2.018 kez görüntülendi.

Senkretik bir din: Sihizm

Senkretik dinler arasında gösterilen Sihizm, 16. yüzyılda Hint alt kıtasının Pencap bölgesinde ortaya çıkmıştır. Bu dinin kurucusu olarak Guru Nanak (1469-1539) gösterilir. Dine adını veren “sih” sözcüğü Sanskritçe’deki shishya ile ilişkili olup “mürit, şakirt, talebe” gibi anlamlara gelir. Bundan dolayı Sihler kendilerini “Tanrı’nın müridi” olarak tanımlarlar.

Sihizm’in temeli, 8. asırdan  itibaren Hint alt kıtasının tarımsal ve kültürel açıdan verimli olan bölgelerinde yayılmaya başlayan İslam dini ile geleneksel Hindu dinini uzlaştırma çabalarına dayanır. Bu bağlamda, Sihizm öncesi senkretik ve reformist hareketlere de bakmak gerekir. Bunlara örnek olarak Nath Geleneğini (manevi olgunluğa erişmiş kimseler veya bu kimselerin yolunu ifade eden, asketizm ve yoga uygulamalarına ağırlık veren ve Hinduizmdeki kast sistemini reddeden bir gelenek) ve Sant Hareketini (Kuzey Hindistan’da alt kast mensuplarının oluşturduğu, Hinduizmdeki tenasüh ve avatara inançlarını, puta tapmayı ve kurtuluş için kutsal mekanları ziyaret etmeyi kabul etmeyen bir hareket) ayrıca Şeyh Ferid, Namdev, Ravidas ve Kabir (Kebir) gibi mistiklerin hayat ve düşüncelerini örnek verebiliriz.

Sihizm’in ortaya çıkışında, Guru Nanak’ın toplumsal ve siyasi etkilenmelerinin ve ruhsal tecrübelerinin yanı sıra Pencap bölgesinin coğrafi konumu ve Hint yarımadasında kurulan Türk-İslam devletlerinin faaliyetleri de önemli bir etken olmuştur. Budizm’in ve Caynizm’in ortaya çıkışından 11 asır kadar sonra 7. asrın başlarında, İslam’ın gelişip yayılmaya başladığı dönemde, Emevi kumandanı Muhammed bin Kasım’ın Sind bölgesini ele geçirmesiyle Müslümanların Hindularla ilk teması başlamıştır. Bu temas 10. yüzyılda Gazne Devleti’nin Güneye doğru büyümesiyle devam etmiş ve 11. yüzyılda Delhi Türk Sultanlığı’nın kurulmasıyla kökleşmiştir. Delhi Sultanlığı, Babür’ün hakimiyetine (1526) kadar ayakta kalabilmiştir. 1858’e kadar ülkeyi 3 asır boyunca yönetecek olan Türkler ile birlik yeniden sağlanmış ve İslam Hindular arasında gittikçe yayılmaya başlamıştır. Bu yayılma döneminde İslam’ın Hinduizm karşısındaki berraklığı bir taraftan Hinduların bir kısmının direkt Müslüman olmalarına sebep olurken, diğer yandan İslam’ın tesiri ile bir kısmının senkretik hareketlere teşebbüs etmesine yol açmıştır. İşte mensuplarının büyük çoğunluğunun başta Hindistan olmak üzere Amerika, Kanada, İngiltere ve Malezya’da yaşadığı ayrıca 30 milyonluk nüfusuyla dünyanın en büyük beşinci dini olan Sihizm, bu teşebbüslerin bir sonucudur.

Sihizm, monoteist inanç etrafında oluşmuş bir dindir. Hinduizm’in karmaşık tanrı anlayışından bunalan Nanak; İslam’daki tanrı ve onun sıfatları ile ilgili konuların cazibesinden etkilenerek “Allah birdir, tektir. O ikincisi olmayan Bir’dir. Bir Allah vardır. O’nun ismi mükemmel gerçektir. O her şeyin yaratıcısıdır; bütün ruhlara sinmiş olan, korkmayan, kin duymayan ve nefret etmeyendir; O sonsuzdur ve şekli olmayandır. O doğumun ve ölümün ötesindedir…” demiştir. Sihizm’de tanrı; Ram, Mohan, Gobind, Allah, Hüda, Guru, Hari gibi isimlerle ifade edilir. Tanrı tecrübe edilebilir, ancak akılla bilinemez; çünkü o her türlü algının ötesindedir. Bununla beraber Nanak, Hinduizm’deki avatara inancını da reddetmiştir (ajuni). Ona göre Tanrı, değişik bedenlerde dünyaya gelip müdahalede bulunmak yerine kutsal kişiler (gurular) görevlendirmiştir.

 

On Sih Gurusu ve Son Guru Adi Granth

 

Sihizm’de dinsel otorite, kurucusu Nanak ile başlayan ve onu izleyen dokuz guru ve bunlara ait sözlerin bir araya getirilmesinden oluşan ve ” iki temel kitap, koleksiyon” anlamına gelen Adi Granth isimli kutsal kanondur. Guruların tamamı kşatriya kastına mensuptur. Gurulardan önce geleni, haleflerine göre daha faziletlidir. Buna göre en yüce guru, Nanak’tır. Guruların tamamı Sihler tarafından kabul görmelerine rağmen haleflerini tayin etme yöntemleri sebebiyle zaman zaman bazı gurular eleştirilmişlerdir. Örneğin Nanak oğullarından biri yerine arkadaşı Angad’ı halef tayin etmiştir. Ancak daha sonraki dönemlerde guruluk bazen babadan oğula bazen de diğer akrabalara geçen bir göreve dönüşmüştür. Onuncu ve son beşer guru olan Gobind Singh ise, vefatından önce insan bir halef tayin etmek yerine, Sihleri Adi Granth’ı guru edinmeye çağırmış; böylelikle beşeri guruluk son bulmuş ve kutsal kitap Adi Granth (Guru Granth Sahib) dinde yegane mutlak otorite kabul edilmeye başlanmıştır.

Guru Gobind Singh döneminin diğer bir önemli olayı ise, Adi Granth’ın bugünkü haline o dönemde getirilmesidir. Bu sebeple Gobind Singh’in dini ve felsefi yazıları Adi Granth’a dahil edilememiş, Dasam Granth adlı ayrı bir kitapta toplanmıştır. Sih kutsal metinleri, Pencabi dilinin Gurmuki lehçesinde yazılan bu iki kitaptan ibarettir.

İfade ettiğimiz üzere Nanak’tan sonra dokuz guru gelmiştir. Aynı etkide olmamakla beraber her biri kendi döneminde bazı önemli icraatlara imza atmıştır. Dokuzuncu guru Teg Bahadur döneminde tahta geçen Türk hükümdar Şah Alemgir (1618-1707), idaresi altındaki tüm gayri müslimlerin Müslüman olması yönünde bir politika gütmeye başlayınca, Teg Bahadur bu duruma karşı çıkmış ve idam edilmiştir. Onun halefi Gobind Singh bu durumdan etkilenerek Sih toplumuna daha güçlü bir yapı kazandırmak adına asker ve din adamlarıyla beraber Khalsa Kardeşlik Teşkilatını kurmuştur. Sihizm için çok önemli bir adım olan bu teşkilat, dini olmaktan çok askeri ve siyasi bir niteliğe sahiptir. Nitekim bu teşkilata katılan kadın ve erkekler Sih toplumuna yönelik olası saldırıları püskürtmek için silahlı eğitimden geçirilmekteydi.

 

Sihizm’in Beş K’sı

 

Bu teşkilata girenler pahul denilen takdis merasiminden geçip 5K olarak bilinen şu beş kurala uymalıdırlar: Keş&Keşki (saç\sakalın asla kesilmemesi ve kesilmeyen saçı türbanla örtmek), Kanga (kesilmemiş saçları türban altında muntazam şekilde muhafaza etmek için kullanılan tarak), Kirpan (hançer), Kara (dine ve teşkilata bağlılığı ifade eden çelik bilezik) ve Kerça (iffetli olmayı hatırlatmak amacıyla kıyafetin altına giyilen paçalı don). Khalsa’nın üyesi olan erkekler aslan anlamında “Singh” soyadını, kadınlar ise prenses anlamında “Kaur” sıfatını alırlar.

Sihizm’de insanın yaratılışı, dünyaya gelişi ve ölümü karma yasasına göre gerçekleşir. İnsanın tenasüh döngüsüne düşmesinin ana sebebi, ego-sentrik bir dünya görüşüne sahip olmasıdır. Kişi bu eğiliminden kurtulmak için her şeyin Tanrı’nın iradesine göre gerçekleştiğinin farkında olmalıdır. Bunun için de devamlı olarak Tanrı’nın adını tekrarlamak suretiyle ona bağlılığını ifade etmelidir. Zira kurtuluş zihnin Tanrı ile meşgul (gurmukh) olmasıyla olur.

 

Sihlerin Devamlı Söyledikleri Bir Zikir:
Vahi Guru Ci Ka Khalsa, Vahi Guru Ci Ki Fateh
Saf Olanlar (Khalsa’ya mensup olanlar anlamında) Tanrı’ya Aittir, Zafer de Tanrı’nındır.

 

Kurtuluşa eren kişi ise Hinduizm’de olduğu gibi samsara çarkından kurtularak sonsuz ve kelimelerle ifade edilemeyen bir hale ulaşır. Müslümanların aksine Sihler, cennet-cehennemin varlığını kabul etmezler. Onlara göre cennet, Tanrı’nın mutlak hakikati ve sevgisinde fena olmaktır; cehennem ise böylesi bir bütünleşmeden uzak olmaktır.

Sihizm’de alem, klasik Vedanta’da olduğu gibi yanılsama değildir; gerçektir. Bu yüzden alemden kaçmak ve onu kötü kabul etmek doğru değildir. Nitekim Sihizm’de diğer Hint dinlerinde olan dünyadan el etek çekmek (sannyasa) yasaklanmıştır. [İyi bir birliktelik içerisinde insan daha iyi olur. (Adi Granth-414)] Ancak dünyanın geçici olduğu bilinmeli ve insanoğlu bu maddi dünyaya bağlanmak yerine kendisini Tanrı’ya adamalıdır. Tanrı’ya adanmak ise onu yegane hakikat olarak algılamakla olur. Kişi bunu yaptırdığı takdirde maya durumu sona erer.

Sih mabetlerine gurunun oturduğu yer anlamında gurdvara denir. Amritsar’daki Harmandir Sahib (Tanrı’nın Evi) dışındaki gurdvaralar genellikle cemaatin sosyal ve dini ihtiyaçlarını karşılamak için inşa edilmiştir. Sih mabetlerinde genellikle Babür mimarisinin özellikleri hakimdir. Fakat Sihlerin hac merkezi olan Harmandir Sahib tipik bir gurdvara değildir. Altın Tapınak olarak da bilinen Harmandir Sahib dört köşeli bir havuzun ortasına yapılmıştır. Tepelere inşa edilen ve tek girişi olan Hindu tapınaklarının aksine, Altın Tapınak düzlük üzerine ve Hint toplumunun tüm sınıflarının (brahmin, kşatriya, vaisya, sudra) serbestçe girebileceğini sembolize edecek şekilde dört taraftan da girişi olacak şekilde inşa edilmiştir.

 

Hindistan’ın Pencap Eyaletinde Bulunan Amritsar Şehrindeki Altın Tapınak

 

Mabedlerde yapılan toplu ibadetin merkezinde Guru Granth Sahib vardır. Cemaat alanına büyük özenle getirilen kutsal kitap önünde kişi secde edip mabede bağış yaptıktan sonra kutsal kitaba arkasını dönmeyecek şekilde cemaatin arasına karışmalıdır. Kadınlar ve erkekler ayrı oturmak suretiyle, müzik eşliğinde okunan ilahileri dinlerler. Akabinde mabed görevlisi bir kadın veya erkek kutsal kitaptan birkaç bölüm okur ve ayini sonlandırır. Sihizm’deki bireysel ibadetler ise boy abdesti almak, Japji Sahib duasını okumak, malın onda birini sadaka vermek ve Tanrı’nın ismini tekrar etmek (nam simran) suretiyle meditasyon yapmaktan ibarettir. Her Sih’in yenmekle yükümlü olduğu beş kötülük bulunur. Bunlar: Ego, öfke, hırs, maddiyatçılık ve şehvettir. Bu beş kötülükle savaşırken kullanacağı beş erdem ise şunlardır: Memnuniyet, hayırseverlik, şefkat, olumlu tutum ve tevazu.

 

Görünüş İtibariyle Sihler

 

Eşitlikçi ve pluralist din ve dünya görüşüne sahip olan Sihlere göre din, dil, ırk, kast, cinsiyet vb. açılardan ayrım olmaksızın tüm insanlar Tanrı huzurunda eşittir. Nitekim bu hususla ilgili Guru Gobind Singh şöyle demiştir: “Hindularla Müslümanlar birdir. Aynı Tanrı herkesi yaratmıştır ve herkese rızık vermektedir. Onlar arasında ayrım yoktur. Tapınak ve cami aynı şeydir. Puja ve namaz aynı şeydir. Bütün insanlar birdir. Onlar sadece yanlış algılanmadan dolayı farklı zannedilir. Allah ve Abhek aynıdır. Kur’an ve Puranalar aynıdır. Bütün hepsi tek alemin yarattığı şeylerdir.” Altıncı Guru Hargobind ise hem cami hem de Hindu tapınağı inşası için para yardımı toplamıştır. Teg Bahadur da Hinduların dini özgürlüğü için canını feda etmiştir.

İşte Sihizm, beş asırlık kısa tarihine rağmen bu kucaklayıcı ve çoğulcu yapısı sayesinde güçlü bir şekilde ayakta kalmayı başarabilmiştir.

 

İSTİFADE EDİLEN KAYNAKLAR

– A History of The Sikhs : 1469-1839 / Khushwant Singh

– Guru Nanak and The Sikh Religion / W. H. McLeod

– Religion, Civil Society and The State : A Study of Sikhism / J. P. S. Uberoi

– https://www.sikhiwiki.org/index.php/Main_Page

– Doğu Dinleri  / Ali İhsan Yitik

– DİA, Sih Dini  / Huzeyfe Sayım

– Sihizm  / Özcan Coşkun

– The Sikh Religion and The Sikh People / Suhbir Singh Kapoor

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir