• Sünnî Kelam Düşüncesinde “Kadîm” Kavramının İbn Sinacı Dönüşümü

    Sünnî Kelam Düşüncesinde “Kadîm” Kavramının İbn Sinacı Dönüşümü

    Erken dönemlerden itibaren kelamcılar, ontolojik ve epistemolojik açıdan tutarlı bir teori ortaya koymak için Tanrı alem ilişkisi üzerine yoğunlaşmışlardır. Bilindiği üzere alem, Tanrı ve diğer her şey şeklinde bir ayrıma tabi tutulmuş ve bu ayrım da kadîm ve hâdis kavramları ile açıklanmıştır. Bu manada Tanrı kadîm diğer her şey ise hâdis olmak durumundaydı. Erken dönemde […]Devamını oku »
  • Felsefeyi Tanımları Üzerinden Yeniden Okumak

    Felsefeyi Tanımları Üzerinden Yeniden Okumak

    Herhangi bir şey üzerine düşünmeye başladığımızda onun ne olduğunu belirlememiz gerekir. Yani üzerine düşüneceğimiz her ne ise onu bilmeliyiz. Bilme işleminin ilk adımı tanımlamaktır. İbn Sînâ: “Tanım, şeyin mahiyetine delalet eden sözdür. Hiç kuşkusuz o, şeyin kaim kılanlarını bütünüyle kapsar”[1] demektedir. Bu tarif ile ne kastedildiğini anlamamız için bir de mahiyetin ne olduğuna bakmamız gerekir. […]Devamını oku »
  • Mantık ve Metafizik

    Mantık ve Metafizik

    Mantığın kurucusunun Aristoteles olduğu kabul edilir. Ancak “kurucusu olmak” ifadesi zaman zaman yanlış anlaşılmış bir ifadedir. Örneğin Aristoteles mantığına karşı çıkan bazı düşünürler, eğer mantığı Aristoteles kurmuşsa ondan önce insanların mantık kullanmayıp, mantıksızca mı felsefe yaptıkları sorusunu ortaya atmıştır. Bunun en önemli örneklerinden biri Hicri IV. yüzyılın başlarında önemli bir dilci ve kelamcı olan Ebu […]Devamını oku »
  • Bilgi, Dil-Düşünce ve Vahiy Üzerine Bir Deneme

    Bilgi, Dil-Düşünce ve Vahiy Üzerine Bir Deneme

    Lafız ve mana arasındaki ilişki çok farklı yansımaları olan ve bu sebeple farklı itibarlar ile ele alınabilecek oldukça felsefî bir mevzudur. Söz gelimi, mananın ontik yapısı, lafzın manaya nasıl delalet ettiği, manadan lafza geçiş süreci gibi pek çok farklı husus, lafız ve mana ilişkisi söz konusu olduğunda incelenebilecek konular arasındadır. Öte yandan lafız ve mana […]Devamını oku »
  • Gettier Sorununa Yönelik Çözüm Önerilerinden Biri Olan L. Zagzebski’nin  Erdem Epistemolojisinin Bir Tasviri

    Gettier Sorununa Yönelik Çözüm Önerilerinden Biri Olan L. Zagzebski’nin Erdem Epistemolojisinin Bir Tasviri

    Çağdaş epistemolojinin en tartışmalı konularından biri olan ve “Gettier Sorunu” olarak adlandırılan Edmund L. Gettier’in 1963 yılında yazdığı “Gerekçelendirilmiş Doğru İnanç Bilgi midir?” başlıklı makalesi, sadece üç sayfa olmasına rağmen, büyük tartışmalar başlatmıştır. Bu yazıda Gettier sorununa karşı sunulan pek çok çözüm önerisinden L. Zagzebski’nin erdem epistemolojisine değinilecektir.   Tartışmaya geçmeden önce epistemoloji tarihine kısaca […]Devamını oku »
  • Felsefi Düşüncede Kurucu/Bütünleştirici Boyut: Platon Felsefesi’nin Oluşumunda Kurucu/Bütünleştirici Bakış Açısının Etkileri

    Felsefi Düşüncede Kurucu/Bütünleştirici Boyut: Platon Felsefesi’nin Oluşumunda Kurucu/Bütünleştirici Bakış Açısının Etkileri

      Thales ile başlatılan felsefenin tarihsel süreçleri içerisinde, belli dönemleri temsil eden felsefi yaklaşımlar olmuştur. Genel itibariyle üç ana boyutta incelenen bu formlar belli dönemlere tekabül eden kurucu/bütünleştirici boyut, analitik boyut ve eleştirel boyut olarak zikredilebilir. Bu yazıda bu formlardan kurucu/bütünleştirici boyutun ne anlama geldiği açıklanacak ve bu formun ilk temsilcilerinden birisi olarak zikredebileceğimiz Platon'da […]Devamını oku »