122 kez görüntülendi.

Hristiyanlık ve Mistik Semboller | Prof. Dr. İsmail Taşpınar

“Dinler, her ne kadar metafizik öğretileri ve ibadetleri ile öne çıksa da, toplumsal sorunların giderilmesi ve ihtiyaçların karşılanmasında önemli katkılar sunan müesseseler de geliştirmiştir. Fakirlerin toplumun en çok ihmal edilen kesimi oluşturması, dinlerin kendilerine hassasiyetle yaklaşmasına neden olmuştur. Öte yandan; dinlerin toplumsal sorunlarla ilgilenmesi, onların siyasi gücün etkisi altına girmesini de beraberinde getirmiştir. Bu durum, özellikle Hıristiyanlık tarihi açısından oldukça çarpıcı örnekler sunmaktadır. Nitekim, Katolik Kilisesi’nin engizisyon müessesesi aracılığıyla muvahhid bir hareket olan Katharlara karşı acımasız davranışı bunun en önemli göstergelerinden biridir. Hıristiyanlığın toplum ve siyaset ilişkilerine örnek olabilecek bir diğer husus; misyonerlik faaliyetlerini siyasi mücadelelerinin merkezine yerleştirmesidir. Kilise’nin esir Türkler’i ve Akdeniz’e sahili olan müslüman ülkeleri Hıristiyanlaştırma faaliyetleri ile Sultan II. Abdülhamid’in Vatikan ile ilişkileri; Kilise’nin Türkler ve müslümanlarla olan münasebetleri bu yönde değerlendirilebilecek faaliyetlerdir. Ancak, Katolik Kilisesi’nin, faaliyetlerinin merkezine her türlü insani değerleri hiçe sayacak şekilde koşulsuz siyasi nüfuzu yerleştirmesi, içeriden ciddi tepkilerin oluşmasına da neden olmuştur. Mesela; Latin Amerika’lı Katoliklerin dini referansları Marksist bir perspektifle yorumlamaları nedeniyle Kilise ile olan anlaşmazlıkları bunun en güzel örneğidir. Hıristiyanlar’daki İslam imajı ve Kilise’nin sinema sektörüne olan yakın  ilgisi de aynı meselelerin uzantısı mahiyetindedir.”

Kitap Hakkında
Yayınevi: Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Vakfı Yayınları
Basım Tarihi: 2019
Basım Yeri: İstanbul
Basım Dili: Türkçe
Sayfa Sayısı: 208

Ön söz:

Bu çalışma, başta Hıristiyanlık olmak üzere Dinler Tarihi alanında hem tarihsel hem de fenomenolojik yaklaşımla incelenmiş temalara dair çeşitli araştırmaların bir araya getirilmesinden oluşmaktadır. Eserin ilk bölümünde genel olarak Hıristiyanlık ve özellikle Katolikliğe dair yazılar yer almaktadır. Fakirlerin toplumun en çok ihmal edilen kesimi oluşturması, dinlerin kendilerine hassasiyetle yaklaşmasına neden olmuştur. Ancak bu durum, dinlerin siyasi gücün etkisi altına girmesiyle değişkenlik arz edebilmektedir. Nitekim, Katolik Kilisesi’nin engizisyon müessesesi aracılığıyla taşralı bir hareket olan Katharlar’a karşı acımasız uygulamaları bunun en önemli göstergelerinden biridir. Kilise’nin esir Türkler’i ve Akdeniz’e sahili olan Müslüman ülkeleri Hıristiyanlaştırma faaliyetleri ile Sultan II. Abdülhamid’in Vatikan ile ilişkileri, çalışmada Katolik Kilisesi’nin siyasi gücünü de kullanarak Türkler ve Müslümanlarla olan münasebetlerini ele alan araştırmalardır. Katolik Kilisesi, sadece sapkınlar veya başka dinden olanlara karşı değil, siyasi tercihlerini eleştiren Katolikleri de hedef tahtasına koymuştur. Mesela; Latin Amerika’daki Kurtuluş teolojisi hareketi temelde siyasi bir başkaldırı olarak kendini ifade eden Katolik bir harekettir. Ancak, Latin Amerika’lı Katoliklerin dini referansları Marksist bir perspektifle yorumlamaları nedeniyle Kilise ile olan derin anlaşmazlıkları bugün dahi etkisini sürdürmektedir. Hıristiyanlar’daki İslam imajı ve başta Katolik Kilisesi olmak üzere genel olarak Hıristiyanların sinema sektörüne olan yakın ilgisi; bu bölümün okuyucunun ilgisini çekecek yazıları arasında yer almaktadır.

Kitabın ikinci bölümü, Hıristiyanlık’la birlikte diğer dinlerdeki bazı semboller, kavramlar ve kutsal mekanlara dair yazılardan oluşmaktadır. Bu çerçevede; ‘gül’ün ve etrafında gelişen mistik yorumlar çeşitli yönleriyle mukayeseli olarak ele alınmıştır. Bu bölümde ele alınan diğer bir dini fenomen ise, hac ibadetidir. Her ne kadar dinlerde belli mekanların ziyareti anlamında hac ibadetinin varlığı bilinse de, bu ibadetlerin icrasında da benzerliklerin olduğu üzerinde fazla durulmamaktadır. Bu yazı, söz konusu boyutu İslam’ın hac ibadetine ve içerdiği ritüellere yüklediği anlamdan hareketle incelemektedir. Bölümün diğer yazıları ise; yüksek bir ahlakın göstergesi olan ‘diğerkâmlığı’ farklı bir bakışla incelemektedir. Kudüs’ün ve hz. Meryem’in dinlerdeki sembolizmi ve mistik yorumları ile ‘ölüm’ kavramı gibi konular, bu çalışmanın diğer başlıklarını teşkil etmektedir.

Her biri kendi içinde bağımsız olsa da, biri dinlerin dışa bakan yönünü diğeri ise içe bakan yönünü ele alması bakımından aslında birbirini tamamlayan söz konusu iki bölümde yer alan yazıların, okuyucuya dinleri ve dini fenomenleri anlamada ve anlamlandırmada önemli katkılarda bulunacağını ümit ediyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir