253 kez görüntülendi.

Muhammed Hamidullah ve Siyer

İslam Peygamberi eseri ile Hz. Peygamber (sav)’e farklı/yeni bir bakış açısı ortaya koyan Muhammed Hamidullah, son devrin en önemli İslam âlimlerinden biridir. Kur’an, hadis, hukuk, Arap dili ve tarih gibi pek çok alanda derin bilgi sahibidir. Siyer alanında yaptığı çalışmalar bugün hala başyapıt olma özelliğini korumaktadır. Kendisi Hz. Peygamber (sav)’i her yönüyle ”üsve-i hasene” olarak algılamış ve siyer anlatımını da bu düşünce üzerinden temellendirmiştir. Bununla birlikte Muhammed Hamidullah, siyeri geniş bir tarihsel perspektifle okumuş ve gelenek ile moderni harmanlayan bir yaklaşımı benimsemiştir.

 

Muhammed Hamidullah’ın Siyer İlmine Katkıları

Son dönemlerin en önemli İslam âlimlerinden biri olan Muhammed Hamidullah diğer birçok alanın yanı sıra özellikle hukuk ve siyer alanlarında mütehassıs bir şahsiyettir. Siyer alanında kaleme aldığı İslam Peygamberi adlı eseri günümüzde de başyapıt olma özelliğini korumaktadır. Bu eser, Hamidullah’ın Siyer alanındaki birikiminin bir hülasası niteliğindedir. Bununla birlikte Hz. Peygamber’in Savaşları, Hz. Peygamber’in Altı Orijinal Diplomatik Mektubu, Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed, Muhtasar Hadis Tarihi, İslam’a Giriş, İslam’ın Doğuşu, İlk İslam Devleti gibi eserlerinde de siyerle alakalı önemli noktalara değinmiştir. Ayrıca Hamidullah; İbn İshak’ın Siret‘ini, Belâzurî’nin Ensâbu’l-Eşrâf‘ının ilk bölümünü, Vakıdî’nin Kitabür’r-Ridde‘sini neşretmiş ve el-Vesâiku’s-Siyâsiyye adlı eseri de yayımlamıştır.[1]

İslam Peygamberi adlı eserini Fransızca yazan Muhammed Hamidullah, bunun sebebini Fransız Dili ve Edebiyatı’nın belli başlı dinlerden birinin tebliğcisi olan İslam Peygamberi’nin hayatı ve eserleriyle ilgili kapsamlı bir çalışmadan yoksun olması olarak ifade etmiştir. Eski bir Sorbonne öğrencisi olarak -yeryüzünde sahip olduğu tek varlığı olan kalemi ile- otuz yılı aşkın bir süre içerisinde modern ve orijinal kaynaklardan faydalanarak yaptığı çalışmaların sonucunu, yaklaşık on yıldır kendisine ev sahipliği yapanlara en güzel şekilde sunabilmek olduğunu söylemiştir.[2] Aynı zamanda bu eseri Fransızca olarak kaleme alması da kendisinin Avrupa dillerine vukufiyetini gösteren önemli delillerden bir tanesidir.

Hamidullah, eserini salt kronolojik bir yapıdan ziyade bazı temel konulara ayırarak konu bazlı tasnif ile kaleme almıştır. Bunun sebebini ise belirli topluluklarla olan ilişkilerin seyrini daha rahat kavrayabilme ve eserin daha tutarlı ve canlı bir görünüm kazanması olarak ifade etmiştir.[3] Şüphesiz ki bunda hukukçu nosyonunun büyük bir etkisi bulunmaktadır.

 

Üsve-i Hasene Merkezli Peygamber Anlayışı

Hz. Muhammed (sav)’i her alanda ”üsve-i hasene”[4] olarak anlamaya ve anlatmaya çalışan Hamidullah, siyer anlayışını ve yazımını da bu kavram üzerinden kurgulamıştır. Kişinin kendi hayatında rehberi olan Hz. Muhammed (sav)’i izlemeden Müslüman olamayacağını belirten Hamidullah, Hz. Peygamber (sav)’in öğretilerinin bizzat kendi denetimi altında kaleme alındığını ve güvenilir bir biçimde sonraki nesiller için muhafaza edildiğini ifade etmiştir.[5] Kendisi sünneti, özel ve kişisel bir örnek olarak değil; O’nun (sav) öğretisinin eksiksiz bir uygulaması ve açıktan yapılan tefsiri olarak görmüştür.[6] O’nun (sav) ruh ile beden, cami ile kale, din ile devlet arasında ahenkli bir denge kurduğunu ve insanlığa devlet başkanını sıradan bir vatandaşla eşit tutacak kadar tarafsız ve eşitlikçi yeni bir hukuki sistem bıraktığını birçok farklı veçheyle dile getirmiştir.[7] Madde ile mananın ve ruh ile bedenin İslam inancında muazzam bir dengeye sahip olduğuna da aynı şekilde dikkat çekmiştir.[8] Hz. Peygamber (sav)’i her yönüyle en güzel örnek olarak anlayıp anlatmaya çalışan Hamidullah, bu örnekliğin hayatın tüm yönlerinde, ruhi ve manevi uygulamalarda, ahlakta, ekonomide, siyasette, kısacası bireysel ya da ortaklaşa, ruhsal ya da dünyevî hayata dair her şeyde en güzel örnek olduğunu söylemiştir.[9] Yine Ahzab Suresi’nin 21. ayetinde geçen ”sizin için” ifadesinin istisnasız her konuyu kapsadığını ve genel olduğunu söyleyen Hamidullah, “Mesela herhangi bir ilim dalına mensup olan kişi, dilediğini o güzel örnekte bulabileceği gibi siyasal bilimci de aradığını O’nda (sav) bulabilir” demiştir.[10]

 

Geniş Perspektifli Siyer Anlayışı

Muhammed Hamidullah, siyere ve hukuka geniş perspektiften bakmaya çalışan, çok yönlü bir ilim anlayışına sahiptir. Bunun en önemli göstergelerinden birisi ise, siyer ilmiyle uğraşacak kişinin sahip olması gereken vasıfları sıralarken takındığı titiz tavırdır. Bu hususta kendisi şöyle demektedir:

“Bu hayat hikâyesini yazacak kişinin, nesnel ve tarafsız bir inceleme yapabilmek için, öncelikle içten bir samimiyete ve üzerinde çalışacağı konu hakkında derin bir anlayışa sahip olması gerekir. Yine o kişinin, kahramanının insanlığa yapmış olduğu katkıları daha iyi değerlendirebilmek için ülkenin eski tarihini; arka planda olup bitenlerin yanı sıra, Muhammed (sav)’in etkinlikleriyle dünya tarihinde meydana gelen sonuçlar için o dönemin uluslararası tarihini; ashabının kültür ve uygarlık düzeyini nasıl yükselttiğini anlamak için sosyolojiyi; Kur’an’ın olağanüstü değeri için edebiyatı; Hz. Muhammed (sav)’in fâtihlik özellikleri için askerlik bilimini; din değiştirme nedeniyle İslâm toplumu içerisinde meydana gelen değişimi anlamak için psikolojiyi ve daha birçok şeyi yeterince bilmesi gerekir.”[11]

Hamidullah’ın bizzat kendisinin de Hz. Peygamber’in Savaşları adlı kitabı kaleme alabilmek için kroki eğitimi alması ve yerinde gözlemle bu krokileri çizmesi onun bu konudaki tutumunu gösteren en net örneklerden biridir. Zikredilen eseri tamamladıktan sonra  Yapabildiklerimin en iyisini bile sunmaktan mahcubiyet içindeyim”[12] ifadelerini kullanmış ve birgün gerekli araçlarla donanmış bir grup asker bilim adamının, tarihçilerin de yardımıyla konunun önemine yaraşacak bir çalışma gerçekleştirmelerini temenni ettiğini açıkça söylemekten çekinmemiştir.[13]

 

Siyeri Evrensel Tarih Anlayışı İle Okumak

Muhammed Hamidullah, geniş çerçeveli evrensel bir tarih anlayışına sahiptir. Enbiyanın hayatıyla Hz. Peygamber (sav)’in hayatını ayrı birer çizgi olarak değil, bir çizginin devamı olarak görür. Hz. Muhammed (sav)’in Allah’ın elçisi olma şerefini tekelinde bulundurduğunu hiçbir zaman iddia etmediğini, aksine kendisinden önce de bütün milletlere elçiler gönderdiğini belirttiğini beyan eden Hamidullah, İslam’ın bir devamlılık ve şümul dini olduğunu açıkça söylemiştir.[14] Hz. Muhammed (sav)’in de ilahî tebliğini yaparken Allah’ın kendisinden sonra yeni bir elçi göndermeye ihtiyaç duymayacak biçimde, el değmemiş ve bozulmamış bir halde kalacağına olan inancının tam olduğunu belirtmiştir.[15] Dünya tarihini de peygamberler tarihiyle bir bütün olarak anlamaya ve anlatmaya çalışmış ve bunları beyan ederken de akademik üslubunu korumuştur. Hz. İbrahim (as)’ı bir Babil’li ve Babilli’lerin nebisi olarak takdim etmesi bunun bir örneğidir.[16] İslam’ın ve İslam Peygamberleri’nin dünya tarihinde bütünsel bir yapıya sahip olduğunu söylemesinin yanı sıra, özellikle Hz. Muhammed (sav)’in gerçekleştirmiş olduğu tebliğin evrensel olup tüm dünyaya hitap ettiğini, herhangi bir millet veya dönemle sınırlanamayacağını, bu ilahi tebliğin ırk ve sınıf farklılığı gözetmediğini ortaya koymaya çalışmıştır.[17]

İslam Peygamberi adlı eserinde Hz. Muhammed (sav)’in hayatını anlatmadan evvel, O (sav)’nun ortaya çıktığı dönemde dünyanın genel durumu (Çin, Hindistan, Türkistan,  Moğolistan, Bizans İmparatorluğu, İran, Habeşistan) hakkında genel bir perspektif çizmesi Hamidullah’ın İslam tarihi ile dünya tarihini birlikte anlayıp düşünmeye çalıştığının bir göstergesidir.[18] Yine gönderilen peygamber için merkez seçimi ve bu seçimin coğrafî, sosyolojik, fiilî, psikolojik ve dilsel nedenlerini açıklamaya çalışması da onun siyere birçok ilimle bakmaya çalıştığının güzel bir örneğidir.[19]

 

Gelenek ve Moderni Mezceden Yaklaşım

Sıkı bir gelenekçi olan ancak modern kavramlarla konuşan Muhammed Hamidullah, diğer birçok eserinde olduğu gibi siyer alanında yazdığı eserlerde de tarihî kavram ve kurumları modern isimlerle harmanlamaya çalışmıştır. Hamidullah’ın özellikle kavramsallaştırma sürecinde modern tabirler kullanması meselesi ele alınırken bu eseri Batılılar için Fransızca olarak yazdığı gözden kaçırılmamalıdır. Kendisi bir yandan kavramları bu şekilde kullanmakla birlikte, geleneğin devamını arzulamakta ve kavramları yenileyerek yola devam edip güçleneceğimizi düşünmektedir. Örneğin, Dar’un-Nedve’yi parlamento, orada bulunan görevlileri bakan, Mekke’yi bir şehir devleti, Medine Sözleşmesi’ni dünya tarihindeki ilk yazılı anayasa, Ashab-ı Suffe’yi ilk üniversite olarak isimlendirmektedir.

Ana kaynaklara ve modern eserlere gayet vakıf olan Hamidullah’ın, eserlerini yazarken kullanmaya çalıştığı kaynaklar ise onun gelenek ve moderni mezceden bir yaklaşıma sahip olduğunu göstermektedir. Hamidullah’ın eserlerini kaleme alırken Kur’an, sünnet, hadis, şiir, coğrafya, nesep, tabakat, tarih, Batı kaynakları, modern İslamî kaynaklar, yerinde tahlil gibi kaynakları kullanmıştır. Bu kaynaklardan biri olan yerinde tahlili özellikle önemsemiştir. Kendisi, Hz. Peygamber’in savaştığı mekanları yerinde gözlemlemiş ve 1939 yılında bir merkep sırtında Taif’e yolculuk yapmıştır.[20]

Kısaca söylemek gerekirse Muhammed Hamidullah’ın Hz. Peygamber (sav)’i hayatın her alanında “üsve-i hasene” olarak takdim eden, siyeri peygamberler ve dünya tarihinden koparmadan takdim etmeye çalışan, farklı ilim dallarıyla siyere bakışı önemseyen, siyer anlatımında geleneğe bağlı olmakla birlikte modern kavramları kullanan bir siyer anlayışına sahip olduğu söylenebilir. Allah kendisine rahmet eylesin.

[1]Adem Apak, “Muhammed Hamidullah’ın Siyer İlmine Katkıları”, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, c.13, sayı 1, s. 54-55.

[2]Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi, Beyan Yayınları, İstanbul 2014, s. 17.

[3]Hamidullah, İslam Peygamberi, s. 17.

[4]Bu ifade Ahzab Suresi’nin 21. ayetinden alınmıştır: “And olsun ki Allah’ın elçisinde sizin için, Allah’a ve Ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı pek çok ananlar için güzel bir örnek vardır.”

[5]Hamidullah, İslam Peygamberi, s. 23.

[6]Muhammed Hamidullah, İslam’a Giriş, Beyan Yayınları, İstanbul 2012, s.45.

[7]Hamidullah, İslam’a Giriş, s.30.

[8]Muhammed Hamidullah, Kur’an-ı Kerim Tarihi, Beyan Yayınları, 2013, s.27; …İslam’a Giriş, s. 62.

[9]Hamidullah, İslam Peygamberi, s. 25.

[10]Muhammed Hamidullah, İlk İslam Devleti, Beyan Yayınları, İstanbul 2007, s.9.

[11]Hamidullah, İslam Peygamberi, s. 26.

[12]Hamidullah, Hz. Peygamber’in Savaşları, Beyan Yayınları, İstanbul 2015, s.170.

[13]Hamidullah, Hz. Peygamber’in Savaşları, s. 9.

[14]Hamidullah, İslam Tarihi’ne Giriş, Beyan Yayınları, İstanbul 2013, s. 13.

[15]Hamidullah, İslam Peygamberi, s. 24.

[16]Hamidullah, İslam Tarihine Giriş, s. 18.

[17]Hamidullah, İslam Peygamberi, s. 24.

[18]Hamidullah, İslam Peygamberi, s.29-33.

[19]Hamidullah, İslam Peygamberi, s.35-41.

[20]Hamidullah, Hz. Peygamber’in Savaşları, s.17.

 

Kapak Fotoğrafı: https://islamansiklopedisi.org.tr/muhammed-hamidullah

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir