647 kez görüntülendi.

Modern Topluma Kafka Tenkidi: Dönüşüm Örneği

Franz Kafka tarafından 1915’te yazılan ve modern dünyanın “dönüşümünü” en iyi betimleyen eserlerden biri olarak kabul edilen Dönüşüm, bilhassa toplumsal ilişkilerdeki değişim ve yabancılaşma konularının işlendiği bir öyküdür. Değerlendirmemizin konusunu Kafka’nın işlediği bu iki konuyu kendi fikirleri etrafında okumak teşkil etmektedir. Kafka, bireyin toplumdaki işlevi ile bağlantılı bir değere sahip olduğunu ve bunun dışına çıktığında ise yabancılaştığını iddia etmektedir.

Değerlendirmeye geçmeden önce öykünün kısa bir özetini yapmak faydalı olacaktır. Öykünün baş kahramanı Gregor Samsa, ailesinin borçları yüzünden beş senedir bir kere bile izin almadan sürekli çalışan ve bu yüzden evde saygınlığı olan bir kimsedir. Fakat bir gün uyandığında kendisinin böceğe dönüştüğünü görür ve bu yüzden işe gidemez. Saatin ilerlemesine karşın odasından çıkmayan Gregor ailesini telaşa sokar. Daha sonra işteki müdürünün de gelmesiyle aile tarafından böceğe dönüştüğü görülür. Aile ve müdür bu değişimi kabullenirken Gregor bu değişime kolay alışamaz ve hâlâ işe nasıl gidebileceğini düşünür. Daha sonra bu durumun kalıcı olduğunu anlayan Gregor, ailesine yük olduğu düşüncesiyle sıkılmakta ve mahçup olmaktadır. Uzun zamandır işe gidemeyen Gregor’un, borcun ödenmesi gerektiği için çalışmak zorunda kalan babası ve kız kardeşi başta olmak üzere ailesi ile arası bozulur. Gregor, artık evde istenmeyen bir “böcek” olmuştur. Bu istenmeme durumu babasının onu elma bombardımanına tutması ile açıkça ifade edilir. Öykünün sonlarında Gregor, babasının attığı elma yüzünden sırtında açılan yaradan dolayı ölür. Bu ölümle ailesi artık hayatlarına daha iyi bakmaktadır ve kendilerini güzel bir geleceğin beklediğini düşünmektedirler.

Öykünün iki aşama üzerine kurgulanmış olduğunu söylemek mümkündür. Birincisi Gregor’un başkalaşım geçirmesinden artık evde istenmediğinin hissedilmeye başlandığı döneme uzanan süreçtir. Burada Kafka, toplumsal ilişkiler konusundaki tezini ustaca yansıtmıştır. Öncelikle bu tez, Fransız filozof Gabriel Marcel’in ortaya attığı “bireyin değerinin modern toplumda yerine getirmesi gerektiği fonksiyonla özdeşleşmiş olduğu” tezidir. Burada Gregor, olması gerektiği yer olan işteyken aile içinde saygı gören ve ailesini geçindiren bir birey fonksiyonuna sahiptir. Fakat dönüşüm geçirdikten sonra işe gidemediği ve ailesini geçindiremediği için artık değeri olmayan bir “böcek” olmuştur. Böcek olmasına karşın yine işine gidebilseydi eğer Gregor’un böcek olması ailesi için hiçbir şey ifade etmezdi. Bilakis burada bireyin ontolojik itibarından çok yerine getirdiği fonksiyonu öne çıkmakta ve bununla değeri ölçülmektedir. Aynı zamanda aile bireyleri ile ilişkilerine değinmekte de yarar vardır. Gregor başkalaşımdan önce kız kardeşi Grete ile iyi bir bağa sahiptir ve birbirlerini çok sevmektedirler. Hatta Gregor, maddi durumları ne kadar kötü olursa olsun Grete’yi çok istediği konservatuara yollamakta kararlıdır. Fakat Gregor’un başkalaşımından sonra ona ilk ihanet eden ve kovmayı düşünen de Grete olmuştur. Bu da Marx’ın meşhur kapitalist hayat düzeni tasvirine uymaktadır. Gregor ile Grete arasındaki ilişkiyi insani-ailevi ilişkiler değil tamamen maddi ilişkilerin belirlediği görülmektedir. Kafka’nın toplumsal ilişkiler konusundaki yetkinliğinde, sanayileşmenin hızlandığı bir dönemde geleneksel bir toplumda yaşamış olmasının büyük katkısı vardır. Zira kendisi bu değişimi yaşamış ve bizatihi gözlemlemiş biridir.

İkinci aşama ise yabancılaşma tezidir. Birinci aşama Gregor’un ailesi ile kurduğu ilişki üzerinden anlatılmıştı. Bu aşamada ise müdürüyle kurduğu ilişki üzerinden bireyin topluma hatta kendisine yabancılaşması anlatılmaktadır. Gregor’un patronu ile ilişkisinin tek sebebi babasının borçlarını silmektir. Gregor, bu ilişkiye mecburdur çünkü ailesinin borçlarını kapatmak zorundadır. Bu yüzden aralarında bağımlı bir ilişki vardır. Marx’ın modern hayat düzeni teorisinde insanların aldığı maaş, emeklerinin karşılığı değil ancak yaşayabilmesi için verilen bir paradır. Marx’a göre bu, modern bir kölelik sistemidir. Bu sistemde birey kendine yabancılaşır. Gregor’un böceğe dönüştükten sonra ki halini düşünecek olursak, Gregor kendini işiyle o kadar özdeşleştirmiştir ki bunun dışına çıktığında ne yapacağını bilemez. O an, Gregor’un kendine ne kadar yabancılaştığını anladığı ilk  zamandır. Gregor’un yabancılaştığını anladığı an da oldukça ilginçtir. Zira Gregor, yabancılığını böceğe dönüştüğünde değil işe gidemediğinde yani kendisinin toplumdaki fonksiyonunu kaybettiğinde hissetmeye başlamıştır. Ardından yavaş yavaş böcek olma fikrine alışmaya başlamış fakat tam anlamıyla böcek de olamamıştır. Çünkü modern hayatın insanların özüne işlediği kapitalist sistemde yer edinme kaygısı onun tam anlamıyla böcek olmasını engellemiştir.

Hâsıl-ı kelâm Kafka, “toplumsal ilişkilerin kaynağı” ve “yabancılaşma” teorilerini işlediği bu romanında bireyin toplumda yerine getirdiği işlevle değerlen(diril)diğini göstermektedir. Bunun dışına çıkıldığında ise artık rahatsız edici bir böcek’ten fazlası olunamayacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir