4.530 kez görüntülendi.

Arap Dili’nden Yüksek Lisans Yapmak İsteyenlere

مرحبا يا جماعة المحبين بلغة الضاد

Marmara Üniversitesi, Arap Dili ve Belagatı yüksek lisans ders dönemindeyim, güz döneminin sonuna geldik.

Çevremde bu alandan yüksek lisans yapmak isteyenlerin olduğunu bildiğim ve buna dair sorular aldığım için hem akıllardaki bazı belirsizlikleri netleştirmesi, hem de beni her soran meraklı talebeye ayrı cevap yazmaktan âzâde etmesi için bu içerikte bir yazı yazayım dedim.

Yazı içerisinde genel anlamda yüksek lisansa dair şeyler de söyleyebilirim ama benim tecrübemin belirli bir üniversite (Marmara Üniversitesi) ve alan (Arap Dili ve Belâgatı)  üzerinden olduğunu, şartlar değiştiğinde şekillerin de değişebileceğini göz önünde bulundurarak okumanızı rica edeceğim.

Başlamadan önce son olarak şunu da belirteyim: Bu yazıyı yazmak için ders döneminin bitmesini beklemedim. Çünkü seneye bu alana gelmek isteyenler için geç olacaktı. Belki ders dönemim bittiğinde yazıya tekrar dönüp, güncelleyebilirim.

Üslup soru-cevap şeklinde. Buyrunuz.

Öncelikle, yüksek lisans nedir, kim yüksek lisans yapmamalıdır?

Yüksek lisans eğitiminin, üniversite mezuniyeti sonrasında tezli ve tezsiz iki çeşit olarak, herhangi bir alanda ilmî/akademik açıdan uzmanlaşmaya ilk adım olduğunu biliyoruz. Asıl akademiye giriş, doktora iledir diyor hocalarımız. Yüksek lisans, akademinin avlusuna kabul ediliş diye düşünülebilir sanırım.

Kim yüksek lisans yapmamalıdır diye soruyu tersten sordum, cevaplaması daha kolay olacak: Vaktini organize etmeyi, çok okumayı, görünürde başka işlerle uğraşmaya hiçbir engel olmamasına rağmen enerji ve zamanını ilme ayırmayı başaracak denli ilim sevgisi ve iştiyakı olmayanların yapmaması gereken bir şey. Daha iyi ifade etmeye çalışayım, saydığım şeyleri gerektirdiği için, bu şeyleri yüklenmek istemeyen kişinin, diyelim ki kabul almış olsun, isteyerek yapamayacağı, kendisine eziyet edeceği bir süreç.

Bunları sayarken kendimi yapılması gerekenlerin hepsini tastamam yapıyor olarak nitelemediğimi belirtmeme gerek var mı? Hatta nelerin “yanlış” olduğunu da bizzat kendi yanlışlarımdan da öğrenmiş oldum, yazının ilerisinde buna değineceğim.

Arapçayı seviyorum, vakit geçirirken zevk alıyorum ama ana dilim olmadığı için yüksek lisansı çok mu zor olur diye endişeliyim, ne dersin?

İnsan sevdiği şeylere karşı sabırlı oluyor, zorluklar gözünde küçülüyor. Dil de çözdükçe neşelendiğin bir bulmaca ya da matematik problemi gibi. Yani şöyle, eğer Arapçan yeterli düzeydeyse (YDS’den 80 üzeri gibi bir puan mesela) ve sahiden uğraşmayı sevdiğin bir alansa Arap dili ve edebiyatı, korkacak hiçbir şey yok. Buyur gel, gönlün de aklın da sevinsin.

Endişeni yeterli seviyeye çekmek için birkaç bilgi daha vereyim: Bir dönemde 4 dersimiz var. Haftada iki gün fakülteye gidiyoruz. Derslerde okuduğumuz kaynaklar doğal olarak Arapça ama eğitim dili Türkçe. Şöyle, metinleri gerektiğinde çevirirken ya da üzerinde yorumlar yaparken Türkçe konuşuyoruz. Çoğunluk eğitim dilinin de Arapça olacağını düşünüyor, öyle değil ve doğru olanın da şu anki düzen olduğunu düşünüyorum ben de. Zira insan ana dili ile analiz yapar, kendisini en iyi ana dili ile ifade eder. Yl de de amaç muhadese yapmak değil bir bir dil birikimiyle tanışmak ve bu birikim üzerinde analiz yapmaksa, bu Türkçe ile yapılmalı derdim, soran olsaydı. 🙂

Ders içeriklerinden biraz bahsedebilir misin?

Bahsederim tabii ki. Bu dönem aldığım dersler şunlardı:

  1. Sözlük İlmi: معاجم اللغة العربية بدايتها و تطورها للدكتوراميل يعقوب  Kitabını okuduk, yaklaşık 200 sayfalık, Arap sözlükçülüğünü, dönemleriyle ve en öne çıkan örnekleriyle ele alan bir kitaptı, derslerde biz okuyorduk, anlamadığımız yerlerde hocamız yardımcı oluyor ya da gerekli yerlerde ek bilgiler veriyordu. Kitabı baştan sona bitirebildik ve dersin amacına gayet uygundu.
  2. Cahiliye’den Abbasiler’e Arap Edebiyatı Tarihi: Bu derste Kenan Demirayak’ın Arap Edebiyatı Tarihi serisinden oldukça faydalandık, incelediğimiz metinler Arapça, sunumlarımızsa Türkçe’ydi. Verim alabildiğim, hiç devamsızlık yapmadan zevkle gittiğim, benim için dönemin bir numaralı dersiydi.
  3. Modern Metinler: Tek bir kaynak üzerinden gitmedik, her hafta başka bir arkadaş farklı sahalardan (haber, edebiyat, teknoloji, psikoloji…)  modern metin örneği getirdi, birlikte tercüme ederek okuduk ve klasik metinlerde bulunmayan ifade ve kelimeler üzerinde durduk.
  4. Meanî ilmi: Önce belagatın üç (meânî-beyân-bedî) kısmından ilki olan meani ilmini, bol alıştırmalı modern bir kitap üzerinden tekrar ettik. Daha sonra işlediğimiz konuları, önde gelen klasik eserlerden (Miftahul Ulum, Delail, Mutavvel..) bulup, sunum ve metin okuması yaptık.
  5. Arap Edebiyatı’nın Kaynakları: Bu ders benim resmi olarak seçemeyip üç-dört defa da olsa misafir öğrenci olarak katıldığım dersti. Saatinden ötürü tamamına katılamadığım için üzgünüm ama katıldığım kadarından istifade edebildim, bu derste de مصادر المكتبة العربية للدكتور محمد عبد المنعم خفاجي okundu, bunun yanında dersi veren hocamızın kaynaklar konusundaki geniş birikimi dersi kıymetli kılan asıl etkendi.

Nasıl kabul aldın, nasıl çalıştın? Bilim sınavı, mülakat zor muydu? Sadece Marmara mezunlarını mı alıyorlar?

Nasıl çalıştığım konusunda örnek olamayacağım sanırım, çünkü yüksek lisansa kabul almak için özel bir çalışma yapamadım. Son senemde öğrenci değişiminden kalan derslerimin de etkisiyle ekstra yoğundum, çok niyetlendim, hatta alandaki hocaları ziyaret edip nasıl hazırlanmam gerektiğini araştırdım ama uygulamaya geçemedim.

E nasıl oldu da sınavları geçtin? Geçmişteki çalışmalarla oldu çok şükür. Hazırlığı sıkı okumuş, fakülteye ek olarak Arapça klasik eserler okutan bir kuruma da 5 yıl boyunca devam etmiştim. Teorik bazı unutulmuş şeyler vardı ama önce Allah’ın lütfu, sonra daha hazırlık sınıfında Arapça alanında devam etmeye karar verip yaptığım geçmiş çalışmalar, beni özel bir hazırlık olmadan yl ye kabul alma nimetine kavuşturdu.

Yalnız aşinalık bir yana, teorik bilgiler bir yana oluyor biraz. Yani ben çok cüzi bir miktar dışında hazırlık yapamadığım için mesela bilim sınavında litaratür bilgisinde ve mülakatta nahvin detaylarına girildiğinde zorlandım.

Bilim sınavında ne soruluyor, derseniz; ne sorulmuyor ki, diyeceğim. İki kısımdı, test ve yazılı olarak. Test kısmında -hatırladığım kadarıyla- nahiv, sarf, belagat ve literatür bilgisine dair sorular ve paragraf soruları vardı. Yazılı kısımda ise bir modern metin tercümesi ile verilen iki konu başlığından birinin seçilerek Arapça bir yazı yazmamız istenildi. Normal şartlarda bilim sınavından geçemezseniz mülakata alınmıyorsunuz. Bu sene başvuran sayısı çok fazla olmadığı için (30-40?) hepimiz aynı gün içerisinde mülakata alındık.

Size tavsiyem, hazırlık yaparak girmeniz. Mesela: Dilbilgisi için hazırlık kitaplarınızı baştan sona göz gezdirmek, literatür bilgisi için İsam yayınevinden çıkmış İslam Medeniyetinde Dil İlimleri kitabına uğramak ya da en azından diadan Arap maddesinde geçen literatür bilgisini önemsemek, belagat içinse mesela Nusrettin Bolelli’nin Türkçe anlatımlı ve örnekli belagat kitabını okumak gibi.. Bir de şu var, alandaki hocalara öncesinde kendinizi tanıtmanız, sizi daha iyi anlamaları ve niyetinizin sağlam olduğunu öğrenmeleri açısından size artı olarak dönebiliyor; kayırmadan değil, anlaşılmanızdan bahsettiğimin altını çizeyim. Şart değil, kolaylaştırıcı bir unsur.

Bu arada, sadece Marmara’lılar alınmıyor. Biz 12 kişiyiz, doğru hatırlıyor isem 4’ümüz Marmara dışından. Akdeniz’den, Yalova’dan… Ek bilgi, birincilikle giren arkadaşımız da Marmara’dan değil.

Marmara’nın kabul şartları neler? İngilizce dil puanı da istiyormuş diye bir duyum aldım, doğru mu?

Değişiklikler olabileceği için resmi siteden kontrol etmenizi öneririm ama ALES için minimum 60, YDS için 50, not ortalaması için 2.50  barajı var. Benim başvuru yaptığım dönemde sosyal bilimler önce Arapça dışında bir başka yabancı dilden de en az 50 puan almış olmak şartını getirdi, hatta bu sebeple sırf başka dilden puanı olmadığından başvuramayanlar oldu. Daha sonra nasıl olduysa sistem bu şartı kaldırmış, böyle bir karışıklık olmuş. Ne olur ne olmaz siz hem Arapça’dan hem İngilizce’den elinizde yeterli bir puan bulundurursanız, daha emniyette olursunuz.

Alt sınır böyle, kabul alan kişilerin -bilebildiğim kadarıyla ortalaması ise ALES 80 ve üstü, YDS-Yökdil 85 ve üstüydü.

Son soru, lisanstan farkı nedir ve memnun musun?

Lisanstan en büyük farkı size sağladığı geniş vakit ve özgürlük alanı diye düşünüyorum. Sadece iki gün zorunlu dersiniz var. Geriye kalan vakitte lisanstaki gibi sevdiğiniz ya da sevmediğiniz birçok dersle birden ilgilenmek zorunda olmak yerine, iradenizi sağlam tutup alanınızla ilgilenmeniz gerekiyor. Bu, kendinize vakit kalmayacağı, tüm hayatınızın yüksek lisanstan ibaret olması değil. Haftada en az 3 gününüzün İsam kütüphanesinde geçmesi -eğer kütüphanede çalışmak sizin için en verimli olansa- , o geniş vaktin size tembellik yapın diye verilmediğini hatırlayıp hayırda kullanmaya çalışmanızın sizin adınıza iyi olacağı ve bu şekilde sahada yer işgal etmek yerine yer doldurmuş olacağınız gerçeği var.

Bunun dışında derslerin işleniş şekli az kişi olmanın da verdiği avantajla hem daha interaktif, hem de zaten çoğunlukla siz sunum yapıyorsunuz. Arka sıraya geçip hocaya küsme, sesinizi çıkarmama şansınız artık yok.

Şuraya bir uyarı eklemek istiyorum: Derslerin rakamca azlığına güvenerek, yüksek lisansla birlikte çok şeyi yapabileceğiniz düşüncesine kapılmamanız sizin hayrınıza; ben ettim siz etmeyin. Sene başında durumum vahimdi, çok ders yükü ya da meşgaleyi bir arada yüklenmiştim. Neyse ki kimi iki ay gibi bir süre içindi, kimisi de finallerden önce bitti, yoksa ciddi zorlanacaktım. Yüksek lisansın yanına bir-iki tane -Arapça dışı alandan bir eğitimi kast ediyorum burada- devamlı ders (tercihen 1) ve bir de hobi ekleyebilirsiniz ama fazlası dikkat dağıtıyor, çok yorucu oluyor. Tabii bu kişiden kişiye çok değişen bir mesele, yüksek lisansla birlikte öğretmenlik yapan arkadaşımız da vardı, siz kendinizi daha iyi tanıyorsunuz, ona göre düşünürsünüz.

Bitiriyorum:

Memnun muyum? Çok şükür, memnunum. İnşallah ben de alanı memnûn edebilirim. (Oradan bir “amin” sesi duydum sanki. Teşekkürler.)

Not: Eksik bıraktığım ya da hatalı aktardığım meseleler varsa yorum kısmında sorabilir ya da katkıda bulunabilirsiniz.

Not2: Şuraya yüksek lisans arkadaşlarımızla birlikte oluşturduğumuz, ders kitaplarımızın pdf’lerinin, okuma listelerinin vesaire bulunduğu drive klasörünün linkini de bırakayım, istifade edeceklerden dua alalım:

https://drive.google.com/open?id=1ABx_3UhjCG4di5xZwBk6pxcohCN7USv-

 

Kapak Fotoğrafı: https://islamansiklopedisi.org.tr/arap#dil

YORUMLAR

  1. Hocam meraba, benim farklı bir sorum olucak. Bildiğiniz üzere ilahiyat mezunları arapça öğretmeni olarak atanamıyor. Acaba arap dili ve edebiyatından yüksek lisans yapılarak atanılabilinir mi? Teşekkürler…

    1. Merhaba. Bu konuyla ilgili net bir bilgim malesef yok. Üniversitelerde öğretim görevlisi alımı oluyor bunubiliyorum, ama imam-hatiplerde Arapça öğretmenliği yapabiliyor muyuz, buna dair bir bilgim yok.

  2. Allah sizden razı olsun hocam arayıp ta ulaşamadığım bazı eserlere sizin sayenizde ulaştım. Çok teşekkür ederim.. Ayrıca verdiğiniz bilgiler için de çok teşekkürler..

    1. Hepimizden inşallah 🙂 Birilerinin işine yaradığını duymak çok güzel, yorumunuz için teşekkürler siz de çok sağolun 🙂

    1. Evet tabii ki, Arap dilinden yüksek lisans yapmak için İlahiyat mezunu olma şartı yok. En azından Marmara’nın böyle bir şartı yok. Sizin de zikrettiğiniz gibi diliniz ve alesiniz yeterliyse başvurabilirsiniz. Sonrası da sınav ve mülakat.

  3. Selamün aleyküm hocam, ben 2018 ilahiyat mezunuyum. Şu anda atandım. Dersime ve hocama o kadar çok değer veririm ki sırf daha iyi yapmak ve hocaya karşı mahçup olmamak için sağlığıma zarar verecek derecede ders çalışan biriyim. Bu sebeple yüksek lisans yapmaya korkuyorum. Ama Arapçayı çok seviyor ve öğrenmek istiyorum. Yüksek lisans yapmadan Arapça’mı geliştirmemin başka bir yolu yok mu? Ve eğer varsa nasıl bir yol izlemeliyim? Cevabınızı merakla bekliyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir