641 kez görüntülendi.

Portre | Muallim, Şair, Yazar, Hatip: Abdullah Mahir İz

”Kıl beşi, tut kardeşi, ye helal aşı, yap doğru her işi, bil sorumlu her kişi, ol hayırlı eşi, kurtar başı.” 
Abdullah Mahir İz

“marmarailahiyat.com” yazı davetini görüp yazı yazmaya karar kılınca dimağımdan pek çok kıymetli şahsiyet geçti. Hangisi olmalı derken hafızamda yakın tarihte hayatını dinleyip etkilendiğim, bizim fakültemizde hocalık yapmış ve bununla kalmayıp fakültemizin caddesine ismi konulmuş olan merhûm Mâhir İz Hocamız geldi. Tıpkı soyadı gibi bende iz bırakanlardan biridir kendisi. Umarım okuyanlarda daha tesirli izler bırakıp araştırmaya ve örnek almaya sevk eder. Kendisi kadar kıymetli birini her ne kadar hakkını veremeyerek tanıtmaya çalışacak olsam da en azından blogda görülüp okunmasına vesile olmak dahi benim için büyük bir sürur kaynağıdır. O halde Bismillah deyip; hayatı, düşünceleri, eserleri ve hatıraları başlıkları altında yazımıza başlayalım.

 

HAYATI 

Osmanlı’nın son yıllarında Ocak 1895’te İstanbul’da doğmuştur. Kendisi ilmiye sınıfına mensub bir ailede doğmuş olmakla beraber aynı zamanda Resûlûllah’ın da soyundan gelmektedir. Yalnız kendi öz ailesi değil akrabalık bağlarını kurudukları kişiler de ilimle iştigal eden şahsiyetlerdir. Babası Medine, Balıkesir, Midilli ve Ankara’da kadılık yapmış Külâhîzâdelerden  Seyyid İsmail Abdulhalim Efendi, annesi ise kadılar ve şeyhülislamlar yetiştirmiş bir aileye mensub olup Çelebizâdeler’den Râife Hanımefendidir. Bihin Hanım, Servet Bey, Abdülmennan Bey, Güzin Hanım, Fahir Bey ve Mahir Hocayla beraber altı kardeş olup kendisi erkeklerin en büyüğüdür.

 

(Mahir hoca ve kardeşleri.)

 

İlk beş yıllık Ömrü İstanbul’da geçmiş ardından babasının tayini hasebiyle eğitim hayatına Midilli idadisinde başlamış, bunun yanında babasının İstanbul’dan davet ettiği Mahmud Necî Efendi’den dönemin geleneğine uygun hususi dersler almıştır. On yaşında İstanbul’a gelince eğitimine Eğrikapı Rüşdiyesi’nde eğitimine devam etmiştir. Daha sonra Isparta’da ve Medine’de babasının tayinleri sebebiyle rüşdiye eğitimine devam etmiştir. Medine’de altı ayda Arapça öğrenmiş ve Arapçasını ilerletmiştir. Daha o yaşlarda  Kenz’ül Ummal ve el-Camiu’s-Sahih gibi mühim eserleri okumuş ve hocasının ilgisini çekmiştir. İstanbul’a tekrar döndüklerinde Vefa İdâdîsi’nde iki yıl eğitim görmüştür. Bu dönemde güreşe merak salıp, müsabakaları izlediğini ve bizzat katıldığını kendi kaleminden okuyoruz. Ankara’ya gitmek zorunda kalınca Ankara’da Sultani’den mezun olmuştur. Mahir İz’in zekası ve çalışkanlığına bir misal vermek için istirham edip araya girmek durumda hissediyorum kendimi. Olay kısaca şöyle: Derste hocası, Mahir İz’e bir mersiye okuturken bir hatasını görüp onu düzeltmiş, Mahir Hoca da kendisinin Camiu’s Sağir okurken aynı kelimeyi bu şekilde gibi okuduğunu ve mualliminin onu tashih etmediğini beyan etmiştir. Ertesi gün hocası, Mahir İz’e dün okuduğunun doğru olduğunu söyleyip tebrik etmiştir.  Yine bu okulun ilk kısmında 59 yıl sürecek olan Türkçe muallimliğine 1919 yılında başlamıştır. Bu yıllarda Mehmet Akif ile Farsça, Arapça, Fransızca metinler okuyup kendini geliştirmiş ve dostluklarını pekiştirme imkanı bulmuştur. Bu dönem içerisinde Maksud Kamran, takma adıyla şiirlerini yayımlamıştır. Muallimliğinin yanında Millet Meclisi’nde zabıt katipliği, zabıt mümeyyizi ve ikinci grup şefi görevlerini dört yıl kadar ifa etmiştir. Ömer Ferit Bey’le tanışıp ondan istifade etmiştir. Ayrıca Ankara Sanayi Mektebi de muallimlik yaptığı yerlerdendir.

1924 yılında İstanbul’a avdet edip Sultanselim’deki İmam Hatip’te tarih muallimliğine başlamıştır. Eğitimini tamamlamak için önce eczacılık ardından kimya ve hukuk fakültelerine başladıysa da devam muvaffakiyetinde bulunamamış ve bırakmak zorunda kalmıştır. En sonunda Edebiyat Fakültesine başlamıştır. Bu süreçte sadece talebelik yapmakla kalmamış Kadıköy Orta Mektebi, Fransız Saint Jean D’Arc Okulu, Halıcıoğlu ve Kuleli Askerî liseleri, Üsküdar Paşakapı ve Davutpaşa orta mekteplerinde muallimliğe devam etmiştir. Fakültede bitirme tezini yazarken Edremit Orta Öğretim Mektebi Müdürlüğüne atandığı için fakülteye ara vermiştir. Üç yıl burada görev yapıp tekrar İstanbul’a dönünce tezini tamamlayıp mezun olmuştur. Birkaç okulda daha muallimlik yapmış ve ardından Haydarpaşa Lisesi’ne, “Kendimce asıl yerimi buldum” dediği okula intikal etmiştir. Kendisi talebeye değer verir ve ilgilenirmiş ki ona ‘’Mahir Baba’’ denmeye başlanmıştır.  Burada sekiz yıl, 1957’ye kadar muallimlik yapmıştır. Son olarak Çamlıca Kız Lisesi’nde edebiyat muallimiyken emekliye ayrılmıştır. Bundan sonraysa İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü bugünkü adıyla Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde tasavvuf tarihi, irşad ve hitabet derslerini okutmuştur. Yine burada da talebelerce çok değer görmüş ve sevilmiştir. Hayreddin Karaman, Bekir Topaloğlu, Saim Yeprem, Tayyar Altıkulaç, Yaşar Kandemir, İsmail Erünsal, Emin Işık gibi mühim talebeler yetiştirmiştir.

 

(Mahir hoca Yüksek İslam Enstitüsü mezunlarıyla 1965)

 

1960 ihtilalinde Kur’an-ı Kerim’in latin harfleriyle yazılması bahsinde  Diyanet toplantısında ona danışılmış, o da açıklamalar yaparak bu duruma engel olmuştur. Bunun yerine meâl çalışmasının daha yerinde olacağını beyan etmiş ve bu heyetin başında bulunmuştur. Özel Fatih Koleji’nin kurucu müdürü olmuş ve kolejin muallimlerini de kendi talebelerinden güçlü bir kadroyla oluşturmuştur.

 

(Vefatına yakın hali.)

 

Yakalandığı akciğer kanseri sebebiyle Temmuz 1974’te vefat etmiş ve Sahrayı Cedid mezarlığına defnedilmiştir. 

 

ESERLERİ

Bugün, Diyanet Dergisi, İslâm Düşüncesi, Sabah, Sebilürreşad, Yeni Asya, Yeni İstanbul, Yeni İstiklâl gibi dergilerde yazılar yazmıştır. Gençken ‘’Maksud Kamran’’ ismiyle dergide şiirleri yayımlanmıştır. Edebi ve sosyal konularını yazılarını ‘’Namık Yaz’’ ve ‘’Abdullah Söğüt’’ isimleriyle yayımlatmıştır. Emeklilikten sonraysa yazılarında kendi adını kullanmıştır. 

  1. Tasavvuf: Ders notlarını içeren bu eseri İslam Enstitüsü’ndeyken kaleme almıştır. Tasavvuf yazıları ilgilendiği alan icabı edebi olarak kalemine yansımıştır.  Eseri talebesi Selçuk Eraydın’ın derste aldığı notları ve hocanın ilavelerinden oluşmaktadır.
  2. Tasavvuf ve Cemiyet: Eserdeki yazılar ‘’Diyanet Dergisi’’nde ve ‘’İslam Düşüncesi Dergisi’’nde yayımlanmış yazılardır. Eserde İslamiyetin cemiyet dini olduğu asıl vurgulanan mevzuudur. 
  3. Yılların İzi: Hatıralarından müteşekkil bu eser; Osmanlı’nın son dönemi ve cumhuriyetin ilk yıllarında yaşamış çeşitli ve önemli yerlerde çalışmış, dünyanın çalkantılı zamanlarında yaşamış birinin kaleme almış olması bazı şahsiyet ve olayların daha beliğ öğrenilmesine katkı sağlamıştır. Çocukluğu, gençliği, mektep hayatı, arkadaşları, hocaları, dostları, talebeleri, fikirleri ve hayat prensipleri hakkında aktardıklarıyla son derece önemli bir eserdir.
  4. Üstâdım Mehmet Âkif: Hocası Mehmet Âkif’in hakkında hatıra, şiir ve açıklamalarından oluşmuştur.
  5. Kısâs-ı Enbiya: Kısâs-ı Enbiya isimli eserin sadeleştirilmesi merhum İz hoca yapmıştır. Onun vefatından sonra Efendimiz’le alakadar olan kısımları Ertuğrul Düzdağ tarafından neşredilmiştir. 

 

BAZI ÖZELLİKLERİ

Son derece cömert bir zat imiş ki yalnızca maaşı geçim kaynağıyken dahi maaşını çektiği ilk gün kırkta birini zekat olarak verir, misafire ikram edermiş. Bu verdiklerinin kendisine bereket getirdiğini söylermiş. Vefatından önce de neyi varsa dağıtılmasını istemiş ve nerelere dağıtılacağını belirtmiştir.

İyi bir hatip ve güzel bir şiir münşidi imiş. Mekan gözetmeksizin insanlara faydalı olmak adına sohbetler eder, insanları kendisine çekermiş. Çünkü kendisi bildiklerinin başkasına öğretmekle vazifeli olduğunun bilincinde bir Müslümanmış. Yazları Emirgan, Arnavutköy, Beşiktaş Yahya Efendi ve Kanlıca, kışları ise Erenköy gibi mekanlarda cami bahçe ve müştemilatlarda  ilim, irfan ve sanat  bahislerinde yıllarca devam eden sohbet halkaları oluşturmuştur.

Gençlik yıllarından itibaren şiir ve yazılar yazarmış. Zaten eserlerinden bir önceki bölümümüzde kısaca bahsetmiştik.

Kuvvetli bir hafızaya sahipmiş. Hatta bir derste geçen hadis-i şerifle ilgili “Atmış sene evvel Kenz’ül Ummal’de bu hadisi görmüştüm” dediği vâkî olmuştur.

İlmi çalışmalarında son derece titizmiş ki bir şeyin sıhhatini öğrenmek için kütüphaneye talebelerini gönderir ve yol masraflarını karşılarmış

Randevularına vaktinde gitmeye çok ehemmiyet verirmiş. İSAV’da sohbetlerine gecikenlere ceza olarak baklava alma cezası verirmiş. Çünkü kendisi Erenköy’den Laleli’ye o dönemin şartlarında vaktinde gelmekteymiş.

Toplumla ilgili meselelere her daim ehemmiyet verirmiş. Bu sebeple çeşitli cemiyet ve kurumların açılışlarında ve devamında yardımcı olmuştur. Bunlardan bazıları İlim Yayma Cemiyeti, İslami İlimler Araştırma Vakfı, Milli Kültür Vakfı, Muallimler Cemiyetidir.

Anlattıkları kalıpta kalmamış her daim imkan dahilinde fiiliyata geçirmiştir ve konuşmalarında amel-i sâlihi çok defa vurgulamıştır.

 

HATIRALARI

Hayatının son yıllarında Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Hocaya intisab etmiştir. Selçuk Eraydın şunları söyler: “Kesin tarih hatırlamıyorum ama son yıllarıydı Hoca’nın vefatından iki üç yıl kadar önceydi, şunu söyledi Hoca bize: ‘Evladım’, dedi, ‘bir rüya gördüm. Bu rüyada bir işaret vaki oldu. Ve o işaret üzerine ziyaretine gittim Efendi’nin. Giderken kafamda bir takım istifhamlar vardı. Gittim, sohbetlerine katıldım Zahiren bir şey söylemediğim halde, orada, zihnimdeki suallerin hepsine cevap aldım. Onun üzerine bende bir teslimiyet hasıl oldu. Kendiliğinden oldu ve ben elhamdulillah teslim oldum.’”

Haydarpaşa Lisesinde talebelerinin ona verdiği değer yazımızda da belirttiğimiz gibi ‘’Mahir Baba’’ demelerinden malumdur. Bu sevgiyi kazanması da onun talebeler için çalışmasından kaynaklanmaktadır ki tertip ettiği konferanslara bölüm dışından da talebeler gelmiş, konferans verilen yerlere sığılamamış en sonunda amfide seminerleri vermeye devam etmişlerdir. Yine oradaki bir seminer anısını Yılların İzi adlı kitabında şöyle aktarmış: “Haydarpaşa Lisesi’nde sene sonu bahçede yapılan toplantıda bir ders senesi derece alanlar tebrik edilip, müdür tarafından konuşma yapıldıktan sonra mektep müdürü Bahâ Bey talebenin bir arzusu olup olmadığını sormuştu. Hep bir ağızdan ‘Mahir Bey’i istiyoruz’ demişlerdi. O da benden bir konuşma yapmamı istedi. Talebenin önüne geldiğimde şiddetli bir alkış ile ‘Çanakkale’ diye bağırdılar. Mehmet Akif’in Çanakkale adlı şiirini okumamı istiyorlardı. Duyduğum büyük bir heyecan ile isteklerini yerine getirdim.”

Hocanın tevekkülünde beni en çok etkileyenlerden biri şu hadise olmuştu: Hayatının sonlarına doğru akciğerinden film çektirmesi gerekmiş ama ona verecek parası bulunmadığı için ellerini açıp “Ve ilallahi müştâkâ, yetiş ya Müsteân” demiş. Ertesi gün kendisine postayla belli meblağda para gelmiş. İlkten yanlış olduğunu düşünüp beklemiş, daha sonraysa Fatih Koleji’nde müdürlük yaparken maaşında eksiklik yapıldığı için bu paranın gönderildiği öğrenilmiştir.

İşte bu şekilde hayatını kısa da olsa tanıtmaya çalıştık. Merhûmun daha pek çok özellikleri, hatıratı ve yaşamından emsal alınacak vakaları mevcuttur. İyisi mi sizler bizzat kendisini araştırmaya başlayınız.

 

 

KAYNAKÇA

Uzun,Mustafa Hikmet, ‘’Mahir İz’’, TDV İslam Ansiklopedisi

Uzun,M.İ. ,(2015).Muallim A.Mahir İz’den Bir Şehidimize Uzanan Manzum Bir İz. Keşkül Dergisi; 35. Sayı: 26-35

Şakar, E.(2014). Mahir İz – Tasavvuf, Mustafa Kara – Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi. Ayraç Dergisi; 53. Sayı: 54-56

Dursun, Z. (2011). Mahir İz. Web Site. https://dergi.diyanet.gov.tr/makaledetay.php?ID=13743, 12.01.2021

Uzun,M.İ.(2014) İSTANBUL/ÜSKÜDAR MEDENİYETİNDEN ETKİN BİR İZ  MUALLİM ABDULLAH MAHİR İZ. Web Site. http://isamveri.org/pdfdrg/D239622/2015_UZUNMI.pdf, 12.01.2021

Işık, A. (2014) MAHİR İZ HAYATI ESERLERİ VE TASAVVUFİ GÖRÜŞLERİ. Web Site. https://docs.google.com/viewer?embedded=true&url=http://isamveri.org/pdfdrg/G00078/2014_1/2014_1_ISIKA.pdf , 13.01.2021

Gündoğdu, E. (2019). MAHİR İZ’İN HAYATI, ESERLERİ VE MUALLİMLİĞİ. Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. İstanbul

Topçuoğlu,İ.(2005). MÂHİR İZ HAYATI ESERLERİ VE TASAVVUFÎ GÖRÜŞLERİ. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.İstanbul

İz, M. (2020). Yılların İzi. Kitabevi Yayınları.İstanbul

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir