304 kez görüntülendi.

Bilgi, Bilim ve Varlık: Taşköprülüzâde

İLEM Yayınları’ndan çıkan ve toplam 15 makaleden müteşekkil olan Taşköprülüzâde’de Bilgi, Bilim ve Varlık kitabı, 2016 senesinde İstanbul’da düzenlenen “Uluslararası Taşköprülüzâde Sempozyumu” ile “Taşköprülüzâde Projesi” neticesi ve kapsamında sempozyumda sunulan tebliğlerin genişletilmesi ve yeni makalelerin eklenmesiyle ortaya çıkmıştır. Editörlüğünü Medeniyet Üniversitesi Felsefe Bölümü hocalarından İhsan Fazlıoğlu ve İbrahim Halil Üçer’in üstlendiği Taşköprülüzâde’de Bilgi, Bilim ve Varlık kitabının ilk baskısı 2020 yılı Mart ayında yapılmıştır. Bir 16. yüzyıl Osmanlı âlimi olan Taşköprülüzâde, eserlerini varlık ve bilgi felsefeleri ile tasavvuf alanları etrafında vermiştir. Öyle ki onun eserleri, İslâm düşünce geleneğinin ve dönemindeki ilmî meselelerin anlaşılması açısından ulvî bir öneme sahiptir. Özellikle ilimler tasnifiyle ilgili kaleme almış olduğu Miftahu’s-saâde ve Osmanlı âlimlerini tanıttığı eş-Şekaiku’n-Nu’maniyye adlı eserleriyle tanınan Taşköprülüzâde; kelâm, fıkıh, tefsir, ahlak ve mantık gibi çeşitli alanlarda birçok kitap ve risale telif etmiştir. Taşköprülüzâde’nin felsefî-kelâmî nazariyelerine dair görüşlerinin incelendiği bu eser; bilgi, bilim ve varlık olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır.

İlk olarak “Bilgi” bölümünde İslâm mantık geleneğinde tanım teorileri, bilginin taksimi ve mantık ilminin ana mevzularından olan bilinmeyeni bilmek gibi epistemolojinin temel konuları ve bunların Taşköprülüzâde’deki izdüşümleri ele alınmıştır. Tam tanım probleminin arka planı ve sonuçları; Fahreddin Râzî’nin ve Nâsiruddin Tûsî’nin de tanım teorisiyle ilgili argümanlarına değinilmek suretiyle karşılaştırmalı bir şekilde incelenmiştir. İslâm düşüncesinde bilginin imkânı sorununa Fahreddin Râzî sonrası gelen çözüm arayışı ve eleştirilere yer verilmiş, bu soruna Taşköprülüzâde’nin getirmiş olduğu teklif de ortaya konmuştur.  Şerhu Âdâbi’l- Bahs ve’l-Münâzara eseri bağlamında bir tartışma ahlakı olan münâzara ilminin İslâm düşüncesinde ortaya çıkışı ve bu ilmin kriterleri konu edinilmiş, Taşköprülüzâde’nin münazara ilmine katkıları ise bu ilme dair kaleme almış olduğu eserleri çerçevesinde anlatılmıştır.

Eserin “Bilim” konulu ikinci bölümünde, İslâm düşüncesinde ve daha özelde Osmanlı Ülkesi’nde felsefe, din ve bilim gelenekleri, felsefenin neliği ve ilimler tasnifi gibi çok geniş araştırma alanını haiz olan meseleler ele alınmıştır. Osmanlı’daki felsefe ve bilim geleneğinin oluşum süreci Osmanlı’nın Beylik, Sultanlık ve İmparatorluk dönemlerine değinilerek anlatılmış, daha sonra klasik dönem bilim hayatının genel özelliklerine yer verilmiştir. Bu dönemde bilim yaparken kullanılan yöntem ele alınmış, nazarî bir içerik kazanmaya başlayan matematik ve astronomi çalışmaları incelenmiştir. Eserde ilk İslâm filozoflarından olan Fârâbî ile kendisinden sonra gelen İbn Sina ve İbn Haldun’un felsefî sistemleri, onların uygarlık anlayışlarına tesiri açısından incelenmiştir. Aynı zamanda Taşköprülüzâde’nin Miftahu’s-se’âde’si ile Mehmet Emin Şirvânî’nin el-Fevâidu’l-hâkâniyye isimli eseri ilimler tasnifi bağlamında değerlendirilmiştir. Adları geçen bu iki eser, dönemlerindeki mevcut bilim ve düşünce birikimini tanıtması açısından oldukça önem arz etmektedir.

Eserin son bölümü olan “Varlık” bölümünde Taşköprülüzâde’nin ontolojik ve epistemolojik görüşleri ele alınmış, onun metafizik anlayışı müşâhede ve nazar yöntemleri sınırlarında incelenmiştir. Taşköprülüzâde’nin Ravzu’d-dekâik fî Hazerâti’l-hakâik (Hakikat Mertebelerindeki İncelikler) isimli eseri küllî varlık mertebeleri çerçevesinde tetkik edilmiş, sudûr teorisine ilişkin İslâm düşünce ekollerinin içinden yükselen eleştiriler, ortaya konulan yorumlar ve çözüm önerileri değerlendirilmiştir. İslâm düşüncesinde tecrîd hâşiyeleri geleneği incelenmiş, Taşköprülüzâde’nin Tecrîd Hâşiyesibağlamında kelâmın klasikleşen konularından biri olan “ma’dûmun şeyiyyeti” problemi ele alınmıştır.  Taşköprülüzâde’nin vahdet-i vücûd anlayışı, mukaddime, üç matlab ve bir vasiyetten oluşan Ecellu’l-mevâhib fi ma’rifeti Vücûdi’l-Vâcib (Zorunlu Varlığı Bilmeye Dair Bahşedilenlerin En Görkemlisi) isimli risâlesi incelenmek suretiyle ortaya konmuştur.

Netice olarak Taşköprülüzâde’de Bilgi, Bilim ve Varlık kitabı, uzun süren bir çalışmanın ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Taşköprülüzâde’nin mantıkî ve metafizik incelemeleri, felsefî ve kelâmî nazariyelere dair görüşlerinin tespit edilmesi İslâm düşünce geleneğindeki ilmî meselelerin anlaşılması açısından büyük bir öneme sahiptir. Aynı zamanda bu eseri takiben Taşköprülüzâde’de Dil, Ahlak ve Siyaset ile Bir Osmanlı Âliminin Portresi: Taşköprülüzâde adlı iki önemli eserin daha neşredileceği müjdesi okuyuculara verilmiştir. Elimizdeki bu eserin ülkemizdeki felsefe ve bilim çalışmalarını teşvik edici bir adım olmasını temenni ederiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir