308 kez görüntülendi.

Bu Neden Bir Pipo Değildir?

Her şey Platon’un o meşhur Kratylos diyaloğunu kaleme almasıyla başlamadı elbette ya da Magritte’in imgelerin ihanetini fark edişinden sonra başlamadı. Daha önce de tartışılan bir şeydi “adlar”. Platon’dan Magritte’e kadar çok farklı şekillerde tartışılmıştı. İnsanın asırlardır tartıştığı “adlar” nasıl bir sorunu teşkil etmektedir? Belki kutsal metinlerin bu konuda bize söyleyeceği şeyler vardır. Öncelikle “adlar sorunu”nu […]

“Vedâ-ı Ramazân”

Vedâ-ı Ramazan[1]  [2]”شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ” Ey şehr-i güzîn-i mağfiret encâm! [Ey sonu mağfiret olan şehr-i güzîn] Kur’ân-ı mübîn-i ilâhî senin şanını tebcil ve takdis ediyor. Ümmetinin saadet-i dünyeviyye ve uhreviyyesinin kefil-i mübecceli ve süferâ-i ilâhiyyenin en şanlı, en şeref-âveri bulunan kâfile-sâlâr-ı enbiya  [nebiler kafilesinin önderi] (s.a.v.) […]

“Geçen Ramazan Cami-i Şerifte”

Geçen Ramazan Cami-i Şerifte[1] Öğleden sonra yarın camie birlik gidelim Minberin semt-i yesârında muhabbet edelim Bir gün evvel iki bey böylece vermişti karâr Ettiler her ikisi verdiği sözde ısrâr Gitti ferdâsı [ertesi] günü mevki-i maʿlûma biri Hâneden çıktı o niyetle refîk diğeri Beyazıt’a müteveccih gidiyorken meşgûl Buldu kalbinde diğer bir emel taze husûl Koska’da var […]

Bir Kitapçı Çırağının Olağanüstü Hikayesi | Kitap İnceleme

Bir Kitapçı Çırağının Olağanüstü Hikâyesi: “Bu Seyahat Biz Doğunun Çocuklarının İçinden Geçer” Yıllar önce henüz lise yıllarındayken yazar bir öğretmenim vardı, kitabının adı “Herkes İçin Tarih” idi “ben de herkes kümesine dâhilim, bana da diyecek şeyleri vardır bu kitabın” diyerek adeta bana yazılmış gibi okumuş hususen benim için kaleme alınmış gibi hissetmiştim. O günlerden yıllar […]

Bizim Ramazanlar – I (Ispartalı Hakkı)

*Ramazan vesilesiyle Burhan Başarslan ve Mustafa Taş, Ispartalı Hakkı’nın 1917/1335’te İslâm Mecmuası’nda yayımlanan “Bizim Ramazan” başlıklı yazısını latinize ettiler.   “Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer!” Ramazan, evvelleri hayırla, bereketle beraber gelirdi. Gözlere nurlar, gönüllere sürurlar getirirdi. Mübarek ay, belki yine öyle geldi. Lakin biz bunu anlayacak halde olmadığımızdan, anlamadık. Ramazan gelince, ben yeniden […]

Bir, İki, Üç, Dört

Masanın üstünde duran cam şişenin kapağını çevirdi, kapağın yarısından biraz fazla olacak şekilde şurubu kapağa döktü ve içti. Işıkları kapatıp yatağın derinleşen koynunda bir müddet soluklandı. Gözlerini karanlığa karşı kışkırtamayacağının idrakindeydi. Fakat karanlığa saplanan gözleri yokluğun içine düşmek istedikçe içinde büyüyen bir çentik çukurlaşıyordu. Birazdan ayyuka çıkacaktı aslı nasılsa hangi fikir deşmekteydi içindeki çentiği. Mümkün […]

Bir Gidiş Bir Geliş Öyküsü

Bir daha göreceğimden eminim o şehri, sokaklarını, yollarını şimdi anımsadığım anımsayamadığım her şeyi bir daha göreceğim. Şehri, şehir yapan nedir? İnsanlar mı parklar mı kahvehaneler lokantalar, ya okullar üniversite yekpare camdan mağazalar? Hangisi şehri şehir yapıyor, yoksa kalabalıklar mı? Orda olup da burada olmayan nedir ki beni eksik bir şehirde yaşıyormuşum hissine mecbur bırakıyor. Tekrar […]

Bir Uyurgezerin Hikayesi

İçindeki karanlık gitgide büyüyor, büyüdükçe ruhunu sarıyor, sardıkça ruhunu sıkıyordu. Bu halet-i ruhiye bir iki haftadır Vacip’in içinde debelendiği fakat bir türlü yenemediği bir korku gibi etrafını sarmış onu derin bir eylemsizliğe sevk etmişti. Böylesi zamanlarda Vacip adeta, arzı bitmek tükenmek bilmeyen bir yol ve kendini büyük bir adım olarak telakki eder, düşmanından kaçarcasına yürümeye […]

Kırk Adım | Öykü

Kaldırımın yola yakın tarafından göğe bakmak için başını kaldırdı Refik Bey. Bilinmez ki şu an kaç kişi Refik Bey gibi göğe bakmakta, aldığı soluğu bu kez de yukarı vermektedir. “Yılların eskitemediği gök, ne işler açtın başıma!” diye söylendi Refik Bey muhatabına yani göğe yönelerek. Bir yaş daha almıştı Refik Bey. Günyüzü göstermeyen Dünya, bir kez […]

Fuzûlî’nin Leylâ vü Mecnûn Mesnevisi –Dîbâce-

Dîbâce, Divan Edebiyatında manzum eserlerin başında yer alan önsöz niteliğindeki bölüme verilen isimdir. Dîbâceler, eser hakkında başlangıç niteliğinde bilgi sunar. Ayrıca dîbâcelerde yazarın eseri yazma sebebi (sebeb-i telif), üslubu, sanat düşüncesi, sanata dair yorumları gibi birçok bilgiye yer verilir. Dîbâceler, genellikle mensur ve Farsça-Arapça terkiplerin ağırlıklı olduğu bir şekil özelliğine sahiptir. Ahenk unsuru olarak dîbâcelerde […]

Fuzûlî’nin Leylâ vü Mecnûn Mesnevisi (Giriş)

Türk Edebiyatında birçok şair Leylâ vü Mecnûn hikayesine eserlerinde yer vermiştir. Kimi zaman mesnevi tarzında kimi zamansa gazel tarzında kaleme alınmış bu eserler geniş bir literatür oluşturur.  Şüphesiz bu literatürde en çok parlayan eser Fuzûlî (v.1556)’nin mesnevisi olmuştur. Eser 3086 beyitten müteşekkil olmakla birlikte “mefûlü-mefâilün-feûlün” veznindedir. Dibâce ile başlayan eser üç rubai ile devam eder […]

Aşk ve Matematik

Varlık ve Dili Üzerine Matematik, insan aklının ürettiği -ya da farkına vardığı- en büyük illüzyon olsa gerek. İnsan, şeylerden oluşmuş büyülü bir kompozisyonun ortasında, anlamak için ne esrârengiz yollara başvuruyor. İşte Matematik bu yolların en akla yatkını gibi durmaktadır. Ama gerçekten insanın ısrarla arzuladığı bu rasyonelliğin karşılığı Matematikte mevcut mudur? Muhakkak insan, karşılaşmalarını anlamlandırmak ve […]

Divan Edebiyatında Tanzir ve Günümüzden Bir Tanzir Örneği Tahlili

Tanzir kelime olarak benzetme, mukayese etme gibi anlamlara sahip olmakla birlikte Divan şiirinde terim olarak “bir şiire benzer şiir üretmek” anlamına gelmektedir. Tanzir iki temel kaide üzerine ikame edilir. Bunlardan ilki esas alınan şiirin unsurları diğeri ise benzer olarak üretilecek yeni şiirin unsurlarıdır. Bu iki şiirden tanzir edilene-kendisine benzetilene- esas şiir demek yerinde olacaktır. Yeni […]