182 kez görüntülendi.

Harikulade Yolculuklar

Yol, insanın rahatını kaçırır. Hedefin varlığını gerektirir. İçsel bir düşünce hâsıl eder. Aklın daha dinç olmasını sağlar. Yani bir insan için yolculuğun hem ruhî hem bedenî tarafı vardır. Bu çift taraflılığın yalnızca 21. yüzyılda yaşayan bizler için olduğunu düşünmeyin. Aksi takdirde bir yanılgıya kapılmış olursunuz. Yolculuk dediğimiz mefhumun bu durumu, insanlığın ortak bir özelliğidir. Hatta bazı yolculuklar var ki, kişisel bir gidim gelimden ötede tüm insanlığı etkiler vaziyetteler. Mesela Hz. Âdem (as) ve Hz. Havva’nın (as) yolculuğunu yalnızca bedenî ve bireysel bir yolculuk olarak düşünmek mümkün müdür? Onların dünyaya indirilişi, yerküre üzerinde insanın varlığına temel oluşturdu. Öte yandan kendileri işledikleri hata sebebiyle pişmanlık duydular ve gönderildikleri bu yolculukta rablerine ihlas ve takva ile tevbe ettiler. Yani aslında cennetten dünyaya gerçekleşen bu yolculuk, onlara kendilerini hatırlattı. Kim olduklarını ve ne için yaşadıklarını tefekkür ettirdi.

Hz. Nuh’un (as) gemiye olan seferini nasıl değerlendireceğiz? İnsanlığın o gemide seferber oluşunu… Bu öyle bir seferdi ki, Hz. Âdem (as) ile başlayan dünya yolculuğu pekçok insan için orada noktalandı.  Dile kolay; seferin hazırlık aşaması neredeyse bin yıldı. Bir insana ikinci defa aynı şeyi söylemek gerektiğinde burun kıvıracak bizler, bu noktada bin yıl insanlara Allah’ı anlatan bir tebliğ mimarıyla karşı karşıya olduğumuzu hatırlamalıyız. Geçen bu uzun süreden sonra ise Hz. Nuh (as) rabbine “mağlup” olduğunu söyledi ve O’ndan yardım diledi. Allah ise göğün kapılarını açtı. Çünkü Allah, kendi yolunda olanların yardımcısıdır.

Hz. İbrahim’in (as) Mekke’ye olan yolculuğuna ne demeli? Bu yolculuk, yaptıklarının karşılığını ertesi gün bekleyen biz yığınlar için değerli anlam barındırıyor. Öyle bir yolculuktu ki, yüzyıllar sonra dünya tarihini değiştirecek bir sonuç doğurdu. Hem gününü, hem yarınını etkiledi. Tıpkı yere vuran topuktan fışkıran su gibi insanlığın üzerine yağacak bir rahmetin müjdecisi oldu.

Hz. Yusuf’u (as) ise kardeşleri oyuna getirdiler, kuyuya düşürdüler. Ancak bilmiyorlardı ki O’nun yolu Mısır’aydı. Züleyha ve Mısır maliyesi Yusuf’u beklerdi. Sonra bir zaman kıtlık gelecekti. Ağlamaktan gözleri sönmüş babası ve kardeşleri için yol Mısır’a çıkacaktı. Yollar böyleydi işte; kimi zaman ayırır iç parçalar, kimi zaman da kavuşma heyecanıyla dolardı.

Hz. Musa’nın henüz kundaktayken nehirde olan yolculuğu var bir de. Kaderin ne kadar büyük bir inanç olduğunu bizlere pürüzsüz bir şekilde gösteren bir yolculuk. Annesi için de Hz. Musa (as) için de… Bir de Hz. Musa (as) ve müminlerin, Firavun’dan kaçarken yaptıkları yolculuk var tabii. Öyle bir yolculuk ki, asaya nehri ortadan ikiye ayırtacak kadar maneviyatla dolu. Yolculuğu yanlış yere olan Firavun ve ordusu için ise sonuç, yolda boğulmak.

Ashab-ı Kehf ise Allah’a iman etmiş bir grup genç. Mağarada uykuya dalıp uyandıktan sonra şehre yaptıkları bir yolculuk var. Zamanın, paranın, kıyafetlerin ve nicelerinin değişimini gözleriyle görüyorlar. Gözleriyle ayet okuyorlar yani. Hepsinden ötede şehre yaptıkları yolculukla, dışarıdaki dünyayı saf bir zihinle görme imkânına sahip oluyorlar. Belki de yaşadığımız çağda en çok ihtiyacımız olan şeyi bu; berrak bir zihinle dünyayı yeniden okumak.

Rasûl-ü Zî-şân Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav)’in bir yolculuğu var ki, Hz. Âdem (as)’ın dünyaya olan yolculuğunun tersi mahiyetinde. Miraç adı verilen bu yolculuk, yerden göğe hem maddî hem de manevî bir seyahati ifade ediyor. Yolculukların belki de en şereflisi olan bu yükseliş, peygamberlerle görüşmeyi ve cennet ile cehennemi görmeyi içeriyor. Hepsinden ötede ise sidre-i müntehâda Peygamber Efendimiz (sav), Cenab-ı Hak ile konuşuyor.

Öte yandan Efendimiz’in (sav) muazzam pekçok yolculuğundan biri daha var ki, dünya tarihini değiştiren cinsten: Hicret. Aslında Mekke’den Medine’ye bir avuç Müslüman’ın yaptığı bu yolculuk, tarihi süreç içerisinde, ne kadar büyük bir kırılma oluşturduğunu gözler önüne seriyor. O kadar önemli bir yolculuk ki, Müslümanlar bu yolculuğu takvimlerinin başlangıcı haline getiriyorlar. Peki, bizlerin takvimi hangi yolculukla başlıyor?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir