889 kez görüntülendi.

Bizans İkonoklazmı

Grekçe bir terim olan ikonoklazm “imge, tasvir” anlamlarına gelen “eikon” ve kırmak manasındaki “klao” kelimelerinden oluşmuş bir terkip olup kültürel değerlerin dinî-politik sebeplerle bilinçli olarak tahrip edilmesi anlamına gelmektedir. İkonoklazm yani tasvir kırıcılık görüşünü savunan kimselere “ikonoklast (tasvir kırıcı)”, bu görüşe muhalif olanlara ise “ikonoklatr (tasvirperest), ikonofil (tasvirsever), ikonodül (tasvir hizmetkârı)” denilmektedir. Hz. İbrahim’in yaşadığı şehrin tapınağındaki putları parçalaması, Roma İmparatorluğu’nun Hristiyanlığı resmî din kabul etmesiyle birlikte pagan kültüre ait dinî figürleri imha etmesi, 16. yüzyılda Protestanlar ve Katolikler arasındaki savaşta karşılıklı bir şekilde dinî ögelerin tahrip edilmesi, yakın dönemde Rusya’da yaşanan Ekim Devrimi ve Çin’de gerçekleşen Kültür Devrimi neticesinde dinî ve sivil kültürel ögelere karşı başlatılan imha faaliyetleri ikonoklazma örnek olarak verilebilir.

Bizans İkonoklazmı ise 717-741 yılları arasında hüküm süren İmparator III. Leon’un, ikonaların imha edilmesi ve bunlarla ilgili tekmil dinî pratiğin yasaklanmasına yönelik faaliyetleri başlatmasından, Kraliçe Theodora’nın 843 yılında ikonofil bir emirname yayımlamasına kadar geçen yaklaşık 120 yıllık bir dönemi ifade etmektedir.

Hristiyanlık öncesi Greko-Romen dünyasında dinî ve sosyo-kültürel hayatta büyük bir yeri olan tanrı ve tanrıça kültü Hristiyanlıkla birlikte tamamen ortadan kalkmamış, zaman içerisinde Hristiyanlığa uygun bir forma bürünerek ikona tapınımının temelini oluşturmuş, Asklepios, Minerva, Bacchus gibi tanrı ve tanrıçaların yerini İsa, Meryem ve azizlerin tasvirleri almıştır. Hristiyanlığın resmî din ilan edilmesiyle yaygınlaşmaya başlayan ikonalar 5. yüzyılın ortalarından itibaren gündelik hayatın bir parçası haline gelmiştir.

İlk ikona olarak Hz. İsa tarafından Osroene Kralı Abgar’a gönderilen, üzerinde kendi yüz hatlarının bulunduğu Kutsal Mendil kabul edilmiştir. Bununla birlikte hem bir aziz hem de bir şehit olan Luka tarafından Meryem ve çocuk İsa’nın tasvirlerinin yapılmasının, ikonaların kutsiyetini ve meşruiyetini ispatladığı iddia edilmiştir. İkonaların, okuryazar olmayan topluma Kitab-ı Mukaddes’in muhtevasının anlatılmasında oynadığı rol de ikonalara verilen önemin ve değerin artmasına yardımcı olmuştur.

 

İlk ikona olarak kabul edilen Kutsal Mendil.

 

Roma paganizmi kadar ikona inanışına etki eden bir diğer unsur da Plotinos tarafından kurulan ve ikonaların manevi bir anlam kazanmasını sağlayan Yeni Platonculuk felsefesidir. Bu düşünceye göre ikonalar, tasvir edilen kutsal varlığın zatı ile bir bağlantı, birliktelik kurabiliyor ve bu suretle insanoğlu ile kutsal varlık arasında iletişim kuran bir aracı görevi görüyordu, böylece ikonalara edilen dualar doğrudan ikonanın sembolize ettiği varlığa edilmiş oluyor ve din adamı gibi başka bir aracıya da ihtiyaç bırakmıyordu.

5. yüzyılda gündelik hayatta olağan bir şekilde kullanılmaya başlanan ikonalara 6. ve 7. yüzyıllardan itibaren bir takım ilahi güçler atfedilmiş ve ikonalar kendilerine tapılan kutsal varlıklara dönüşmüşlerdir. İkonalar siyasi ve askeri başarıların kaynağı olarak görülmüş, insanlara şifa dağıttıklarına inanılmıştır.

İkonoklazmın başlatılmasının gerekçelerini zikretmek gerekirse; ikonoklast imparatorların ekseriyetinin Yahudi ve İslam geleneklerinin etkisi altında kalmış, monofizitizm ve Pavlusçuluk öğretilerinin yaygın olduğu doğu eyaletlerinden gelmiş olmaları ve Hristiyanlığı hurafelerden, batıl inançlardan arındırıp aslî formuna, öz haline döndürmek istemeleri İkonoklazmın dinî nedenlerindendir. İkonaların ilahi varlıklar olarak görülüp onlara kutsiyet atfedilmesi ve tapılmasının Hristiyan akidesine zarar verdiği ve bunun bertaraf edilmesi gerektiği düşüncesi de dini nedenlerden sayılabilir. Nitekim Eski Ahit’te, Pavlus’un Romalılara Mektubu’nda ve Kur’an-ı Kerim’de pek çok yerde putperestliği ve tasvir yapımını kargılayan ve yasaklayan ifade geçmektedir.

7. ve 8. yüzyıllarda ikonaların yaygınlaşması ile birlikte ikonaların yapıldığı ve korunduğu manastırların halk üzerinde başrahip olan imparatordan daha fazla etkiye sahip olması, politik ve askeri başarıların imparatora ve orduya değil, doğrudan ikonalara ve dolaylı olarak manastırlara atfedilmesi otokratik tandanslı bir imparator olan III. Leon’u ikonoklazma sevk eden siyasi sebeplerdendir.

Manastırların vergiden muaf tutulmaları ve aldıkları bağışlar nedeniyle aşırı derecede zenginleşmeleri, imparatorluktaki tarıma elverişli arazilerin neredeyse üçte birini ellerinde tutmaları, asker kaçakları için bir sığınak haline gelmeleri, işgücüne katılmaları ve devlete-topluma karşı görevlerini yerine getirmeleri gereken erkeklerin ve kadınların manastırlara çekilip keşiş olmaları gibi durumlar da ikonoklazmın ekonomik nedenleri olarak zikredilebilir.

717’de tahta geçen III. Leon yukarıda zikredilen saiklerin etkisiyle 726 yılında ikonalar aleyhine konuşmalara başlamıştır. 730’da Halki Kapısı’nda asılı duran İsa ikonasının kaldırılması ile eylem safhasına geçilmiş, bu eylem neticesinde Greko-Romen dünyasında pek çok isyan başlatılmış ancak bu isyanlar bastırılmıştır. Aynı yıl III. Leon tarafından yayımlanan ve patrik tarafından onanan bir emirname ile ikonoklazm resmi bir şekilde devlet ve kilise politikası haline gelmiştir. Büyük çoğunluğu imparatorluğun doğusunda bulunan ikonoklastlarca memnuniyetle karşılanan bu emirname batıda hoş karşılanmamış aynı zamanda imparatorluğun bu bölgelerde, özellikle de İtalya’da hâkimiyetini kaybetmesine neden olmuştur.

742’de ölen babası III. Leon’un yerine tahta geçen V. Konstantinos, İsa’nın gerçek imgesinin komünyon, Hristiyan’ın gerçek imgesinin de haç olduğunu iddia etmiş ve babasının başlattığı ikonoklazma daha şiddetli bir şekilde devam etmiştir. 754 yılında V. Konstantinos tarafından düzenlenen Hieria Konsili’nde ikonofilliğin sapkınlık olduğuna karar verilmiş, ikonalarla ilgili her türlü faaliyet yasaklanmış ve bütün ikonalar lanetlenmiştir. Bu dönemde pek çok ikona yakılmış, imha edilmiş ve ikonofiller çok sıkı takibata uğramışlardır. V. Konstantinos sadece ikonalara savaş açmakla kalmamış aynı zamanda manastırlarla da mücadeleye girişmiş, pek çok manastırı kapatıp keşişlerini sürgüne göndermiştir.

 

V. Konstantinos’un emriyle bir manastırın yıkılmasını tasvir eden tezhip.

 

V. Konstantinos’un 775’te ölmesi üzerine tahta oturan IV. Leon her ne kadar ikonoklast görüşlere sahip olsa da ikonofil karısı İrini’nin de etkisiyle bu dönem ikonoklazm tartışmaları açısından durağan geçmiştir.

IV. Leon’un 780 yılında ölümü ve varisi olan VI. Konstantinos’un henüz tahta geçemeyecek kadar küçük olmasından ötürü IV. Leon’un eşi ve VI. Konstantinos’un annesi olan İrini taht naibi olmuştur. Yıllardır sürdürülen ve kökleşmiş bir hal alan ikonoklazm karşısında ikonofil İrini yavaş ve temkinli bir siyaset izlemek zorunda kalmıştır. Siyasi, askeri ve dinî kadrolardaki ikonoklastların tasfiyesi ile işe başlayan İrini 787 yılında düzenlediği İkinci İznik Konsili ile Hieria Konsili’nin kararlarının geçersiz olduğunu, ikonoklazmın sona erdiğini deklare etmiş ve ikonalara iade-i itibarda bulunmuştur. Oğlu VI. Konstantinos ile de taht mücadelesine girişen İrini 797’de oğlunu etkisiz hale getirmiş kendisi de 802’de yapılan bir isyan ile tahttan indirilmiştir. İrini’nin faaliyetleri ile ilk ikonoklazm dönemi sona ermiş, Hristiyanlık Greko-Romen kültür ile özdeş bir hale gelmiştir.

 

İkinci İznik Konsili’ni tasvir eden ikona.

 

İrini’den sonra tahta çıkan ve 802-811 yılları arasında imparatorluğu deruhte eden I. Nikiforos ikonofil olmasına rağmen mümkün olduğunca ikona tartışmalarına girmemiştir. I. Nikiforos’tan sonra tahta geçen I. Mihail de patrik ve keşişlerin etkisi altında 813 yılına kadar hüküm sürmüştür.

I. Nikiforos’tan sonra tahta geçen ve ilk ikonoklazm döneminin başlatıcı olan III. Leon gibi doğulu olan V. Leon da ikonoklazmı ihya etmeyi temel politikası edinmiş ve işe III. Leon tarafından kaldırılıp İrini tarafından tekrar yerine konan Halki Kapısı’ndaki İsa tasvirini sökmekle başlamış, böylece ikinci ikonoklazm dönemine girilmiştir. 815 yılında Konstantinopolis Konsili’nin toplayan ve İkinci İznik Konsili kararlarını iptal ederek Hieria Konsili’nin kararlarını tekrar hayata geçiren V. Leon ikonoklazmı yeniden hâkim hale getirmiştir. Ancak ikinci ikonoklazm döneminde halk desteği eskisi kadar kuvvetli değildi.

V. Leon’un 820’de öldürülmesi üzerine tahta geçen II. Mihail ikonoklast olmasına rağmen selefi I. Nikiforos’a benzer bir siyaset gütmüş, ikonofillere yapılan takibatı sonlandırmakla birlikte ikona tartışmalarını da yasaklamıştır. Babası II. Mihail’in 829’da ölümü üzerine tahta geçen Theofilos, selefinin aksine ikonoklazmı çok sıkı bir şekilde uygulamaya çalışmış, manastırları kapatarak ve ikonofillere karşı takibatlar başlatıp onları çok ağır şekilde cezalandırarak V. Konstantinos’un yolunu takip etmiştir. Halk nezdinde çok fazla destek görmeyen bu hareket sadece başkent çevresi ile sınırlı kalmıştır.

Theofilos da 842 yılında ölünce varisi olan oğlu III. Mihail henüz çok küçük olduğu için annesi Theodora taht naibi olarak yönetime geçmiştir. İrini gibi bir ikonofil olan Theodora ikonoklazmı kaldırmak için uzun süre mücadele etmek ve beklemek zorunda kalmadan 843 yılında bir konsil düzenleyerek İkinci İznik Konsili kararlarını tekrar yürürlüğe koymuş ve ikona kültünü serbest hale getirmiştir. III. Leon’un başlattığı birinci ikonoklazm hareketine İrini tarafından, V. Leon’un başlattığı ikinci ikonoklazm hareketine de Theodora tarafından son verilmiştir.

 

843 yılındaki konsilin sahnelendiği ikona.

 

İkonoklazm etrafında dönen tartışmalar sebebiyle imparatorluk siyasi bakımdan zayıflamış, imparatorluğun Greko-Romen havzasındaki otoritesi sarsılmaya başlamış, özellikle de İtalya Bizans hâkimiyetinden kopmuştur. İkonoklazmın en büyük sonuçlarından biri de doğu ve batı kiliselerinin ayrılma sürecinin hızlanması ve Roma Kilisesi ile Bizans’ın arasının açılmasıdır. Bu ayrışma neticesinde Roma Kilisesi kendine hami arayışına girmiş ve Franklarla yakınlaşmış, Bizans da Slavları Hristiyanlaştırmak suretiyle nüfuzunu artırmaya çalışmıştır.

İSTİFADE EDİLEN KAYNAKLAR

– LEE, Jung Hye, “Bizans siyasi ve sosyal tarihinde tasvir kırıcılık (ikonoklazma) hareketinin başlangıç dönemi”, Yüksek lisans tezi, İstanbul: İstanbul Üniversitesi, 2004.
– LEE, Jung Hye, “Bizans siyasi ve sosyal tarihinde tasvir kırıcılık: İkonoklazma dönemi (787-843)”, Doktora tezi, İstanbul: İstanbul Üniversitesi, 2010.
– DIEHL, Charles (ö. 1944), Bizans İmparatorluğu Tarihi, çev. A. Gökçe Bozkurt, İlgi Kültür Sanat Yayınları, İstanbul, 2017.
– CHEYNET, Jean-Claude, Bizans Tarihi, çev. İsmail Yerguz, Dost Kitabevi Yayınları, Ankara, 2016.
– NORWICH, John Julius (ö. 2018), Bizans: Erken Dönem, çev. Hamide Koyukan, Kabalcı Yayınevi, İstanbul, 2013.
– NORWICH, John Julius (ö. 2018), Bizans: Yükseliş Dönemi, çev. Selen Hırçın Riegel, Kabalcı Yayınevi, İstanbul, 2013.
– OSTROGORSKY, Georg (ö. 1976), Bizans Devleti Tarihi, çev. Fikret Işıltan, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2015.
– VASILIEV, Alexander A. (ö. 1953), Bizans İmparatorluğu Tarihi, çev. Tevabil Alkaç, Alfa Yayınları, İstanbul, 2018.

YORUMLAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir