418 kez görüntülendi.

Bir İsmet Özel Denemesi: Müslüman Medeniyete İhtiyaç Duyar Mı?

Medeniyet (civilization) mefhumu, geçmişten günümüze değin ma’mur dünyada tartışılan bir kavram olagelmiştir. Bu kavram üzerine birçok düşünür eser kaleme almış ve muhtelif teorilerle bu mefhumun pratiğe dökülebilirliğini irdelemişlerdir. Bu mütefekkirlerden birisi de İsmet Özel’dir. Yazımız, Özel’in Bir Medeniyet Kurmak başlığına haiz yazısını konu edinmektedir. Özel, kendini “Müslüman” olarak tanımlayan toplumların Kur’an ve Sünnet’in öngördüğü davranışları yerine getirdiği takdirde medeniyet gibi başka bir sıfatla nitelenmesinin veya sentezlenmesinin gereksiz olduğunu savunmaktadır. Bu değerlendirme, Özel’in bu iddiasını etraflıca ele alıp bazı metodolojik hatalar üzerinde duracaktır.

İsmet Özel nezdinde tanım, ademoğlunun yönünü belirleyen en önemli âmildir. Bu anlamda Özel’in “Müslümanın medeniyete ihtiyacı yoktur” iddiasına geçmeden önce yaptığı Müslüman ve medeniyet tanımını vermekte yarar vardır. Buna göre Müslüman, Allah’ın insan için açıkladıklarından (Kur’an ve Sünnet’e) uygun davranmaktan ibarettir. Müslüman sözünün kapsayıcılığı onun bireyi inanç, hukuk, ahlâk, bilgi alanlarında; birbirini tanımlayan hükümlerle çevrelenmesinden gelir. Bu anlamda Özel, Müslümanı kavramsallaştırarak muhtevası ve kapsamı bakımından medeniyet olgusuna şamil bir konuma getirmektedir. Medeniyetin ise, tamamen tarihi ve toplumsal şartların çerçevesinde anlaşılabilen bir kavram olduğunu, bu kavramın Müslüman’ın davranışlarında belirleyici bir öğe olma imkân ve imtiyazına sahip olamayacağını savunmaktadır. Kısacası Özel, kendini Müslüman olarak tanıyan bireylerin yükümlülüklerini yerine getirdiği takdirde medeniyetin vadettiklerinden çok daha fazlasını bulacağını düşünmektedir.

İsmet Özel, yazısının devamında medeniyet kavramının serencamını Batı özelinde ele alıp Medeniyet ile ilgili şu sonuca varmaktadır: Özel, Medeniyeti toplum hayatının düzenlenmesinde insan aklının egemenliğine ve tatmin yollarının seçiminde nefsin eğilimlerine üstünlük tanımanın doğal sonucu olarak görür. Bu anlamda Müslümanların medenileşmesinin iki türlü tehlikesinden bahseder. Bu tehlikelerden birincisi, İslami toplumların geçmiş dönemlerdeki parlak medeniyetlerini örnek almasıdır. Özel, İslam medeniyet tarihinin gözdelerinden Endülüs, Abbasi ve Osmanlı gibi medeniyetlerin gayr-i Îslami bir hayat sürdüklerini ve dolayısıyla bunların örnek alınmaması gerektiğini düşünmektedir. Buna örnek olarak ise Harun Reşid dönemi Bağdat’ını göstermektedir. Yapılan betimleme Bağdat’ın lüks ve dünyevi şehavet içinde yüzdüğü, çeşitli renk ve ırkta köleleri elde etmekte yarışıldığı, çeşitli bölgelerden profesyonel şarkıcılara tesadüf edildiği üzerinedir. Fakat bu noktada Müslüman toplumların medeniyetten beklediklerinin betimlenen durumun olmadığını belirtmek gerekir. Aksine Müslümanların medeniyet anlayışında Kur’an ve Sünnet’in en üst seviyede yaşandığı, toplumun kültür ve ilim seviyesinin yüksek olduğu tasavvuru vardır. Bu açıdan bakıldığında Özel’in gerçeklik-hedeflenen arasındaki farkı gözden kaçırdığı söylenebilir.

İkinci noktaya gelince, ilk noktanın aksine buradaki tehlike medeniyet tasarısıdır. Özel’e göre Müslümanların zihinlerinde bir medeniyet tasarısının sakıncası İslamî kaygılarımızın insanî tasarılarımız ve medeniyet kurma ilkelerimiz tarafından baskı altına alınma tehlikesidir. Bu noktanın özellikle modern zihinler açısından çok önemli olduğunu belirtmek gerekir. Zira modern zihinlerin medeniyet tasarısı “civilazition” kavramı etrafında şekillenmektedir. Ayrıca İsmet Özel’in medeniyeti tasarlamayı sakınca olarak görmesinin bir diğer sebebinin kendisinin kültür-medeniyet ilişkisine atfettiği önemde yattığı söylenebilir. Zira Özel’e göre medeniyet tasarılarında modern toplumların (kültürlerinin) izdüşümleri görülecektir. Fakat bu noktada belirtilmesi gereken husus, Müslümanların medeniyet tasarımının İslamî perspektiften yoksun olmadığıdır. Zira günümüzde ileriye yönelik medeniyet fikirlerinin bu minvalde olduğu yazılı ve sözlü medya başta olmak üzere iletişim araçlarınca malumdur.

Sonuç olarak Özel, İslamî toplumların Müslüman tanımına riayet ettikleri takdirde medeniyetten beklenilenden çok daha faziletli bir yaşam biçimine sahip olacağını öngörmektedir. Bu anlamda İslamî toplumları Müslüman tanımını idrake ve tatbike davet etmektedir. Fakat Özel’in temelde sakınca olarak gördüğü iki nokta, gerçekliği doğru olmasına karşın hedeflenen değildir. Bu manada gerçeklik-hedeflenen arasındaki farklılık Müslümanların medeniyetten beklentilerinde kendini göstermektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir