• Fuzûlî’nin Leylâ vü Mecnûn Mesnevisi (Giriş)

    Fuzûlî’nin Leylâ vü Mecnûn Mesnevisi (Giriş)

    Türk Edebiyatında birçok şair Leylâ vü Mecnûn hikayesine eserlerinde yer vermiştir. Kimi zaman mesnevi tarzında kimi zamansa gazel tarzında kaleme alınmış bu eserler geniş bir literatür oluşturur.  Şüphesiz bu literatürde en çok parlayan eser Fuzûlî (v.1556)’nin mesnevisi olmuştur. Eser 3086 beyitten müteşekkil olmakla birlikte “mefûlü-mefâilün-feûlün” veznindedir. Dibâce ile başlayan eser üç rubai ile devam eder […]Devamını oku »
  • Cenneti Bulan Çocuk | Öykü

    Cenneti Bulan Çocuk | Öykü

    Güneşin en güzel doğduğu günlerden bir sabah vaktiydi. Etraf sonbahar sarılığında, toprak kızgın ateş gibi sıcaktı. Sokaklarda peçeli satıcıların bağırışları vardı. Evde ne ocak ne de bir kap sesi vardı. Anlaşılan bu sabah da birkaç hurma ile gün geçecekti. Fazıl bugün de dışarı çıkacak ve kervan develerinin aheste yürüyüşlerini seyredecekti. “Belki bir gün benim de […]Devamını oku »
  • Kırmızıyken I Öykü

    Kırmızıyken I Öykü

    Yavaş yavaş iteklerdi arabasını. Sağ ayağı devamlı aksardı. Ağrısı, acısı da olurdu epeyce. Sağ eli okşardı, ovalardı aksayan bacağını. Bazen de soluk soluğa kalır, öksürmeye başlardı. Hemen bulduğu yere çöküp, ceketinin cebinden paketini çıkarırdı, kırmızı gülünü düşürmeden, bir sigara yakardı. Paketi özenle yerine yerleştirirdi. Ardından deri yeleğinin gözünden pamuk mendilini çıkarır, terini silerdi. Ha gayret […]Devamını oku »
  • Tevâfuk I Öykü

    Tevâfuk I Öykü

    Evvel zaman dairesinde kalmış ve buralardan göç etmiş bir zât olan Raif Efendi -Allah ondan râzı olsun, mekânı gülzâr olsun- şâhâne vasıflara sahip bir dervişti. Bundan seneler evvel Raif Efendi küçük bir aktar dükkanına sahipti, Raif Efendi’yi muhabbetinden ötürü seven insanlar onu sık sık ziyâret ederlerdi. Raif Efendi yanına gelen bu misafirlerini her zaman mültefit […]Devamını oku »
  • İki Kimlik Arasında Şeyhülislâm Yahyâ Efendi

    İki Kimlik Arasında Şeyhülislâm Yahyâ Efendi

    Şeyhülislâm Yahyâ Efendi, 16. yüzyılın son yarısında yaşamış ve 17. yüzyılın ilk yarısına erişmiş uzun ömürlü şairlerimizdendir. Ankaralı Bayram-zâde Zekeriyya Efendi’nin büyük oğlu olup, 960 (1552) yılında İstanbul’da doğmuştur. İlk eğitimini, muhitinde bulunan hocalardan, ailesinden ve şeyhülislâm olan babası Zekeriyya Efendi’den tahsil ettiği bilinmektedir. Ayrıca Abdülcebbar-zâde Derviş Mehmed Efendi de ders aldığı âlimler arasında zikredilmektedir. […]Devamını oku »
  • Şiir ve Şair Arasındaki İlişkinin Nüvesi: Poetika

    Şiir ve Şair Arasındaki İlişkinin Nüvesi: Poetika

    “Şi’r için ‘gözyaşı’ derler, onu bilmem, yalnız Aczimin giryesidir bence bütün âsârım!” Merhum Mehmet Akif bu satırlarla başlıyor “Safahat” kitabına ve bu düsturla kaleme alıyor şiirlerini. İyi bir şair olduğu sanki sükut ile icma olmuş. Kalemi güçlü, hissiyatı kuvvetli olanlardan… Bu satırlar bir şeyleri daha anımsatıyorlar bana: Merhumun burada şiire olan bakış açısını öteki üzerinden […]Devamını oku »
  • Yazık Ettiler Cânım Nedîm’e..

    Yazık Ettiler Cânım Nedîm’e..

    1681 yılında İstanbul’da doğan şairimiz Nedîm Ahmet Efendi’nin soylu bir aileye mensup olduğu bilinmektedir. Pek tabiî bir İstanbul beyefendisi olduğu hepimizce mâlum. Büyükbabasından tevarüs eden Mülâkkab-zâde lakabıyla da zaman zaman anılan şairimiz, İstanbul’da kültürlü bir muhitte yetişmiş, devrin büyük alimlerinden medrese tahsili görmüş, Arap ve Fars edebiyatlarını çok iyi öğrenmiş ve imtihanlardan geçerek iyi bir […]Devamını oku »