714 kez görüntülendi.

Gençlik Dönemi Problemleri ve Din Eğitimi

Gençlik dönemi, hakkında birçok tanım yapılan bir dönemdir. Çocukluktan yetişkinliğe doğru atılan bir adım olduğu için geçiş dönemi[1], çocukluk ve yetişkinlik arasında bir dönem olduğu için ise ara dönem[2] olarak tanımlanmaktadır. Gençlik dönemi aslında 2. doğum olarak da kabul edilebilir, çünkü bu dönemde genç, çocukluk kabuğundan çıkıp yetişkinliğe bir adım atmıştır. Aynı sebeplerden dolayı ergenlik dönemine kırılma dönemi de diyebiliriz; çünkü genç, ikinci doğumunda, yeni doğan bir bebek kadar hassas ve kırılgandır, bu dönemde genç çok kolay etkilenebilir, kırılabilir ve alınabilir.

Anna Freud’ün tanımından yola çıkarsak genci “birbirine zıt uçlar arasında saat sarkacı gibi gidip gelen bir birey” olarak tanımlayabiliriz[3].

Tanımlardan da anlaşılacağı gibi bu dönem karmaşık bir dönemdir, Erikson’un ifadesi ile “kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası” olan bir dönemdir[4].

Biraz önce yapmış olduğumuz tanımların hepsi gelişimle ilgili tanımlardı, ancak gençlik döneminin diğer bir özelliği de bu dönemin dini sorumluluk dönemi olmasıdır[5]. Dinin gence bu karmaşık dönemde sorumluluk yüklemesi, bir motivasyon unsurudur, gencin yetişkinlik hayatına adapte olmasını kolaylaştırır çünkü hak ve sorumluluk açısından bu dönemde genç, yetişkin bireyle eşittir[6].

Ancak belirttiğimiz gibi bu dönem karmaşık bir dönemdir, genç fiziksel ve psikolojik açıdan birçok değişiklik ve gelişim ile muhatap olur, bütün bunların üzerine bir de dini vecibelerin eklenmesi genç birey için birçok problemi beraberinde getirebilir. Bu sebeple bütün bunları göz önünde bulundurarak din eğitimini vakti ile yapıp, temellerini vakti ile atmaya dikkat etmemiz gerekmektedir.

Gençlik döneminde, birey birçok problem ile karşılaşmaktadır. Bu problemler arasında kaçınılmaz olan bir sorun da din eğitimi sorunudur. Bu sebeple çalışmamızda gençlik dönemi problemlerine ve özellikle de din eğitimi problemine değineceğiz.

Çalışmamız boyunca ilk olarak iki farklı bakış açısından gençlik dönemi problemlerine değineceğiz. İkinci olarak genç bireyin dindeki konumu ve kimlik arayışı ve din alt başlıkları altında ergenlikte din problemine değineceğiz. Son bölümde ise bu hususta düşünebileceğimiz çözümlere değineceğiz. Çalışmamız boyunca Fransa ve Türkiye kıyası üzerinden gideceğiz.

 

Gençlik (ergenlik) dönemi problemleri

Bu bölümde ilk etapta konuyu gençlerin perspektifi ile ele alacağız. İkinci etapta ise gözlem ve araştırmalar sonucu gençlerin yaşadıkları sorunlara değineceğiz

 Gençlerin perspektifi ile yaşadıkları problemler

Konuya başlamadan önce şunu ifade etmek istiyorum: Konuyu bu şekilde farklı perspektiften yani gençlerin bakış açısı ile ele almak çok büyük önem ve anlam ifade etmektedir. Zira burada bizim amacımız gençlik problemlerine bir çözüm bulmaktır. Bunun için de konuya gençlerin penceresinden bakmanın daha anlamlı ve verimli olacağını düşünmekteyim.

Yapılan araştırmalar sonucunda gençlerin bu dönemde birçok sıkıntıdan yakındıklarını görüyoruz. Genç, bu dönemde toplum içindeki rol ve konumunu tam olarak belirleyememiştir[7], fiziki açıdan daha çok yetişkine benzemeye başlarken sosyal açıdan yerini belirleyememiş vaziyettedir. Bazen de ailenin ve çevrenin, genç bireyin yetişkinliğe bir adım atmış olmasını kabul etmeyip hala “çocukmuş” gibi davranmaları sebebiyle sorunlar bir kat daha artmaktadır. Nitekim gençler bu dönemde büyüklerin baskısından, onur kırıcı konuşmalarından ve anlayışsızlıklarından şikâyet etmektedirler[8].

Gençlerin yaşadıkları diğer bir sorun da arkadaş edinmekte zorluk çekmeleridir. Her dönemde olduğu gibi bu dönemde de arkadaşlık çok önemlidir, zira genç bu dönemde ailesinden “uzaklaşıp” arkadaşlarının ve çevresinin etkisinde kalmaktadır[9].

Bu dönemde kız-erkek arkadaşının aile tarafından kabul edilmemesi de gençlerin karşılaştığı bir problemdir.

Biraz önce zikredilen problemler aile ile olan problemlerdi, gençlerin karşılaştıkları bir diğer sorunda eğitime dayalı sorunlardır, gençler yoğun ezbere dayalı ders sisteminden dolayı spor ve hobilerine zamanın kalmamasından şikâyetçi olmaktadırlar.

Yine bu dönemin sorunlarından biri de gençlerin geleceğe karşı güvensizlik hissetmeleri ve kararsız olmalarıdır.

Genel olarak gençlerin tanımıyla bu dönemdeki problemler aile ve okul faktörüne dayanmaktadır, ancak problemlerin altında yatan sebepler aslında kimlik oluşturma ile doğrudan ilgilidir. Genç bu dönemde kimlik kargaşası yaşamaktadır, biraz önce de belirttiğimiz gibi toplum içindeki rolünü belirleyememiştir, “sadece arkadaşlarım beni anlıyor” düşüncesi ile birey, ailesinden uzaklaşıp akranlarının etkisinde kalmaktadır. Yine genel açıdan baktığımız zaman gencin bu dönemdeki marka tutkunluğu, aileye karşı olan tutumu, içine kapanması, arkadaş edinmede karşılaştığı sorunlar… Bütün bunların altında kimlik kargaşası yatmaktadır, bir sonraki alt başlıkta bunu daha geniş bir şekilde göreceğiz.

Gençlere bakışla gençlerin yaşadıkları problemler

Gençler bu dönemde toplum içindeki yerlerini belirlemek isterler, özgürlük isterler ancak sorumluluk almak istemezlerBirey bu dönemde kendi kararlarına almak ister, kararlarının sorgulanmasından hoşlanmaz, ödevlerini yapmak istemez, istediği gibi hareket etmek ister, istediği saatlerde eve girip-çıkmak ister ancak hiç bir şekilde sorumluluklarını yerine getirmek istemez. Bu hususta belki en klasik örnek annenin “odanı topla” demesine kızıp, “orası benim odam, kimse karışmasın, ben toplarım” deyip hiç bir şekilde odasını toplamayan gencin durumudur. Daha birçok örnekte de görebileceğimiz gibi birey kendi alanında özgür olmak ister ancak bunun getirdiği sorumluluğu üstlenmek istemez.

Fransa’da ise durum ülkemizden biraz daha farklıdır. Genç sorumluluğun sonucunu üstlenme durumunda kalır, belki de bu aile yapısından kaynaklanan bir etkene bağlı olabilir. Zira 18 yaşına giren ve hala ailesi ile yaşayan, ailesinden yardım alabilen Fransız gençleri ile karşılaşmak zordur. Bu sebeple ülkede job d’été yani “yaz işleri” çok yaygındır, çünkü genç eğer belirli aktiviteler yapmak, ehliyet sınavı geçip bağımsız bir şekilde gezmek isterse aile bunu karşılamaz.

Aslında 2 ülkede tam tersi bir uygulama mevcuttur, bizim kültürümüzde “bırak dersine çalışsın, o daha yapamaz” gibi klasik düşüncelerle gençlere sorumluluk verme durumu nadir görülürken Fransa’da ise gençlere aşırı derecede sorumluluk yüklendiğini, gençlerin “başıboş” bırakılır vaziyette bağımsız olduklarını görebiliyoruz. Aslında en doğrusu orta yolu bulabilmektir.

Kimlik oluşumu, gençlik döneminde şekillenmektedir. Kimliğin oluşması için toplumla etkileşimin çok mühim bir yeri vardır, maalesef gençlerin bir sorunu da yetersiz toplumsallaşmadır[10]. Gençler bu dönemde içlerine kapanıp toplumla fazla etkileşim halinde olmazlar, odalarına çekilip bilgisayar, oyun veya telefonları ile vakit geçirmeyi tercih ederler. Yetersiz etkileşimin birçok zararlı sonuçları vardır, bunlardan bir tanesi de genci insanlara ve kendine karşı güven kaybı yaşamasıdır.

Kimliğin eksik oluşmasının bir sonucu da yabancılaşmadır. Bu ise bireyde bencillik, hazcılık, menfaatçilik, değer ve inanç yitimine sebep olur.[11]

Genç bu dönemde hayatını moda ve reklamlara göre düzenler. Nitekim bu dönemin sorunlarından biri de aşırı uyumculuktur. Kimlik oluşturmaya çalışan genç belki de hayatını bu şekilde düzenleyerek toplum içinde daha kolay yer edinmeyi amaç edinmektedir. Yine buna bağlı olarak sınırsız tüketim ve gösterişçilik yani markacılıkla karşılaşmaktayız[12].

Sorunların bir kısmı da aileye dayanmaktaydı, araştırmalara baktığımız zaman bu dönemde yaşanan sorunların büyük kısmının aile ile ilgili olduğunu görebiliyoruz. Bunlar arasında ders çalışma, kardeşler arası çatışma, eve geliş-gidiş saatleri, kuşaklar arası çatışma, anne baba baskısı, yetişkin gibi algılanmama gibi sorunlar yatmaktadır[13].

Bu dönemde bağırma, küfretme, argo konuşma gibi şiddete bağlı ahlaki sorunlarla karşılaşabiliriz.

Bu dönemde madde, telefon, oyun, bilgisayar bağımlılığı; depresyon, intihar gibi psikolojik problemler görülmektedir. Buna bağlı olarak ülkemizde pek fazla yaygın olmasa da Fransa’da yaygın olan anorexia, bulimia gibi beslenme ile ilgili problemler de mevcuttur[14].

Genel olarak bakıldığı zaman ahlaki, psikolojik problemler, markacılık, aşırı uyumculuk gibi diğer sorunlar gencin zihnindeki karmaşık halin bir yansımasıdır, Anna Freud’ünde belirttiği gibi genç bu dönemde saatin sarkacı gibi gel-gitler yaşar[15].

 

Ergenlikte din problemi

Bu bölümde bir gençlik problemi olarak özellikle din probleminden bahsedeceğiz. İlk olarak gencin dindeki konumundan; ikinci olarak da kimlik arayışı ve dinin münasebetini açıklamaya çalışacağız.

Genç Bireyin Dindeki Konumu

“Gençler kendilerini ne kadar dindar görüyorlar” veya “kendilerini dinin neresinde konumlandırıyorlar” sorusuna gelince, Türkiye ve Fransa arasında göz ardı edilemeyecek bir farklılık vardır. Nitekim Yalova’da yapılan bir ankette 240 gence Allah’a iman durumu sorulduğu vakit[16] bunlardan 221’i “Allah’ın varlığına inanıyorum” cevabını verirken, 16 tanesi farklı ifadeler kullanıp güçlü tasdik ettiklerini ifade etmiş, 1 tanesi inanmıyorum, 1 tanesi şüphe duyuyorum, 1 tanesi de bu konu hakkında konuşmaktan sıkılıyorum cevabını vermiştir. Fransa’da ise benzer bir soru yöneltilmiş ve gençlerin %64 ü Allah’a inanmadığını ifade ederken, %23 Katolik, %10 Müslüman, %2 Protestan, %1 ise Ortodox olduklarını ifade etmişlerdir[17].

Aynı anketin devamında Türkiye’de gençlerin %30,8’inin beş vakit namaz kıldıkları, %64 namaz kılmayı gereksiz buldukları ifade edilmiştir. %72,5 inin eksiksiz oruç tuttukları, %4 ünün ise hiç tutmam dedikleri kaydedilmiştir.

Fransa’da ise gençlerin %82 sinin hiç bir zaman dua etmediklerini ve genel olarak dini günlerde kiliseye gittiklerini görüyoruz (%38)

Yani genel olarak Fransa’da genç hem bilişsel açıdan, hem davranışları bakımından çok az dindarken, Türkiye’de ise genç bilişsel bakımdan dindar ama davranışları bakımdan az dindardır.

Belki de dikkatimizi çeken bir noktada namaz ve oruç ibadetleri arasında bu kadar fark olmasıdır, hâlbuki her ikisi de farz ibadetlerdendir. Ancak bu husus belki de genel olarak toplumumuzda yer edinmiş bir algıya dayanır, namaz kılmayan bir kişiden rahatsız olmayız “Allah’la onun arasında” deriz, ancak oruç tutmayan birinden rahatsız olup, ona karşı kolayca önyargı sahibi oluruz.

Gençler açısından ise hükmü eşit olan bu iki ibadetin eda edilmesi hususunda bu kadar fark olmasının birçok cevabı olabilir. Bunlardan bir tanesi namaz ibadetinin bir “yaşlılık” ibadeti olarak algılanması olabilir mesela, bir diğer cevap ise belki namaz ibadetine oruç ibadeti kadar vurgu yapmayışımız olabilir, belki de oruç ibadetini sadece senede bir aya mahsus olup namazın hayat boyu süreklilik gerektiren bir ibadet olması bu soruya verilmiş bir cevap olabilir. Ancak her hâlükârda bu cevapların hepsi eksik kalır çünkü namaz da oruç gibi farz bir ibadettir.

Aslında gençlerin dindeki konumu sorusuna en güzel cevap din psikoloğu W.H. Clark’ın « Gençler bu dönemde hem çok hem de az dindar [18]», ifadesi olacaktır, zira bir sonraki bölümde göreceğimiz gibi bu dönem aynı zamanda dini uyanış dönemidir.

Kimlik Arayışı ve Din

Gençlik dönemi kimliğin teşekkül ettiği bir dönemdir, peki kimlik arayışı ve dinin nasıl bir bağı olabilir?

Genç bu dönemde birçok soruya cevap arar “Ben kimim? Nerden geldim? Niye varım?”[19]sorularını sorar. Din ise genç bireyin sorularına bir cevaptır. Bu dünyada bir halife olarak gönderildiğinin farkında olan, insanın en güzel bir surette Allah tarafından yaratıldığını bilen bir genç birçok sorusuna din vasıtası ile cevap bulabilir. Zira din kişilik gelişimi için bir referanstır[20]. Yine din ahlaksızlıklara karşı bir koruyucudur, genç bütün ibadetlerin faydasından haberdar olduğu vakit, din kimliğin oluşması için bir aracı haline getirebilir. Mesela oruç ibadetinin aslında sağlığımız bir zekâtı, bir şükrü olduğunu kavrar ise oruç ibadeti daha anlamlı olur. Abdest almanın, namaz kılmanın ruhu rahatlatıcı fonksiyonlarından gencin farkındalığı oluşursa ve bunu hayatında tatbik edebilme imkânı olursa biraz önce zikredilen birçok problemden kendini korur ve dinin bir kalkan olduğunun farkına varabilir. Gençlerimizin de ifade ettikleri gibi bu dönemde geleceğe karşı bir güven kaybı hissederler, hâlbuki din gence güven verir. Mesela cemaat ile namaz kıldığı zaman yalnız olmadığını hisseder ve güven kazanır[21].

Din ve kimlik oluşturmanın arasındaki en kuvvetli bağ ise dinin bir yaşam biçimi olmasıdır, din insanın her anında vardır, din dünyadan ayrı bir unsur değildir. Genç dini sürekli emir veren ve yasak koyan bir kural koyucu olarak görür ise, dinin kimlik oluşturma ile hiç bir bağının olmadığına ve daha da ilerisi belki de kimliğin oluşmasına engel olduğuna inanabilir. Ancak bizler dinin gençler tarafından gerektiği gibi algılanmasını sağlayabilirsek kimlik oluşumunu olumlu bir şekilde etkileyebiliriz.

Peki, Din gencin kimlik gelişimini nasıl etkiler?

Hepimizin bildiği gibi çocukluk döneminde model anne ve babadır, daha sonra model arkadaş, çevre olur gençler aynı tarz giyinirler, aynı tarz konuşurlar çünkü gençlik döneminde özdeşleşme süreci başlar [22]ve genç kendini bir başkasına benzetir, kendini başkaları ile özdeşleştirir. Bu süreçte ise din ve ideolojiler çok etkilidir zira ben “ben neyim? Ben kimim ?” sorularına din ve ideolojiler sayesinde cevap bulur.

Gençlik dönemi aynı zamanda bir dini uyanış dönemidir, genç artık din hakkında meraklanır, zihninde sorular oluşur ve cevaplar arar böylece genç dini konularda daha fazla bilinçlenme imkânı bulur. Bu hususta sahabelerine “Ya Rasulallah, aklımızdan öyle şeyler geçiyor ki onlar yüzünden imanımızın zayi olacağını düşünüyoruz” ifadesine karşılık, Peygamberimizin “bu imanın ta kendisidir” cevabı güzel bir örnektir.

Yine bu dönemin din ile ilgili bir problemi olarak Deizm ve Ateizme ilginin artmasından bahsedebiliriz. “Özgür” olmak isteyen bir gencin tümden Tanrı’yı yok sayarak ateizme merak salmasını veya Tanrı var ancak hiç bir müdahalesi yoktur deyip deizme merak salmasını nasıl açıklayabiliriz?

Bazılarına göre ilgi duyanların sayısı çok az olduğu için konuyu bu kadar önemsemeye lüzum yoktur ancak bu şekilde düşünmek çok yanlış bir harekettir. Zira bu dönem etkinin çok yoğun olduğu bir dönemdir, yaşlılık döneminde vücut ağır hareket ettiği için hastalıkların yayılması zaman alır ancak gençlik döneminde bu tam tersidir, hastalıklar hızla yayılır. Aynı sebeplerden dolayı bu problem üzerine daha fazla yoğunlaşmamız gerekmektedir, çünkü bu akımlar gittikçe gençleri etkilemektedir, meraklarını uyandırmaktadır ve hedonist bir kültürün yoğun olduğu bir dönemde gençler için hiç bir kuralın olmadığı bir dünyada yaşamak daha da cazip hale gelmektedir. Bu sebeplerde bunu bir “moda”, bir trend olarak algılayıp konuyu rafa kaldırmak da doğru değildir [23]. Bunun altında dindar insanların temsil problemi gibi bir çok problem yatmaktadır. Bu sebeple bizlere düşen bir diğer görev de gençliği ve beklentilerini tanımaktır.

 

Çözümler

Her problemde olduğu gibi, gençlik problemlerinde de en etkili çözümü şüphesiz iletişimdir. Zira eğitimin olmazsa olmazı iletişimdir. Bu dil ile olabileceği gibi bakış ile dil işareti ile olabilir. Eğitim sürecinde etkileşimli bir iletişim olmadığı sürece biz eğitimin verimli olduğunu ifade edemeyiz. Bu hususta aklıma gelen en anlamlı örneklerden bir tanesi; Peygamberimize gelip zina için izin isteyen gencin örneğidir. Peygamber Efendimiz hiç bir sert ifade kullanmadan düzgün bir iletişim bağı kurarak, gencin empati kurma kabiliyetini geliştirerek hatasından dönüp tövbe etmesini sağlamıştır.

Bu şekilde bizlerde Peygamberimizin örnek şahsiyetinden yola çıkarak gençlerin problemlerini çözmek için sağlam bir iletişim bağı kurmalı, empati becerimizi geliştirip gençleri anlamalıyız. “Ben senin yaşındayken böyle yapardım, ben senin gibiyken böyleydim” demenin kimseye faydası yoktur, aksine gencin kendine karşı güven kaybı yaşamasına sebep olur. Yaşadığımız dönemin şartlarına göre gençleri anlayıp sorunlarını çözme hususunda yardımcı olmamız gerekmektedir. Bunun için de nefsi öldürmeyi değil terbiye etmeyi bilmemiz gerekir, çünkü eğitim var olan bir şeyi yok etmek veya yok olan bir şeyi var etmek değildir. Eğitim var olan kuvveleri geliştirir, tanzim eder, Gazali’nin de ifade ettiği gibi hurma çekirdeğinin elma vermesini bekleyemeyiz, ancak yeterince bakmaz isek hurma vermesini de bekleyemeyiz[24].

Diğer bir çözüm unsuru da gençlere görev vermek, sorumluluk vermek olabilir ancak burada da bireye görelik ilkesini unutmamak kaydıyla olacaktır. Mesela Fransa’da cami bünyesindeki derneklerde gençlere gençlik kolları teşkilatı bünyesinde verilen görevler onların bu bağlamda kendilerini dinin bir yerinde konumlandırmalarında yardımcı olabilir.

Yine Fransa örneğinden gidecek olursak bir diğer çözüm yolu da artık bazı şeyleri gençlerin ilgilerine göre düzenlemek olacaktır. Dini eğitimini camide hocanın karşısında ders almakla sınırlandıramayız. Gençlerin din görevlileri ile yaptıkları sinema, bowling, piknik gibi aktivitelerde, din görevlisinin bir güzel davranışından etkilenmesi bin nasihatinden daha etkilidir. Bu sebeple din görevlilerimizin de gençlerin ilgi ve alakaları doğrultusunda tabiri caiz ise bir format değişikliği yapmaları gerekmektedir.

DKAB dersleri bağlamında ise kazanımların büyük kısmının sadece bilişsel düzeyde işlendiği hatta kazanımların sadece %3’nün duyuşsal olarak da verildiği tenkidi yapılmıştır[25]. Buna göre gençler dersten öğrendikleri gibi bazı davranışların yanlış olduğunu, din tarafından yasaklanmış olduğu bilgisine sahiptir, ancak bu bilgi davranışa engel olma gücüne sahip değildir ve bu sebeple genç belki de bile bile o davranışı yapmaktadır. Bu sebeple de bir diğer çözüm yolu da seçmeli olarak duygu boyutunun öne çıktığı bir “ahlak eğitim” dersi yürürlüğe koymak olarak da sunulmuştur.[26]

Sonuç olarak, gençlik döneminde gençlerin birçok sorun ile karşılaştığını ifade ettik, ardından ise gençlerin din eğitimi hususunda yaşadıkları problemlere değinip bunlara çözüm yolu bulmaya çalıştık. Çözüm yollarının hepsi elbette ki değerlendirilmelidir ancak kanaatimizce gençler ile iletişim bağlarını kuvvetlendirmek ve onlara iyi birer model olmak problemleri çözmek adına çok yardımcı olacaktır. Nitekim Allah-u Teâla Peygamberimize hitaben “Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. [27]” buyurmuştur, bizler de bu şekilde iletişim kurarken hassas olmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Yine Allah-u Teâlâ ayet-i kerimede “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? [28]” buyurarak bizleri her şeyden evvel model olmamız konusunda ikaz etmektedir. Çünkü yapmadığımız şeyi emretmenin veya önermenin hiç bir şekilde yaptırım gücü bulunmamaktadır.

 

KAYNAKÇA

  • ALTAS Nurullah, Gençlerin değişen ilgi ve ihtiyaçları, din hizmetlerini nasıl dönüştürmeli? Diyanet aylık dergi, Mayıs 2010
  • BAHADADIR Abdülkerim, Ergenlik döneminde dini şüphe ve tereddütler, Diyanet aylık dergi, Mayıs 2010
  • BULLİVANT Stephen, Les jeunes adultes et la Religion en Europe, İnstitut Catholique de Paris, 2018
  • CAN Gürhan, Eğitim psikolojisi, Pegem yayınları, Ankara, 2016
  • ÇAMDİBİ Mahmut, Şahsiyet terbiyesi ve Gazali, Çamlıca yayınları, İstanbul, 2014
  • DALTO Francoise, Paroles pour adolescents ou Le complexe du homard,
  • DURMUŞ Azade ALTINTAŞ, Ergenlik dönemi sorunları: Dikkat evde ergen var! Haziran 2014
  • EKŞİ Aysel, Gençlerimiz ve sorunları
  • ERTEM Ümit, YAZICI Saadet, Ergenlik döneminde psiko-sosyal sorunlar ve depresyon, aile ve toplum dergisi, ocak-şubat-Mart 2006
  • EVRARD Nicolas, L’adolescence et ses problémes, santé au féminin, 2010
  • GÜNDÜZ Turgay, Ergenlik dönemi din eğitimi
  • GÜRER Banu, Deizm bir moda (mi ?), Kocaeli Gazetesi, 25 Ağustos 2018
  • HERBELIN Françoise, Psycologie de l’adolescence
  • HÖKELEKLI Hayati, Günümüz gençliğinin kimlik ve anlam sorunu, Diyanet aylık dergi, Mayıs 2010
  • IMAMOĞLU Abdulvahit, FERŞADOĞLU Saliha, psikolojik açıdan ergenlerde dini tutum ve davranışların tahlili, Bingöl Üniversitesi ilahiyat fakültesi, 2013
  • KULA Naci, Gençlik döneminde kimlik gelişimi ve din, Diyanet aylık dergi, Mayıs 2010
  • SCIALOM Philippe, Adolescence normale et pathologique, Folio Junior
  • TURAN İbrahim, Gençlik döneminde görülen ahlaki sorunlar karşısında din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin yeri, Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Erzurum 2013

 

[1] Françoise HERBELIN, Psycologie de l’adolescence, s.2, Naci KULA, Gençlik döneminde kimlik gelişimi ve din, s.9, Azade ALTINTAŞ DURMUŞ, Ergenlik dönemi sorunları: Dikkat evde ergen var!

[2] Francoise DALTO, Paroles pour adolescents ou Le complexe du homard, Philippe SCIALOM, Adolescence normale et pathologique, s.1

[3]Aysel EKŞİ, Gençlerimiz ve sorunları, s.63

[4] Gürhan CAN, Eğitim psikolojisim, s.139

[5] Abdulvahit IMAMOĞLU, Saliha FERŞADOĞLU, psikolojik açıdan ergenlerde dini tutum ve davranışların tahlili, s.21

[6] Turgay GÜNDÜZ, Ergenlik dönemi din eğitimi, s.18

[7] Ümit ERTEM, Saadet YAZICI, Ergenlik döneminde psiko-sosyal sorunlar ve depresyon, s.8

[8] Ümit ERTEM, Saadet YAZICI, Ergenlik döneminde psiko-sosyal sorunlar ve depresyon, s.9

[9] Ümit ERTEM, Saadet YAZICI, Ergenlik döneminde psiko-sosyal sorunlar ve depresyon, s.9

[10] Hayati HÖKELEKLI, Günümüz gençliğinin kimlik ve anlam sorunu, s.6

[11] Hayati HÖKELEKLI, Günümüz gençliğinin kimlik ve anlam sorunu, s.

[12] Hayati HÖKELEKLI, Günümüz gençliğinin kimlik ve anlam sorunu, s.6

[13] Ümit ERTEM, Saadet YAZICI, Ergenlik döneminde psiko-sosyal sorunlar ve depresyon, s.9

[14] Philippe SCIALOM, Adolescence normale et pathologique, s.4

[15] Aysel EKŞİ, Gençlerimiz ve sorunları, s.63

[16] Abdulvahit IMAMOĞLU, Saliha FERŞADOĞLU, psikolojik açıdan ergenlerde dini tutum ve davranışların tahlili

[17] Stephen Bullivant, Les jeunes adultes et la religion en Europe, s.10

[18] Abdulvahit IMAMOĞLU, Saliha FERŞADOĞLU, Psikolojik açıdan ergenlerde dini tutum ve davranışların tahlili, s.25

[19] Turgay GÜNDÜZ, Ergenlik dönemi din eğitimi, s.7

[20] Naci KULA, Gençlik döneminde kimlik gelişimi ve din, s.11

[21] Naci KULA, Gençlik döneminde kimlik gelişimi ve din, s.11

[22] Naci KULA, Gençlik döneminde kimlik gelişimi ve din, s.9, Turgay GÜNDÜZ, Ergenlik dönemi din eğitimi, s.17

[23] Banu GÜRER, Deizm bir moda (mi ?)

[24] Mahmut ÇAMDİBİ, Şahsiyet terbiyesi ve Gazali, s.226

[25] İbrahim TURAN, Gençlik döneminde görülen ahlaki sorunlar karşısında din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin yeri, s.290

[26] İbrahim TURAN, Gençlik döneminde görülen ahlaki sorunlar karşısında din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin yeri, s.290

[27] Al-i İmran, 2/159

[28] Saff, 61/3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir