304 kez görüntülendi.

Özgürlük Davasına Bir Hizmet: Sosyolojik Düşünmek

Bir disiplin olarak 18. yüzyılda ortaya çıkmasına rağmen incelediği toplumsal yapı ve bireyler arası ilişkiyi temele alması bakımından köklü bir bilim olan Sosyoloji hakkında pek çok eser yazılmıştır. Bu eserlerin büyük bölümü toplumu ve bireyi incelemesine karşın toplumun ve bireyin anlayamayacağı ve kavranması güç bir dille yazılmıştır. Bu anlamda Zygmunt Bauman’ın kaleme aldığı Sosyolojik Düşünmek, günümüz sosyoloji kitapları arasında her kesime hitap eden nadir eserlerdendir. Gündelik yaşantımızdaki normların sosyolojik arka planlarını çok iyi yansıtan eser, okuyucusuna geniş yelpazeli bir “sosyolojik tahayyül” yetisi kazandırmaktadır.

12 ana başlıktan oluşan Sosyolojik Düşünmek, Zygmunt Bauman tarafından 20. yüzyılın sonlarında yazılmıştır. Eser temelde modernizm ve postmodernizm üzerine yazılmış bir inceleme olmakla birlikte gündelik yaşantımızdaki eylemlerin sosyolojik izahına da değinmektedir. Bauman, kitabına yazdığı girişte sosyolojinin, toplumun/insanın kendi bilimi olduğunu ve en başta insan dünyası hakkında bir düşünme biçimi olduğunu vurgulamaktadır. Sosyolojinin, bireyin ve toplumun kendisini anlamaya yönelik olduğunu “ekonomik sebeplerin” veya “devletin ihtiyaçlarının” yönlendirdiği bir irdelemeyi reddetmektedir. Ayrıca sosyolojinin topluma uzak bir dil kullanmasını da benimsemediğini, yazdığı bu eserle ifade etmiştir. Toplumun içinden verdiği örnekler, okurun her an yaşadığı ve farketmeden ömrünü geçirdiği olaylardır. Okura daha bilinçli/sosyolojik bir perspektif sunan Bauman, böylece savunduğu sosyolojinin sair bilimlerin bir tezahürü olmadığını göz önüne sermiştir. Eserin dikkat çeken önemli bir özelliği, kademeli olarak sunduğu ve örneklediği bilgileri ilerleyen bölümlerde de birbirleriyle harmanlayabilmesidir. Bu tarz anlatımlar okura özgüven vermenin yanı sıra kurduğu bağlantılarla farklı fikirler edinmesine yardımcı olur ki bu da zaten Bauman’ın istediği sosyolojik düşünmektir. Bauman, sosyolojinin sınırları belli, kat’î bir bilgiler yığını olmadığını, olamayacağını belirterek müphemliğin her daim var olacağını ve bilinenin aksine bu müphemliğin bir zenginlik olduğunu belirtir. Bu anlamda kitaba da adını veren sosyolojik düşünmek, Bauman’a göre “özgürlük davasına hizmet eder.”

Bauman’ın kademeli anlatım tarzını bir örnek üzerinden anlatmak faydalı olacaktır. Birinci bölüme de adını veren “özgürlük” kavramı Bauman’ın ilk tanımına göre karar verme ve seçme yetisidir. Daha sonra bunu örnekleyen Bauman, özgür iradenin başka kaynaklara ihtiyaç duyduğunu belirterek özgürlüğü kaynaklar yani bağımlılıklar ile kayıtlamaktadır. Bu kayıtlama sayesinde artık, bağımsızlıklara oranla özgürlüğün olduğunu anlamaktayız. İlerleyen bölümde ise karar verme-güç arasında kurduğu bağlantının temelini atan Bauman, Güç ve Seçim bölümünde özgürlük ve gücün aslında birbiri yerine kullanıldığını belirtir. Özgürlük kavramına yüklediğimiz anlamlarla düşündüğümüz güç kavramı ise artık bağlama daha iyi oturmaktadır. Ayrıca güç için artık şu tanımı yapabilmek mümkündür: Karar verebildiğimiz, seçim yapabildiğimiz kadar güçlüyüz.

Günlük hayatımızda bildiklerimizi bilmedikleştiren, düşünmüş olarak yaptığımız çoğu eylemlere farklılık/farkındalık kazandıran Bauman, kitabın farklı bölümlerinde fikri dünyamıza da katkıda bulunuyor. Örneğin, hemen hemen her gün kullandığımız “hepimizin hemfikir olduğu gibi” sıradan ifadelerin arka planını açıkladığında farkettiğimiz şey, bu ifadeleri parçalanmakta olan toplulukların kullandığıdır. Yâhut siyasi liderlerden sıklıkla duyduğumuz “hepimiz kardeşiz” gibi ifadelerin aslının ise hemfikir olduğumuzdan değil karşıt fikirleri savunmak zorunda kaldığımız zaman kullandığımızı belirtmektedir. Bu tarz ifadelerin arka planını öğrenmek bireye sosyoloji zevki ve bulguları yorumlama gücü kazandırmaktadır. Aynı zamanda sosyolojinin gerçek manada farklı bilimlerin/disiplinlerin baskısı altında kalmadan özgürce bireyi incelediğini tekrar görürüz.

Sonuç olarak, bir sosyologdan sıradan bir okura kadar her kesime hitap edebilen Sosyolojik Düşünmek, sosyoloji alanında yazılmış ciltler dolusu kitaplara karşın okura sosyolojinin temelde incelediği toplum ve bireyin günlük yaşantısındaki olayların sosyolojik izahını oldukça yalın ve akıcı bir dille anlatmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir