Bürokrasi

(İng. Bureaucracy, Ar. دواوينييه)

 

Köken 

‘Bürokrasi’ kavramı, Fransızcadaki ‘bureau’ (büro ya da çalışma masası) ve Grekçedeki ‘kratos’ (yönetmek, hükmetmek) kelimelerinin birleşimi olarak 1745 yılında ortaya atılmış bir kavramdır ve ‘memurların yönetimi’ anlamına gelmektedir. 

 

Tanım 1

Etkinliği sağlamak için akılcılığın, işbölümü ve uzmanlaşmanın, kuralların ve hiyerarşik dağılımın bilinçli bir şekilde içine yerleştirildiği formal bir toplumsal örgütlenme biçimi. Bürokrasi kelimesi ilk kez 1745 yılında Monsieur de Gournay tarafından kullanılmıştır. Bürokratik örgütlenmenin tipik örnekleri olarak modern devlet, şirketler ve sanayi kuruluşları ile askeri kurumlar sayılabilir. Bürokrasi kavramı Max Weber (1864-1920) tarafından geliştirilmiştir. Weber, toplumsal örgütlenmenin en akılcı örneği olarak nitelediği bürokrasinin özellikleri arasında hukuki kurallar ve yaptırımlar, maaşlı ve devamlı memurlar kadrosu, yazılı belgelere dayalı çalışma geleneği, belli bir statü ve rol dağılımı ve işbölümü gibi nitelikleri sayar. Zamanla fonksiyonel bir değişime uğrayan bürokrasi son haliyle Weber’i çizdiği akılcı, düzenli işleyen bir ideal tip olmaktan ziyade yavaş, hantal, beceriksiz, sorumsuz ve araçlarla amaçları birbirine karıştıran bir mekanizma haline gelmiştir. Bu anlamda ‘kırtasiyecilik’ olarak da anlandırılan bürokrasi, artık devletin işleyişinde vazgeçilmez bir araç olmaktan çıkıp, egemenliği elinde tuan grup haline gelir. Nitekim günümüzde bazı siyaset bilimciler bürokrasiyi ‘yeni bir toplumsal sınıf’ olarak değerledirmektedir.  

Kaynak: Mehmet Ali Kirman, Din Sosyolojisi Terimleri Sözlüğü, İstanbul: Rağbet Yayınları, 2011, s. 59.

 

Tanım 2

1. Genörgüt. Uzmanlaşma esasına dayalı, hiyerarşik ilişki ve formel kurallara göre düzenlenmiş büyük ölçekli örgüt.

2. Siyasal kararların uygulamaya geçirildiği, çalışan personelin hak, sorumluluk ve ilişkilerinin yazılı olarak belirlendiği, bütün işlerin hiyerarşiye uygun olarak yerine getirilmesinin zorunlu olmasından dolayı formalitelerin önem kazandığı kamu kurumları veya bu kurumlarda çalışan insanlar.

3. Bir işin sonumlandırılması için zorunlu görülen idari işlemler dizisi. 

Kaynak: Ömer Demir ve Mustafa Acar, Sosyal Bilimler Sözlüğü, Ankara: Vadi Yayınları, 1997, s. 42.

 

Tanım 3

Yazılı kurallara, anlaşmalara ve modern endüstri toplumlarında oldukça yaygın hale gelen statü hiyerarşisine dayanan bir örgütlenme türü.

 

Modern yaşam karmaşıktır ve sorunsuz işlemesi için bazı örgütlenme biçimlerine gereksinim duyar. Weber formel örgütlenmenin baskın modeli olarak, bürokrasiyi göstermiştir ve onun tanımı, sosyolojik çalışmalar için dayanak olmayı sürdürmektedir. Bürokratik örgütlenmeler daha önce büyük ölçüde sadece Çin İmparatorluğu gibi geleneksel ilkelerde bulunmasına rağmen, endüstriyel kapitalizmin ortaya çıkmasıyla birlikte, bürokrasi tüm toplumsal alanlarda kullanılmaya başlanmıştır. Weber’e göre bürokrasininin bu şekilde yayılması ve genişlemesi hem kaçınılmazdır hem de modernliğin talepleriyle başa çıkmanın tek yoludur. 

 

Weber’in ideal bürokrasi tipi şu özellikleri içermektedir:

  1. En yüksek yetli ve otorite pozisyonlarının en tepede olduğu, açık bir yetki hiyerarşisi vardır. Ayrıca her üst makamın altındaki birimleri kontrol edip denetlediği bir emir-komuta zinciri bulunmaktadır. 
  2. Memurlar, emirleri ve beklentileri düzenleyen yazılı kurallar çerçevesinde yönetilmektedir. 
  3. Düzenli maaş alan personel, daimi statüde ve genel olarak tam gün çalışır. İnsanlar meslek hayatının yümünü örgüt içerisinde geçirir.
  4. Memurların iş yaşamıyla, kişisel yaşamı arasında net bir ayrım vardır. Bunlar birbirine karıştırılamaz. 
  5. Tüm kaynaklar (çalışma masaları, bilgisayarlar, kalemler, kağıtlar vb.) örgütün malıdır; çalışanların kendi ‘üretim araçlarını’ kullanmalarına izin verilmez. 

Kaynak: A. Giddens ve P. W. Sutton, Sosyolojide Temel Kavramlar, Ali Esgin (çev.), Ankara: Phoenix Yayınevi, 2016, s. 135-137.