın olmak üzere Guru Angad Dev’in, Guru Amar Das’ın, Guru Ram Das’ın, Guru Arjan Dev’in, Guru Tegh Bahadur’un ve Kabir, Şeyh Ferid, Namdev ve Ravidas gibi toplamda 36 kişinin ilahilerinden oluşan Guru Granth Sahib, Pencapça’nın Gurmukhi[70] alfabesiyle yazılmıştır ve 1430 sayfa 32 bölümden müteşekkildir. Her bölüm Guru Nanak’ın ilahileriyle başlar ve sırasıyla diğer guruların, Müslüman sufilerin ve Hindu mistiklerin ilahileriyle devam eder. Guru Granth Sahib’in hiçbir bölümü tümüyle tek bir guruya hasredilmemiştir.[71]

Guru Granth Sahib dünyada farklı din mensuplarının da sözlerine yer veren yegâne kutsal metindir ve bu özelliğiyle övülür. Bununla beraber Sihlere ve bazı araştırmacılara göre Guru Granth Sahib bugüne kadar orijinal hali hiç değiştirilmeden gelen tek kutsal kitaptır ve ayrıca guruların bizzat kendileri tarafından yazılması özelliğiyle de eşsizdir. Dahası Guru Granth Sahib, hitabında dar ve mezhepsel değildir. Evrenseldir. Odağı belli bir ırk veya mezhepten ziyade tüm insanlıktır. Bu Sihizm’in nasıl bu kadar yayıldığının ve bugüne dek varlığını sürdürdüğünün en önemli nedenlerinden biridir.

Sanılanın aksine Guru Granth Sahib, Guru Nanak’ın hayat hikayesini nakletmez ve önceki dinlerin kutsal metinlerinin derlemesi de değildir. Bilakis Guru Granth Sahib’in her bir kelimesi yüce Tanrı’yı övmeye adanmıştır ve ondaki hiçbir şey guruların kendi sözleri değildir.

O Lalo[72], size naklettiklerim yalnızca Tanrı’dan bana gelen İlahi Kelimelerdir.” (Guru Nanak)

Bana neyi söylememi buyuruyorsan onu söylüyorum.” (Guru Nanak)

Tanrı bana neyi söylememi söylüyorsa,

Ben de aynısını dünyaya söylüyorum.” (Guru Gobind Singh)

Nasıl ki Hindular Vedaların, Müslümanlar Kur’an’ın, Hıristiyanlar da İncil’in vahiy ürünü olduğuna inanıyorlarsa, Sihler de Guru Granth Sahib’in gurulara gelen vahiyler neticesinde oluşturulan bir kitap olduğuna inanırlar. Bu sebeple Guru Granth Sahib’in bir harfinin hatta bir noktasının dahi değiştirilmesi yasaktır. Örneğin Guru Hargobind, Guru Har Rai ve Guru Har Krishan vahiy almadıkları için Guru Granth Sahib’e bir katkıları olmamıştır. Ancak geriye kalan yedi gurudan altı tanesinin ilahileri Guru Granth Sahib’de, son guru Gobind Singh’in ilahileri ise ayrı bir kitap olan Dasam Granth[73]’ta yer alır ve bu iki kitap -aynı yetki ve değere sahip olmamakla beraber- Sihlerin indinde vahiy ürünüdür. Guru Granth Sahib, tüm gurdvaralarda bulunur ve Sih ibadetinin merkezi objesidir. Guru Granth Sahib’e beşerî bir guruymuş gibi hürmet edilir. Gurdvara’ya giren her Sih, öncelikle Guru Granth Sahib’in bulunduğu yere doğru başı eğik bir şekilde ilerlemeli ve akabinde ona secde etmelidir. Yine sırtını dönmeden geri geri ilerleyerek oturacağı yere ayaklarını uzatmaksızın oturmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. Sihler cansız bir nesne olan kitaba değil, Guru Gobind Singh’in Guru Granth Sahib’e aktardığı İlahi Işık olan “jot”a secde ederler. Çünkü Sihizm, putperestliğe şiddetle karşı çıkar.

Guru Granth Sahib gurdvara görevlileri tarafından tahtın üzerinde yumuşak yastıklarla taşınır, özellikle sıcak yaz aylarında yelpaze ile serinletilir, temizlenir, üzerine güzel kokular sürülür ve yiyecekler sunulur. Gurdvaraların içinde Guru Granth Sahib için özenle dekore edilmiş bir oda bulunur ve ibadet zamanları dışında Guru Granth Sahib burada istirahat eder.

SONUÇ 

XVI. yüzyılda Sihizm’in doğduğu Pencap bölgesi, tarihte Hayber Geçidi’ni aşarak Hint alt kıtasına gelen bütün kavimlerin ilk yerleşim yeri olmuştur. İslam’ın, bölgenin 4000 yıllık dini geleneği Hinduizm ile ilk teması VII. asrın başında, Muhammed bin Kasım’ın Sind bölgesini ele geçirmesiyle olmuştur. Bu temas Gazne Devleti, Delhi Türk Sultanlığı ve akabinde Babür Devleti’nin kurulmasıyla devam etmiştir.

XVI. yüzyıldan itibaren ülkeyi üç asır boyunca yöneten Türklerle beraber İslamiyet, Hindular arasında gittikçe yayılmıştır. Ancak İslamiyet’i olduğu gibi benimseyen Hinduların yanı sıra, bu iki dini uzlaştırma çabalarına girenler de olmuştur. Bunlara örnek olarak Babür İmparatoru Ekber Şah’ın kurduğu Din-i İlahi ve Guru Nanak’ın kurduğu Sihizm verilebilir.

Senkretik dinlerin en öne çıkanı şüphesiz Sihizm’dir. Sihizm hem İslam’ın hem de Hinduizm’in en temel öğretilerini kabul etmesi hasebiyle Hindular tarafından benimsenmiş ve o coğrafyada yayılmıştır. Guru Nanak, İslam’ın vazgeçilmezi monoteizmi ve Hinduizm’in vazgeçilmezi reenkarnasyonu alarak tek bir dinde buluşturmayı başarmıştır. Bu yönü itibariyle Sihizm, dikkate değer bir dindir.

Ancak ne yazık ki ülkemizde Sihizm hala çalışılmamıştır. Guru Granth Sahib’in Türkçe tercümesinin yapılmamış olması, bir Sih uzmanımızın bulunmayışı ülkemiz adına çok büyük bir eksikliktir. Sihizm hakkında yazılmış müstakil bir kitabın yokluğu bir yana, mevcut dinler tarihi kitaplarında da Sihizm çok üstünkörü bir şekilde işlenmiştir. Oysa Batı’da Oxford, Cambridge, Harvard gibi pek çok üniversitede Pencapça’yı ana dili gibi konuşan Sih uzmanları vardır ve Sihizm, müstakil bir ders olarak okutulmaktadır.

İnançları, mücadeleci karakterleri, savaşçılıkları, iri yapılı ve açık tenli olmaları hasebiyle bölgede devlet kuran Türklerin soyundan olabilme ihtimali zaman zaman gündeme gelen Sihler, bilhassa biz Türk Müslümanlar tarafından etraflıca çalışılmalıdır. Zira Guru Nanak’la bir tepki olarak başlayan bu inanç çığ gibi büyüyerek bir dünya dini haline gelmiştir. Öyle ki Sihler, başta İngiltere olmak üzere büyük Batı devletlerinde parlamentoda söz sahibidirler. Hatta Hindistan’da nüfusun yalnızca %2’sini oluşturmalarına rağmen bir cumhurbaşkanı bile çıkarmışlardır. Türkiye nüfusunun %6’sının Şii/Alevi olduğu göz önünde bulundurulunca Sihlerin Hindistan’da ne kadar az bir yekûn teşkil ettikleri daha açık bir şekilde görülecektir.


Kaynakça

[1] Bal, S.S. Life of Guru Nanak. Chandigarh: Panjab University Press, 2015.

[2] Chatterjee, Chhanda. Tagore and the Sikh Gurus: A Search for an Indigenous Modernity. New Delhi: Manohar Publishers, 2014.

[3] Cole, W. Owen. Sikhism. London: Contemporary Books, 2003.

[4] Duggal, K.S. Secular Perceptions in Sikh Faith. New Delhi: National Book Trust, 1982.

[5] Gupta, B.S. Guru Tegh Bahadur A Study. Chandigarh: Panjab University Press, 1978.

[6] Grewal, J.S. Guru Nanak in History. Chandigarh: Panjab University Press, 1969.

———-. The Sikhs of the Punjab. New Delhi: Cambridge University Press, 1994.

[7] Kapoor, S.S. The Sikh Religion and the Sikh People. New Delhi: Hemkunt Press, 1992.

[8] Kohli, Surindar Singh. Travels of Guru Nanak. Chandigarh: Panjab University Press, 1969.

[9] McLeod, W.H. Guru Nanak and the Sikh Religion. Delhi: Oxford University Press, 1968.

———-. Textual Sources for the Study of Sikhism. Chicago: The University of Chicago Press, 1990.

[10] Shiromani Gurdwara Parbandhak Committee. History of the Sikhs and Their Religion: The Guru Period. Amritsar: Shiromani Gurdwara Parbandhak Committee, 2012.

[11] Sikh Missionary Center. Sikh Religion. Michigan: Braun-Brumfield Inc, 1990.

[12] Singh, Khushwant. A History of the Sikhs: 1469-1839. Delhi: Oxford University Press, 1963.

———-. A History of the Sikhs: 1839-1974. Delhi: Oxford University Press, 1966.

[13] Storr, Anthony. Öteki Peygamberler. Çev.: Aslı Day. İstanbul: Okyanus Yayınları, 2001.

[14] Uberoi, J.P.S. Religion, Civil Society and the State. Delhi: Oxford University Press, 1996.

[15] Yitik, Ali İhsan. Doğu Dinleri. İstanbul: İSAM Yayınları, 2014.

 

Web Siteleri

 

https://www.sikhiwiki.org/index.php/Main_Page

http://www.wikizero.biz/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvU2lraGlzbQ

https://www.bbc.co.uk/religion/religions/sikhism/

https://www.sikhs.org

https://www.britannica.com/topic/Sikhism

https://www.sikhnet.com/pages/who-are-sikhs-what-is-sikhism

http://singhstation.net


[1] Sihizm, bu dine Batılı araştırmacılar tarafından verilmiş bir isimdir. Sihler kendi geleneklerini ifade etmek için Gurunun öğretisi/yolu anlamına gelen Gurmat sözcüğünü kullanırlar.

[2] Kelime anlamı olarak ‘‘beş su’’ anlamına gelen Pencap, Indus nehrinin beş kolunu ifade eder. Hindistan’ın Kuzey Batı’sında, Pakistan’ın ise Batı’sında yer alan bu eyalet, çok verimli topraklara sahiptir.

[3] Hindi dilinde mürit, öğrenci demektir.

[4] Ali İhsan Yitik, Doğu Dinleri (İstanbul: İSAM Yayınları, 2014), 161.

[5] Yitik, Doğu Dinleri (İstanbul: İSAM Yayınları, 2014), 161-162.

[6]Manevi olgunluğa erişmiş kimseler veya bu kimselerin yolunu ifade eden, asketizm ve yoga uygulamalarına ağırlık veren ve Hinduizm’deki kast sistemini reddeden bir gelenek.

[7] Kuzey Hindistan’da alt kast mensuplarının oluşturduğu, Hinduizm’deki tenasüh ve avatara inançlarını, puta tapmayı ve kurtuluş için kutsal mekanları ziyaret etmeyi kabul etmeyen bir hareket.

[8] Tanrı’nın bedenleşerek yeryüzüne inmesi.

[9] S.S. Kapoor, The Sikh Religion and The Sikh People (New Delhi: Hemkunt Press, 1992), 152.

[10] Sikh Missionary Center, Sikh Religion (Michigan: Braun-Brumfield Inc, 1990), 7.

[11] J.P.S Uberoi, Religion, Civil Society and The State (Delhi: Oxford University Press, 1996), 137.

[12] Yönetici ve asker sınıfından oluşan sosyal tabaka.

[13] 20 Ekim olduğunu söyleyenler de vardır.

[14] Yitik, Doğu Dinleri (İstanbul: İSAM Yayınları, 2014), 167.

[15] Sikh Missionary Center, Sikh Religion (Michigan: Braun-Brumfield Inc, 1990), 14.

[16] Hindu kutsal metinleri.

[17] Vedalar’ı iyi bir şekilde öğrenen kişilere verilen isim.

[18] Kapoor, The Sikh Religion and The Sikh People (New Delhi: Hemkunt Press, 1992), 8.

[19] Yitik, Doğu Dinleri (İstanbul: İSAM Yayınları, 2014), 167.

[20] Kapoor, The Sikh Religion and The Sikh People (New Delhi: Hemkunt Press, 1992), 9.

[21] Sihlerin ibadet merkezlerine verilen isimdir. Kelime anlamı olarak Gurdvara, ‘‘gurunun oturduğu yer’’ demektir. Böyle denmesinin nedeni ise her Sih mabedinde muhakkak Guru Granth Sahib’in bulunmasıdır.

[22] Hinduizm’de ergenlik çağına gelen erkek çocuklara yapılması gereken kutsal ip bağlama törenidir.

[23] Yitik, Doğu Dinleri (İstanbul: İSAM Yayınları, 2014), 167-168.

[24] Evlilik yaşı kaynaklarda 12,14,16 ve 18 olmak üzere değişkenlik göstermektedir.

[25] Yitik, Doğu Dinleri (İstanbul: İSAM Yayınları, 2014), 168.

[26] A.g.e.

[27] Adi Granth/150.

[28] ‘‘Gerçekte ne Hindu ne de Müslüman vardır. Öyleyse ben kimin yolunu takip etmeliyim? Ben Tanrı’nın yolunu izlemeliyim. Tanrı ne Hindu ne de Müslümandır ve ben Tanrı’nın yolunu takip edeceğim.’’

[29] Adam, Dinler Tarihi El Kitabı (Ankara: Grafiker Yayınları, 2015), 406.

[30] Hindu tapınağı.

[31] Budist tapınağı.

[32] Yitik, Doğu Dinleri (İstanbul: İSAM Yayınları, 2014), 169.

[33] Hindu din adamı.

[34] Hinduların kutsal nehri.

[35] Baki Adam, Dinler Tarihi El Kitabı (Ankara: Grafiker Yayınları, 2015), 406.

[36] Hindistan’ın para birimi rupinin yüzde biri.

[37] Kapoor, The Sikh Religion and The Sikh People (New Delhi: Hemkunt Press, 1992), 21.

[38] Yitik, Doğu Dinleri (İstanbul: İSAM Yayınları, 2014), 171.

[39] Kapoor, The Sikh Religion and The Sikh People (New Delhi: Hemkunt Press, 1992), 21.

[40] Kapoor, The Sikh Religion and The Sikh People (New Delhi: Hemkunt Press, 1992), 30.

[41] Kadınların ölen eşlerinin cesediyle beraber kendilerini de diri diri yakmaları.

[42] Yüzü kapatmak suretiyle gizlemek.

[43] Kapoor, The Sikh Religion and The Sikh People (New Delhi: Hemkunt Press, 1992), 40.

[44] Bibi Bhani, Sih tarihinde çok saygın bir kadındır. Sebebi ise hem babasının hem eşinin hem de oğlunun Guru olmasıdır.

[45] Bugün Amritsar.

[46] Guru Granth Sahib’in ilk adı.

[47] Harmandir Sahib’in ilk taşını Müslüman bir veli olan Fakir Mian koymuştur.

[48] Yitik, Doğu Dinleri (İstanbul: İSAM Yayınları, 2014), 173.

[49] Kapoor, The Sikh Religion and The Sikh People (New Delhi: Hemkunt Press, 1992), 62.

[50] Pir, dini öğreten kişi demek olsa da Guru Hargobind bununla maneviyatı kastetmiştir.

[51] Mir ise kumandan demektir. Bu da dünyevi yönü temsil eder.

[52] Kapoor, The Sikh Religion and The Sikh People (New Delhi: Hemkunt Press, 1992), 64.

[53] Kapoor, The Sikh Religion and The Sikh People (New Delhi: Hemkunt Press, 1992), 65.

[54] Yitik, Doğu Dinleri (İstanbul: İSAM Yayınları, 2014), 174.

[55] Sikh Missionary Center, Sikh Religion (Michigan: Braun-Brumfield Inc, 1990), 152.

[56] Piara Singh Sambhi-Owen Cole, The Sikhs (Brighton: Sussex Academic Press, 1998), 32.

[57] Langar, Sihlerin gurdvaralarda kurdukları herkese açık sofraya denir. Guru Har Rai bunu geliştirmiş ve Sihlere evlerinde de langar kurmaları gerektiğini söylemiştir.

[58] Sihizm’de mucize göstermek boş bir uğraştır ve büyük günahlardandır.

[59] Kapoor, The Sikh Religion and The Sikh People (New Delhi: Hemkunt Press, 1992), 80.

[60] Yitik, Doğu Dinleri (İstanbul: İSAM Yayınları, 2014), 174.

[61] A.g.e.

[62] B.S. Gupta, Guru Tegh Bahadur: A Study (Chandigarh: Panjab University Press, 1978), 29.

[63] Jiwan mukti, özgürleştirilmiş ruh anlamına gelir. Buna göre bir insan normal hayatına devam ederken de kurtuluşa erebilir. İlla bir münzevi olması gerekmez.

[64] Kapoor, The Sikh Religion and The Sikh People (New Delhi: Hemkunt Press, 1992), 97.

[65] Yitik, Doğu Dinleri (İstanbul: İSAM Yayınları, 2014), 174.

[66] Singh Sambhi- Cole, The Sikhs (Brighton: Sussex Academic Press, 1998), 35.

[67] 42 olduğunu söyleyenler de vardır.

[68] Kapoor, The Sikh Religion and The Sikh People (New Delhi: Hemkunt Press, 1992), 108.

[69] İlk, temel kitap, koleksiyon.

[70] Bu alfabe Guru Nanak tarafından oluşturulmuş 35 harfli bir alfabedir. Kelime anlamı ise ‘‘Guru’nun ağzından çıkan.’’dır. Son halini Guru Angad Dev vermiştir.

[71] Yitik, Doğu Dinleri (İstanbul: İSAM Yayınları, 2014), 176.

[72] Guru’nun müridinin ismi.

[73] Kelime anlamı ‘‘onuncu gurunun kitabı’’dır. Gobind Singh kendi yazılarını Guru Granth Sahib’e dahil etmeyince vefatından sonra müritleri onun şiirlerini toplayıp kitap haline getirmişlerdir. 1428 sayfa olan bu eserde 2000’den fazla şiir vardır. Ayrıca Alemgir Şah’a yazılmış ‘‘Zafername’’ isimli bit mektup da Dasam Granth içinde bulunur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir