421 kez görüntülendi.

Birlikte Yaşama (Convivencia) Örneği: Endülüs

Batı’da yaşanan fikri, ekonomik, askeri gelişmeler belli bir safhadan sonra sömürü anlayışını hem ekonomik hırs hem de medeniyet iddialarını yaşatacak bir faaliyet haline dönüştürmüştür. Bu sebeple Müslümanlar uzun süredir yaşamayı irade etmedikleri bir tarihin objesi konumunda medeniyet mücadelesi vermektedir. Hal böyle iken Endülüs, doğu düşüncesini ve kültürünü Batı coğrafyasına taşıyıp orada yeni bir medeniyet inşa etmesi ve bugün “Batı Medeniyeti” olarak adlandırdığımız olgunun köklerinde büyük bir pâyeye sahip olması hasebiyle tekrardan hatırlanması, idraklere sunulması gereken bir medeniyet parçamızdır. Bunun yanı sıra Endülüs günümüzde kozmopolit yapıdaki pek çok topluma örnek teşkil edecek bir tarihe sahiptir.

İberya, tarih boyunca Fenikeliler, Grekler, Romalılar, Franklar gibi pek çok kavmin egemenliği altına almaya çalıştığı bir coğrafya olup Müslümanların fethinden evvel Vizigotlar’ın idaresi altında bulunmaktaydı. Müslümanların bu coğrafyadaki başarısını kavrayabilmek için fetih öncesi İspanya’nın ne durumda olduğunu bilmek gerekmektedir. Nitekim İberya, Vizigotlar tarafından ele geçirilmeden önce Roma egemenliği altındaydı ve Roma’nın Katolik inancını benimsemiş olmasının tabii bir neticesi olarak halkın çoğunluğu da bu inancı kabul etmişti. Roma egemenliğinden sonra bölgeye hakim olan Vizigotlar, Katolik inancın sapkın olarak gördüğü Arianizm’i benimsemişti. Bu durum halk ile yakınlaşmasını engellemiş fakat 589 yılında Vizigotlar’ın Katolikliği benimsemesine vesile olmuş ardından da Arianist kiliselerin kapatılmasıyla süreç tamamlanmıştır. Katolikliğin resmi din haline gelmesiyle toplumdaki Yahudilerin Hristiyan din birliği düşüncesine zarar verdiği anlayışı tekrar gündeme gelmiştir. İberya’daki ticaretin önemli bir yekûnunu oluşturan Yahudiler, 694 yılında çıkarılan bir fermanla köle statüsüne düşürülmüştür. Dini zorlukları bu kadar kesif bir şekilde yaşayan Yahudiler, kaçınılmaz olarak bir yardım eli arayışına girmiştir. Ayrıca bu sıralarda bölgede taht mücadeleleri de yaşanmaya başlamıştır. Yahudilerin yardıma ihtiyaç duyması, taht mücadelesinde mağdur olan Witiza taraftarlarının yardım istemesi ve tabi en önemlisi haddizâtında genişleme felsefesi barındıran fetih anlayışının müslüman cenahta hakim olması, bu fethin başarıyla gerçekleşmesini sağlamıştır.

Biz bu yazımızda Müslümanların İspanya’yı nasıl fethettiğini anlatmaktan ziyade Endülüs’ün bizim için olan ehemmiyetini ve Hristiyan, Yahudi, Müslüman toplumların birlikte yaşama tecrübesindeki başarılarını bazı zaviyelerden izah edeceğiz. Üç bölümden oluşacak bu yazımızın bu ayki bölümünde ortak yaşam tecrübesi üzerine birtakım mülahazalarda bulunduktan sonra bir sonraki yazımızda “Reconquista” anlayışının bir başarısı fakat birlikte yaşama olgusunun bir başarısızlığı minvalinde Müslümanların Endülüs’ün düşmesinin ardından yaşadığı baskı ve şiddeti ele alacağız. Üçüncü bölümde ise bu ortak yaşam kültürünün gündelik yaşamda, sanatta, mimaride, müzikte, dilde ne tür neticeler verdiğini anlatacağız.

Öncelikle İslam hukuk anlayışının bir neticesi olarak Müslümanların İspanya topraklarına getirdikleri dinî müsâmaha, en çok Yahudilerin faydalandığı bir husustur. Esasında Müslümanlar, niceliksel olarak fethettikleri bölgedeki Hristiyanlardan daha az oldukları için yeni kültür içerisinde eriyip kaybolma korkusu yaşamışlardır. Fakat tarihi tecrübe bizlere bunun tam aksinin yaşandığını göstermektedir. Nitekim yerel halkın bir kısmı müslüman olmuş ve “müvelledûn” olarak adlandırdığımız bir kesimi oluşturmuş, bir diğer kesim ise kendi dinlerinde kalıp ehl-i zimmet dediğimiz kısmı oluşturmuştur. Ayrıca aralarında hem Arapça hem İspanyolca konuşan, Arap yeme-içme adetlerini uygulayan, Arap isimleri kullanan, hatta çocuklarını sünnet ettiren Musevi ve çoğunlukla da Hristiyan bir kesim olup “araplaşmış” anlamında “musta’rib” olarak isimlendirilmektedir. Tuleytula, Gırnata ve Kurtuba birlikte yaşama (Convivencia) örneğinin zirve şehirleri olmakla birlikte fetihten sonra, Vizigotlar’ın hükümdarlığı döneminde şehir dışına sürülen Museviler tekrar şehirlerine dönmüş, kısıtlanan ticari özgürlüklerini tekrar kazanmışlardır.

Bir diğer husus ise birlikte yaşama kültürü dediğimiz “Convivencia”nın hukuki bir temele dayanmasıdır. Çünkü Müslümanlar İspanya’da fethettikleri her yeni bölgede yerli halkla anlaşmalar yaparak halkın can, mal ve din güvenliğini güvence altına almış, ibadethanelerinde faaliyet göstermelerine izin vermişlerdir. Tudmir Anlaşması, bu minvalde zikredebileceğimiz örneklerden sadece bir tanesidir. Ayrıca verilen hukuki haklar gelecekte üç büyük ilahî dine mensup halkın bir arada, huzur içinde yaşayacağını, güven ortamının oluşacağını müjdelemiştir. Nitekim Musa b. Nusayr’ın İşbiliye ve Bacce’yi fethettiği sırada Yahudileri şehrin güvenliğini sağlamakla görevlendirmesi, bu durumu kanıtlayan bariz bir örnektir.

Gerek saray içinde gerekse saray dışında dinler arası pek çok izdivaç gerçekleşebilirken, saray evlilikleri genelde siyasi nüfuz elde etme maksatlıydı. Umumiyetle Müslüman erkekler gayrimüslim kadınlarla evlenirken -nadiren de olsa- aksi mümkün olabilmekteydi. Bu izdivaçların en mühim olanlarından biri şüphesiz ki Endülüs’ü fetheden Musa b. Nusayr’ın oğlu olan Abdulaziz b. Musa’nın yapmış olduğu izdivaçtır. Endülüs’ü fethettikten sonra Vizigot Kralı’nın öldüğünde arkasında bıraktığı dul eşiyle evlenmiştir.

Kozmopolit toplumlarda sağlıklı ve uzun süreli siyasi birlik sağlamak oldukça zordur. Fakat Endülüs Emevi Devleti geçmişten gelen yönetim kabiliyetlerini İslâm anlayışıyla sentezleyip İspanya üzerinde uygulayarak bu başarıyı yakalamıştır. Ayrıca pek çok dini ve siyasi ayaklanmayı engelleyecek hamlelerde de bulunmuştur. Örneğin saray içerisinde çok sayıda Hristiyan ve Musevi’ye yüksek mevkiler tevdi edilmiştir. Aksi halde istilaya bu kadar müsait bir coğrafyada sekiz yüz yıl hüküm sürmek muhal bir durumdur.

Birlikte yaşama kültürüne pek çok örnek zikredebiliriz fakat bu kadarıyla iktifa edip yazımızı burada sonlandırıyoruz. Bir sonraki yazımızda Endülüs medeniyetimiz için büyük bir ehemmiyet arz eden Convivencia anlayışının İspanya bölgesinden nasıl silindiğini ve gayri medeni, barbar bir anlayışının nasıl hakim olduğunu anlatacağız.

GÖRSELLER


Müslüman çadırında bir müslüman bir hristiyanla satranç oynuyor.

İSTİFADE EDİLEN KAYNAKLAR
1.) Mehmet Özdemir, Endülüs, İsam Yayınları.
2.) Ziya Paşa, Endülüs Tarihi, Selis Yayınları.
3.) Pedro-Pablo Rodrıguez De Vera Rıcs, “Moriskolar: Bir Arada Yaşama Projesinin Başarısızlığı”, (Yüksek Lisans Tezi, İstanbul: 2018, ).
4.) Enes Şanal, “Convivencia: Endülüs’te Bir Arada Yaşama Kültürü”, (Yüksek Lisans Tezi, İzmir: 2018, ).
5.) Mehmet Özdemir, “Endülüs”, DİA.
6.) Mehmet Özdemir, “Morisko”, DİA.
7.) Mehmet Özdemir, “Müdeccen”, DİA.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir