180 kez görüntülendi.

Özgür Olmayan Bir “Ben” Tasavvurundan Özgür “Ben”in İnşasına

Belirli bir varlık sahnesine gözlerini açan bir varlık olduğum için aslında “ben” diye işaret ettiğim kişi geçmiş yaşantımın toplamından ibaret. Beni inşa eden bir sürecin, zorunlu bir sonucuyum da denilebilir. Tabii bu “geçmiş yaşantı”dan kastın doğumumla sınırlı bir geçmiş olmadığını belirtmekte fayda var. Buradaki “geçmiş yaşantı”dan kasıt, ilk insandan şu ana dek süregelen bir sürecin […]

Bir Metaetik Tartışma Örneği Olarak Vücûh Teorisi

İslam düşünce geleneğinde bir metaetik tartışma olarak “ahlakın kaynağı nedir?” sorusu farklı temellendirmelere tanıklık etmiştir. Kelam geleneği göz önüne alındığında iyilik ve kötülük bilgisinin kaynağına dair tartışmalarda iki genel tavır sergilenir. Bu iki genel tavra geçmeden önce iyi ve kötünün bu tartışmalarda hangi anlamda kullanıldığına değinmek gereklidir. İyi ve kötü birden fazla anlama tekabül eder. […]

Bu Neden Bir Pipo Değildir?

Her şey Platon’un o meşhur Kratylos diyaloğunu kaleme almasıyla başlamadı elbette ya da Magritte’in imgelerin ihanetini fark edişinden sonra başlamadı. Daha önce de tartışılan bir şeydi “adlar”. Platon’dan Magritte’e kadar çok farklı şekillerde tartışılmıştı. İnsanın asırlardır tartıştığı “adlar” nasıl bir sorunu teşkil etmektedir? Belki kutsal metinlerin bu konuda bize söyleyeceği şeyler vardır. Öncelikle “adlar sorunu”nu […]

Modern Bilinç Kuramları Bağlamında İbn Sînâ Felsefesinde “Kendilik Bilinci”nin İmkân ve Açmazları

Özet Bu çalışmada İbn Sînâ felsefesinde “boşlukta asılı adam” düşünce deneyiyle temellendirilen kendilik bilinci ve bu düşünce deneyinde içerilen metafizik îmâlar, bir diğer ifadeyle zatî şuûr olarak da isimlendirilen benlik idrâki ve bunun kaynağı olarak gösterilen “soyut nefs” görüşü sorunsallaştırılacak olup söz konusu bu temellendirmenin imkân ve açmazları tespit edilmeye çalışılacaktır. Bununla beraber İbn Sînâ’nın […]

Akıllı Türk Makul Tarih | Kitap İnceleme

Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu, 1966 yılında Ankara’da doğdu. Kadıköy İmam Hatip Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümüne başladı. 1989 yılında mezun olduktan sonra aynı üniversitede yüksek öğrenimine devam etti. 1993 yılında “İbn el-Havvâm (ö.1324) ve el-Fevâid al-Bahâiyya fî e-Kavâid el-Hisâbiyye Adlı Eseri: Tenkitli Metin ve Tarihî Değerlendirme” başlıklı teziyle yüksek lisansını, 1998 yılında “Aristoteles’te Nicelik […]

Immanuel Kant’ın Hayatı ve Bilgi Kuramı Üzerine Tasvirî Bir Anlatı Denemesi

* “Kavramlar algı olmaksızın boştur, algı da kavram olmaksızın kördür.”  “Dünyayı olduğu gibi değil; olduğumuz gibi algılarız.”  *  Modern Batı düşüncesinin zirve ismi Immanuel Kant olarak kabul edilir. Hem aydınlanmanın kendisinde karar kıldığı düşünür olması hem de klasiğe yönelik eleştirilerin bir bütün olarak ifade edildiği ve sistemleştirildiği aşamayı temsil etmesi sebebiyle Batı düşüncesi söz konusu […]

Mütekaddimûn/Klasik Dönemde Yaratma ve Sudur

Antik-helenistik mirasın tercümesiyle birlikte Kindi editörlüğündeki felsefi ekol Meşşai bilimi de tevarüs etti. Kindi ve onun etrafındaki filozoflar bu antik-helenistik mirasla yüzleşen ilk grup olmalarına rağmen kendilerinden önce İslam dünyasında var olan Kelami düşüncenin de etkisiyle kendilerine özgü bir yaratılış fikri ortaya koydular. Bu fikri savunan Kindi ve çevresindekiler Tanrı hakkında mucibu’n bi’z-zat fikrine sahip […]

Tahayyülü Kavramak: Felsefe ve Sanat

Felsefe düşünmenin sürecidir. Eşyanın hakikatini aklın yettiği ölçüde kavrama faaliyeti. Sanat ise hissetmek. Aklın ötesine geçip ortaya bir şey koymak. Belki bu yüzden sanatçı toplumun genel yapısının dışındadır. Aklın hükmünü bir yerden sonra kenara bırakmış hayal aleminde raks etmenin tadına varmıştır. Felsefe ve sanat aklın gücüyle muhayyilenin ortaya çıkardığını birleştirmekte ve insana bütüncül bir yapı […]

Felsefî Gök Kubbemiz | Prof.Dr. İlhan Kutluer

Felsefî Gök Kubbemiz yazarın klasik tefekkür dünyamızı anlamaya çalışan yazılarının bir devamı ve açılımı niteliğinde. İslam entelektüel geleneğimizin ana akımlarına, ele aldığı meselelerin müsaade ettiği kadarıyla, bakmayı sürdürüyor yazar. Bu meselelere bakarken de felsefî perspektifi nispeten öne çıkardığı görülüyor. Ancak bu bakış açısıyla yer yer kelam ve tasavvuf alanlarını da tarıyor. Yazarın gözlemlerine bakılırsa ülkemizde […]

Anlamsızlığın Anlamı Üzerine Yazılar 02

Bir önceki yazımda ”anlamlı” dediğimiz şeyin aslında anlamsız parçalardan oluştuğunu ve insanın bir şeyleri önce anlamsız kıldığını,  daha sonra ise bazıları arasında ilişki kurmak suretiyle ”anlam” denilen mefhumlar yarattığını ifade etmiştim. Şimdiki yazımda ise ”anlamsız” diye bir şeyin varolmadığını ve bunun sebeplerini açıklayacağım. ”Anlamsız”, anlam kelimesine olumsuzluk, eksiklik anlamı veren ”-sız” sonekiyle üretilmiş Türkçe bir […]

İçimizdeki Özü Yazılımına Uygun Kullanmak: Fıtrat

Günümüzün en büyük sorunlarından biri, kuşkusuz bir manasızlık deryasında boğulup hayatı anlamsız şekilde yaşamaktır. Çoğu şeyi maddiyatla kolayca elde edebilen insanlar, güçleri her şeye yettiği halde neden hala mutsuzlar? Veya çok nitelikli bir üniversitede okuyan, geleceğini daha erken bir yaşta belki de garanti altına alan ve maddi açıdan hiçbir sıkıntısı olmayan bir öğrenci neden hâlâ […]

Kindî ve Gerilim

İslâm felsefesi geleneğinin başlatıcısı kabul edilen Kindî (ö.252/866[?]) birçok kişinin başarmakta güçlük çektiği şeyi yapmış ve birbirinden farklı iki geleneği kendi potasında eriterek özgün bir düşünme tarzının ortaya çıkmasına öncülük etmiştir. Kelam ve fıkıh geleneklerinden farklı bir felsefe cemaatinin oluşmasına vesile olmuş, erken İslâm medeniyetinde “filozof” olarak anılan ilk kişi olmuştur. “Kindî’nin bu başarısının altında […]

Anlamsızlığın Anlamı Üzerine Yazılar

”Öngörüldü birimselleşmeler etnik dinsel yapılanmış etrafında iktidar politik.” Yukarıdaki cümleden ne anladınız? Tahmin ediyorum hiç bir şey anlamadınız çünkü bu cümleyi bir kitabın rastgele açtığım sayfalarındaki ilk kelimelerini bir araya getirmek suretiyle oluşturdum. Hatta buna cümle bile denemez çünkü bir anlamı yok. Dense dense kelimeler yığını denilebilir belki. İnsanlar anlam arayan canlılardır. Bizi diğer canlılardan […]

Anlam ve Yorum, Tahsin Görgün

Modernleşme olgusunun kendisinde neşet ettiği Hristiyan Batı’nın söz konusu süreci yaşaması, onun kendi karakteristiklerinden bağımsız olarak anlaşılamaz. Buna mukabil, modernleşme tecrübesini yaşayan diğer medeniyetlerin de geçirmiş oldukları bu süreç aynı şekilde onların da kendi karakteristiklerinden bağımsız bir şekilde tam olarak anlaşılamaz. Modernleşmenin “mucidi” olarak niteleyebileceğimiz Batı medeniyetinin öncü olması hasebiyle diğer modernleşme süreçlerini büyük oranda […]

İnsanın Varlık Düalizminin Benlik Kavramı Üzerinden Değerlendirilmesi

Ezelden aşk ile biz yâne geldik Hakikat şem’ine pervâne geldik Tenezzül eyleyip vahdet ilinden Bu kesret âlemin seyrâna geldik (Aziz Mahmud Hüdâi Hz.) İnsanın bu dünyaya ait olmadığı insana çok belli edilmiş; gerek fiziki özellikleri sebebiyle gerekse düşünce ufkunun dünya sınırını aşmasıyla. İnsanı alıp belli bir yere koyduğunuzda ne kadar eğreti durduğunu göreceksiniz. Alın çöllere […]

Kitap Değerlendirmesi: Dahi ve Dindar: Isaac Newton

Din ve bilim arasında ne tür bir ilişki olduğu, modern dönemin en önemli tartışmalarından biri gibi görünmektedir. Bu tartışmayı bu kadar önemli yapan hususun, tartışılan mevzunun entelektüel boyutuna ilave olarak halk kitlesinin de gündelik yaşantısında ciddi tezahürleri haiz olması olduğu söylenebilir. Nitekim modern toplumlar arasında giderek artan bir ivme ile yayıldığı düşünülen seküler-laik yaşam tipi […]

Sünnî Kelam Düşüncesinde “Kadîm” Kavramının İbn Sinacı Dönüşümü

Erken dönemlerden itibaren kelamcılar, ontolojik ve epistemolojik açıdan tutarlı bir teori ortaya koymak için Tanrı alem ilişkisi üzerine yoğunlaşmışlardır. Bilindiği üzere alem, Tanrı ve diğer her şey şeklinde bir ayrıma tabi tutulmuş ve bu ayrım da kadîm ve hâdis kavramları ile açıklanmıştır. Bu manada Tanrı kadîm diğer her şey ise hâdis olmak durumundaydı. Erken dönemde […]

No98-Ic

Felsefeyi Tanımları Üzerinden Yeniden Okumak

Herhangi bir şey üzerine düşünmeye başladığımızda onun ne olduğunu belirlememiz gerekir. Yani üzerine düşüneceğimiz her ne ise onu bilmeliyiz. Bilme işleminin ilk adımı tanımlamaktır. İbn Sînâ: “Tanım, şeyin mahiyetine delalet eden sözdür. Hiç kuşkusuz o, şeyin kaim kılanlarını bütünüyle kapsar”[1] demektedir. Bu tarif ile ne kastedildiğini anlamamız için bir de mahiyetin ne olduğuna bakmamız gerekir. […]

Mantık ve Metafizik

Mantığın kurucusunun Aristoteles olduğu kabul edilir. Ancak “kurucusu olmak” ifadesi zaman zaman yanlış anlaşılmış bir ifadedir. Örneğin Aristoteles mantığına karşı çıkan bazı düşünürler, eğer mantığı Aristoteles kurmuşsa ondan önce insanların mantık kullanmayıp, mantıksızca mı felsefe yaptıkları sorusunu ortaya atmıştır. Bunun en önemli örneklerinden biri Hicri IV. yüzyılın başlarında önemli bir dilci ve kelamcı olan Ebu […]

Bilgi, Dil-Düşünce ve Vahiy Üzerine Bir Deneme

Lafız ve mana arasındaki ilişki çok farklı yansımaları olan ve bu sebeple farklı itibarlar ile ele alınabilecek oldukça felsefî bir mevzudur. Söz gelimi, mananın ontik yapısı, lafzın manaya nasıl delalet ettiği, manadan lafza geçiş süreci gibi pek çok farklı husus, lafız ve mana ilişkisi söz konusu olduğunda incelenebilecek konular arasındadır. Öte yandan lafız ve mana […]