71 kez görüntülendi.

Modernleşme olgusunun Osmanlı’da belirgin hâle gelmesi kabaca 18. yüzyılın sonlarına tekabül etmektedir. Esasında Batı’yı çeşitli açılardan model alan modernleşme çabalarını daha erken tarihlere kadar götürmek mümkün olsa da bu dönemdeki çabalar alan ve kapsam olarak sınırlıdır. Ayrıca bunların klasik ıslahat çabaları içinde konumlandırılmaları da mümkündür.

Modernleşme olgusunun Osmanlı’da belirgin hâle gelmesi kabaca 18. yüzyılın sonlarına tekabül etmektedir. Esasında Batı’yı çeşitli açılardan model alan modernleşme çabalarını daha erken tarihlere kadar götürmek mümkün olsa da bu dönemdeki çabalar alan ve kapsam olarak sınırlıdır. Ayrıca bunların klasik ıslahat çabaları içinde konumlandırılmaları da mümkündür. 18. yüzyılın sonlarından itibaren III. Selim ve sonrasında II. Mahmut tarafından gerçekleştirilen ıslahat ve yenilikler, devletin yıkılışına kadar farklı boyutlarda ilerleyecek bir modernleşme sürecini “resmen” başlatan gelişmelerdi. Bu modernleşme olgusunun çeşitli alanlarda birbirinden farklı tezahürleri olmuştur. İfade etmek gerekir ki bu tezahürlerin hangi alanlarda ve ne tür seviyelerde olduğu noktasında araştırmacılar arasında belirli bir mutabakattan söz etmek mümkün görünmüyor. Bu noktada döneme yönelik çeşitli okuma şekilleri mevcuttur.
Marmara İlahiyat Podcast’in ikinci bölümünde lisans öğrencilerinden Mustafa Ergin fakültedeki hafızlık eğitim programı hakkında konuşuyor. Ergin, kendi tecrübesinden yola çıkarak hafızlık eğitimi almayı düşünen lisans seviyesindeki öğrencilerin merakını giderebilecek meselelere değinecek.