2.819 kez görüntülendi.

Fransa’da Laiklik Anlayışı

Fransa’da Laiklik Anlayışı

Fransa, 1905 tarihinden beri laik bir ülkedir. Günümüzde ülke toplumunu çoğunlukla Katolikler ve sıra ile Müslümanlar, Protestanlar, Yahudiler, Budistler ve diğer din mensupları oluşturmaktadır. Ancak Katolik enstitüsü[1] tarafından yapılan bir araştırma sonucundan, 16-29 yaş arası gençlerin ateist olduklarını öğreniyoruz. Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla 1915 yılından itibaren başlamış olan Mağrib göçü ve 1960’larda başlayan Türk göçü ile Fransa toprakları Müslümanlarla tanışmıştır. Bugün Fransa’da altı milyona yakın Müslüman yaşamaktadır. Son yıllarda okullarda yaşanan dini sembollerin yasaklanması, kamusal alanda başörtü sorunu olsun Fransa’da laiklik konusunda yeni bir dönem başlamıştır.

Fransa, Avrupa ülkeleri arasında, devlet okullarında din eğitimi vermeyen tek ülkedir.[2] Peki bu ülkede genel olarak din eğitimi ve özel olarak din eğitimi nasıl verilmektedir? Fransa bilindiği kadar laik midir? Fransa ne kadar özgürlükçü bir ülke anlayışına sahiptir?

Fransa ve Laiklik

Laiklik, Yunanca’da “halktan olan” anlamına gelen “laikos” ve Latince’deki “din işleriyle ilgisi bulunmayan” anlamına gelen “laicus” kelimelerinden oluşmuştur. Dilimize “laik” kelimesi Fransızcadan gelmiştir.

Yılmaz Aliefendioğlu, laiklik kelimesini: «Laiklik, egemenliğin kaynağını ilahi iradeden almaması, devletin dinler karşısında tarafsızlığı, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı olması, eşitlik, devletin ve toplumun hoşgörü esası üzerine kurulması, din ve vicdan özgürlüğünün varlığı, çağdaş yönetim ve çoğunluk iradesine saygı»[3] şeklinde tarif etmiştir.  

Fransa’da Laikliğin Tarihsel Gelişimi

Laikleşme sürecinden evvel Fransa, sağlam Hristiyan temeli olan bir ülkeydi. Nitekim Fransa krallarından I. Clovis, kilisenin yegâne oğlu, Fransa kilisenin büyük ablası; diğer Fransa kralları ise aşırı Hristiyan krallar kabul edilirdi[4]. Fransa’nın Hristiyanlık temellerinin ne kadar önemli olduğunu gösteren bir diğer unsur ise Papa V. Clément’dan XIII. Benedict’e kadar dokuz papanın Fransa’nın güney doğusunda bulunan Avignon şehrinde yaşamalarıdır[5]. Fransız ihtilali(1789) kadar 1516 antlaşmasıyla birlikte Katoliklik…… kral tarafından belirleniyordu. Bu yıllar arasında, Fransız monarşisi koyu Hristiyan …..bir kral ve Katolik din arasında sıkı bir ittifak rejimi idi. Kralların o dönemde dinsel bir işlevi de vardı: Reims şehrinde kutsanırdı, Katolik kilisesi: doğum kayıtları, evlenme, defin işlemleri gibi medeni hale ilişkin işlemleri, okulların ve hastanelerin işleyişini belirlerdi, kiliseler vergilerden muaf tutulurdu.

1789 yılında gerçekleştirilen Fransız ihtilali, kilise ile kilisenin bu gücüne ve varlığına son vermek isteyen Jakobenler’in çatışması sonucu gerçekleşmiştir. İhtilal neticesinde monarşi lağvedilmiş ve Katolik kilisenin devletle olan bağı koparılmıştır. İhtilalden sonra Fransız insan ve yurttaş hakları bildirgesi yayınlanmıştır, 10. madde laiklik yolunda atılmış ilk adımdır: «Herkes, dini dahi olsa, düşüncelerini açıklamasından dolayı mağdur edilemez, meğer ki bu düşünce tezahürü yasa ile korunan kamu düzenini bozsun». 1790 yılında «Sivil Ruhbanlık» kanunu kabul edilmiş ve bu kanunla piskoposların sayısı düşürülmüş, piskopos ve rahipler göreve başlamadan önce devlete ve millete bağlılık yemini etmeleri şartı öngörülmüş. 1791 yılında Fransa’nın ilk Anayasası kabul edilmiş ve Anayasaya «Her insan mensup olduğu dinin ibadetini yapma özgürlüğüne sahiptir» maddesi eklenerek dini özgürlükler güvence altına alınmıştır. Böylelikle meclis boşanmayı yasalaştıran kanunu kabul etmiş, evlenme ile ilgili işlemleri Din adamlarından alarak belediye görevlerine vermiştir. 1795 yılında ilk laik Fransız devleti ilan edilmiş ve Anayasa’nın 354. Maddesine: «Hiç kimse tercih etmiş olduğu dinin ibadetini yasalara uygun yapmaktan men edilemez. Hiç kimse bir dini cemaate para yardımı yapmaya zorlanamaz. Cumhuriyet hiçbir dini cemaate para katkısında bulunmaz». 1800’lü yılların başında Katolikler tekrar güç kazanmaya başlamıştır. Bunun sebebi 1801’de Papa VII. Pius ve Napolyon Bonaparte arasında imzalanan Konkordato antlaşmasıdır. Bu anlaşma ile devlet Protestan, Katolik ve Yahudi cemaatlerini finanse etmeye başlamıştır. 1848 yılında tekrar ihtilal yaşanmış, Katolik kilisesi eğitim üzerindeki kontrolünü sağlamlaştırmıştır. 1850 kanunuyla birlikte artık diğer dini grupların da okul açmalarına imkân tanınmıştır. Gördüğümüz gibi 19. yüzyılda devlet idaresi kısa sürede olsa Katolik egemenliğinin altında olmuştur. 1879 yılında yapılan seçimle birlikte Cumhuriyetçiler iktidara gelmiştir. Fransa’da laikliğin gelişmesi yolunda ikinci önemli adım atılmış, «din» unsuru ilk, orta ve yüksek okulların tamamının programından çıkarılmış, yerini yurttaşlık (Education Civique) dersi almış, eğitim ücretsiz ve zorunlu hale getirilmiştir. Çocukların dini eğitim alabilmeleri için haftada bir gün okulların tatil edilmesine karar verilmiştir. 1 Temmuz 1901 yılında kabul edilen «Dernekler kanunu» ile birlikte cemaatlerin parlamentodan onay alma şartı getirilmiştir, yüzlerce cemaat kapatılmış, binlerce din görevlisi de Fransa dışına sürülmüştür.[6] 9 Aralık 1905 yılında kabul edilen devlet-kilise ayrılığı kanunu ile birlikte Fransız laikliği son şeklini almıştır. Bu kanunla birlikte temeli atılan laiklik sistemi 4 Ekim 1958 tarihli 5. Cumhuriyet Anayasasının da son şeklini almış, bu anayasa ile birlikte din ve vicdan özgürlüğü garanti altına alınmıştır. Fransa Anayasası’nda (1958) Dine ilişkin hüküm 1. Madde şu şekildedir: «Fransa, bölünmez, laik, demokratik sosyal bir Cumhuriyettir. Köken, ırk veya din ayrımı yapmaksızın, tüm vatandaşların kanun önünde eşitliğini güvence altına alır. Her inanca saygılıdır.»

Fransa’nın Laiklik Anlayışı ve Uygulaması

Avrupa Birliği ülkeleri arasında devlet okullarında din dersinin hiçbir şekilde verilmediği tek ülke Fransa’dır. Bir diğer Avrupa ülkesiyle kıyasladığımızda; Almanya, Fransa’ya nazaran dine karşı daha hoşgörülü olmaya, dinsel kurumlara müdahale etmemeye ve bunlar üzerinde egemenlik kurmamaya, hatta Kilisenin hiçbir işine karışmamaya özen göstermiştir.

Bugüne baktığımızda Fransız devleti halen 1905’ten önce inşa edilen bütün Kilise binalarının sahibi olduğu gibi onların korunması ve işletilmesinden de sorumludur. Fransa’nın Alsace-Moselle bölgesinde, devlet halen -imamlar hariç- din adamlarının arasında herhangi bir ayrıma gitmeden maaşlarını ödemektedir. Çünkü Fransa’nın din-devlet ayrımını kabul ettiği dönemde Almanya kontrolünde olmasından ötürü ancak 1918 yılında Fransa’ya katılmıştır. 15 Mart 2004 yılında kabul edilen kanunla birlikte, devlet okullarında dikkat çekici dini sembollerin kullanılması yasaklanmıştır.[7] 11 Ekim 2010 yılında kabul edilen kanunla birlikte, kamuya açık bütün yerlerde kadınların burka ve peçeli çarşaf giymeleri yasaklanmıştır ve bu yasaya uymayanların 150 Euro para ya da mecburi yurttaşlık stajı cezası verilmesi öngörülmüştür. 2016’da Cannes plajında yaşanan bir olayla haşema yasaklanmış ve 38 Euro cezası olduğu ifade edilmiştir.

Fransa ve Din

Bu bölümde ilk olarak Fransız okullarında din eğitiminden bahsedeceğiz, ikinci olarak kamu ve özel okullarında din derslerinden bahsedeceğiz.

Konumuza başlamadan önce Katolik enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmada Fransa’da 16-29 yaş aralıklarındaki gençlerin din ile alakalı güncel durumu araştırmıştır: Gençlerin %82’sinin hiç bir zaman dua etmediklerini ve genel olarak dini günlerde kiliseye gittiklerini görüyoruz (%38). Bu veriler girişte söylediğimiz gibi Fransa’daki gençlerin çoğunun ateist olduğu sonucunu teyit etmektedir.

Fransız Okullarında Din eğitimi

Fransız ihtilalini müteakiben, 1794 yılından itibaren din dersi yerine “Education civique” (vatandaşlık) dersi  yürürlüğe konulmuştur[8]. Bu derste genel olarak laiklik, özgürlük, eğitim, vatandaşlık gibi kavramlar üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Loi Daunou isimli kanun, Education civique dersinin amacı şu şekilde belirtilmiştir:

«Öğrencilere okumayı, yazmayı öğretiriz, okuma onlara hak ve sorumluluklarını hatırlatır. Fransa Cumhuriyeti’nin insan haklarını, vatandaş haklarını ve anayasasını öğretiriz, Cumhuriyetçi ahlak hakkında temel bilgileri aktarırız

Öğrencilerin okul dışı din eğitimi alabilmeleri için haftanın bir günü (çarşamba) ayrılmıştı, ancak günümüzde bu boş gün öğrencilerin dinlenmesi veya eğitimin daha verimli olabilmesi hususuna dayanmaktadır. Bu sebeple her yıl değişiklikler yapılmaktadır, 2017 yılında cuma öğleni boşken, bu yıl çarşamba ders olup cumartesi pazar boş bırakılmıştır, 2000 yılında ise çarşamba öğle ve cumartesi öğle boş bırakılmıştır.

Kamu Okullarında Din Dersi

1980’li yıllarda, hiç bir şekilde din dersleri ile muhatap olamayan öğrencilerin dinle ilgili kültüre “cahil kaldıklarına” dair tartışmalar ortaya çıkmıştır, bunun üzerine, kamu okullarında tarih ve coğrafya derslerinin müfredatı değiştirilerek dinlerle ilgili konular bu kitaplara serpiştirilmiştir. Ama hiç bir şekilde din eğitimi adına müstakil bir din dersi yürürlüğe konulmamıştır. Ve son olarak 1996 yılında yapılan yeni bir değişiklikle kitaplara İslam ile ilgili bilgiler eklenmiştir. İslam ile ilgili bilgilerin müfredata bu kadar geç alınması da bir hayli dikkatimizi çekmektedir.

Ancak şunu belirtmekte de fayda var dinlerle ilgili serpiştirilmiş bu bilgiler sadece dinler hakkında genel bilgileri verir, hiç bir şekilde teşvik edici veya aksi yani uzaklaştırıcı bir üslup kullanılmamıştır, mesela hicretin tarihi, İslam’ın 5 şartı, Yahudilikte 10 emir gibi bilgiler verilir, lakin Peygamberimizden bahsedilirken “İslam’ın kurucusu” gibi yanlış ifadeler kullanılmıştır.

2004 yılında yürürlüğe konulan yasaya göre devlet okullarında dini semboller yasaklanmıştır. Bu sebeple okullarda sarık, kipa, başörtü, büyük haç gibi dini semboller yasaklanmıştır ancak küçük Davud yıldızı, küçük haç, küçük Allah yazısı yasaklanmamıştır. Ancak Alsace-Lorraine bölgesinde büyük haç ve kipa ile okula girmenin bir sakıncası yoktur zira o bölgenin hukukuna göre[9] Yahudilik ve Hristiyanlık dini bir cemaat olarak kabul edilmiştir lakin Müslümanlık dini bir cemaat olarak kabul edilmediği için yine bu bölgede de okullarda başörtü yasaktır.

Özel okullarda Din eğitimi

31 Aralık 1959 tarihinde yürürlüğe konulan 59-1557 sayılı Eğitim Kanunu (Debré kanunu)[10] ile Fransa’da Devlet okulları ve Özel okullar (Katolik okullar) olmak üzere ikili eğitim kurumsallaştırılmıştır. Fransa’da özel okullar resmi makamlarla karşılıklı anlaşma yapmaları şartı ile devletin imkânlarından istifade edebilmektedirler, özel okullar milli eğitimin ders müfredatına uyup, din ayrımı yapmadan bütün öğrencilerin öğretimi ile ilgilendiği takdirde öğretmenlerin maaşları ve okulun giderleri devlet tarafından karşılanır. Ancak laiklik ilkesi gereği devlet hiç bir şekilde din dersi öğretmenin maaşı, din dersi kitapları gibi din ile ilgili hususlarda maddi destek vermemektedir.

KAYNAKÇA

  • ALBAYRAK Hafize Şule, Batı ülkelerinde din-devlet ilişkilerindeki alternatif modeller ve Türkiye örneği, 2015
  • BULLIVANT Stephen, Les jeunes adultes et la religion en Europe, institut catholique de Paris, 2018
  • GUNN T. Jeremy, ABD ve Fransa’da din özgürlükçü ve laiklik, 2006
  • KAVAS Ahmet, Avrupa birliği sürecinde dini kurumlar ve din eğitimi, 2016
  • KAVAS Ahmet, Fransa’da Din-Devlet ayrımı kanunu ve ülkelerinde dışlanan din adamlarının Osmanlı Devletine sığınması meselesi, 2007
  • KÖSE Ali, KÜÇÜKCAN Talip, Avrupa birliği ülkelerinde din-devlet ilişkisi, 2008
  • KÖYLÜ Mustafa, Batı ülkelerinde Din eğitimi: Genel bir bakış, 2017
  • KÜÇÜK Tevfik Sönmez, Fransız eğitim sisteminde dini sembollerin kullanılması, 2010
  • YEŞIL Ufuk, Fransa’da din ve vicdan hürriyeti bağlamında dini sembollerin kullanımı, 2016
  • Rapport de la “Commission Stasi” (11 déc. 03)”, Comité Laïcité République, 2005, erişim adresi: http://www.laicite-republique.org/rapport-de-la-commission-stasi-11.html, (20.12.18)

[1] Stephen BULLİVANT, Les jeunes adultes et la religion en Europe

[2] Ali KÖSE, Talip KÜÇÜKCAN, Avrupa birliği ülkelerinde Din-Devlet ilişkisi, s.127.

[3] Ufuk YEŞİL, Fransa’da Din ve Vicdan hürriyeti bağlamında dini sembollerin kullanımı, s. 24.

[4] Ahmet kavas, Fransa’da dini kurumlar ve Din eğitimi, s. 112.

[5] Ahmet kavas, Fransa’da dini kurumlar ve Din eğitimi, s. 112.

[6] Ahmet KAVAS, Fransa’da Din-Devlet Ayrımı kanunu ve ülkelerinde dışlanan din adamlarının Osmanlı Devletine sığınma meselesi, s. 112.

[7] “Rapport de la “Commission Stasi” (11 déc. 03)”, Comité Laïcité République, 2005

[8] Ahmet KAVAS, Fransa’da dini kurumlar ve din eğitimi, s. 115.

[9] Ahmet KAVAS, Fransa’da Dini kurumlar ve Din eğitimi, s. 113.

[10] Ahmet KAVAS, Fransa’da Dini kurumlar ve Din eğitimi, s. 115.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir