361 kez görüntülendi.

Bir Münekkit Âlim: İmam Birgivî

Medreselerde okutulan meşhur nahiv kitaplarıyla ve zamanındaki bazı olayları eleştirmesi ile bilinen bu alimin asıl adı Takıyyüddin Mehmet olup 929/1523 tarihinde Balıkesir’deki bir köyde dünyaya gelmiştir. Babası Pir Ali Bey ilmi ve takvası ile tanınan bir alimdi. Kendisi de ilk eğitimini ondan aldı. Daha sonra İstanbul’a gidip Küçük Şemseddin Efendi, Ahizade Mehmet Muhiddin Efendi ve Abdurrahman Efendi’den değişik medreselerde ders okudu ve Abdurrahman Efendi’den icazet aldı. İcazet sonrasında müderrisliğe başlayan İmam Birgivî daha sonra Edirne kassâm-ı askerisi (Yeniçeri Ocağı’na mensup insanlardan biri öldüğünde mirasını paylaştıran kadı nâibi) konumuna geldi.

Edirne kassâm-ı askerisi görevinden ayrılıp Bayrâmi tarikatı şeyhlerinden Abdurrahman Karamâni’ye intisap edip uzlete çekildi. Bu uzlete çekilişinde halkın içine düştüğü kabirlerde mum yakmak, çaput bağlamak ve ücretli Kur’an okutmak tarzı yaygın bidatlerin de etkisi olduğu söylenebilir. Ancak şeyhi Abdurrahman Karamâni Efendi onun tedris ve vaaz ile iştigal etmesini tavsiye etmesi üzerine müderrisliğe geri döndü. Bunun nedeninin de İmam Birgivî’nin mizacının tasavvufa değil, dini ilimleri araştırmak ve öğretmeye daha uygun oluşuyla ilgili olduğu söylenmektedir. Kendisinin Sultan 2. Selim’in hocası Birgili Atâullah Efendi ile olan dostluğu münasebetiyle Atâullah Efendi onu, kendi memleketi olan Birgi’deki medreseye müderris tayin etti.

Kendisine nispetle anılacağı Birgi’deki medresede tedris, vaaz ve irşatlarına devam etti ve çeşitli eserler telif etti. Burada yetiştirdiği talebelerinden bilinenleri Şeyh Feyzullah Efendi, Hocazade Abdünnasır Efendi, Ödemişli Muslihiddin Efendi ve Gazi Emir’dir.

İmam Birgivî burada Şeyhülislam Ebüssuûd Efendi ile aralarındaki ihtilaf mevzusu olan para vakfı meselesinde haram olduğu yönünde tavır koydu ve bu konu ile ilgili eserler yazdı. Bunun yanında halk arasında meşhur olan kabir üzerine türbe yapma, mum yakma, çaput bağlama, ücretle Kur’an okumak ve zamanındaki ulema beyninde fazlaca vaki olan rüşvet, iltimas başta olmak üzere birçok konuya karşı çıktı ve özellikle en meşhur eseri et-Tarîkatü’l-Muhammediyye’de bunlardan bahsetti. Sonuçta yaptığı vaazlar ve telifler halk ve yöneticiler nezdinde dikkatle izlendi ve zamanın yönetimi kendisi ile irtibata geçerek görüşlerini dikkate aldı. Ancak bu görüşlerin tatbik edilmesi hususunda pek de başarılı olunduğunu söylememiz mümkün değil. Bu sebeple İstanbul’a muhtelif ziyaretler yapan İmam Birgivî, bu ziyaretlerden  birinde, yoldayken veba hastalığına yakalanarak 981/1573 yılında vefat etti ve müderrislik yaptığı, lakabını aldığı Birgi’ye defnedildi.

İmam Birgivî Ehl-i Sünnet’e bağlı olup itikaden Maturidi, amel bakımından Hanefi mezhebine müntesiptir. Kendisi her ne kadar zamanında var olan semâ, raks vb. gibi bazı tasavvuf uygulamalarına bid’at dese de hem yaşadığı çevre hem de bir ara Bayrâmî tarikatına intisap edişi; diğer taraftan da eserlerinde Ehl-i Sünnet tasavvuf ehlini öven sözleri sebebiyle  Ehl-i Sünnet’e uygun olan tasavvuf anlayışına karşı olmadığını, ancak zamanında var olan bazı tarikatların birtakım uygulamalarının yanlışlığına dikkat çektiğini söyleyebiliriz.

İmam Birgivî’nin meşhur görüşlerinden biri de para vakfının caiz olmadığı hakkındaki kanaatidir. Osmanlı Devleti’nde Yavuz Sultan Selim zamanında başlayan tartışmalar 1548 tarihli Ebüssuûd Efendi’nin fetvası ile caiz olduğunun kabul edilmesi nedeniyle bir süre dinse de daha o zamanlar mülazım olan İmam Birgivî’nin, 1560 yılında bu görüşün doğru olmadığını savunan İnkâzü’l-hâlikîn ve Hâşiyetü İnkâzi’l-hâlikîn’i telif etmesi ile yeniden alevlendi. Bu iki eserde para vakfının yanı sıra ücretle Kur’an okunması ile alakalı hükme de karşı çıkılmıştır. Bunun yanında Ebüssuûd Efendi’nin İmam Birgivî’nin ibadetler dolayısıyla para kazanmanın caiz olmadığı hakkındaki görüşünü eleştirmesi üzerine Îkâzü’n-, İfhâmu’l-kâsırîn Hâşiye’si ile karşı çıkmış ve eleştirilere cevap vermeye çalışmıştır. Daha sonra İmam Birgivî, Ebüssuûd Efendi’nin para vakfına cevaz veren fetvasını da es-Seyfü’s-sârim fî ademi cevâzi vakfi’l-menkûl ve’dderâhim adlı eseriyle vefatından iki yıl önce yani 1571’de eleştirmiştir.

Eserlerine bakıldığında velûd bir alim olduğu anlaşılan İmam Birgivî asıl ününü medreselerde yıllarca okunan nahiv alanındaki el-Avâmil ve İzhârü’l-Esrar eserleriyle kazanmıştır.

İmam Birgivî yazdığı bu iki eserde gerek kolaylık amacıyla yaptığı şematik izah gerekse özet anlatımları sayesinde Arap olmayan Müslüman talebelerin nahiv ilmini öğrenmelerini kolaylaştırmıştır. Böylece hem kısa bir biçimde nahiv ilmini temel olarak özetlemiş ve metnin ezberlenmesini sağlayarak nice talebenin diğer İslami ilimlere giriş için gerekli olan nahiv ilmini edinip diğer İslami ilimlerin öğrenilmesine katkıda bulunmuştur.

 


 

Kaynakça:

Demircigil, Bayram. “Birgivî’nin Tasavvuf ve Tarikatlere Bakışı/The Understanding of Tasawwuf and Tariqat in al-Birgiwi.” Journal of History Culture and Art Research 6.4 (2017): 717-734.

Durmuş, Zülfikar, and M. E. Ş. E. Ramazan. “Birgivî’nin el-Avâmil Adlı Eserinin Nahiv İlminin Öğretimindeki Yeri ve Önemi.” UMDE Dini Tetkikler Dergisi 1.1: 11-32.

Emrullah Yüksel, “BİRGİVΔ, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/Birgivî (07.02.2021).

Güney, Necmeddin. “Osmanlı’da para vakfı uygulamasına güçlü bir itiraz: İmam Birgivî’nin para vakfı aleyhindeki görüşleri.” Mütefekkir 6.11 (2019): 13-32.

Önal, Recep. “İmam Birgivî’nin Siyasî-İtikadî Mezheplere Yaklaşımı.” Itobiad: Journal of the Human & Social Science Researches 7.4 (2018).

Yüksel, E. (1977). MEHMET BİRGİVİ (929-981/1523-1573). Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, (2).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir