418 kez görüntülendi.

Malezya’da Din, Devlet ve Toplum

Coğrafi ve Tarihsel Perspektif

Güneydoğu Asya ülkelerinden biri olan Malezya’nın coğrafi konumuna baktığımızda; kuzeyde Tayland, Güney Çin Denizi ve Brunei’e sınırı bulunduğunu, bununla birliktegüneyde Endonezya, Singapur ve Malaka Boğazı ve son olarak da batıda Hint Okyanusu’yla bitişik olan Andaman Denizi’yle çevrelenmiş bir şekilde bulunduğunu görmekteyiz. Bu sınırlar içerisinde bulunan Malezya temel olarak iki farklı adada bulunan topraklardan oluşan bir yapıya sahiptir. Bu parçalar Doğu Malezya ve Batı Malezya olarak isimlendirilir. Batı Malezya, başkent Kuala Lumphur’un da içerisinde bulunduğu bir yarım ada şeklinde Tayland’ın hemen alt kısmında kalmakta ve ince bir kara parçasıyla Tayland’a bağlanmaktadır. Doğu Malezya ise Endonezya’nın da topraklarının bulunduğu Borneo adasında yer almaktadır. Ülkenin yüzölçümü toplam 329.758 km2’dir ve bunun 131.598 km2’si, nüfusunun %90’dan fazlasının yaşadığı Malay yarımadasındadır. Yukarıda da zikredildiği üzere başkent Kuala Lumpur’dur. Diğer önemli şehirleri Ipoh , Klang (Kelang), Petaling Jaya, Subang Jaya , Johor Bahru ve Shah Alam’dır.[1] Malezya hükümetinin yayımladığı resmi rakamlara göre ülke nüfusu (2017); 28.7 milyonu kendi, 3.3 milyonu ise başka bir devletin vatandaşı olmak üzere 30 milyon olarak ölçülmüştür.[2]

Ülkenin iklimine baktığımızda ise, bol yağış alan ve sıcak tropikal iklimin hâkim olduğunu bir bölge olduğunu görmekteyiz. Ülke, topraklarının % 30’u tarım alanları, %61’i ise ormanlar tarafından kaplanacak şekilde bulunmaktadır. Sıcaklıklar ülke genelinde büyük oranda tüm yıl boyunca 22-33 derece arasında değişmektedir. Toprakların geniş bir kısmının tropikal ormanlarla kaplıdır. Ülkede yetiştirilen ve tüketilen temel besin maddesi pirinçtir. Ülkenin diğer tarım ürünlerini kabaca sıralayacak olursak: kauçuk, hindistan cevizi, ananas, tapyoka, tatlı patates, sagu, muz, kahve, şeker kamışı, yer fıstığı, mısır, soya fasulyesi, baklagiller ve sebzeler başta gelmektedir. Ayrıca baharat ve özellikle karabiber, çay, kakao, kenevir, kapok, kınakına ağacı, gütaperka (zamk), tütün ve şeker kamışı da ülkede yetiştirilebilmektedir. Yer altı kaynaklarına bakacak olursak, kalay ve demir önemli bir yer tutar. Nitekim dünyadaki kalay rezervlerinin üçte biri Malezya’da bulunmaktadır.[3]

 

Bölgenin Tarihsel Temelleri:

Malaya bölgesindeki ilk iptidai kabileler Endonezya, Polinezya ve Avustralya’ya giden kabilelerin içerisinden bölgedeki ormanlarda kalan gruplardır. Semang ve Sakayalar olarak bilinen bu grupların o süreçte nüfusların yalnızca bir kaç bin civarında olduğu tespit edilebilmiştir.[4] Bu süreci tarihlendirmek istediğimizde ise eldeki kaynaklardan tespit edilebilen bilgiler ışında en kuvvetli tahmin Aborjinal Malaylar’ın (Orang Asli) yaklaşık 10.000 yıl kadar önce Çin’in güneybatısından geldiği yönündedir.[5]

Günümüzde Malezya devletinin üzerinde bulunduğu bölgenin tarihine baktığımızda Malay yarımadası (Batı Malezya) üzerinde ikinci ve üçüncü yüzyıllardan itibaren Malay kökenli bazı küçük Hindu krallıklarının bulunduğu ve bunların yedinci yüzyıldan on üçüncü yüzyıla kadar bütün bölgenin deniz ticaretini denetimi altında tutan Şrivicaya İmparatorluğu’na bağlı oldukları bilinmektedir. On üçüncü yüzyıldan sonrasına baktığımızda hâkimiyetin yavaş yavaş Cava’daki Macapahit Devletinin eline geçtiğini görmekteyiz. Yine bu sırada Malay yarımadasının kuzeyindeki Taylar’ın güneye doğru yayılması da başlamış bulunmaktaydı. İlerleyen süreçlerde Paramesvara adlı bölge liderlerinden biri, bu baskılardan kaçarak Malay yarımadasına gelmek zorunda kaldı ve Malaka nehrinin ağzına bu adla anılacak olan yeni bir şehir kurdu. Paramesvara, stratejik açıdan en elverişli yere kurduğu bu liman şehri sayesinde kısa sürede güçlendi ve burayı küçük bir devlet haline getirdi. Elimizdeki verilere göre İslamın bölgeye tam da bu süreçte geldiği düşünülmektedir. İslamın bölgeye gelmesi ve yayılmasının ardında yatan en büyük gerekçe deniz ticaretidir. Nitekim müslüman tüccarların bölge halkına karşı tutumları İslam dininin bu bölgede hayat bulmasında önemli bir katkı sağladığı düşünülmektedir.[6] İslam dini özellikle savaşçı Malaylar arasında yankı bulmuş ve taraftar toplamıştır. Bu sebeptendir ki o süreçte Malayların yeni dini olan Budizm ve diğer Hint dinleri sayı bakımından ciddi bir azalma sürecine girmiş ve kısmen kaybolmuşlardır.[7]

Paramesvara’nın bu güçlenmesinin devamında Megat İskender Şah , Sri Maharaca Sultan Muhammed Şah, Raca İbrâhim Şah, Raca Kāsım (Sultan Muzaffer) Şah, Raca Abdullah (Sultan Mansûr) Şah, Sultan Alâeddin Riâyet Şah ve Mahmûd Şah adlı halefleri de bu küçük devleti sürekli biçimde genişleterek Sumatra’nın doğu sahillerini ve Malay yarımadasının tamamını içine alan bir yapı inşa etmişlerdir. Daha sonrasında ise, Dindings, Selangor, Muar, Singapur, Bentan, Selangor ve Kelantan fethedilerek sınırlara dahil edilmiştir.[8]

 

Sömürü dönemi ve UMNO’nun Kuruluşu:

Malezya’nın üzerinde bulunduğu topraklar her daim bir çok açıdan zenginliğe sahip olan bir bölge olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu özelliği 16. yy’ın başlarına gelinildiğinde gözlerin üzerine çevrilmesine sebep olmuştur. Nitekim başta baharat olmak üzere birçok kıymetli malın toplandığı merkez olan Malaka 1511 tarihinde Portekizliler tarafından ele geçirilmiştir. Yaklaşık bir buçuk asır süren Portekiz hakimiyeti Hollandalıların da bölgedeki zenginliği fark ederek faydalanmak istemeleri üzerine sarsılmış ve nihayetinde Hollandalıların bölgedeki müttefikleri ile birlikte yürüttüğü stratejiye mağlup düşüp Ocak 1641’de hakimiyetleri sona ermiştir.

18. yüzyılın sonlarına gelindiğinde İngilizler de buradaki zenginlikten nasiplenmek ve doğu ticaretine hakim olmak istedi. Bu niyetle bölgeye doğru ilk adım İngiliz Doğu Hindistan Şirketi’nin Kedah sultanını Taylar’ın saldırısına karşı korumasına karşılık Penang’e atılmış oldu. Önce Penang ardından ise Singapur’un hakmiyet altına alınmasının ardında yatan asıl sebep ise Hindistan ve Çin arasındaki deniz ticaretinde bir aktarma organı olarak bu bölgenin kullanılması planıdır. İlerleyen süreçlerde yürütülen politikaların bir sonucu olarak İngilizler ve yaptıkları faaliyetler Malay Hükümdarların dikkatini çekmiştir. Kendilerine dış güçlere karşı mücadelelerinde ortak olarak addettikleri İngilizler’e karşı bu sefer mücadele etmek ve işgalleri durdurmak istediler. Sonraları bölgedeki Hollandalıların denetimi altındaki bir takım toprakların da İngiliz hakimiyetine geçmesiyle bölgedeki İngiliz hakimiyeti genişledi ve güçlendi. Sonrasında zikrettiğimiz üzere bölge peyderpey İngiliz sömürüsünün kurulmasına doğru ilerledi ve nihayetinde de sömürge dönemi başladı. İngilizlerin ve Çinlilerin destek verdiği kabileler karşılıklı olarak birbirleriyle mücadele ediyordu. Sömürge döneminin içerisinde bölge bu dış tehditlerin yanı sıra bu şekilde iç bölünmeler de yaşayarak çok zor bir duruma sürüklenmiş oluyordu.[9]

1909 yılında Singapur’da bulunan İngiliz yüksek komiserinin başkanlığında bir federal konsey kuruldu. İngilizler, sürecin devamında Kuzey Malay sultanlıklarını da İngiliz hâkimiyeti altına alarak sömürge yönetiminin birer eyaleti haline getirdiler. Yine bu dönemde, 1909 tarihli İngiliz-Tay Antlaşması bugünkü Malezya ile Tayland arasındaki sınırı belirledi. 17. yüzyılda en önemli Malay sultanlıklarından bir tanesi olan Pattani böylelikle Taylar’ın hâkimiyeti altında bırakılmıştır. Günümüzde Pattani Tayland’ın ufak bir parçası olarak varlığını sürdürmektedir.[10]

1. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle önce Malay yarımadası sonrasında ise Singapur Japonya’nın eline geçti. Japonya “Asya Asyalılarındır.” sloganıyla ülkede propagandasını yaparak hakimiyetini sürdürmeyi hedefledi.[11] Nitekim savaş sürecinde bu bölge Japonya hakimiyetinde kaldı. Sonrasında İngilizler tekrardan bölgeye gelerek hakimiyetlerini yineledi. Lakin savaş sonrası bağımsızlık talepleri giderek artmaya başladı. İngiltere’nin bölgede yürüttüğü politikalar ve bazı hedefleri Malay toplumunca benimsenmeyince Mart 1946 yılında kendi bölgelerini temsil eden delege grubu başkent Kuala Lumpur’da bir araya geldi. Bu toplantıda Malay birliği fikri ciddi manada tartışıldı ve nihai olarak United Malays National Organisation (UMNO) adında bir teşkilat kurulması sonucu ortaya çıktı.[12] Bu noktada milliyetçi unsurlara ilaveten “İslamcı” olarak addedebileceğimiz gruplar ile “Sosyalist” gruplarının da zikredilmesi büyük önem taşımaktadır.

1948’e gelinildiğinde yeni bir Malaya Federasyonu kurulmasına teşebbüs edildi. Atılan bu adım Modern Malezya için atılmış en önemli adım mahiyetindeydi. Sultanların kendi bölgeleri üzerinden güç kazanmalarını ve ülkede yaşayan, özellikle on yıl süren etnik savaşların müsebbibi olarak görülen Çinlilerin güçlerinde belirli bir sınırlama getirilmesini sağlayacaktı. İngilizlerin bölgeyi daha rahat hakimiyetinde tutma planı olan Malay birliğine karşı birliktelik şuurunun oluştuğu tarihi bir kongre tertip edildi ve bu kongrede United Malays National Organisation (UMNO) kuruldu ve 31 Ağustos 1957 yılında yeni bir anayasa hazırlanıp bağımsızlık ilan edildi. Ardından 1963’te Sabah, Saravak ve  Singapur da federasyona katıldı lakin arada iki sene geçtikten sonra 1965’te Singapur bağımsızlığını ilan ederek Federasyon’dan ayrıldı. Böylece 1966 senesine gelinildiğinde Malezya günümüzdeki şeklini aldı.[13]

 

Malezya’da Toplum

Malay Yarımadası’nın eski tarihlerden bugüne ticaretin önemli bir merkezi olması oradaki etkileşimin de oldukça fazla olmasını beraberinde getirmiştir. Ticaret ile birlikte bu bölgenin zengin kaynaklarının var olması bölgeyi önemli kılan bir başka etmendir. Nitekim bu doğrultuda bölge defalarca sömürülere muhatap olmuştur. Bu sömürüler esnasında, özellikle İngilizler döneminde, ülke Asya’nın başka bölgelerinden önemli göçler almıştır. Bu sebepten ötürü bölge halkını tanımlarken Malay ulusu (Bangsa Malayu) ile Malezya ulusu (Bangsa Malaysia) arasındaki ince ayrıma dikkat çekmekte fayda vardır. İlki, Malay ve Müslüman kimliğine atıf yaparken, ikincisi modern ulus devlet yapılanmasında Çin ve Hint/Tamil kökenleri de içerecek geniş bir çerçeveye oturur.[14] Bunlara ek olarak Sarawak ve Sabah bölgelerinde yaşayan İbanlar ve Kadazanlar da Malezya toplumunun bir parçasıdır.[15]

Malezya’nın 1950 yılında 6 milyon civarında olan nüfusu 1995 yılına gelindiğinde 19.7 milyona, 1998‘de 21.5 milyon, 2000’li yıllara gelinildiğinde ise 22.2 milyona ulaşmıştır.[16]  2006 verilerine göre ise nüfus 26.4 milyona ulaşmıştır. Yine 2006 yılının verilerine göre Malezya nüfusunun % 50,4’ünü Malaylar, % 23,7’sini Çinliler, % 11’ini yerliler, % 7,1’ini Hintliler ve % 7,8’ini diğer etnik gruplar oluşturmaktadır.[17]

Verileri incelediğimizde karşımıza çıkan tabloya göre nüfusun yarısından fazlasını Malaylar, dörtte birlik bir kısmını Çinlilerin oluşturduğu ülkede bulunan Hintliler de önemli bir nüfusa sahiptir. Nitekim ülkedeki nüfus dağılımının bir kısmını da Aborijinler (Orang Asli) oluşturmaktadır. Aborijinlerin bir kısmı yerleşik hayata geçerken, bir kısmı ise halen göçebe yaşam tarzını sürmektedir. Bu kimselerin de dahil olduğu 2010 yılı verilerine göre nüfus dağılımına yeniden göz atacak olursak şu tablo bize önemli bilgiler sunacaktır:

 

2010 yılı verilerine göre nüfusun etnik gruplara göre yüzdelik dağılımı. [18]                            (Etnik Grup Şeması: Bumiputera %67.4, Çinliler %24.6, Hintliler %7.3, Diğerleri %0.7)

Malezya nüfusu süreç içerisinde köken ve din olarak farklılıkların bulunduğu bir ortamda bu farklılıkların zaman zaman birleştiği ve meczedildiği bir yapıda karşımıza çıkmaktadır. Nüfusun hangi alanlara, nasıl ve ne şekilde dağıldığına göz atacak olursak, Nüfus farklı köken ve dinlere mensup topluluklardan meydana gelen kozmopolit bir yapıya sahiptir. Halkın 2000 yılında %65,1’ini genellikle bürokraside ve tarımda çalışan Malaylar, %26’sını mesleki alanlarla ticarette aktif olan ve umumiyetle büyük şehirlerde oturan Çinliler, % 7,7’sini daha çok sahil şehirleriyle yakınlarındaki kırsal kesimlerde yaşayan ve kauçuk üretiminin yapıldığı plantasyonlarla çeşitli meslek dallarında çalışan Hintliler oluşturur. Geriye kalan %1,2’nin içinde Endonezya topraklarından göç edenlerle birlikte az sayıda Arap, Tay, Filipinli, Avrupalı nüfus ve Malaya ve Borneo adasındaki ormanlık alanlarında görülen animist ilkel topluluklar bulunmaktadır.[19]

Görüldüğü üzere ülke nüfusunda en büyük paya sahip olan ve aynı zamanda ülkenin asıl sahipleri olan Malaylar bürokraside, onlara muhalif olan en güçlü ikinci grup olan Çinliler ise ticarette ve yine bir başka önemli nüfusa sahip Hintliler  ise daha alt seviyede bir takım görevler almaktadır.[20] Malezya’nın kullandığı resmi dil ise Malaycadır. Eski tarihlerden beri bölgede bulunan ve yakın geçmişte parçalara bölünerek başka devletlerin sınırları içerisinde kalan Malaylar, önemli farklar bulunmakla birlikte hemen hemen ortak anlaşılabilecek olan bu dili kullanmaktadırlar. (bkz. Bahasa Maleyu, Bahasa Indonesia) Dünya dilleri arasında en çok konuşulan beşinci dil olan Malayca, bugün Malezya ile birlikte Endonezya, Bruney ve Singapur’un da resmi dillerinden biridir. Malayca ile birlikte ülkede konuşulan diğer diller ise Çince (Mandarin) ve Tamilce’dir. Ayrıca, İngiliz sömürüsünün ardından kazanılan bağımsızlığın da etkisiyle, İngilizce de bölgede kullanılan yaygın dillerden biridir.

Malezya’nın süreç içerisinde çok uluslu bir devlet haline gelmesindeki en önemli etkenlerden biri şüphesiz İngilizlerin sömürü döneminde yürüttüğü politikalardır. Malezya’nın coğrafi zenginliklerinin başında gelen kalay madenlerinden geçtiğimiz bölümlerde bahsetmiştik. Bu zenginlik İngilizler’i bölgeye çeken ve bölgeye karşı ilgi uyandıran en önemli sebeplerden biridir. İngilizler’in Hindistan üzerinden bölgeye inmeleri ve bölgedeki faaliyetlerini yürütürken önceki tecrübelerinden faydalanmak istemelerinden ötürü bölgeye diğer ülkelerden nüfus aktarımı yapmışlardır. Buraya getirilen nüfusun en temel nedeni insan ihtiyacının karşılanmasıydı. Bu işlemi tetikleyen en önemli sebeplerden bir tanesini İbn Haldun’un iklim nazariyesini göz önüne alarak inceleyecek olursak, birinci iklim bölgesine yer almasının etkili olduğudur. Nitekim İbn Haldun’un iklim nazariyesine göre birinci iklimde bulunan insanlar büyük orada tembeldir. Fakat bu bir yanlış anlaşılmaya sebebiyet vermemelidir, nitekim onları tembel yapan etmen iklimdir. Şayet bu kimseler başka iklimlerde hayatlarını devam ettiriyor olsalardı bu söylem onları kapsamı içerisine dahil etmeyecekti.[21] Bu nazariyeyi kısa bir örnekle açıklık getirecek olursak, Sudan bize önemli bir örneklik teşkil edecektir. Nitekim İbn Haldun’un bu iklimdeki kimseleri açıklarken değindiği bazı özellikler burada somut bir örnek olarak zikredilebilir. Örneğin bu iklimin insanları denizcidirler ve yine bu bölgede kölecilik yaygındır. Gerçekten de araştırmalar neticesinde varılan sonuçlarda bu bölgenin tarih boyunca köle ticaretinin en yaygın olduğu karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda iklim merkezli olan bu nazariye Sudanlı bir kimsenin Mısır’a gittiğinde yönetici olabilmiş olması bilgisiyle pekiştirilebilir. Fakat burada zikredilmesi gereken bir başka husus İbn Haldun bu iklim nazariyesini uzak doğu toplumları da kapsayacak şekilde tasarlamamıştır. Bizzat kendisinin de söylediği üzere İbn Haldun batıya (mağrib) daha çok hakimdir. Ve doğu o dönemde ulaşılması ve hakkında bilgi edilebilmesi pek de kolay olmayan bir bölge olarak telakki edilmektedir.[22]

 

Malezya’da Din

Malezya, dünya üzerindeki en çok inanana sahip dört dinin temsilcilerini içerisinde barındıran, dini yaşamın çok zengin olduğu bir ülkedir. Ülke nüfusunun yarıdan fazlasının inandığı ve en çok mensubu bulunan din İslam’dır. Ülke nüfusunun dini dağılımının saptandığı 2000 yılının verilerine göre;  “İslâm: %55,4, Budizm: %25,2, Hristiyanlık: %10,1, Hindu: %6,3, Konfüçyüsçülük/Taoizm/Çin dinleri: %2,6, Diğer (Sihizm, Şamanizm, Bahailik, Animizm vb.): %2,4’dür.”[23]

Devletin resmi dini İslamdır. İslam dinini oluşturan kitlenin neredeyse tamamı Malay olduğundan ötürü ülkede müslüman olmak ile Malay olmak özdeş duruma gelmiştir. Elbette Çinli yahut Hintli müslümanlar da bulunmaktadır, fakat Çinliler genellikle Budizm, Konfüçyanizm ve Taoizm ve Hristiyanlığa mensuptur. Hintliler’e baktığımızda  ise sırasıyla Hinduizm, Hristiyanlık ve İslam dinine mensup olduklarını görmekteyiz.

Bu bağlamda elimizdeki verilerin gün geçtikçe değiştiğini söylememiz gerekmektir. Nitekim 2003 yılı verilerine göre İslam dini yüzde elli dört’lük bir paya sahipken 2010 yılına gelinildiğinde oranda yüzde beş ila altılık bir değişim söz konusu olmuştur. Bu değişim sadece İslam dininde değil diğer dinlerde de gözlemlenmektedir. Bu noktada değişimi tam manasıyla gözlemlemek için 2010 yılı verilerine de makalemizde yer vermek istedik:

 

2010 yılı verilerine göre nüfusun dini  inanışlarının yüzdelik dağılımı.[24]                      (Dinlerin Dağılım Şeması: Müslümanlar %61.3, Budistler %19.8, Hristiyanlar %9.2, Hindular %6.3, Konfüçyanizm/Taoizm/Diğer Geleneksel Çin Dinleri %1.3, Dini Tespit Edilemeyen %1, Dinsizler %0.7, Diğer Dinler %0.4)

Malezya’ya İslamiyet’in nasıl geldiği noktasında makalemizin özet kısmında önemli bir bilgi vermiştik. Verilen bilgiyi açmak ve temellendirmek için bu bölümde konuyu daha uzun bir şekilde ele almayı uygun gördük. Malezya’ya İslamiyetin girişi ve yayılışı büyük oranda ticari faaliyetlerin bir neticesi olarak gerçekleşmiştir. Elbette bu faaliyetlerin yöneticisi olarak öncelikli ele alacağımız grubun tüccarlardan ziyade bölgede bulunan ve dini temsil kabiliyetine haiz kimselerin olduğu görüşü daha baskındır. Özellikle 13. yüzyıldan itibaren Arap, İran ve Hint asıllı müslüman tüccarların bölgenin önemi bir merkezi olan Malaka’ya geldiği ve burada ticari faaliyetlerde bulundukları gözlemlenmiştir. Bu dönemde  Kalah’ta yabancı tüccarlardan meydana gelen bir müslüman kolonisinin varlığı bilinmektedir.[25]

İslamiyet’in bölgede ilk tohumlanma hareketlerine baktığımızda İ. Hakkı Göksoy hocamızın ilgili kitabında bulunan şu pasaj bize döneme dair ışık tutmaktadır: “Başlangıçta Malaka Kralı Paramesvara’nın Hindu-Budist bir kral olduğu belirtilir. Ancak idaresinin (1390-1413/14) son dönemlerinde Pasai hükümdarının kızıyla evliliğinden sonra müslüman olduğu ve Muhammed İskender Şah adını aldığı yönünde bazı iddialar varsa da, bu kesin değildir. Fakat onun halefleri Megat İskender Şah (1414-1423/24) ile Muhammed  Şah (1424-1444) müslüman idiler; bu hükümdarlar döneminde davet faaliyetlerinin artması neticesinde halkın da yavaş yavaş İslamiyet’i kabul ederek müslüman olduğu tahmin edilmektedir. Ancak dördüncü sultan Paramesvara Deva (Dewa) Şah’a (1445-1446) karşı halk hoşnutsuzluk ve güvensizlik duymaktaydı. Onun yerine geçen üvey kardeşi Sultan Muzaffer Şah döneminde (1446-1459) İslamiyet bölgede iyice yerleşerek Malaka Pasai’den yaklaşık bir asır sonra bölgenin en önemli ticari, siyasi, ve dini, merkezi haline geldi.”[26] Buna ilaveten Mehmet Özay’ın değerlendirmelerine başvuracak olursak, Samudra-Pasai site devletinin de bu gelişimde önemli bir katkısının bulunduğunu söylemek durumundayız. Bölgeye karşı sağlıklı bir okuma yapmak için bilmemiz gereken önemli bir diğer bilgi ise, bölgedeki din değişiminin tıpkı Avrupa ortaçağında olduğu gibi halktan ziyade yönetici krallar üzerinden yürüdüğü bilgisidir. Bu bölgede İslamiyetin önce yöneticiler tarafından benimsenmesi ardından da halk tarafından kabul görüp benimsenmesi de zikredilen bilginin ispatı niteliğindedir.

İlerleyen süreçlerde karşımıza dini eğitimlerin yapıldığı “Pondok” adlı geleneksel kurumlar da çıkmaktadır. Daha sonraları yenilikçi müslüman aydınlarca açılan ve müfredatında matematik, coğrafya gibi derslerin de bulunduğu hatta sömürü okullarında bulunan modern araç gereçlerin kullanıldığı yeni medreseler ortaya çıkmıştır. Bu medreselerin daha da yaygınlaştığı ve mezunlarının ileri seviye eğitimler aldıkları gözlemlenmektedir.[27]

Günümüze geldiğimizde ise Malezya’da dini argümanların halen büyük bir öneme sahip olduğunu ve bölge insanının dindar toplumlardan oluştuğunu görmekteyiz. Malezya toplumunu ve bugünkü devlet yapısını okumamız için dini arka planı görmemiz ve vakıf olmamız gerekmektedir. Nitekim ülkedeki her bir toplum kendi dini gelenekleri çevresinde modern dünyada muhafazakarlığın önemli birer örnekliğini yaşatmaktadırlar.

 

Malezya’da Devlet

Günümüz Malezyası:

Malezya’nın, konum itibarıyla Güneydoğu Asya’da Tayland ile Endonezya’yla sınır bir bölgede bulunduğunu geçtiğimiz bölümlerde zikretmiştik. İki adet kara parçasından oluşan Malezya’nın Taylandın alt kısmında kalan toprakları “Batı Malezya”, Burneo adasında bulunan toprakları ise “Doğu Malezya” olarak adlandırılır. Ülkenin nüfusunu incelediğimizde ise ülke nüfusunun beşte dörtlük bir oranda Batı Malezya’da bulunduğunu görmekteyiz.

Malezya, 11 tanesi Batı Malezya, 2 tanesi Doğu Malezya’da olmak üzere toplam 13 eyaletten oluşmaktadır. Bu eyaletler şunlardır: Johor, Kedah, Kelantan, Labuan, Melaka, Negeri Sembilan, Pahang, Perak, Perlis, Pulau Pinang, Sabah, Sarawak, Selangor, Terengganu, Persekutuan. Bu on üç eyaletin dokuz tanesi sultanlar, dört tanesi ise valiler tarafından yönetilir. Bu dokuz sultanlık ise, her beş yılda bir aralarından bir tanesini Kral olarak tayin eder. Bu bölgelerden Labuan, Persekutuan ve başkent Kuala Lumpur ise Federal Bölgeler statüsündedir. Her eyalet kendi anayasası, meclisi ve senatosuna sahiptir. Meclisi oluşturan üyeler halk tarafından belirlenirken, senatoyu kral belirler. Bunlarla birlikte ülkede bulunan üç federal bölge bizzat kral tarafından yönetilmektedir.[28]

Malezya, krallıkla birlikte aynı zamanda siyasi partilerin bulunduğu daha doğru bir ifadeyle krallık yahut sultanlıktan çok daha önemli bir konuma sahip olduğu bir coğrafyadır. Ülkenin en önemli ve en eski siyasi partisi, ülkenin bağımsızlığından bugüne var olan UMNO (Birleşik Malay Ulusal Organizasyonu)’dur. Muhalefet ise 1980 yılında islami hassasiyetler bakımından daha koruyucu bir grup tarafından kurulan ve her alanda önemli islami reformların olmasını savunan PAS (Malezya İslam Partisi)’dir. Partinin kuruluşunun kökenlerine bakacak olursak 1951 yılında UMNO’dan ayrılarak benzer bir adla İslami bir partinin kurulmasına dayanmaktadır.[29] Bu parti kazandığı eyaletlerde şeriat yasalarını yürürlüğe koymaktadır. (bkz. Kelantan)[30]

 

Günümüz Malezyası’nın Temelleri:

Günümüz Malezya’sına baktığımızda 19. yüzyıl ikinci yarısında kurulmaya başlanan Malay okulları, soylu ailelerin çocuklarının İngiliz okullarına devamı, söz konusu okul mezunlarının sömürge yönetim birimlerinde çalışarak şehirlerdeki orta sınıfı oluşturması, 1874 yılından itibaren din işlerinin müesseseleşerek köylere kadar yapılanması, toprak sahipliği olgusunun gelişmesiyle kırsalda görece küçük ölçekli toprak sahipliğinin ortaya çıkmaya başlaması gibi faktörlerin etkilerini saymamız mümkündür. Tüm bu değişimlerin Malay toplumunda tedrici bir dönüşümün işaretlerini oluşturuyordu.[31]

İslam, toplumsal yaşamda olduğu kadar devlet yönetiminde de önemli bir konuma sahiptir. Bunun sebebi ise ülke halkının İslamiyet’le sıkı bağları ve İslami hareketlerin ülkede önemli faaliyetler yürütmesidir. Bu bağlamda dört temel İslami harekete kısaca değinmek ve bu hareketlerin etkilerine göz atmamız uygun olacaktır.

Malezya İslam Partisi (PAS), bağımsızlık sonrası kurulan devleti İslami olarak olabildiğince en hassas  yönetmek ve İslam’ı başta devlet olmak üzere her alanda kurumsallaştırmak istemektedir. Parti işte bu niyetteki kimseler tarafından UMNO’dan ayrılarak kurulmuştur. Nitekim 1959 seçimlerinde Kelantan ve Trengganu’yu alarak burada hedeflediği doğrultuda adımlar atmıştır. Bir başka İslami hareket olan Malezya İslami Gençlik Hareketi (ABIM) ülkedeki önemli hareketlerden bir tanesidir. Bu grup Mevdudi’nin Cemaati İslamiye’si ve Mısır ihvanı Müslüman Kardeşler’in görüşlerini benimsemektedir. Zikredilmesi gereken diğer iki hareket ise Pakistan uzantılı Tebliğ Cemaati ve 1968’de Es’asri Muhammed tarafından kurulan Dar’ul Erkam topluluğudur. Tüm bunlara ilaveten bir çok ufak grubun da var olduğunu söylememiz gerekmektedir. Gençlerin yaklaşık %70’i dini görevlerini yerine getirmektedir.[32]

 

KAYNAKÇA

[1] İsmail Hakkı Göksoy, “Malezya”, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, 2003, C. 28, s.488-493.

[2] Malezya İstatistik Departmanı Resmi Portalı, Basın Bülteni Mevcut Nüfus Tahminleri Malezya 2016-2017, https://www.dosm.gov.my/v1/index.php?r=column/pdfPrev&id=a1d1UTFZazd5ajJiRWFHNDduOXFFQT09 (1 Mayıs 2018).

[3]  İsmail Hakkı Göksoy, “Malezya”, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, 2003, C. 28, s.488-493.

[4] W. Eberhard, Eski Devirlerden Zamanımıza Kadar Uzak Doğu Tarihi, Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1986, s.314.

[5] Ayşe Nur Timor, Güneydoğu Asya Özellikler Ülkeler, İstanbul: Çantay Kitabevi, 2002, s.182.

[6]  İsmail Hakkı Göksoy, “Malezya”, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, 2003, C. 28, s.488-493.

[7]  W. Eberhard, Eski Devirlerden Zamanımıza Kadar Uzak Doğu Tarihi, Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1986, s.314.

[8] İsmail Hakkı Göksoy, İslam’ın Güneydoğu Asya’ya Girişi ve Yayılışı, İstanbul: Beyan Yayınları, 1998, s.84-88.

[9]  İsmail Hakkı Göksoy, “Malezya”, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, 2003, C. 28, s.488-493.

[10]  İsmail Hakkı Göksoy, “Malezya”, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, 2003, C. 28, s.488-493.

[11]  Ayşe Nur Timor, Güneydoğu Asya Özellikler Ülkeler, İstanbul: Çantay Kitabevi, 2002, s.184.

[12]  İsmail Hakkı Göksoy, “Malezya”, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, 2003, C. 28, s.488-493.

[13] Ayşe Nur Timor, Güneydoğu Asya Özellikler Ülkeler, İstanbul: Çantay Kitabevi, 2002, s.184.

[14]  Mehmet Özay, Tarihsel Perspektif ve Malezya Toplumsal Yapısı, http://www.dunyabulteni.net/haber/258813/tarihsel-perspektif-ve-malezya-toplumsal-yapisi, (29 Mart 2018).

[15]  M. Denker, The Plural Society And Consociational Democracy Theory: Malaysia’s Case, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2015.

[16]  Ayşe Nur Timor, Güneydoğu Asya Özellikler Ülkeler, İstanbul: Çantay Kitabevi, 2002, s.184.

[17] World Bank Group (2012), Population, https://data.worldbank.org/indicator/SP.POP.TOTL?locations=MY, (29 Mart 2018).

[18] The Wall Street Journal (1889), Malaysia, http://online.wsj.com/ad/Malaysia-doing-business, (15 Şubat 2017).

[19]  İsmail Hakkı Göksoy, “Malezya”, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, 2003, C. 28, s.488-493.

[20]  M. Denker, The Plural Society And Consociational Democracy Theory: Malaysia’s Case, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2015.

[21]  İbn Haldun, Mukaddime I, Zakir Kadiri Ugan (çev.), İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1990, sf.129-137.

[22]  İbn Haldun, Mukaddime I, Zakir Kadiri Ugan (çev.), İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1990, s.374.

[23] İsmail Hakkı Göksoy, “Malezya”, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, 2003, C. 28, s.488-493.

[24] The Wall Street Journal (1889), Malaysia, http://online.wsj.com/ad/Malaysia-doing-business (15 Şubat 2017).

[25] İsmail Hakkı Göksoy, “Malezya”, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, 2003, C. 28, s.488-493.

[26]  İsmail Hakkı Göksoy, İslam’ın Güneydoğu Asya’ya Girişi ve Yayılışı, İstanbul: Beyan Yayınları, 1998, s. 84-88, 203-209; a.mlf., “Malezya’da İslamiyet”, Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sy. 2, Isparta 1995, s. 193-252.

[27]  İsmail Hakkı Göksoy, “Malezya”, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, 2003, C. 28, s.488-493.

[28] İsmail Hakkı Göksoy, “Malezya”, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, 2003, C. 28, s.488-493.

[29]  M. Parvizi Amineh, “State, Society and International Relations in Asia”, Amsterdam: Amsterdam University Press, 2010, s.98-99.

[30] Mehmet Özay, “Malezya’da Din-Devlet İlişkisine Kısa Bir Bakış: Dr. Mahathir Mohamad Dönemi İslamlaştırma Politikaları ve Yansımaları”, Tarih Kültür ve Sanat Araştırmaları Dergisi, 2013, sf. 106-128.

[31] Mehmet Özay, Tarihsel Perspektif ve Malezya Toplumsal Yapısı, http://www.dunyabulteni.net/haber/258813/tarihsel-perspektif-ve-malezya-toplumsal-yapisi (1 Mayıs 2018).

[32]  İsmail Hakkı Göksoy, İslam’ın Güneydoğu Asya’ya Girişi ve Yayılışı, İstanbul: Beyan Yayınları, 1998, sf.84-88.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir