700 kez görüntülendi.

Sekiz Yüz Yıllık Bir Vakıf: Meğaribe Mahallesi

Uzun yıllar önce Afrika kıtasının kuzeybatısında yaşayan Mağribîler, Hac fârizasını yerine getirmek için yola çıktıklarında ilk olarak Mekke ve Medine’ye gitmişler, buradaki ibâdetlerini gerçekleştirdikten sonra İslam’ın kutsal saydığı üçüncü beldeye; Kudüs’e, yani Mescid-i Aksâ’ya yönelmişlerdir. Hem Mirâç hâdisesinin yaşandığı mekânı görmek hem de orada yaşayan ulemâyı ziyaret etmek amacıyla çıkılan bu yolun sonunda bazı Mağribîler Kudüs’ü terk etmek istememiş ve Mescid-i Aksâ’nın çevresine yerleşmişlerdir.

Osmanlı idaresindeki Meğâribe Mahallesi, 1917

 

Selahaddin Eyyûbî Kudüs’ü Haçlılardan geri alacağı zaman gemi yapımında mâhir olan Mağribli Muvahhidîlerden yardım almıştır. Haçlıların mağlup edilmesinden sonra Eyyûbîlerin Dımaşk Valisi olan Selahaddin Eyyûbî’nin oğlu ‘El-Meliku’l Efdal’ Nureddin Ali b. Salâhiddîn ‘Meğaribe Mahallesi’ olarak bilinen Mescid-i Aksâ ve çevresindeki bölgeyi Mağripli ailelere vakfetmiştir. Bunun yanı sıra Meğâribe’nin mezhebi olan Mâlikî fıkhına göre eğitim verecek bir kurum olarak “Efdaliyye Medresesi”ni yaptırmıştır. İslam dünyasında Müslüman bir cemaat adına yönetim tarafından özel olarak kurulan ‘vakıf’ statüsündeki ilk mahalledir. Şüphesiz bu mahallenin vakıf statüsünde bulunmasında Mescid-i Aksâ’ya olan yakınlığı ve içinde barındırdığı kültürel mirâsın korunma gerekliliği etkili olmuştur.

 

Eyyûbiler’den Memlükler’e, ardından da Osmanlılar’ın hâkimiyeti altına giren Kudüs’te Meğâribe mahallesi 800 yıl boyunca İslamî kimliğini sürdürebilmeyi başarmıştır. İçerisinde birçok medrese, câmi, zâviye ve vakıf bulundurmuştur. Bu mahallenin en önemli özelliği ise Yahudi inancının en kutsal ögesine, İslam’da ise İsrâ hâdisesi dolayısıyla büyük önem arz eden Burak Duvarına ev sahipliği yapmış olmasıdır. Bilindiği üzere Burak Duvarı Mescid-i Aksâ’nın batı duvarıdır. Yine mescidin bu kısma açılan kapısına ‘Mağripliler Kapısı’ anlamına gelen ‘Babu’l-Meğâribe’ denilmiştir.

 

Mahalle ve yapısı incelendiğinde, yukarıda da bahsedilen İslami kimliğin kendisini çok uzun süre koruduğu görülecektir. Ancak 20. yüzyıla gelindiğinde bu durum değişme göstermiştir. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Yahudiler, kendilerinin ‘Batı Duvarı’ (ha-kotel ha –ma’aravi) olarak isimlendirdikleri Burak Duvarı’nın önüne gelip orada ibadet etmeye başlamışlardır. Savaş sonrası Britanya Hükûmeti Filistin’de bir manda yönetimi kurmuş ve bunun üzerine Yahudiler Britanya’dan Burak Duvarı’nı satın almak istemişler, fakat başarılı olamamışlardır.

 

11 Haziran 1967 tarihli Ağlama Duvarı önünde boş bir alan açmak amacıyla Meğâribe Mahallesindeki yapıların buldozerlerle yıkıldığı andan bir kare.

 

1917’de yapılan Balfour Deklarasyonu ile İngiltere Filistin’de kurulacak bir Yahudi devletine destek olacağını açıkça bildirmiştir. Filistin toprakları 30 sene İngiltere manda ve himâyesinde idâre edilecek ve 1947’ye gelindiğinde Birleşmiş Milletler tarafından 3 ayrı yönetim bölgesine ayrılacaktı: Araplara ait bir Filistin Devleti, Yahudilere ait bir İsrail Devleti kurulacak; Kudüs ise uluslararası bir idareye bırakılacaktı (Mescid-i Aksa’nın idaresi Ürdün yönetimine bırakılmıştır).

 

1967’de ‘Altı Gün Savaşı’ olarak da bilinen Arap-İsrail Savaşı bittikten hemen sonra Kudüs Belediye Başkanlığı görevini yürüten Teddy Kollek’in (ö. 2007) talimatıyla 10 Haziran 1967 günü İsrail askerleri Meğâribe mahallesine girmiş ve mahallenin Mescid-i Aksâ’ya açılan kapısını zapt etmişledir. Ertesi gün mahallede toplu bir yıkıma başlanmış; Burak Camii, el-Meliku’l Efdal’in yaptırmış olduğu Efdaliyye Medresesi dahil birçok medrese, vakıf ve kurum yerle bir edilmiştir. Kaynaklarda mahallede toplam 183 yapının yıkıldığı geçmektedir. Yıkım eyleminin başında ise İsrailli komutan Itan Moşe yer almaktaydı. İsrail yönetimi Komutan Moşe’ye Meğâribe mahallesi yıkımındaki üstün başarılarından dolayı 1999 yılında ‘Kudüs Azizi’ lâkâbını vermiştir.

Yıkımların yanı sıra Müslümanların bu kapıdan Mescid-i Aksa’ya girişleri engellenmiş, yalnızca Yahudilerin ve Müslüman olmayan turistlerin kullanımına izin verilmiştir. Mahalledeki Müslümanların evleri birer birer ellerinden alınıp yerlerine Yahudi yerleşimciler yerleştirilmiş, İslâm’ı simgeleyen ve geçmişi sekiz asra dayanan tarihi yapılar yerle bir edilmiştir. Meğaribe mahallesinin yıkımı, Filistin halkının hafızasından hiç silinmeyecek izler bırakmıştır.

 

KAYNAKÇA

[1] Güneş, Hasan Hüseyin, “Kudüs’te Bir Vakıf Mahalle: Sekiz Yüz Yıllık Meğaribe Mahallesi ve Serencamı, Vakıflar Dergisi, sayı 44, sf. 9-35

[2]حارة المغاربة و أهميتها في دفاع القدس الشريف

Biet Makdes Fourth International Islamic Conference “Islamic and Christian Waqf in Alquds (Jerusalem) Under Israeli Occupation (6 June 2013, Ramallah)

[3] Memiş, Şerife Eroğlu, “18. Yüzyılda Kudüs’te Meğâribe Mahallesi Vakıflarının

Yönetimi ve Görevli İstihdamı”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir