223 kez görüntülendi.

Rivayetten Râviye: Cerh-Ta’dîl Hükümleri Nasıl Oluştu? | Muhammed Enes Topgül

Münekkit kimliğiyle tanınan Ehl-i hadîs alimleri bir râvinin adalet ve zabtını nasıl bir süreçle/metotla tespit ediyorlardı? ve “Münekkitlerin tenkit mekanizması denetlenmeye açık mıydı?“ sorularını cevaplamayı hedefleyen bu çalışma, cerh-ta’dîl faaliyetlerinin rivayet-râvi ilişkisini merkeze alan bir metot etrafında sürdürdüğü, bu metodun farklı açılardan denetlenmeye açık bir mahiyet arz ettiği, münekkit kanaatleri arasındaki farklılaşma oranının şaşırtıcı derecede düşük olduğu ve farklı açılardan izah edilebildiği gibi konulara temas etmekte ve râvinin naklettiği haberlerin adaletin tespitinde de en önemli unsur olduğu iddiasını taşımaktadır.

 

Kitap Hakkında
Yayınevi: Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Vakfı Yayınları
Basım Tarihi: 2019
Basım Yeri: İstanbul
Basım Dili: Türkçe
Sayfa Sayısı: 399

 
Önsöz
“Hadislerin güvenilir olup olmadığı veya güvenilirliğe dair bir tespitin hangi kriterler etrafında yapılacağı meselesi hem klasik dönemde incelenmiş hem de günümüzde farklı açılardan pek çok çalışmaya konu olmuştur. İslâm düşünce geleneğinde hadis tashîh-tad‘îf faaliyetleri genelde isnâdı merkezi alarak yürütülmüşse de rivayetleri metin merkezli tetkik eden âlim ve ekoller de bulunagelmiştir. İsnâd merkezli teşebbüsler doğal olarak senedde yer alan râvilerin güvenilirlik durumları çerçevesinde şekillenmektedir. Özellikle 2./8. ve 3./9. asırlarda ilmî faaliyetlerini sürdüren münekkit âlimler Cerh-Ta‘dîl İlmi’nin hem kurucuları hem de incelikli bir surette yegâne uygulayıcıları idiler. Söz konusu erken dönem âlimlerinin gerek râvi gerekse rivayet tenkitlerinin temelinde geniş rivayet malzemesinin ve hayli dakik bir metodun merkezî bir rol oynadığını göstermeyi amaçlayan bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm Cerh-Ta‘dîl İlmi’ne yönelik eleştirileri sunmayı, erken dönem münekkitlerinin râvi tenkit sürecini tasvir etmeyi ve konuya dair klasik kaynaklardaki bilgileri sistemleştirmeyi hedeflemektedir. Bu bölüm gerek zabtı gerekse adaleti bakımından bir râvinin tenkidindeki en temel unsurun onun rivayetleri olduğu tezi-ni içermektedir. İkinci Bölüm ise Şiîlikle müttehem oldukları halde Şiî “Ricâl” kaynaklarında yer almayan râviler özelinde rivayet-adalet ilişkisini netleştirme iddiasındadır.
 
Her kitabın olduğu gibi bu mütevazı çalışmanın da bir hikâyesi var. Öncelikle 2009-2010 yıllarında hadis râvilerinin Şiîlikle ithamlarına dair yüksek lisans tezimi çalışırken Sünnî “Ricâl” kaynaklarında ağır Şiîlik ithamlarına maruz kalan bazı râvilerin Şiî “Ricâl” eserlerinde yer almadığını tespit ettiğimde hayli şaşırmıştım. Çünkü Şiî kaynaklar genellikle daha fazla sayıda râvinin Şîa’ya mensup olduğunu gösterme eğilimini taşıyordu. Tezi bitirdikten sonra konu üze-rine bir müddet düşünüp bu nitelikteki bazı râvilerin rivayetlerini inceleyince ithamlarda rivayetlerin etkili olduğunu görmüştüm. Bu durum râvilerin adale-tine dair yapılan tespitlerin de zabtta olduğu gibi hayli denetlenebilir bir zemine, yani rivayetlere dayandığı anlamına geliyordu. Söz konusu tespitle birlikte Cerh-Ta‘dîl İlmi’ne dair klasik ve çağdaş bazı görüşlerin gözden geçirilmesinin gerekeceği açıktı. İkinci olarak Mustafa Macit Karagözoğlu doktora tezinde rivayet-râvi ilişkisini “Duafâ” literatürü çerçevesinde ele alırken adaletin tespitinde rivayetlerin rolüne de işaret etmişti. Onun tezinde varılan sonuçlar hem “Duafâ” türü eserleri münekkitlerin tenkit yöntemlerini tayinde daha istifadeli kullanmama hem de rivayet-adalet ilişkisi hakkında birtakım yargılara varmama imkân verdi. Aynı senelerde iştirak ettiğim bir doçentlik savunmasında da Salahattin Polat Hoca adaya “Bir râvinin adaleti nasıl tespit edilir, münekkitler  bu tip yargılara nasıl varıyorlar?” diye sormuştu ve anladığım kadarıyla hocanın zihninde de tenkitler ile rivayetler arasında kuvvetli bir ilgi vardı. Son olarak Mustafa el-A‘zamî’nin Menhecü’n-nakd’inin M. İkbal Aslan ile yaptığımız tercümesi de içerdiği çeşitli başlıklarla konuya yeniden ısınmamı temin etti. Hasılı meselenin bir şekilde incelenmesi gerekiyordu ve elimdeki Şiîlikle itham edil-miş râvi kümesi böyle bir araştırma için hayli elverişliydi.
 
Konunun teori ve pratiğine dair okumalarım devam etmiş ve muhtemelen çevremdeki pek çok hoca ve meslektaşımı bezdiren soru ve yorumlarımın ardı arkası kesilmemişse de kitabın İkinci Bölüm’ü büyük oranda 2011-2013 seneleri arasında kaleme alındı. Araya giren doktora tezi, çeşitli kitap, makale ve tercüme projelerine rağmen bu çalışmanın yarı ölü yarı diri taslağı yaklaşık sekiz sene boyunca önümdeydi ve ara ara bazı rivayetleri çalışmış, farklı okumalarda rastladığım bilgileri temel sorularım etrafında notlamaya devam etmiştim. Ancak meselenin metodik altyapısının kurulması, teorisinin kaleme alınması ve  böyle bir iş için birtakım kaynakların yeniden ve dikkatlice okunması gerekliydi. Birçoğunu yıllardır kullandığım belli başlı “Suâlât” ve “Ricâl” türü eserleri ve önemli gördüğüm bazı çağdaş çalışmaları 2015-2017 arasında okuyup notlar aldıysam da ana mesaimi bir türlü kitaba verememiştim. 2018 Şubat’ında İslâm Araştırmaları Merkezi’nde (İSAM) özel bir oturumda kitabın kafamdaki taslağını bir grup araştırmacıya sunmuş ve olumlu dönüşler almıştım.
 
İşaret ettiğim üzere İkinci Bölüm’ünün büyük bir kısmı yıllar önce yazılan çalışmanın Birinci Bölüm’ünün kaleme alınabilmesi ancak TÜBİTAK desteği ile yurtdışında bulunduğum 2018-2019 seneleri arasında mümkün oldu. Çalışmalarıma Amerika Birleşik Devletleri’nde devam ettiğim süre zarfında oradaki  bazı meslektaşlarımla da meseleyi tartışma imkânı buldum. Sonuç olarak çalış-manın ilk taslağı böyle bir süreçle tamamlandı. Ancak yazımı oldukça uzun bir zaman dilimine dağılan bir metinde üslup birliği, kaynak kullanımı, iç atıflar, özellikle imla, eser ve râvi adlarının yazımında görülmesi arzulanan iç tutarlılık gibi konularda bazı sorunların olması kaçınılmazdı. Yaklaşık altı ay da metnin farklı kişilerce okunması, tashihi ve yayına hazırlanması süreci ile geçti.
 
Kitap üzerinde emeği olan kişileri burada tam olarak anma imkânım olmayabilir. Bundan dolayı unutarak ismini zikredemediğim her bir hoca ve arkadaşımdan peşinen özür dilerim. Ancak öncelikle türlü yoğunlukları arasında çalışmanın tamamını okuyan değerli hoca ve meslektaşlarıma minnettarım. Nitekim kısacık tatil günlerini kitaba ayırıp metne dair çeşitli teklif ve tashihlerde  bulunan kıymetli hocam Ahmet Yücel’i, bıkıp usanmaksızın her bir metnimin altından girip üstünden çıkan ve ağabeyleri olarak gördükleri yazarı/hocalarını tenkitten asla geri durmayan Ömer Faruk Maden ile Muhammet İkbal Aslan’ı, türlü yanlışlarımı tashih eden Ali Yücel’i bu meyanda anmalıyım. Metnin bü-yük bir kısmını okuyup kıymetli kanaatlerini arz eden ve en külli meselelerden en tâli hususlara değin beni her zaman şaşırtan dakik tashihlerde bulunan Ali Albayrak’a ve özellikle yerinde dilsel tavsiyelerinden istifade ettiğim Muhammed Sadık Özbek’e teşekkür ederim. Bazı hocalarım ise metnin sadece Birinci  Bölüm’ünü okuyabildiler. Örneğin şu ana kadarki her bir akademik adımımda teklifsizce kendilerine başvurduğum ve cömert yardımlarını gördüğüm Bekir Kuzudişli ile Mustafa Macit Karagözoğlu’na özellikle muhtevaya yönelik kritik ve yer yer sert ancak yapıcı tenkitlerinden dolayı nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Zira bu iki ağabey hocamın tenkitleri hem metnin taşıdığı boşlukları görmemi hem de mümkün mertebe gidermemi sağladı. Yine izin günlerini bu teknik metnin kusurlarını gidermek için harcayan ve yönlendirmelerinden çokça yararlandığım Mehmet Özşenel’e müteşekkirim. Gerek bu kitapta gerekse diğer çalışmalarımda içinden çıkamadığım her bir Arapça ifadede kendilerine  başvurduğum ve hem ilmin izzetini izhar eden halleri hem de birikimleri ile her daim yardımımda olan hocalarım Mehmet Fatih Kaya ile Mustafa Genç’e de teşekkürlerimi sunarım. Kitabın editörlüğünü değerli talebem ve artık meslek-taşım Adem Sari üstlendi. Metni daha okunabilir kıldığı için kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır. Söz konusu ettiğim türlü himmetlere, okuma-okutmalara ve burada anmadığım müzakerelere rağmen eserdeki her bir kurgu, bilgi, yorum ve yazım hatasının sorumlusu doğal olarak bu satırların yazarıdır. Yukarıdaki isimleri, kendilerinden aldığım katkıları zikrederek anmam ise sadece bir kadirşinaslık ve minnettarlık olarak görülmelidir.
 
Geniş kütüphane imkânlarından ve rahat çalışma ortamlarından istifade ettiğim İSAM’a ve bu kurumun çalışanlarına, ayrıca Illinois Üniversitesi merkez kütüphanesi yetkililerine de teşekkür ederim. Kitap kapağının tasarımını yapan ve bu süreçte kendisini haylice yorduğum kadim dostum S. Talha Sarıcı’ya ve Fikret Arslan Bey’in şahsında kitabın neşrini üstlenen Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Vakfı’na (İFAV) da müteşekkirim. Son olarak en özel şükran duygularımı sevgili yavrularım Ahmet Kerem ve İbrahim Talha ile her bir çalışmamın arkasında eşsiz emekleri olan eşim Mürvet Nur Hanımefendi’ye sunarım.
 
Çalışmak bizden, başarıyı lütfetmek Allah’tandır.
 
Bağlarbaşı
Eylül 2019“

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir